Haber Detayı

Tarihi ‘Özel-İmamoğlu’ tandemi
Yazarlar cumhuriyet.com.tr
29/01/2026 04:00 (3 saat önce)

Tarihi ‘Özel-İmamoğlu’ tandemi

Tandem, iki unsurun tek bir ritimle, birlikte hareket etmesi olarak tanımlanır.

Tandem, iki unsurun tek bir ritimle, birlikte hareket etmesi olarak tanımlanır.

Ben en çok futbolda rastladım ama siyasette, havacılıkta veya sosyal hayatta da anlatımı kolaylaştıran bir kelimedir.

Futbolda, müdafaada yakın oynayan iki ana sorumlunun koordinasyonunu anlatır.

En unutulmazı, çeyrek asır önce Fenerbahçe’deki UcheHögh tandemidir.

Siyasette ise yetkinin veya sorumluluğun iki figür arasında paylaşıldığı sistemde kullanılır, Özgür ÖzelEkrem İmamoğlu tandemi, Türkiye’nin demokrasi savaşında tarihi yerini alacak.

Birbirlerini bu kadar iyi tamamlayan, komplekssiz ve dayanışma içinde aynı ritimde olan iki insan hatırlamak için belki Cumhuriyetimizin kuruluş döneminin iki kahramanı, Atatürk ve İnönü ’ye kadar geri gitmek lazımdır. (Lütfen üzerime gelmeyin; ben bir paralelizm kurdum.

Yoksa kimse hakkında Atatürk veya İnönü’yle eşdeğerlerdir demedim.) Belki bir sağcı da bana Bayar-Menderes ikilisini hatırlatırdı.

TANDEMİN OLAĞANDIŞI MESAİSİ Özel, müthiş bir enerjiyle “dışarıda” haftada iki miting, sayısız örgüt gezisi, grup toplantısı, röportajlar yaparak günde 20 saat çalışıyor; İmamoğlu ise “içeride” , dur durak bilmeden düşünce üretiyor ve her özel gün ve durum için metinler hazırlıyor, gündem hakkında yorumlar yaparak gençlere, halka, dar gelirlere, emeklilere, işsizlere görüş ve çözümlerini anlatmaya devam ediyor.

Cumhurbaşkanlığı aday ofisindeki (CAO) ekibiyle bir mucize yaratıyorlar.

Bu paylaşımlar gerçekten İmamoğlu’nun halkla iletişimini canlı, eminim kendisini de zinde tutuyor!

Haftada bir görüşerek taktik görüşmeleri yapan bu tandem, yeni binyılda demokratik özgürleşme rotasını belirleyecek!

Gerek Özel’in bitmeyen enerjisi ve İmamoğlu’nun hiç kararmayan umutları ve gülümsemesi, tarihe not düşüyoruz, hiçbir zaman silinemeyecek izler bırakıyor.

Tabii ki Özel ile daha sık ekranlarda veya mitinglerde buluşma şansınız oluyor.

Herhangi meydanda, ekranda, gazetede, sosyal medyada Özel hep karşınızda.

Peki İmamoğlu’nun hangi özenle yoluna devam ettiğini, nasıl bir çabayla gündemi ve halkının gönlünü yakaladığının farkında mısınız?

Kendinizi onun yerine koyarsanız gerçeküstü performansını daha iyi anlarsınız.

İMAMOĞLU VE CAO BÜYÜK İŞ YAPIYORLAR!

Mesela WhatsApp’taki İmamoğlu kanalından söz edeceğim.

Sürekli güncel tutulan bu sayfadan diploma konusunda yaptığı muhteşem savunmayı okuyabilirsiniz.

Ve inanın bana o 28 sayfayı okuduktan sonra kafanızda uçuşan her sorunun yanıtını fazlasıyla bulacaksınız ve kendinizi tamamen bir Aziz Nesin hikâyesinde hissedeceksiniz!

