Haber Detayı
Özel: Bahçeli ve Erdoğan iddianamenin arkasından çekildi
CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, görüşmelerinin ardından açıklama yapıyor.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'na ziyarette bulundu.İki genel başkan, görüşmenin ardından kameraların karşısına geçti.Dervişoğlu, çözüm sürecini ele aldıklarını anlattı.
İYİ Parti Genel Başkanı, süreç eleştirilerini sürdürerek "İsminde milli, dayanışma, kardeşlik ve demokrasi olan korsan yapıdan bugün geriye bir katile demokrasi havarisi gömleği giydirmeye çalışan dönemini tamamlamış bir terör örgütüne gereksiz yere kredi açan bir güruh kalmıştır.
O güruh da bu işin gaflet dolu lüzumsuzluğunun artık farkında olacak ki sürecin bedelini ödememek için anlamsız çıkışlar yapmakta ya da şuursuz pozlar vermektedir" dedi.CHP lideri de "Ana muhalefet partisi saldırı altında" mesajı verdi, emekli maaşı masaya yatırdıklarını anlattı.Özel "Yukarıda da konuştuk. 20 bin TL'lik emekli maaşını karşısında duran, mücadele edenler olarak bile 20 bin liranın utancını yaşıyoruz.
Birileri utanmadan, sıkılmadan savunmaya devam ediyor.
Ümit diyorum hep birlikte iktidar değişimini sağlayacak herkesin yüzünü güldürecek yolda ayrı ayrı kulvarlarda ama aynı amaçla aynı iyi niyetle yürüyoruz" dedi.İki lider daha sonra soruları yanıtladı."CANLI YAYINDAN NEDEN CAYDINIZ"Aziz İhsan Aktaş'ın korumaları ve Silivri'de hakim-savcı kapısından ayrılması hakkındaki görüşü ve erken seçim talebi hakkındaki soruya yanıt veren Özel, şunları dile getirdi:- Dün ilk yargılamalar başladı hem maalesef hem nihayet.
Belediye başkanlarımız savunmalarına başladılar.
Bahçeli'nin desteklemesine, TRT'den canlı yayınlamasına, Erdoğan'ın da olumlu görüş bildirmesine rağmen burada yargılamalar başladı ve canlı yayın yok.
TRT'den, yandaş kanallardan iftiralar atıldı.
Gerçeklerin yanıtların verilmesi konusunda canlı yayından mahrumuz.
O günlerde canlı yayın diyordunuz da bugünlerde neden caydınız.
Siz iddianamelerde ne olacak sanıyordunuz.
Kusuru, hatası olan varsa ne yargılanmasına ne cezalandırılmasına hiçbirimiz karşı çıkmayız. 9 ay boyunca koskoca bir yalana AA ve TRT'yi de alet ederek köpürttükleri yalanların hiçbirinin iddiasının dahi konulmadığı bir iddianame var ortada."KİMİ KİMDEN KORUYORSUNUZ?"- Sayın Bahçeli ve Erdoğan iddianameyi gördüklerinden beri savcının da iddianamenin de arkasından çekildiler.
Savunacak hiçbir şey bulamıyorlar.
Ben ilk günkü gibi başım dik.
O salonda duyup da beni mahcup edecek bir şey olsa ben o salona girebilir miyim?
Beni o salonda yürütebilirler mi?
O iddialar doğru olsaydı, İBB'de parkenin altından çıkan iki milyon Euro çıkan görüntüler olsa ben o mahkemeye gidebilir miydim? 1200 telefonun delegelere dağıtıldığı, 560 milyarlık yolsuzluk olsa ben salona gidebilir miyim?
O yüzden artık bugünden sonra gördüğümüz hiçbir şeye şaşırmayacağız.
Milletin kapısından CHP'nin belediye başkanları ve genel başkanı, diğer kapıdan Tayyip Bey'in atadıkları giriyor.- Bu iftiraları iddianameye bile koyamayanlarla onun itirafçısı aynı kapıdan girip çıkıyor.
Kapılar net.
Dün siyasi partilerin temsilcileri bizimle aynı yerde oturdular.
Aziz İhsan Aktaş da 'Erdoğanlar'ın kapısından girdi.
Benim oraya gittiğim araba partime ait.
Aktaş'ın geldiği arabanın kime ait olduğunu hepimiz biliyoruz.
Kimi kimden koruyorsunuz?
Kimi hangi kapıdan sokuyorsunuz? 770 yılla yargılanan kişinin etrafında 15 devlet korumasının işi nedir?
Bu kişinin hakim-savcı kapısından girmesinin gerekçesi nedir?
Erdoğan kapısı orada, millet kapısı burada.
Millet kendi kapısını kullananı da ihanet, iftira, şantaj kapısını da kullananı görüyor.
Biz boyun eğseydik, onların istediği gibi muhalefet olsak onları gönlü rahattı.İSTANBUL ÇAĞRISINI YİNELEDİ: BİR TEK ŞARTIM VAR- Ben erken seçim istiyorum, ona yanaşmıyorsun. 360 milletvekili lazım.
O rakamımız yok.
Ya da kendisi karar vermesi lazım.
Onu da yapmıyor.
Ama benim elimden bir şey gelir.
Eğer Erdoğan varsa ben İstanbul'da bütün belediye meclis üyelerimi istifa ettirmeye, Erdoğan'la eş zamanlı olarak ve İstanbul seçimlerinin yenilenmesine varım.
Cesareti varsa kararı İstanbullular versin.- Eğer Erdoğan'a inanıyorlarsa, Ekrem Başkan'ın suçlu olduğuna inanıyorlarsa Erdoğan'ın gösterdiği adaya oy verirler.
Ben o gün siyaseti bırakacağım.
Mart ayının 28'inde pazar günü, 29'unda pazar günü yapılacak bir İstanbul yerel seçiminde adayım Ekrem İmamoğlu'dur.
İstanbullular 2 sene öncesine göre farklı düşünüyorlar.
Ekrem Başkanı seçmezlerse ben siyaseti bırakıyorum.
Ekrem Başkan siyaseti bırakıyor ve buyursunlar oynasınlar.
İddia ediyorum 1 milyon değil, 1,5 milyon farkla o seçimi kazanacağız.
Gelsinler o seçimi yenileyelim.- Bir tek şartım var.
Eğer İstanbul seçimini biz kazanırsak yakamızdan düşecekler.
Hemen getirecekler erken seçim sandığını Türkiye'de yönetimi devralmaya hazırız.
Erdoğan iddia koyan bir siyasetçiydi.
Eskiden yıllarca gireceği her seçimden önce ben 1. parti olacağım, olmazsam siyaseti bırakırım diyordu.
Rahmetli Türkeş'ten görevi alan oraya çöreklenen Devlet Bahçeli'ye söylüyorum diyordu.
Sen 1. parti olamazsan bırakacak mısın?
Dönüyordu Cumhuriyet Halk Partisi'nin genel başkanına sesleniyordu.
Bırakacak mısın?
Şimdi söylüyorum.
Ben birinci partiyim. 29 Mart Pazar günü İstanbul'da seçimleri yenileyelim.
Elimde olan belediyeleri sana teklif ediyorum.
Gel yarışalım.
Seçimi sen kazanırsan ben yokum, ben kazanırsam erken seçime gidelim.
Var mısın?
Bu kadar net bir soruya Erdoğan'dan net bir cevap istiyorum.