Haber Detayı

Siyaset de temizlenecek liyakat sahibi ve laik olacak
şule perinçek aydinlik.com.tr
29/01/2026 00:00 (1 saat önce)

Siyaset de temizlenecek liyakat sahibi ve laik olacak

Siyaset de temizlenecek liyakat sahibi ve laik olacak

Neden bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı mürit olsun…mensup olsun…yerlerde sürünsün…el etek öpsün… İnanç mı?

İnançlı insan hiç öyle yapar mı… Dinimizin öğretisine aykırı.

Vicdanımıza aykırı.

Çıkar örgütü olmuş bazıları.

Hainleşmiş.

KİM BUNLAR!

KİM BUNLAR!

Vatan Partisi Beykoz İlçe Örgütü’nün 25 Ocak’ta Ahmet Mithat Efendi Kültür Merkezi’nde düzenlediği “Devlet ve Millet Düşmanı Süleymancılığa Türkiye’de Yer Yok” konferansında Genel Başkan Doğu Perinçek ve Aydınlık Gazetesi Haber Müdürü Kaan Arslan’ı dinlerken kim bunlar dedik, kim bunlar!!

Dış ülkelerin istihbarat örgütleriyle de bağlantı kuruyorlar.

Onların aleti olmayı, “müridi” olmayı kabul ediyorlar.

İNANÇLARI BİLE YOKTUR Yıllar önce bütün ömrü çocukluğundan başlayarak bu örgütlerin arasında geçen, en üst mevkilere kadar gelen bir din adamı bana demişti ki, “Bakmayın onlara bazılarının Allah’a bile inancı yoktur, aralarında böyle rahat konuşurlar…” Şimdi daha iyi anlıyorum.

NASIL DA BENZİYORLAR BİRBİRLERİNE FETÖ’cülerin kimini yüz yüze dinledim, örgütü yakından izledim… Sonra Süleymancılar… nasıl da benziyorlar… sırada başka var mı… Türkiye önemli bir ülke.

Dünya egemenliği peşinde olanlar bizi boş bırakmıyorlar.

Üç-beş, hadi diyelim “alet” oluyorlar.

Her dönem böyle “soysuz” çıkar.

Ama nasıl çoğalıyorlar.

Şikayet etmenin engel olamadığı açık.

KİRLİ TOPRAK EMİZLENMELİ Bu bataklık… onları besleyen o kirli toprak… temizlenmeli… Koruyucu hekimlik gibi önlemler… aşılama… olmalı… Vatan Partisi Genel Başkanı millî ve demokratik önlemlerden söz etti.

İdeolojik aydınlanma… Bazı ailelerle tanıştım.

Ana-baba öğretmen.

Aydın.

Kızları çok başarılı.

Hemen o dönem FETÖ’nün dershaneleri el atmış.

Burs!

Üniversiteye hazırlık dershanesiz olmuyor.

İki maaşla nasıl karşılayacaklar.

Bizim kızımıza bir şey olmaz.

Gitsin.

Sonra??

İkisi de ağlayarak yukarıda, bizim yemekhanede anlattılar...

Yutkunmaktan boğazım ağrıdı.

Aradan altı ay geçmiş geçmemiş babasıyla aynı sofraya oturmayı reddetmiş.

Yemeğini odasında yemeye başlamış.

Böyle çok esnaf öyküsü de dinledim… iş insanı da… “bir şey olmaz”la başlayan… EĞİTİM SİSTEMİMİZ Ah şu eğitim sistemimiz… Doğu’daki uzak illerimizden birindeyim.

Daha adımımı atar atmaz, gencecik bir kızımız utana sıkıla yanıma yanaştı. -Abla bir şey konuşabilir miyiz… Bir ağacın altına oturduk. -Okumak istiyorum.

İlköğretimden sonra ilçeye gidecek, köyde yok.

O zaman 30 liraydı servis parası.

Hadi o köyün sorununu çözdük.

Üniversiteyi bitirdi o çocuklarımız.

KIZLAR OKULA DEMEK KOLAY Ama “kızlar okula!” diyoruz da… Binlerce… yüz binlerce kızımız var… Git gel olmuyor.

Yurtta kalsın.

Kime emanet edeceksin.

Büyük kentlere gelen yüz binlerce gencimiz… Onun yurdu-bunun yurdu… MUHTAÇ ELİNİ UZATIYORSUN BEDENİN DENETİMİNE GİRİYOR Uyuşturuculu tütsü öyküleri bile dinledim.

Sağlıklarını kaybediyorlar.

Karşılıksız olmuyor.

Muhtaç elini uzatıyorsun, bedenin emir-komutasına giriyor!

DEVLET SICAK ELİNİ UZATACAK Devlet elini uzatacak!

Sıcacık… şefkatle…güvenle… Devlet ona hizmete gidecek.

