Haber Detayı
Refik Durbaş’la sohbet
Birkaç gündür, benim canım arkadaşım ve ülkemdeki şiir tutkunlarının sevgilisi, aşkı, hayran olduğu şair Refik Durbaş’la sohbet ediyorum.
Birkaç gündür, benim canım arkadaşım ve ülkemdeki şiir tutkunlarının sevgilisi, aşkı, hayran olduğu şair Refik Durbaş’la sohbet ediyorum.
Elbet içimden çünkü aramızdan ayrıldığında yıl 2018’di.
Olsun ben yine de onunla konuşuyorum.
Şimdi durup dururken nereden çıktı Refik Durbaş demeyin.
Durup dururken değil, bir kere.
Birkaç akşam önce Beyoğlu’nda şirin mi şirin bir mekânda, şair Refik Durbaş’ın dostlarıyla muhteşem bir buluşma yaşadık.
Onun şiirlerinden yapılan bir albümün lansmanı vardı.
Birbirinden çok farklı sanatçılar, kimi yurtiçinden kimi yurtdışından, kendi seçtikleri Refik Durbaş şiirlerini bestelemişler, şarkı olarak yorumluyorlardı.
Biz ölümlü dinleyicilere de onları ve Refik Durbaş’ı dinlemenin mutluluğu düşüyordu.
Ama sanmayın ki Refik uzaklardaydı.
Hayır, bizlerle birlikte hayranlıkla o genç sanatçıları izliyordu.
BİRKAÇ SATIRBAŞI “Refik Durbaş’a Saygı” albümüne geçmeden önce birkaç satırbaşı: Hazır Refik Durbaş yanı başımda, hemen eğilip kulağına fısıldadım: Sen yeteneğinle, bilge, kalender, çelebi kişiliğinle, alçakgönüllülüğün, birikimin ve çalışkanlığınla gönüllerimizi fetheden, küçük sevinçlerin, derin hüzünlerin şairisin!
Sen, “sokaktaki insanın” , ezilenin, hakkı yenenlerin, yokluğa yoksulluğa mahkûmların, “iki arada bir derede” kalanların, sesini duyuramayanların sesisin.
Hayatı ve düzyazıyı bile şiirle kuşatansın. “Hasret kuşu”, “gurbet kuşu” çocukları anlatansın.
Emeği, aşkı, barışı, hasreti, hüznü, Anadolu’yu, bunları ele alırken en çok, en çok emeği yüceltensin.
Kendin sıkı bir emekçi olduğundan ve hiç durmadan ürettiğinden olsa gerek, bugün emeğin yok sayıldığı, horlandığı günümüzde, hâlâ senin dizelerin bizimle birlikte ve birçoğumuzun sesi soluğu oluyor.
KOLEKTİF BİR SAYGI Önceki akşam, “Refik Durbaş’a Saygı” albümünde yer alan sanatçılar, ustanın şiirlerinden bestelenen şarkılarıyla bir araya geldi.
Kimi yurtdışındaydı katılamadı.
Albümün prodüktörlüğünü Süheyl Atay ve Orkun Tunç yapmış.
Pasaj Müzik etiketiyle çeşitli dijital platformlarda yayınlanıyor.
Ve albümü “Türk şiirinin hafızasında izler bırakmış bir şaire, onu yeniden yorumlayan kuşakların kolektif bir saygı duruşu” olarak niteliyorlar. “Bir su damlası, vay ömrüm/ rüzgârın sabahında yaşadım/ Ne aşk çürüdü, ne acılar. /Göğsümün kafesinde besledim/ göklerin dar vakit kuşunu/ Hasretti uçurduğum çığlıklar./ Uslanmadı asla, vay gönlüm/ düşlerin akşamında yaşlandım/ Ne umut çürüdü, ne sevdalar.” “Dar Vakit” şarkısıyla açılan albümde; Ferman Akgül, Sunay Özgür, Birol Namoğlu, Feridun Düzağaç, Sevda Deniz Karali, Rashit gibi farklı müzikal damarlardan sanatçılar yan yana geliyor.
Albümde 15 beste, 15 yorum var.
Burada tümünü vermeye imkân yok.
En iyisi internette dinlemeye başlayın.
Albümün ve o akşamın en özel anlarından biri şairin sevgili eşi Bilge Durbaş ’ın, “Barış Koyun Çocukların Adını” adlı şiiri Deniz Atay ’ın piyanosu eşliğinde seslendirmesiydi.
Emeği geçen, katkıda bulunan herkesi kutlarım.
ŞU OCAK AYI Sevgili okurlar, siz bu yazıyı okurken ben İzmir’de olacağım.
Çünkü dün akşam Bornova Belediyesi ve Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı’nın düzenlediği “Nâzım Hikmet 124 Yaşında” akşamında konuşmacıydım.
Biz vakıf olarak Nâzım Hikmet’i sadece ölüm yıldönümünde değil, asıl yaş gününde anıyoruz.
Çünkü bugün onun azmine, düşüncelerine; onun mücadeleci, direnişçi, cesur düşüncelerine her zamankinden daha çok ihtiyacımız var.
Hani şairin şu, “Mesele esir düşmekte değil/ teslim olmamakta bütün mesele” dediği olay! (Bkz: Esir alınan CHP’li belediye başkanları, çalışma arkadaşları ve teslim olmamaları!
Esir alınan Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş ve teslim olmamaları.) Ocak ayı biz gazeteciler açısından acılı günlerle dolu, 8 Ocak genç meslektaşımız Metin Göktepe ’nin polis şiddetiyle öldürüldüğü gün.
Değerli arkadaşım, meslektaşım Hrant Dink , bir 19 Ocak’ta ırkçı, faşist zihniyetle arkadan vuruldu.
Uğur Mumcu 24 Ocak’ta.
Muammer Aksoy 31 Ocak’ta.
Abdi İpekçi 1 Şubat’ta katledildi.
Uğur Mumcu ve devrim şehitlerinin anıldığı “Adalet ve Demokrasi Haftası” devam ediyor. 31 Ocak’ta Bodrum ilçe başkanlığının Heredot Kültür Merkezi’nde düzenlediği “Vurulduk Ey Halkım Unutma Bizi” programına Özlem Yüzak, Orhan Bursalı ve ben konuşmacı olarak katılıyoruz.
Tüm okurları bekleriz.