Haber Detayı

DEM Parti-Saadet Partisi görüşmesi... Arıkan: Türk’ün hakkı neyse Kürt’ün de hakkı odur
Politika artigercek.com
29/01/2026 22:44 (2 saat önce)

DEM Parti-Saadet Partisi görüşmesi... Arıkan: Türk’ün hakkı neyse Kürt’ün de hakkı odur

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, DEM Parti heyetiyle yapılan görüşme sonrası Türkiye ve Suriye’de tüm halkların eşit haklara sahip olması gerektiğini söyledi.

Artı Gerçek - Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan ile Suriye gündemiyle yaptıkları görüşmenin ardından basın toplantısı düzenledi.

İlk sözü alan Bakırhan, verimli bir görüşme olduğuna dikkat çekti.

Görüşmede Suriye ve Rojava bölgesindeki gelişmelerin ve bunun Türkiye’ye yansımaların ele alındığını ve yine Tülay Hatimoğulları'nın Kamişlo ziyaretinin konuşulduğunu belirten Bakırhan, "Kamişlo ziyaretinin yanı sıra benim bölgede yaptığım çalışmalar sonucu ortaya çıkan izlenimlerimizi aktardık, paylaştık" dedi. 'KÜRT VE ARAP ÇATIŞMASINI İSTEMİYORUZ’ Suriye'nin yıllardır devam eden tekçi yaklaşımından vazgeçmesi gerektiğini belirten Bakırhan, söz konusu tekçi anlayışın Suriye’yi 15 yıllık bir iç savaşa sürüklediğini söyledi.

Suriye'nin renkli bir mozaiğe sahip olduğunu belirten Bakırhan, "Dolayısıyla bugünden sonra atılacak her adım, Kürdü de, Aleviyi de Dürzi’yi de, Hristiyanı ve orada yaşayan bütün halkları ve inançları da kapsayan bir mantıkla yürümelidir.

Ama üzülerek belirtmek istiyorum ki, Halep saldırısıyla başlayan ve son olarak Kobani ile Kürtlerin yaşadığı kentlerin sınırına kadar dayanan, ateşkese rağmen hala devam eden tek taraflı çatışmalar var.

Bunlar bizi kaygılandırıyor.

Bölge halkını, özellikle Kürt kardeşlerimizi kaygılandırıyor.

Bizler, orada Kürtlerin ve Arapların çatıştığı bir ortam istemiyoruz" dedi. 'KÜRTLER DEMOKRATİK BİR ZEMİN İSTİYORLAR' Tülay Hatimoğulları'nın Kamişlo'da yaptığı görüşmelere dikkat çeken Bakırhan, Tülay Hatimoğulları'nın tüm Kürt zeminleri ile yaptığı görüşmelerde Kürtlerin çatışma istemediklerini belirttiğini söyledi.

Bakırhan, "Bize düşen, başta DEM Parti, Saadet Partisi ve diğer siyasi partilere de düşen, Suriye inşa edilirken ülkenin kapsayıcı bir yaklaşıma sahip olmasını savunmaktır.

Maalesef, o kapsayıcılığı şimdilik göremiyoruz" diye belirtti. 'BAĞLANTI SAĞLANACAK KANALLAR OLUŞTURULMALI' Tuncer Bakırhan şunları söyledi: “Kobani bir kuşatma altındadır.

İnsanlar ilaca ulaşamıyor.

İlaç ve gıda krizi var.

Elektrik yok.

Hem Suriye içinde hem de dışındaki insanlarla iletişim kurmalarını sağlayan olanaklardan yoksunlar.

İnternetler kesiliyor.

Ateşkese rağmen kuşatma devam ediyor.

Sanırım ateşkes sadece Kürtlerin ateşkes olması olarak anlaşılıyor.

Bu ateşkes devam etmeli, çatışmalar durmalı.

Başta Kobani olmak üzere orada kuşatma altında bulunan bölgelere insani yardım koridorları açılmalıdır.

Türkiye sınırı da kapalı olunca, Mürşitpınar Kapısı da kapalı olunca, insanlar gıdaya ve ilaca ulaşamıyor; ihtiyaçları karşılanamıyor.

