Haber Detayı
İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri: Suriye'nin Kuzeyinde Yüz Binlerce Çocuk ve Sivil Açlık ve Donma...
İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri tarafından Kadıköy'de yapılan açıklamada, Suriye'nin kuzeyinde şimdiye kadar en az 6 çocuğun donarak yaşamını yitirdiği belirtildi. Bölgede elektrik ve suyun kesilmesinin savaş suçu olduğunun vurgulandığı açıklamada, "Halen yüz binlerce çocuk ve sivil açlık ve donma tehlikesiyle karşı karşıya. Sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan ciddi sorunlar nedeniyle, tedavi edilebilir durumda olan binlerce insanın dahi yaşamını yitirme riski bulunmaktadır" denildi. Uluslararası emek ve demokrasi güçleri, harekete geçmeye davet edildi.
Haber: Beril KALELİ/Kamera: Hakan KAYA(İSTANBUL) - İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri tarafından Kadıköy'de yapılan açıklamada, Suriye'nin kuzeyinde şimdiye kadar en az 6 çocuğun donarak yaşamını yitirdiği belirtildi.
Bölgede elektrik ve suyun kesilmesinin savaş suçu olduğunun vurgulandığı açıklamada, "Halen yüz binlerce çocuk ve sivil açlık ve donma tehlikesiyle karşı karşıya.
Sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan ciddi sorunlar nedeniyle, tedavi edilebilir durumda olan binlerce insanın dahi yaşamını yitirme riski bulunmaktadır" denildi.
Uluslararası emek ve demokrasi güçleri, harekete geçmeye davet edildi.
İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri tarafından Kadıköy'de yapılan basın açıklamasında Suriye'nin kuzeyinde yaşanan gelişmelere yer verildi ve "Suriye'nin kuzeyinde, Rojava'da yüz binlerce sivil; HTŞ güçlerinin kuşatması altında yaşam mücadelesi veriyor.
Ateşkes ilanlarına rağmen HTŞ saldırıları sürmekte; bu saldırılar sırasında ciddi savaş suçları işlenmektedir.
Şehirlerin kuşatma altına alınması nedeniyle halk; suya, elektriğe, gıdaya ve sağlık hizmetlerine erişimden sistematik biçimde yoksun bırakılmaktadır" denildi.
Açıklama şöyle: "HTŞ güçlerinin kuşatması altında şimdiye kadar en az altı çocuk donarak yaşamını yitirdi""Bölge halklarının toplu biçimde soykırıma uğratılma tehdidi, yalnızca bir 'çatışma hali' değil; uluslararası insancıl hukukun ve temel insan haklarının ağır ve süreklilik arz eden ihlalidir.
IŞİD türevi örgütlerin bileşiminden oluşan HTŞ güçlerinin kuşatması altında şimdiye kadar en az altı çocuk donarak yaşamını yitirdi.
Halen yüz binlerce çocuk ve sivil açlık ve donma tehlikesiyle karşı karşıya.
Sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan ciddi sorunlar nedeniyle, tedavi edilebilir durumda olan binlerce insanın dahi yaşamını yitirme riski bulunmaktadır.
Çocukların yaşam hakkı ile eğitim hakkı birbirinden ayrı düşünülemez.
Rojava'da eğitim fiilen durdurulmuş; okullar işlevsiz hale getirilmiş, eğitim emekçileri ve öğrenciler kuşatma ve şiddet ortamında, can güvenliği olmayan koşullara terk edilmiştir."Rojava'da suyun ve elektriğin kesilmesi, açık bir savaş suçudur"1949 tarihli Cenevre Sözleşmeleri'nin 'Sivillerin Korunması' başlıklı IV.
Sözleşmesi'nin 27. maddesi, 'Siviller her koşulda insanca muamele görme hakkına sahiptir' hükmünü içermektedir.
Aynı sözleşmenin 55. maddesi, 'Sivillerin gıda ve tıbbi ihtiyaçlarının karşılanmasının, fiili denetimi elinde bulunduran güçlerin yükümlülüğü' olduğunu; 59. maddesi ise 'Sivillerin temel ihtiyaçlara erişemediği koşullarda insani yardımın engellenmesinin kesin biçimde yasak' olduğunu açıkça belirtmektedir.
