Haber Detayı
Trump neden İran’ı vurmak istiyor? 'Venezuela benzeri bir senaryo...'
Trump yönetiminin, İran’a yönelik olası saldırısının asıl hedefinin, 'rejimin tepe noktası' olacağı öne sürülüyor. Konuya yakın kaynaklar, Washington’un amacının kapsamlı bir rejim değişikliğinden ziyade, İran liderliğinde değişim yaratmak olduğunu vurguluyor.
Washington–Tahran hattında tansiyon yeniden yükselirken, olası bir ABD saldırısının askerî olmaktan ziyade 'siyasal bir mühendislik hamlesi' olabileceği tartışılıyor.
Kulislerde konuşulan senaryolar, hedefin İran devlet yapısını tümden yıkmak değil, güç merkezini sarsmaya odaklanan, sınırlı ama sonuç alıcı bir müdahale olabileceğine işaret ediyor.
Batılı kaynaklara göre Trump, Venezuela’da yaşanana benzer bir sonuç hedefliyor: ABD müdahalesinin, hükümetin tamamı değişmeden devlet başkanının görevden ayrılmasına yol açtığı bir senaryo.
Reuters’a konuşan kaynaklar, İran için de benzer bir yaklaşımın masada olduğunu ifade ediyor.
İKTİDARDA ÇATLAK YOK İsrail ile ABD arasındaki planlamaya doğrudan aşina olan üst düzey bir İsrailli yetkili Reuters'a demecinde şu ifadeleri kullandı: Washington’un hedefi rejimi devirmekse, yalnızca hava saldırılarının yeterli olmayacağına inanıyoruz (...) Rejimi devirmek istiyorsanız kara birlikleri de göndermeniz gerekir.
Aynı kaynak, ABD’nin İran’ın dini lideri Ali Hamaney ’i hedef alması halinde dahi, 'yerine geçecek birilerinin olacağını' vurguladı.
İsrailli yetkili, son dönemdeki huzursuzlukların Tahran’daki yönetimi zayıflattığını, ancak derin ekonomik krize ve protestolara rağmen iktidarın hâlâ kontrolü elinde tuttuğunu kaydetti.
ABD’li istihbarat raporları da benzer bir sonuca işaret ediyor.
İki kaynağın aktardığına göre, protestoları tetikleyen koşullar sürerken hükümet zayıflasa da, üst düzey yönetimde ciddi bölünmeler yaşanmış değil. 'DEVRİM MUHAFIZLARI' ENDİŞESİ Öte yandan, Reuters'a konuşan iki Batılı diplomat, ABD ve İsrail’de bazı yetkililerin İran’da bir iktidar değişiminin nükleer müzakerelerdeki tıkanıklığı aşabileceğini ve uzun vadede Batı ile daha işbirlikçi ilişkilerin önünü açabileceğini düşündüğünü belirtti.
Ancak Hamaney için net bir halefin bulunmadığına dikkat çekiliyor.
Bu belirsizlik ortamında bazı Arap yetkililer ve diplomatlara göre, İran Devrim Muhafızları ’nın yönetimi devralması ihtimali güçleniyor; bunun da nükleer krizi ve bölgesel gerilimi tırmandırabileceği öne sürülüyor.
Bir yetkili, “Dış baskı altında öne çıktığı düşünülen herhangi bir halef reddedilir; bu da Devrim Muhafızları’nı zayıflatmak yerine güçlendirebilir” dedi.
Batılı diplomatlar ayrıca İran’ın derin şekilde bölünmüş bir devlete dönüşmesi halinde, 2003’teki ABD işgali sonrası Irak’ta yaşananlara benzer biçimde iç savaşa sürüklenebileceği uyarısında bulundu.
Böyle bir senaryonun mülteci akınlarını tetikleyebileceği ve küresel enerji için hayati öneme sahip Hürmüz Boğazı ’ndan petrol akışını aksatabileceği ifade ediliyor.
HAMANEY'İN KONUMU Bölgesel yetkililere göre 86 yaşındaki Hamaney, günlük yönetimle ilgili bazı görevlerden elini çekti, kamuoyundaki görünürlüğünü azalttı ve geçen yıl İsrail saldırılarında üst düzey İranlı askeri komutanların öldürülmesinin ardından güvenli bölgelerde ikamet etmeye başladı.
Bazı yetkililer günlük işleyişin, başta kıdemli danışman Ali Laricani olmak üzere Devrim Muhafızları ’na yakın isimlere devredildiğini belirtiyor.
Devrim Muhafızları’nın, İran’ın güvenlik ağı ve ekonominin büyük bir bölümünü kontrol ettiği biliniyor.
Buna rağmen Hamaney; savaş, halefiyet ve nükleer strateji gibi başlıklarda son sözü söylemeyi sürdürüyor.
Yetkililere göre, Hamaney sahneden çekilmedikçe İran’da köklü bir siyasi değişim yaşanma olasılığı oldukça zayıf kalıyor.