Bu nedenle çağrımızı yeniliyoruz; bir an önce Türkiye, Mürşitpınar Sınır Kapısı’nı açmalıdır.

Burada, başta sivil toplum örgütlerinin ve partimizin başlattığı yardımların o kapıdan Kobanililere ulaşması gerekmektedir.

Sadece Mürşitpınar Kapısı açılmamalı; aynı zamanda Kobani’nin diğer Kürt kentleri ile bağlantısını sağlayacak bir kanal da oluşturulmalıdır.

İNSANLAR SORUYOR: BU NASIL KARDEŞLİK?

Kobani orada yalnız mı kalacak?

Dolayısıyla bunun için, başta iktidar olmak üzere yöneticiler de önlemler almalı, elinden geleni yapmalıdır.

Bu konuda büyük bir beklenti var.

Günlerdir bölgede bulunuyorum; insanlar sorguluyor; 'Bu nasıl kardeşlik?

Böyle mi olur kardeşlik?' Dünyanın dört bir yanına yardım konvoyları gönderilirken, sorun hemen yanı başımızdaki Kürtler olunca neden iktidar sessiz kalıyor?

Neden bir şey yapmıyor?

Neden gerekeni yapmıyor?

Neden elindeki yetkileri kullanarak kapıyı açmıyor?

Suriye üzerinde bu kadar etkisi ve yetkisi olan bir devlet, Kürtlerin bu kaosu, krizi ve insanlık dramını yaşamasına neden göz yumuyor? diyorlar.

SAADET PARTİSİ'NİN TUTUMU ÇOK DEĞERLİDİR Sayın Genel Başkan Mahmut Arıkan'ın dün söylediğini çok önemsiyoruz.

Saadet Partisi zaten başından beri bu konuda yapıcı çatışmadan, gerginliklerden uzak bir perspektifle soruna yaklaştı.

Tabanımız adına teşekkür ediyoruz.

Saadet Partisi’ne de yakışan budur.

Saadet Partisi’ne yakışan, rahmetli Necmettin Erbakan’ın dediği bu coğrafya ne kadar Türklerin ise o kadar bu coğrafyada yaşayan bütün ırkların Kürtlerindir.

Bu perspektifte ötekileştirme yok.

Bu perspektifte Kürtler ümmetin yetim evladıdır gibi bir yaklaşım yok.

Kapsayıcı bir perspektif var.

Saadet Partisi başından beri kurucu rahmetli genel başkanların dediği bir yolda yürüyor; bu önemlidir, değerlidir.

BİR ÇÖZÜM YOLU BULMALIYIZ Sayın Başkanımızın da söylediği gibi, bizce de Mecliste oluşturulacak ve hatta bütün siyasi partileri kapsayacak bir komisyon, başta Kürtlerin yaşadığı kentler olmak üzere Şam yönetimi ile görüşmelidir.

Yaşananları yerinde incelemelidir.

Tek taraflı algılarla bir yaklaşım oluşturarak Suriye hakkında konuşamayız; bir çözüm yolu da bulamayız.

Biz katılıyoruz ve destekliyoruz.

Umarım diğer siyasi partiler de bu konuda yapıcı bir tutum içinde olurlar.

Mecliste üyesi bulunan siyasi partiler, üyeler vererek orada bir komisyonun oluşmasını sağlamalıdır.

SÜREÇ GÜVENSİZLİKLERE RAĞMEN DEVAM EDİYOR Bu süreç, kırılmalara ve güvensizliklere rağmen devam ediyor ve devam edecek.

Hepimizin bu sürece ihtiyacı var; en başta iktidarın ihtiyacı var.

Çatışmasız, kavgasız, şiddetsiz, insanların diyalog ve müzakere ile sorunlarını tartıştığı ve çözdüğü bir Türkiye’yi hepimiz umut ediyoruz.

Bunun devam etmesi için, DEM Parti olarak üzerimize düşen sorumluluğu layıkıyla yerine getirmeye devam edeceğiz.

