Haber Detayı

Mahmut Arıkan'dan Erken Seçim Yanıtı: "Özellikle Muhalefet Partilerini Hazırlıksız Yakalayabilmek İçin Bas...
Güncel haberler.com
28/01/2026 13:39 (1 saat önce)

Mahmut Arıkan'dan Erken Seçim Yanıtı: "Özellikle Muhalefet Partilerini Hazırlıksız Yakalayabilmek İçin Bas...

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, "Her ne kadar Sayın Bahçeli 'erken seçim yok' dese de vatandaş erken seçim istiyor. 2026’da olmasa bile, 2027’de seçimlerin yapılacağını düşünüyorum. Yine her an bir erken seçim olabilir; ancak ben bu kez erken seçimden ziyade baskın seçim olacağını düşünüyorum. Özellikle muhalefet partilerini hazırlıksız yakalayabilmek için baskın seçim ihtimali çok daha yüksek" dedi.

(TBMM) - Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, "Her ne kadar Sayın Bahçeli 'erken seçim yok' dese de vatandaş erken seçim istiyor. 2026'da olmasa bile, 2027'de seçimlerin yapılacağını düşünüyorum.

Yine her an bir erken seçim olabilir; ancak ben bu kez erken seçimden ziyade baskın seçim olacağını düşünüyorum.

Özellikle muhalefet partilerini hazırlıksız yakalayabilmek için baskın seçim ihtimali çok daha yüksek" dedi.Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, TBMM'de parlamento muhabirleri ile kahvaltıda bir araya gelerek gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu, soruları yanıtladı.

Dünyanın bazı bölgelerinde devam eden savaş ve çatışmalara ilişkin konuşan Arıkan, "Çemberin hızlı bir şekilde daraldığını ve bizimle ilintili olan gerek inanç anlamında, gerek kültürel anlamda bağımız olan coğrafyalarda çok hızlı savaşların çıktığına, iç kargaşaların yaşandığına şahit oluyoruz.

Dışarıda bunlar olurken diğer taraftan da dış ülkelerde ciddi ekonomik dengesizliklerin olduğunu, gelir dağılımındaki adaletsizliğin hızlı bir şekilde arttığını; bazı ülkelerin bir bardak suya, bir lokma ekmeğe muhtaç bir süreç yaşarken bazı ülkelerin de altın tozlu yemekler yediği programlar yaptığına şahitlik ediyoruz" diye konuştu."Bir beka meselesini konuşacaksak Türkiye'deki bağımlılık meselesini konuşmamız gerekiyor"Türkiye'deki ekonomik krize değinen Arıkan, "Ülkemizdeki durum da çok farklı değil.

Ekonomik manadaki sıkıntıları beraber yaşıyoruz.

Sıkıntılar, problemler saklanamayacak noktaya geldi. 'Terör meselesi yok' demekle ortadan kalkmadığını bugünlerde yaşanan hadiselerde gördük.

Kürt meselesinin 'hadi çözüyoruz' deyince bir masaya oturulduğunda çözülemediğine de, üzülerek bugünlere şahitlik etmekteyiz.

Hem devlet kurumlarının hem özel sektörün, ilan edilmemiş olsa bile iflasla karşı karşıya kaldığını; emeklilerimizin durumu, asgari ücretlerimizin durumu, çiftçilerimizin durumu, öğrencilerimizin gelecekle alakalı her geçen gün umutsuzluğa kapılmaları, yurt dışına gitmeyi bir seçenek olarak gören genç sayısının hızla arttığını görüyoruz.

Eğitim meselesi, tarım meselesi, bağımlılık meselesi maalesef Türkiye'de yeterince gündem olmuyor ama 'beka meselesi' bu ara çok dile dolanıyor.

Bir beka meselesini konuşacaksak Türkiye'deki bağımlılık meselesini konuşmamız gerekiyor. 86 milyon insanımızın yaşadığı ülkede 35 milyon insanın uyuşturucudan mağdur olduğunu görüyoruz.