Her aşamada… adım adım… anne babanın geçim derdinden…okul araç gerecine…öğle yemeğine… barınma ihtiyacından… liyakate göre atamaya… Ama hepsinin öncesinde vatandaşının bilimsel eğitimine hizmet edecek!

Bunu kim başaracak, işe nereden başlayacağız… Millî-demokratik-üreticilerin güçlü devletiyle!

BAŞI DİK DEVLETİN BAŞI DİK VATANDAŞLARI Başı dik devletin, başı dik ve onurlu vatandaşları!

Bütün programlar bu sistemin ilkelerine göre oluşturulacak.

Kararlar Ankara’da alınıyor.

Elbette bakanlıklarımız, bu örgütlerin “oy getirisine” göre dağıtılmayacak!

Belediye başkanlıklarımız, bu örgütlere diyet borcuyla kazanılmayacak!!

Temiz ve laik siyaset!

Uğur Mumcu’nun sırrı 23-24 Ocak 2018’de TGB “Uğur Mumcu Gazetecilik Okulu” başlıklı bir toplantı düzenlemişti.

Bizim de dersimiz vardı.

Toplantıya çağrı için Aydınlık haber yapmış, şunları söylemişiz: “Uğur Mumcu adı geçince gözlerinizi kapatın, iki dakika düşünün bakalım ne gelecek aklınıza; laiklik, Türkiye’nin bağımsızlığı, birliği, bölünmezliği ve bütün bunlardan yana taraf olmak… “İşte tarafsız gazeteci dediğimiz şey bu!

Bunlardan yana taraf olmak...” Hiçbir ders kitabında olmayanlar bu iki gün içinde yoğunlaştırılmış olarak anlatıldı.

Böyle bir şeye ihtiyaç var mıydı derseniz.

Gazetelerin büyük bölümünü açın; haber var mı… gerçek var mı… bakın.

Bugün bile şiddetle bir ihtiyaç.

BU UĞURDA CAN DA VERİLİR Daha sonra da Aydınlık’ta “Bu uğurda can da verilir!” “Türkiye’nin devrimci mücadelesinin yönünde koşanlar... daha ileri... daha ileri... güneşi taşıyanlar...” başlığıyla yazmışız, sosyal medya hatırlattı.

Pusulayı bir kez daha… bir kez daha anmakta yarar var.

UĞUR MUMCU NEDEN ESKİMİYOR Gelin sekiz yıl önce yazdığım yazıya şöyle bir bakalım: -“Bizim kuşak çok şanslı, Uğur Mumcu gazeteciliğini gördük, gerçek gazeteler okuduk” demiş bir dostumuz.

Uğur Mumcu Aydınlık okurdu. 2000’e Doğru dergisini okurdu.

Gerçek gazete olarak görürdü.

Aydınlık hâlâ öyle. -Uğur Mumcu kendi gazetesine kırgındı.

Yazılarının sansürlenmesine öfkeliydi.

Ankara’da Cumhuriyet bürosunda dertleşirken bunları anlattığında “neden öyleyse” diye sordum “bırakmıyorsun...” Ayda bir geliyordu İstanbul’a.

Nadir Nadi’ye sözüm var, o yaşarken ayrılamam, diyordu.

Bunu da o ölmeden yazdığım için söylüyorum. -25 yıl sonra hâlâ böyle canlı yaşamasının nedeni nedir?

Uğur Mumcu’nun elinde bir pusula vardı.

İşte bütün sır onda.

Sihirli.

Hep emperyalizme karşı yönü gösteren pusula.

Bir gazeteciyi yaşatan.

TERSİNE SECDEYE YATANLAR -Hoş tersine secdeye varanlar da var.

Geçici parıldak nemalanmalar olabilir.

Ama sonu bataktır.

Puf!

Bakmışsın bugün var, yarın yok olmuş gitmişler. -Ama Türkiye’nin devrimci mücadelesinin yönünde koşanlar... daha ileri... daha ileri... güneşi taşıyanlar...

Hiç unutulur mu!! -Onun canına kıyanlar hapiste.

O yaşıyor. -İşte o salonda yüzlerce genç Uğur vardı.

Ellerinde pusula. (…) -Bu uğurda can da verilir.

Sorsanız öyle derdi.

Sordum.

Salondan bir değil, yüzlerce ses geldi. *** TGB’li o genç sesler hâlâ daha çoğalarak, daha yükseliyor.

Genel yayın yönetmeni oluyorlar.

Siyasette lider oluyorlar.

Durmak, dinlenmek yok… Daha ileri.

Bir can verdi, bin can doğuyor.

Ne mutlu bize! (yazının tamamı için 28 Ocak 2018, “Bu uğurda can da verilir”. bkz. https://www.aydinlik.com.tr/koseyazisi/bu-ugurda-can-da-verilir-78345

İlgili Sitenin Haberleri