Haber Detayı
Burası Agora Pansiyon
Bodrum’a otobüs ile gittiğimiz yıllarda akşam biner gece boyu giderdik. Güneş Bafa’da yüzümüze doğardı. Otobüsün camına yapışır bakmalara doyamazdım. Hızlıca geçtiğin, Bodrum’a geldik sandığın bir heyecan noktası oldu hep. Hep geldim geçtim, durup bakamadım.
Geçtiğimiz haftalarda Muğla Gastronomi Rotası (GASTRO-TA) çalışmaları kapsamında son durağımızı Bafa olarak planladık ve yoldan çıktık!15 dakikalık yol uzadı.
Gölün kıyısında durduk, kuşa, dağa, taşa, zeytine baktık.
Eşsiz manzaralar, daha önce görmediğim renkler, derin bir sessizlik, hayret verecek bir sadelik.
Biraz daha gittik, Kapıkırı köyüne, meşhur Agora Pansiyon’a vardık.Kapıkırı köyü Latmos Dağları'nın eteklerinde ve Bafa Gölü kıyısında Herakleia antik kentinin üzerinde kurulu.
Öyle laf ola değil, yakında bir antik kent değil, bayağı üzerine kurulu.
Evlerin duvarları Helenistik dönemin o kusursuz kesme taş duvarlarına yaslanmış, bahçe duvarı, aslında 2400 yıllık şehir surunun devamı olabiliyor.
Köyün ilkokulu, antik kentin ticari ve politik merkezi olan Agora'nın tam üzerine inşa edilmiş, çocuklar teneffüste binlerce yıllık bir meydanda koşturuyor.
Beşparmak (Latmos) Dağları'na özgü o devasa, yuvarlak hatlı, sanki bir dev tarafından üst üste dizilmiş gibi duran "Gnays" kayaları köyün doğal dekoru.
Sürreal bir manzara.Mithat Serçin bizi karşıladı, burası bir aile işletmesi, 1987 yılında kurulmuş, Mithat ailenin büyük oğlu ve rehber.
Kapıkırılı sekiz kuşak geriye gidebilen bu ailenin şahane babası Orhan Serçin ve mutfağın tanrıçası adıyla müsemma Özgün Hanım el ele vermişler, doğaya saygılı, ‘yetecek kadar’ prensibi ile çalışmışlar.
Çocuklar bahçede oynarken 10 odalı bir pansiyon kurmuşlar ve sadece burada konaklayan misafirlere yemek servisi vermişler, şimdilerde Michelin etkisi ile artık restoran dışarıdan gelenlere de rezervasyonla hizmet veriyorlar.
Benim yaşadığım en özgün deneyimlerden biri oldu.
Yılan balığını sadece suşi üzerinde fümelenmiş gören herkes için çok farklı bir deneyim olacaktır.
Burada yılan balığı füme, hafif sulu ve mükemmel bir ana yemek olarak geliyor sofraya.
Altında bahçeden koparılmış yeşil yapraklar, biraz kırmızı soğan ve dereotu ile.
Yılan balığı ile çalışmak şefler için kolay değil, bir tarif için yıllar önce mutfağımıza geldiğinde büyük bir mücadele yaşayan mutfak ekibim, ne istersen yapalım ama yılan balığı işine girmeyelim demişlerdi.
Yanılmıyorsam Picasso sergisine paralel Picasso’nun mutfağından bir tarif denemiştik.Agora Pansiyon Michelin yeşil yıldızı ile sürdürülebilir restoran olarak iki yıldır ödüllendiriliyor ve Bib Gourmand ile ulaşılabilirliğini koruyor.
Her ödül sonrası Bafa’daki meslektaşlarını paydaş olarak gördüğünü söylüyor ve bu gururu paylaşıyor.
Özgün Hanım “ödülü alırken kalbim duracaktı” diyor: “Kolay değil, iki çocuk büyüt, dünyanın gezginini ağırla, 40 yıllık mayayı yaşat!” Özgün hanım tedarik konusunda komşuları, akrabaları ile yakın işbirliği içinde.
Genel olarak kendine yetecek kadar üreten komşuların artan ürünlerini alıyor, mutfağında kullanıyor.
Menüsünde bölgenin yemekleri de var.
Avrupa Birliği’nde tescil edilmiş (PDO) Milas zeytinyağı ile yapılan yemekler Milas Vekilharcı ile Milas ekşili köfte Özgün hanımın elinden çıkıyor.
Ocak ayı yağışlar sonrası her yer yemyeşil.
Menüde çevreden toplanan otlar ve güzel bir yoğutlama var, farkı sebzelerin zeytinyağı ile fırınlanması.Orhan Serçin sürdürülebilirliğin köy insanının doğal davranışında saklı olduğunu söylüyor: “Tavuklarımız vardı gıda atıklarını ayırdık, hayvanlarımıza verdik, köyde çöp kalmasın diye diğer atıkları ayırdık, şehre gittiğimizde geri dönüşüme götürdük.
Bu işletmenin ilk gününden bu yana böyle davrandık.”Bafa’nın gnays kayaları arasına gizlenmiş sırlarını çözmek için sadece görmek yetmiyor, Mithat ve Orhan Serçin bölgeyi her katmanı ile çok güzel anlatıyorlar.
Agora Pansiyon’un bahçeye bakan küçük salonunda küçük şömine yanıyor, duvardaki kütüphanede Atlas dergileri ve sevdiğimiz kitaplar sıralı.
Kıymetli Vedat Atasoy Herakleia ve Bafa'nın binlerce yıllık geçmişini, mitolojik hikayelerini ve Latmos'un jeolojik yapısını detaylıca işlemiş ve kayıt altına almış ve Sevgili Yüksel Aksu’nun 'Entelköy Efeköy’e Karşı' filmini burada çekmiş.
Orhan Bey dünyayı takip eden vizyonu ve derin entelektüel birikimiyle yönetmenlerden yazarlara, sanatçılardan, araştırmacılara kadar yolu buraya düşen herkesi sofrasında ağırlıyor.
Memecikten giriyor, Saragossa Körfezinden çıkıyor, dinlemeye doyamıyorsunuz.Yoldan çıkın!
Kapıkırı’yı görmeden dönmeyin!