Güvenlik meselesindeki sıkıntıların hararetle devam ettiğini görüyoruz" ifadelerini kullandı."Ülkemizde yeterince özgürlük olmadığını görüyoruz"Saadet Partisi olarak Türkiye'ye vadettikleri çözümleri başlıklar halinde anlatan Arıkan, "Ülkemizi özgürleştirmemiz gerekiyor arkadaşlar.

Her ne kadar ülkemizin özgür olduğu, bağımsız olduğu ifade edilse de gerek ekonomik manadaki çıkmazlarımıza, gerek dış politikadaki çıkmazlarımıza, gerekse yakın coğrafyada yaşanan hadiselere baktığımızda ülkemizde yeterince özgürlük olmadığını görüyoruz" dedi."Türkiye'de inancımızı özgürleştireceğiz""İnancımızı özgürleştirmeliyiz" diyen Arıkan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Maalesef Cumhuriyet'in ilanından bu tarafa inanç istismarı üzerinden birçok iktidarlar geldi.

Birçok bu istismarlar üzerinden siyasi partilerin oylar aldığına şahitlik ettik.

Bizim bir diğer vaadimiz ve önemli olduğunu düşündüğümüz vaadimiz, Türkiye'de inancımızı özgürleştireceğiz.

İnsanımızı özgürleştireceğiz.

Bugün 2026 yılındayız.

Hala biz Türk-Kürt meselesini tartışıyorsak, hala Alevi-Sünni meselesini tartışıyorsak, hala gelir dağılımındaki adaletsizlikten bahsediyorsak insanımızın da özgür olmadığını söyleyebiliriz.

Bir diğer özgürlük vaadimiz, umudu özgürleştirmektir.

Bizim dedelerimiz 'Çanakkale geçilmez' diyerek bu vatanı muhafaza edebilmek için, bizlere bırakabilmek için şehit olmuşlar.

Ama o dedelerin torunları bugün imkan bulsa, kapılar açılsa, sınır kapıları açılsa birçok gencimiz ülkeyi terk etme durumuyla karşı karşıya.

Neden?

Umut özgür değil, umutsuzluğun hakim olduğu bir durumla karşı karşıyayız.

Bir diğer özgürlük vaadimiz de ekmeği özgürleştireceğiz.

Ne demek istiyorum?

Meclis'te geçen hafta sizler yakından takip ettiniz; emekli maaşı konuşuldu ama emekli maaşından başka her şey konuşuldu.

Şovlar yapıldı, hamasi cümleler kuruldu, eylemler yapıldı.

Bunlar olmasın demiyorum ama günün sonunda finale geldiğimizde 20 bin liraya emeklilerimizin mahkum edildiğini gördük.

Asgari ücreti hep beraber görüyoruz.

Yani Türkiye'de gelir adaleti adil bir şekilde olmadığı müddetçe emeğin özgürlüğünden de bahsetmemiz mümkün değildir."Kadın mefhumunu özgürleştireceğiz"Bir diğer özgürleştireceğimiz mefhum da adalet mefhumu.

Zaten bu adaleti çözersek diğer problemlerin hepsinin çözüleceğini hepimiz biliyoruz.

Yapılan kamuoyu yoklamalarını sizler vasıtasıyla öğreniyoruz.

Türkiye'de yaşayan her dört kişiden üçü yargıya güvenmiyor.

Mahkeme koridorlarında davaları kazanabilmek için haklı olmanın yetmediği bir süreçle karşı karşıyayız.

Son olarak bu hususta kadın mefhumunu özgürleştireceğiz.

Her iktidar geldiğinde, her siyasi parti kadınlarla alakalı birçok cümle kuruyor, birçok vaatte bulunuyor ama iş başa gelince orada da özgürlük manasında birçok kısıtlamanın olduğuna şahitlik ediyoruz""Yeni bir yol arayışındayız.