Yine Cenevre Sözleşmeleri Ek Protokol I, 54. maddesi, 'sivillerin hayatta kalması için vazgeçilmez olan su kaynaklarının, gıda üretim alanlarının ve altyapı tesislerinin hedef alınamayacağını' hükme bağlamaktadır.
Bu açık ve bağlayıcı hükümler göstermektedir ki, başta Kobane olmak üzere Rojava'da suyun ve elektriğin kesilmesi, açık bir savaş suçudur.Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme'nin 6. maddesi, 'Her çocuğun yaşama hakkı vardır' hükmünü içerirken; 24. maddesi, 'çocukların sağlık hizmetlerine ve yaşamsal ihtiyaçlara erişiminin devletlerin ve fiili güçlerin sorumluluğunda olduğunu' açıkça ifade etmektedir.Bir topluluğun yaşam koşullarının bilinçli ve sistematik biçimde yok oluşa sürüklenmesi, uluslararası bir suçtur.
Çok açıktır ki; sürdürülen kuşatma, zorla yerinden etme politikaları ve sivil yaşamın sürdürülemez hale getirilmesi, Birleşmiş Milletler Soykırımın Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi kapsamında değerlendirilmelidir"Uluslararası hukuk metinlerinin insan yaşamını korumak için var olduğunun ve ilgili uluslararası kurumların, bu sözleşmelerin gereklerini yerine getirmekle yükümlü olduğunun anımsatıldığı açıklama şöyle devam etti: "Rojova'da laiklik, bir arada yaşam iradesi, temel hak ve özgürlükler ile kadınların eşitlik ve özgürlük mücadelesi kuşatma altındadır""Bu nedenle; Rojava'ya yönelik kuşatmanın derhal sonlandırılması, su, elektrik, gıda ve sağlık altyapısına yönelik saldırıların durdurulması, kuşatma altındaki şehirler için acil ve kesintisiz insani yardım koridorlarının açılması ve sivillere yönelik saldırılarda sorumluluğu bulunan tüm güçler hakkında bağımsız ve uluslararası soruşturma mekanizmalarının işletilmesi için başta Birleşmiş Milletler ve Uluslararası Çalışma Örgütü olmak üzere tüm uluslararası emek ve demokrasi güçlerini göreve ve sorumluluk almaya çağırıyoruz.
Rojava'da kuşatma altında olan yalnızca siviller değildir.
Yüz yıllardır emekçilerin ve ezilenlerin mücadelesiyle kazanılmış temel insani değerler de hedef alınmaktadır.
Laiklik, bir arada yaşam iradesi, temel hak ve özgürlükler ile kadınların eşitlik ve özgürlük mücadelesi kuşatma altındadır.6 Ocak 2026 tarihinden bu yana uluslararası emperyalist güçlerin ve bazı bölge ülkelerinin göz yumması ve dolaylı desteğiyle hapishanelerde tutulan binlerce eski IŞİD militanının serbest bırakılması, dünyayı yeni ve ciddi bir tehdit ile karşı karşıya bırakmıştır.
Kuşatma altında olanlar; emeğiyle geçinen işçiler, tarım emekçileri, sağlık çalışanları, kadın kooperatifleri ve toplumsal yaşamı ayakta tutan tüm emekçilerdir.Suyun kesilmesi, gıdanın engellenmesi ve altyapının yok edilmesi; yalnızca yaşam hakkının değil, aynı zamanda çalışma hakkının ve sağlıklı, güvenli yaşam koşullarının da gasp edilmesi anlamına gelmektedir.
Uluslararası emek örgütlerini; Suriye/Rojava'da yaşam ve çalışma hakkı ihlallerine karşı açık tutum almaya, üye sendika ve konfederasyonlarını acil dayanışmaya çağırmaya ve insani yardımın önündeki engellerin kaldırılması için uluslararası baskı mekanizmalarını harekete geçirmeye davet ediyoruz."