Haber Detayı

Üniversitelerde öğrenci sayısı azalıyor: 336 bin aday kayıt yaptırmadı
Gündem hurriyet.com.tr
30/01/2026 07:00 (4 saat önce)

Üniversitelerde öğrenci sayısı azalıyor: 336 bin aday kayıt yaptırmadı

Türkiye’de yükseköğretim sistemi, son yılların en ciddi kırılma sürecine giriyor. Geçen yıl YKS’ye 2 milyon 560 bin 649 aday başvurdu. Tercih yapanların 785 bini üniversitelere yerleşme hakkı kazandı ama bunlardan 336 bini kayıt yaptırmadı.

Demografik daralma, üniversite ücretlerindeki artış, mezun–istihdam uyumsuzluğu ve gençlerin yurtdışı eğitim ile alternatif öğrenme modellerine yönelmesi, üniversiteye talebi belirgin biçimde azaltıyor.

Geçtiğimiz yıl YKS’ye toplam 2 milyon 560 bin 649 aday başvurdu.

Yerleştirme sürecinde ise 1 milyon 412 bin 734 aday tercih yaptı.

Tercih yapan adayların 785 bini üniversitelere yerleşme hakkı kazandı ama bunlardan 336 bini kayıt yaptırmadı.

Bu tabloyu Milli Eğitim Bakanlığı Talim Terbiye Kurulu eski Başkanı ve Başkent Üniversitesi Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri öğretim üyesi Prof.

Dr.

Burhanettin Dönmez, Hürriyet’e değerlendirdi: İŞ GARANTİSİ ALGISI ÇÖKTÜ“Üniversite dediğimiz kurum, hiçbir siyasi ve ticari kaygı olmadan bilimsel, felsefi ve sanatsal üretim yapan bir merkezdir.

Ancak bugün geldiğimiz noktada bu tanım büyük ölçüde aşınmış durumda.

Vakıf üniversitelerinde de çok sınırlı sayıda istisna dışında ticari kaygılar belirleyici hâle geldi.

Böyle olunca üniversite, kamusal bir kurum olmaktan çıkıp yatırım alanı gibi algılanmaya başlandı.

Üniversite tercihlerindeki kırılmanın temel nedenlerinden biri istihdam sorunu.

Eskiden üniversite mezuniyeti Türkiye’de büyük ölçüde iş garantisi anlamına geliyordu.

Bugün ise üniversite öğrencilerinin en büyük sorunu istihdam.

Fen-edebiyat fakülteleri başta olmak üzere birçok fakülte bilim üretmek amacıyla kurulmuş olmasına rağmen öğrencilerin çok büyük bir bölümü öğretmen olmak için bu bölümlere yöneldi.

Bu alan artık tıkandı.

Üniversite geleceği belirsiz, yapılan yatırımın ne zaman karşılık bulacağının bilinmediği bir alan haline geldi.GENÇ NÜFUS AZALIYORTürkiye’de genç nüfus giderek azalıyor.

Üniversite çağındaki öğrenci sayısındaki bu demografik düşüş, mevcut üniversite sayısını taşıyamayacak bir tabloyu beraberinde getiriyor.

Önümüzdeki yıllarda üniversiteler öğrencisizlik sorunuyla daha açık biçimde karşı karşıya kalabilir.

Geçtiğimiz dönemde üniversiteyi kazandığı halde kayıt yaptırmayan 336 bin kişi var.

Bu rakam, basit bir hesapla yaklaşık 10 üniversiteye karşılık geliyor.

Bugün Türkiye’de öğrenci sayısı 20 binin altında olan çok sayıda üniversite bulunuyor.

Eğer bu eğilim devam ederse, önümüzdeki yıllarda öğrenci yetersizliği nedeniyle üniversitelerin kapanması gündeme gelebilir.

Kazandığı halde kayıt yaptırmayan öğrenci sayısı  bu yıl 336 bin ise gelecek yıl bunun 500 bin olmayacağının bir garantisi yok.BÖLGESEL OKULLARA GEÇİŞÜniversiteler arasındaki ayrışma derinleşiyor.

Çok sayıda kurum ‘bölgesel üniversite’ konumuna gerileyebilir.

Bu üniversitelerin daha çok bulundukları ilin ya da çevre illerin öğrenci talebine dayanan bir yapıya yönelmesi söz konusu olabilir.

Öğrenci profili büyük ölçüde yerel düzeyde şekillenir.

Bu durumda da mezunların ulusal ve küresel ölçekte rekabet gücü zayıflar.

Bugün iş dünyasının üniversite diplomasına bakışı da değişti.

Bugün özel sektör giderek daha fazla ‘Bu işi yapabiliyor musun?’ diye soruyor. ‘Bir ay deneyelim, sonra konuşuruz’ deniliyor.

Küresel ölçekte bazı büyük şirketler diploma şartını kaldırdı.

Üniversiteler ise belge ve sertifika dağıtan kurumlar haline geldi.” PANDEMİNİN ETKİSİ OLDU“Pandemiyle birlikte uzaktan eğitimin hız kazandığı görülüyor.

Dünyanın saygın üniversiteleri uzaktan eğitim yoluyla küresel geçerliliği olan diplomalar vermeye başladığında, yerel üniversitelerin durumu daha da zorlaşacak.

Yabancı dili olan ve bu imkânlara erişebilen öğrenciler farklı seçeneklere yöneliyor.

Bu tablo uzun vadede sürdürülebilir değil.

Üniversite sayısının azaltılması, niteliğin artırılması gerekiyor.

Üniversitelerin pedagojik, etik ve akademik olarak özüne dönmesi şart.

Biz öğretim üyeleri olarak dikkat çekmekle yükümlüyüz.

Önlem alacak olanlar ise sistemi yönetenlerdir.”

İlgili Sitenin Haberleri