Bunun için bütün partilerle görüşeceğiz"Saadet Partisi Genel Başkanı Arıkan, "Üçüncü yol' ifadesini daha sık duymaya başladık.

Bugün Yeniden Refah Partisi'ni ziyaret edeceksiniz.

Bu üçüncü yola dahil olup olmayacağı konusunda daha önce de birtakım ifadeler kullandınız ama gün geçtikçe belki biraz daha mı netleşiyor?

Bir de tabii burada şimdi '50 artı 1' diye bir gerçek de var.

CHP Genel Başkanı ile de görüştünüz.

Böyle bir geniş ittifak olmazsa, yani yüzde 48'de kaldı daha önceki seçimde, daha geniş bir ittifaka mı dahil olursunuz?

Nasıl bir yol izleyeceksiniz?" şekindeki soruya şu yanıtı verdi: "Bir yıl oldu ben göreve geleli. ve hep söylediğim cümle şu oldu: Hamasetle değil, ferasetle hareket etmek durumundayız.

Siz de ifade ettiniz; 50 artı 1 gibi ucube bir sistem var.

Böyle bir sistemde ittifaklar zorunlu. ve Saadet Partisi 57. yılında; yani 57 yıllık bir siyasi geçmişi var. 57 yıl boyunca ilkeler ve prensipler üzerinden hareket etmiş bir siyasi parti. 1974 yılında merhum Ecevit'le Cumhuriyet Halk Partisi ile Milli Görüş Hareketi bir ittifak yapmıştı.

Kıbrıs Barış Harekatı'nı yapmıştı.

Amerikan ambargosunu kaldırma iradesini ortaya koymuştu.

Birkaç yıl sonra Adalet Partisi ile, dönemin Adalet Partisi Genel Başkanı merhum Demirel'le, merhum Türkeş'le koalisyonlar yapmıştı. 1991 yılına geldiğimizde yine Refah Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi, Islahatçı Demokrasi Partisi bir ittifak kurarak hareket etmişti.

Biraz daha yakın tarihimize geldiğimizde Doğru Yol Partisi ile Refah Partisi, Refahyol İktidarı koalisyonunu kurmuşlardı. ve bugün hala Cumhuriyet kurulduktan bu tarafa 103 yıl geçti.

En başarılı hükümet olarak kayıtlara geçti o hükümet.

Bugün de 2018 yılında Millet İttifakı kurulurken Saadet Partisi, kendi menfaatinden önce ülke menfaatini önceleyerek hareket etti.

İlkelerini, prensiplerini ortaya koydu.Bugün de biz bütün siyasi partilerle iletişim kanallarını olabildiğince açık tutarak ilkeleri ve prensipleri ortaya koymaya gayret gösteriyoruz.

Bununla alakalı bir yol arayışındayız.

Yeni bir yol arayışındayız.

Bunun için bütün partilerle görüşeceğiz.

Önümüzdeki dönemlerde daha somut cümleler kullanacağım ama benim kanaatim şu: Seçimlere en erken bir buçuk yıl var gibi gözüküyor. 2027'nin ikinci yarısı seçim yılı gibi tahmin ediliyor.

İktidar partisinde de böyle dönem dönem açıklamalar yapılıyor.

O tarihe kadar bir planda bu çalışmalar yürütülerek, mutfak kısmı dediğimiz kısımda bu çalışmalar yürütülerek ilkeler, prensipler, biraz önce bahsettiğim sorunların çözümüyle alakalı neler yapılabilir; bunlar konuşulursa Türkiye'ye daha faydalı işler yapabiliriz diye ümit ediyorum.

Bugün Yeniden Refah Partisi ziyaretimiz olacak.

Yarın DEM Parti heyeti bizim partimize bir ziyarette bulunacak.

Önümüzdeki hafta Anahtar Parti ile bir görüşmemiz olacak.