Türkiye’nin en büyük gazetelerinden birinde çıkan ilana harfiyen uyarak belgelerini özenle dolduran gencecik bir öğrencinin o olaydan tam 35 yıl sonra nasıl “suçlu” durumuna düşürüldüğünü göreceksiniz ve sanki tüm o süreci “ileride cumhurbaşkanı olabilmek için evrakta sahtecilik yapmak üzere yaşamış olduğu” gibi (!) hayal dünyasında gezen sürrealist bir senaryonun dünyaya kabul ettirilmeye çalışıldığını göreceksiniz.

Zaten şayet ortada bir eksik belge, yanlış evrak, tutarsız transfer varsa bu kendilerine tanınmış hakkı kullanan öğrencilerin değil, bu iki üniversitenin o zamanki bir ihmalidir!

Lütfen o metni tamamen okuyun ve kendi 18-19 yaşınıza dönün!

Siz kim, üniversitede yatay geçiş evraklarına manipülasyon yapmak kim? 35 yılın ardından İstanbul Üniversitesi bu konu önüne getirildiğinde cevaplarını hiç değiştirmedi ve İmamoğlu’nun “kabul koşullarını yerine getirerek mezun olduğunu” açıkça ifade etti.

Ayrıca üniversitede yatay geçiş bilgi notu başlıklı bir raporla “1990 yılında yatay geçişler, dönemin mevzuatına göre fakülte yönetim kurulu kararıyla yapılmıştır” diyerek konuyu tekrar gerekçeli olarak teyit etti!

Ve ardından yeni emirler geldikçe üniversite kendi yazdığı bilgi notuna rağmen kendi yaptığı işleri farklı kurullarda inkâr etmeye zorlandı! 28 sayfayı bu sütunda daha fazla özetleyemem; lütfen hepsini okuyun!

Yapılan şey, mantıksızlıkla geriye gidip bir insanın ömür üstünden haklarını gasp etmektir.

O kadar güzel paylaşımlar var ki o kanalda! “İktidara geldiğimiz ilk gün yapacağım ilk konuşmada hâkim ve savcılarımıza seslenip şunları söyleyeceğim: ‘Hukuk devletine hukukun üstünlüğüne sahip çıkıyoruz.

Kararlarınızı alırken kanunlardan ve vicdanınızdan başka bir referansınız olmasın.

Yargıyı bağımsız, adaleti erişebilir kılmak için HSK’nin yapısını değiştirecek davalar devam ederken hâkim ve savcıların görev yerlerinin değiştirilmesine son vereceğiz.’” 24 Aralık’ta İmamoğlu gizli tanığın tanımını yapmış: “ Adaletin şeffaflığını bir kod adı arkasına gizleyen, savunma hakkını çaresiz bırakıp meçhul birinin iki dudağı arasından çıkanın hüküm sayılabildiği bir uygulama”. 12 Aralık’ta ise değişik davalarda, kendisinin lehine karar verdikten sonra görevden alınan veya “sürülen” hâkimlerin dökümünü ve başlarına gelenleri yazmış.

Bunlar yalnız sembolik örnekler.

İmamoğlu hayatın her aşamasında, o 15 metrekaresinde halkıyla beraber hissetmeye ve onlar için bir gelecek kurmaya devam ediyor.

Ben de kendisini tebrik ediyorum.

Eşi Dilek İmamoğlu’nu da tebrik ediyorum.

Mahkûm aileleri için kurduğu “ADA” yani Aile Dayanışma Ağı ile onlarca tutuklu veya hükümlünün ailesine sahip çıktığını görüyoruz...

İsterseniz bu sohbetimizi bitirirken sizi biraz güldürebilirim.

Özel-İmamoğlu tandeminden öcü gibi korkan ve aslında onları kıskanan yandaşların tek umudu ne biliyor musunuz?

Bu tarihi dayanışmayı sürdüren ikilinin birbirine düşmesi...

Yanıtım hazır, daha çoook beklersiniz!

İlgili Sitenin Haberleri