Haber Detayı

Nüfus azaltma planı iddiası
Güncel dogruhaber.com.tr
29/01/2026 14:18 (1 saat önce)

Nüfus azaltma planı iddiası

Son yıllarda sağlık, ekonomi ve küresel politikalar etrafında yükselen “nüfus azaltma” iddiaları, insanlığın bilinçli biçimde hedef alınıp alınmadığı sorusunu yeniden gündeme taşıyor.

Son dönemde alternatif yayınlarda, çocuk felci aşılarında geçmişte tespit edilen SV40 (Simian Virus 40) kontaminasyonu ile DMSO (Dimetil Sülfoksit) arasında bir bağ kuran iddialar yeniden gündeme geldi.

Söz konusu yayınlar, SV40’ın insanlarda bazı kanser türleriyle ilişkili olduğu ve DMSO’nun bu virüsle bağlantılı onkoproteinleri baskılayabildiği yönündeki çalışmalara atıf yapıyor.

SV40 tartışması nereden geliyor? 1950’li ve 1960’lı yıllarda üretilen bazı çocuk felci aşılarının, üretimde kullanılan hücre kültürleri nedeniyle SV40 ile kontamine olduğu tarihsel belgelerde yer alıyor.

Resmi kurumlar, bu durumun tespit edildiğini ve sonrasında üretim süreçlerinin değiştirildiğini belirtiyor.

Alternatif yayınlarda ise bu kontaminasyonun, ilerleyen yıllarda bazı kanser türlerindeki artışla bağlantılı olduğu iddia ediliyor.

Bu yayınlar, SV40 DNA dizilerinin bazı tümör örneklerinde tespit edildiğini öne süren çalışmalara işaret ediyor.

Buna karşılık, ana akım bilimsel değerlendirmeler, epidemiyolojik verilerin nedensellik kurmaya yetmediğini, SV40 ile insan kanserleri arasında doğrudan ve yaygın bir bağ kuran güçlü kanıtların bulunmadığını savunuyor.

DMSO iddiaları Tartışmanın bir diğer ayağını DMSO oluşturuyor.

Alternatif kaynaklar, DMSO’nun laboratuvar ortamında SV40 ile ilişkili olduğu belirtilen “büyük T onkoproteini”nin hücre içindeki stabilitesini azalttığını bildiren bazı eski deneysel çalışmalara atıf yapıyor.

Bu bulguların, kanser hücrelerinin farklılaşmasını teşvik edebileceği ve bu nedenle DMSO’nun “bastırıldığı” iddia ediliyor.

Resmi sağlık otoriteleri ise DMSO’nun sınırlı ve belirli tıbbi kullanımlar için onaylı olduğunu; kanser tedavisi ya da aşılarla ilişkili hastalıkların önlenmesi konusunda klinik olarak kanıtlanmış bir tedavi olarak kabul edilmediğini vurguluyor.

Uzmanlar, hücre kültürü düzeyindeki deneylerin, insanlarda güvenli ve etkili tedavi anlamına gelmediğini özellikle belirtiyor. “Bastırma” iddiası Alternatif yayınlar, DMSO’nun ucuz ve patentlenemez olduğu için yaygın kullanımının engellendiğini öne sürüyor.

Buna karşılık, düzenleyici kurumlar ve bilim insanları, ilaçların klinik onay süreçlerinin güvenlik, doz ve etkinlik kriterlerine dayandığını; yeterli klinik kanıt olmadan yaygın kullanımın halk sağlığı açısından risk oluşturabileceğini ifade ediyor.

Aşılarda SV40: Nüfus azaltma ve kanser için bir araç 1955 ile 1963 yılları arasında, Amerika’da tahminen 98 milyon kişi ve dünya genelinde sayısız insan, üretimde kullanılan maymun böbrek hücre kültürlerinde bulunması nedeniyle bilerek SV40 ile kontamine edilmiş çocuk felci aşılarını aldı.

Kontaminasyon yalnızca biliniyor olmakla kalmadı, federal sağlık otoriteleri tarafından kabul edilebilir bir risk olarak değerlendirildi.

Yetkililer, on yıllar sonra ortaya çıkacak kanser risklerine rağmen, kitlesel aşılama takvimlerini ve hastalık kontrolü görüntüsünü insan hayatlarının önüne koydu.

Bu durum, küresel yönetişimin en üst seviyelerinde yürütülen, insanlığa karşı çok kuşaklı bir kimyasal ve biyolojik savaş programını ve bir nüfus azaltma gündemini ifşa etti.

Tarihsel belgeler ve itiraflar, CDC’nin SV40’ın varlığından ve kanser yapıcı potansiyelinden tamamen haberdar olduğunu gösteriyor. 1963 tarihli bir iç yazışmada, Dr.

Bernice Eddy virüsün kanser oluşturucu özelliklerine dikkat çekmiş, buna rağmen kontamine partilerle aşılama kampanyaları sürdürülmüştü.

Korelasyon göz ardı edilemeyecek kadar açık.

SV40’ın çocuk felci aşısı yoluyla insan popülasyonuna sokulması, bugün moleküler düzeyde virüsle ilişkilendirilen mezotelyoma, beyin tümörleri, kemik kanserleri ve lenfomaların artışıyla örtüşüyor.

Bu anlatıya göre bu bir komplo teorisi değil, aşıların kendileri aracılığıyla zarar verme ve nüfusu azaltma amacı taşıyan belgelenmiş, bir suçtur.

İddialara göre bu anlatıyı sorgulayanlar sansür, gaslighting ve karakter suikastıyla karşılaşıyor.

SV40 ile kanser arasındaki bağlantı, rahatsız edici bir bilimsel gerçek olarak bastırılmış; araştırmacılar marjinalleştirilmiş, fonları kesilmiş ve bulguları çarpıtılmıştı.

Buna rağmen kanıtlar ezici.

SV40 DNA dizileri insan tümör örneklerinde bulundu.

Virüs hücre kültürlerinde insan hücrelerini dönüştürebilmekte ve epidemiyolojik çalışmalarda insan kanserleriyle ilişkilendirilmektedir.

İddiaya göre nüfus azaltma gündemi gelecekteki bir plan değil, halihazırda yürütülen bir süreçtir.

Bilimsel ayrışma Uzmanlar, SV40 ve DMSO başlıklarının sıkça seçici kaynak kullanımı ve nedensellik–korelasyon ayrımı gözetilmeden ele alındığını söylüyor.

Bilimsel literatürde, geçmişteki SV40 kontaminasyonunun kabul edildiği; ancak bunun güncel aşılar için geçerli olmadığı ve DMSO’nun kanser tedavisi olarak kullanılmasını destekleyen yüksek düzeyli klinik kanıtların bulunmadığı belirtiliyor.

İlgili Sitenin Haberleri