Yine İYİ Parti ile görüşmelerimiz olacak.

Bütün siyasi yelpazeyle görüşmeleri yapıp en doğru ittifakı bulmaya gayret göstereceğiz.

Ama ana bakış açımız üçüncü bir yol inşa etmek üzerine olacak""Süreci Amerika'yla götürmeye kalkarsak..."Nijerya'nın D-8'e katılımı bağlamında Türkiye'nin dış politikasını nasıl değerlendirdiğinin sorulması üzerine ise Arıkan, " Önce iç huzuru, iç birleşmeyi sağlamamız lazım.

İktidar da bunu söylüyor.

Ben burada dış politikada olumlu noktadan bakmaya gayret gösteriyorum.

D-8'ler bizim kurduğumuz bir birliktelik ve 23 yıl boyunca AK Parti iktidara geldiği günden bu tarafa ısrarlı bir şekilde D-8'in canlandırılması gerektiğini savundu.

Ama bugüne kadar o noktada gerekli adımların atılmadığına da üzülerek şahitlik ettik.

Amerika karşısında...

Bir Amerika gerçeği var.

Bunu görmezden gelirsek olayları eksik değerlendireceğimizi ben düşünüyorum.

Nijerya'nın bu ziyareti, Mısır'ın, İran'ın, Bangladeş'in, Endonezya'nın, Türkiye'nin, Malezya'nın bir araya gelerek bir güç oluşturarak Suriye meselesini konuşması, İran meselesini konuşması önemli.

Ama biz bunu yapmak yerine süreci Amerika'yla götürmeye kalkarsak kısa vadeli kazanımlar varmış gibi görüyoruz ama uzun vadede çok büyük kayıplarımızın olduğunu görüyoruz" ifadelerini kullandı."Bu coğrafya Türk'ün olduğu kadar Kürt'ün de coğrafyasıdır, bütün yaşayan insanların coğrafyasıdır"Arıkan, "Şimdi Suriye hareketli bir saha ve biliyorsunuz 'Kürt bölgeleri yoğun kuşatma altında, çatışma altında' diye haberler geliyor ve bütün dünyada Türkiye'de de kadınlar saçlarını örerek oradaki direnişe ya da karşı çıkışa destek olmaya başladılar.

Ama Türkiye'de de inanılmaz bir şekilde saçını örerek destek olan bu kampanyaya kadınlar gözaltına alınıyor.

Siz bu kampanyayı nasıl görüyorsunuz?" sorusuna ise şu yanıtı verdi: "Köklü bir siyasi geleneğimiz var ve Kürt meselesinde Türkiye'de ilk bedeli ödeyen parti, Milli Görüş Hareketi'nin partileri oldu.

Hatırlar mısınız bilmiyorum; 1990'lı yıllarda Necmettin Erbakan Hocamız Bingöl'de tarihi bir konuşma yapmıştı ve ceza almıştı.

Yine 1996 yılında Van Milletvekilimiz Fethullah Erbaş, PKK'nın kamplarına gitmişti, orada esir olan askerlerimizi getirmişti ve bunun bedellerini o dönem ödemişti.

Biz hep şunu söylüyoruz: Bir ülkede yaşayan ne kadar Kürt varsa, ne kadar Türk varsa; bu coğrafya Türk'ün olduğu kadar Kürt'ün de coğrafyasıdır, bütün yaşayan insanların coğrafyasıdır.

Ne kadar Sünni'nin hakkı varsa, Alevi'nin de bu topraklar üzerinde o kadar hakkı olduğu inancındayız.

Çoğunluğun Türk olması, Kürt'ün haklarını görmezden gelmemeyi gerektirir.

Aynı şey, tersi durumda da geçerlidir.

Şunu da hep söylüyorum: Çoğunluğun yaptığı milliyetçilik olarak tanımlanırken, azınlığın haklarını savunması 'bölücülük' olarak tanımlanırsa, orada bir çıkmaza gireriz.