Sizlere, tekrar ev sahipliklerinden dolayı, Sayın Başkan şahsında Saadet Partisi ailesine teşekkürlerimi sunuyorum.” 'TÜRK'ÜN HAKKI NEYSE KÜRT'ÜN DE HAKKI ODUR' Bakırhan'dan sonra söz alan Arıkan ise önemli ve sıkıntılı bir süreçten geçildiğini bu süreçte Türkiye'deki halklar arası bütünlüğün sağlanmasının önemli olduğunu vurguladı.

Arıkan, "Bölgemize büyük savaş gemilerinin hızla yaklaştığı bir dönemde, yakın çevremizdeki komşu ülkelerde huzurun sağlanması da en önemli vazifelerimizden biridir.

Bugüne kadar Saadet Partisi her zaman işin yapıcı tarafında yer aldı.

Sorunlar üzerinden oy devşirmek, sorunları istismar etmek yerine; kısa vadeli çözümler değil, uzun vadeli çözümler üretme gayreti içinde oldu.

Hep söyledik: Türkiye’de Türk’ün ne kadar hakkı varsa, Kürt’ün ve diğer etnik kökenlerden insanların da o kadar hakkı vardır; bunu her zaman savunuyoruz.

Aynı şekilde, komşu ülke Suriye’de Arap’ın ne kadar hakkı varsa, Kürt’ün ve diğer etnik kökenlerden insanların da o kadar hakkı olduğunu her zaman ifade ediyoruz.

Nasıl ki bizim coğrafyamızda Türk nüfusunun sayısal olarak fazla olması diğer etnik kökenlerin dışlanmasını gerektirmiyorsa, Suriye’de de Arap nüfusunun fazla olması diğer etnik kökenlerden insanların ötekileştirilmesini gerektirmez” dedi. 'MECLİS'İN BİR HEYETİNİN DE BÖLGEYİ ZİYARET ETMESİ GEREKİR' Suriye'nin kısa sürede toparlanarak tüm etnik kökenli insanlara eşit hak dağılımını sağlaması gerektiğini belirten Arıkan, devamla şunları kaydetti; "DEM Parti'nin kıymetli heyetinin daha önce bir teklifi vardı; Türkiye'nin Suriye'de bir garantör ülke olmasını teklif etmişti.

Biz de bu teklifi önemsiyoruz ve Türkiye'nin bu noktada, Suriye’deki tüm hakların mağdur olmayacağı bir düzene yeni anayasa yapılana kadar garantörlük görevini üstlenmesini önemli buluyoruz.

Yakın zamanda Meclis’in bir heyetinin, gerek Şam yönetimiyle gerekse Şam’da yaşayan diğer etnik kökenlerden halklarla bir araya gelmesini, bir rapor hazırlamasını ve dünya kamuoyunu doğru şekilde bilgilendirmesini talep ediyoruz.

Hep beraber görüyoruz ki çok farklı kanallardan gelen farklı haberler, farklı bilgiler var.

Doğru bilgiye ulaşmanın yolu meclisimizin bir heyet oluşturarak bölgeye bir an önce gitmesindir" diye konuştu.

YARDIMLARIN EN KISA ŞEKİLDE ULAŞACAĞI MESAFELER AÇILMALIDIR Arıkan, devamla şunları söyledi: "İran’a yönelik böyle büyük bir savaş hazırlığının olduğu bir süreçte, Türkiye’nin komşularıyla hem yakın diyalog kurma hem de adil bir işleyişi temin etmede daha fazla inisiyatif ve rol almasını önemsiyoruz.

İnsani yardım koridoru meselesi var.

Nasıl ki biz, millet ve ülke olarak Gazze’de yaşanan hadiselerde en güzel dayanışmayı sağladık ve Gazze’ye insani yardım koridoru açılması için olağanüstü çalışmalar yaptık; aynı şekilde Suriye’deki tüm mağdur insanlara yardımın ulaştırılması, yardımların en kısa ve hızlı şekilde ulaşacağı mesafelerin, sağlıklı iletişim kanallarıyla açılmasını önemsediğimizi ifade etmek istiyorum.” (MA)

İlgili Sitenin Haberleri