Hiçbir zaman çokluk, meşruluğun ve hakkın karşılığı olamaz.

Suriye'de de hepimizin içini acıtan çok sıkıntılı bir süreç var.

Bugün son bir ay içerisindeki gelişmelere bakarak değerlendirme yaparsak eksik olur.

Büyük resme baktığımızda, Esad'ın ilk günlerinden bu yana coğrafyanın dizayn edilmeye çalışıldığını görüyoruz.

O dönem SDG'nin yanında olan Amerika vardı.

Bir yapılanma söz konusuydu.

Sonra Amerika ne oldu da, ne görüşüldü de, hangi karşılıklı anlaşmaya varıldı da SDG'den desteğini çekti?

Şimdi orada bir bombalama durumu söz konusu. "Terörsüz Türkiye Komisyonu'na bugün hiç olmadığı kadar iş düşüyor"Eylemler insanların en doğal hakkıdır.

Saç örme eylemi olur, başka eylemler olur; bunlara saygıyla yaklaşmak gerekir.

Herkesin Türkiye'de eylem hakkı olduğunu düşünüyorum.

Ancak Terörsüz Türkiye Komisyonu'na bugün hiç olmadığı kadar iş düşüyor.

Bir yılı aşkın süredir bu komisyon görev yapıyor ama tam da bugün devreye girmesi gerekiyor.

Uzun zamandır toplantı yapılmadığını sizler de bizler de yakından takip ediyoruz.

Bugün o komisyon elini değil, vücudunu taşın altına koymalı; bölgede neler olup bittiği konusunda kamuoyunu doğru şekilde bilgilendirmelidir.

Bir haber kaynağına bakıyorsunuz, 'çok sıkıntı yok' deniliyor.

Başka bir kaynağa bakıyorsunuz, çocukların katledildiğini, insanların balkonlardan atıldığını görüyorsunuz.

Burada şeffaf bilgiye ulaşma ihtiyacı vardır.

Yapılacak şey çok nettir: Terörsüz Türkiye Komisyonu bir heyet kurmalı, gerekirse 51 milletvekilinin tamamı bölgeye gitmeli; ne oluyor, ne bitiyor yerinde görmeli ve kamuoyunu bilgilendirmelidir.

Ancak bu şekilde doğru değerlendirme yapılabilir.""Yeniden Refah Partisi, beraber yol yürümeyi arzu ettiğimiz partilerden biri"Arıkan, "Yeniden Refah Partisi'nin genel merkezi, Saadet Partisi'nin eski genel merkezi. ve o dönem icra yoluna başvurmuştu.

Hem siz hem de önceki genel başkanı da içine alacak olursak ilk defa mı bir ziyaret gerçekleşecek?" ve "Belediye başkanları tutuklu.

Aziz İhsan Aktaş soruşturması davası olarak biliniyor kamuoyunda ve korumalarla geldi.

Yanılmıyorsam 10 koruma vardı.

Buradan bir değerlendirme alabilir miyiz sizden?" sorularına ise şu yanıtı verdi: "Bu ziyaret ikinci ziyaret.

Yeniden Refah Partisi'ni ikinci kez ziyaret ediyoruz.

Yeniden Refah Partisi ile karşılıklı bir ziyaret takvimi yürüyor.

Ben de bütün siyasi partilerle bu ziyaret takvimini olabildiğince yürütmeye gayret gösteriyorum.

Bugün gerek Suriye'de yaşanan hadiseler, gerek İran'da yaşanan gelişmeler, gerekse içerideki tabloya baktığımızda; siyasi partiler bir araya geldiğinde masanın üzerinde konuşulacak yüzlerce konu olduğunu görüyoruz.

Bunların 95'inde mutabakat sağlayamıyoruz ama beşinde mutabakat sağlayabiliyorsak, o beş madde üzerinden giderek bir birliktelik, bir ittifak modeli kurmamız gerekiyor.

Hadiseye bu açıdan bakıyoruz.

Yeniden Refah Partisi, bizim geçmişte birlikte siyaset yaptığımız önemli partilerden biridir.

Beraber yol yürümeyi arzu ettiğimiz partilerden biridir."Elazığ'da Aziz İhsan Aktaş hakkında dava açtık, dosya masada bekliyor"Dünkü davalarla ilgili olarak şunu ifade edeyim: Hafta sonu Buca'da Beylikdüzü Belediye Başkanı Murat Çalık Bey'i cezaevinde ziyaret ettim.

Bu bir geçmiş olsun ya da nezaket ziyareti değildi.

Adaletin gözden kaçırıldığı böyle bir dönemde, bu haksızlığın ve mağduriyetin geniş kamuoyu tarafından görülmesi amacıyla gerçekleştirilmiş bir ziyaretti.

Diğer dava kısmına gelince; Elazığ'da Genel Başkan Yardımcımız Abdullah Akın Bey, Aziz İhsan Aktaş ile Elazığ Belediyesi arasındaki ilişkilerle ilgili bir dava açtı ve savcılığa suç duyurusunda bulundu.

Bir yılı aşkın süre geçti; savcılık ne davayı reddetti ne duruşma yaptı ne de dava açtı.

Dosya hala masada bekliyor.

Bizim itirazımız şu: Eğer bir soruşturma varsa, belediyeler üzerinde tabiri caizse bir 'temiz eller' operasyonu yapılıyorsa, tüm belediyeler aynı oranda masaya yatırılmalı, herkese eşit davranılmalıdır.

Dalgalar sadece muhalif belediyelere değil, iktidar belediyelerine de uğramalı.

Ben şuna çok net bir şekilde inanıyorum: Hükümet bir temiz eller operasyonu başlatsın, Türkiye'deki bin 250 belediyenin tamamında bir denetim seferberliği yapsın. 86 milyon insanın çok büyük bir kesimi bu noktada hükümete destek verir.

Elazığ'da da böyle bir dava var ama bir şekilde korunuyor.

Neden korunuyor?

Ne var orada?

Bunu kestirmek mümkün değil.

Sonuçta hakkında ciddi iddialar olan biri şu anda dışarıda.

Nereye elimizi atsak büyük bir hukuksuzlukla karşı karşıya kalıyoruz"Arıkan'dan AK Parti ile ittifak sorusuna yanıt: "İkemiz ve prensibimiz; ahlak ve maneviyattır"Arıkan, "Bir ittifak arayışı içinde olduğunuzu söylediniz.

Bu ittifak arayışına AK Parti de dahil mi?

Bir çağrı gelirse ne olur?" sorusuna ise şu yanıtı verdi: "Ben ilke ve prensip üzerinden konuşuyorum.

Her partiyle oturup konuşuruz.

İlk ilkemiz ve prensibimiz; ahlak ve maneviyattır.

Ne yapıyorsak ahlakı önceleyerek yapmamız gerekir.

Geçen yıl bütçe görüşmelerinde İçişleri Bakanı'nın Türkiye'de yakalanan uyuşturucuya ilişkin açıkladığı rakamlar vardı; korkunç rakamlar.

Bizim asıl çözmemiz gereken mesele bu.

Ama bunu konuşmak yerine bu hafta neyi konuştuk? 'Lavaş çetesini konuştuk.

Türkiye'de polis lavaş çetesiyle uğraşırken, İspanya polisi Türk gemisinde uyuşturucu operasyonu yaptı.

Ahlak ve maneviyat olmayınca böyle tablolarla karşılaşıyoruz.

İkinci prensibimiz, üretime dayalı bir kalkınma modelidir. 2024'ün vergi rekortmenlerini hep beraber takit ettik. 2025 verileri henüz açıklanmadı.

En çok kazananların büyük kısmı bankalar ve finans kuruluşları.

Üreticilerin rekortmenler listesine giremediğini görüyoruz. 2026 bütçesinde 2,75 trilyon lira faiz ödemesi var.

Bu tablo, üreticiye destek değil; faiz lobilerine destek veren bir hükümet algısı oluşturur.

Üçüncü prensibimiz ise şahsiyetli bir dış politikadır.

Biraz önce söyledim; Trump'ın kurmuş olduğu sözde Kudüs destek yapılarının, Gazze'ye, Suriye'ye ya da bu coğrafyaya barış getirmesi mümkün değildir.

Bunun yerine kendi birlikteliklerimizi kurmalı, D-8'i canlandırmalıyız.

Aksi takdirde şahsiyetli bir dış politika ortaya koymuş olamayız""Yeni Yol Grubu'na önemli katılımların AK Parti'den olması gerektiğini düşünüyorum"Arıkan, Yeni Yol Grubu'nun işleyişine dair soruya ise "Gelinen nokta itibariyle Yeni Yol'u üç parti ile değil daha çok parti ile zenginleştirme...

Yani Yeni Yol orada sembolik bir isim.

İttifak görüşmelerinde bir çok parti ile bir orta yol bulup, ittifakı genişletme gayretindeyiz.

Grubun bozulması gibi bir durumun söz konusu olmadığını görüyorum.

Diyelim ki öyle bir şey oluştu.

Meclis'te bir çok arkadaşımız Yeni Yol Grubu'na katılacaktır.

Önemli katılımların AK Parti'den olması gerektiğini düşünüyorum.

AK Parti'de birçok arkadaşımız vicdanen rahat değiller.

Bunu görüyorum.

Buradan da kendilerien bir davet yapmış olayım.

Ziyaretlerimde gördüm ki kamuoyu yoklamalarına yansıyan kararsız seçmen oranlarının sahada da doğru olduğu görülüyor.

Hem iktidarda hem de ana muhalefette aradığını bulamayan ciddi bir kitle var.

Bu kitleye adres olabilmek için, pratikte de teoride de ayakları yere basan yeni bir yol inşa etme gayreti içerisindeyiz" dedi."2026'da olmasa bile, 2027'de seçimlerin yapılacağını düşünüyorum""İktidar çok yorgun.

İktidar artık Türkiye'ye hiçbir manada verebileceği çok bir şey kalmadı.

Yeni bir yönetim anlayışına, yeni bir ekonomi anlayışına ciddi bir manada ihtiyaç var" diyen Arıkan, "Bu yıl erken seçim olur mu?" sorusuna da şu yanıtı verdi: "Bu yıl erken seçim olma ihtimalini ben görmüyorum.

İktidarın erken seçime götürme gibi bir durumu yok.

Ancak şöyle bir gerçek var: Şu ana kadar Türkiye'de 1946'dan bu yana 20 kez genel seçim yapılmış.

Bu 20 genel seçimin 13'ü erken seçim.

Sadece 7 tanesi vaktinde yapılmış.

AK Parti döneminde de 6 kez genel seçim yapılmış, bunun 4'ü erken seçim olmuştur. 2015 yılını hariç tutarsak, diğer bütün erken seçimlerde iktidar partileri kesinlikle erken seçimin söz konusu olmadığını, seçimlerin vaktinde yapılacağını ifade etmişler.

Ancak nihayetinde erken seçime gitmişlerdir.

Her ne kadar Sayın Bahçeli 'erken seçim yok' dese de vatandaş erken seçim istiyor. 2026'da olmasa bile, 2027'de seçimlerin yapılacağını düşünüyorum.

Yine her an bir erken seçim olabilir; ancak ben bu kez erken seçimden ziyade baskın seçim olacağını düşünüyorum.

Özellikle muhalefet partilerini hazırlıksız yakalayabilmek için baskın seçim ihtimali çok daha yüksek."

İlgili Sitenin Haberleri