Haber Detayı

BBP lideri Destici bu 3 suç için idam cezası istedi: ''Gerekirse referanduma gidelim''
Politika haber3.com
30/01/2026 07:32 (3 saat önce)

BBP lideri Destici bu 3 suç için idam cezası istedi: ''Gerekirse referanduma gidelim''

BBP lideri Mustafa Destici terör suçları, çocuk katilleri, tecavüzcü sapıklar için idam cezasının uygulanmasını isteyerek "referandumu yapılmasını öneriyoruz" çağrısında bulundu.

BBP'nin 33'üncü kuruluş yıl dönümü nedeniyle Ankara'da bir otelde program düzenlendi.Programa BBP Genel Başkanı Destici, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Elitaş, CHP Ankara Milletvekili Adnan Beker, HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan, parti yöneticileri ve çok sayıda partili katıldı.Programda konuşan BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, BBP'nin 33 yıllık siyasi yolculuğunda yalnızca millete ve milli değerlere yaslandığını, Türk milletinin tarihi misyonu ile Türk-İslam birliği idealinden hiçbir zaman vazgeçmediklerini belirterek, Muhsin Yazıcıoğlu'nun çizgisini kararlılıkla sürdürdüklerini ifade etti.İşte Destici'nin açıklamalarından satırbaşları:"Referandum yapalım" deyip idam istedi"Milletin vicdanında 'idam' çoktan onaylanmıştır.

Gelin, bundan kaçmayın.

Gelin, bu kararı milletimiz versin.

Teklifimiz şudur; terör suçları, çocuk katilleri, tecavüzcü sapıklar için Narin'in, Sıla bebeğin, Aybüke Yalçın öğretmenin katilleri için idam cezası referandumu yapılmasını öneriyoruz.

Sandığı milletin önüne koyalım.

Bakalım millet bebek katilleri için 'yaşam hakkı' mı diyor, yoksa 'ip' mi istiyor?

Bunu hep birlikte görelim.

Biz diyoruz ki; adalet mağdurun yüreğini soğutmaktır.

Caniye merhamet, mazluma ihanettir.

Biz bu ihanete ortak olmadık, olmayacağız.

O ip o sandıktan çıkacak ve adalet yerini bulacaktır.""Kim PKK-YPG-SDG'yi savunmak istiyorsa buyursun gitsin"Türk milletinin tüm köken, inanç ve düşünce farklılıklarıyla birlikte bir bütün ve kardeş olduğunu dile getiren Destici, "Yeni kurulmuş Suriye yönetiminin sınırları zorlayan hoşgörü ve tahammülüne rağmen, Türkiye'nin tüm uyarılarına rağmen, PKK'nın Suriye kolu SDG'nin anlaşmalara uymaması ve sivillere yönelik saldırılarının devam etmesi, Suriye'nin SDG'ye müdahalesiyle sonuçlandı.

DEM'liler kanlarının son damlasına kadar savunacaklarını söylediler.

Kim PKK-YPG-SDG'yi savunmak istiyorsa buyursun gitsin, kapı açık ama giderken geri dönmemek üzere, Türkiye Cumhuriyeti pasaportunu ve kimliklerini bırakıp gidecekler.

Türkiye'de ise devletimizin, hükümetin, Cumhur İttifakımızın kararlı duruşuna rağmen başta PKK uzantısı DEM sözcüleri olmak üzere ana muhalefetin grup başkan vekili DEM'lilerle yaptığı ortak basın toplantısında PKK-SGD'ye yapılan operasyonlara karşı çıktı.

Bunun Türkiye'ye yansıması olacağını söylediler.

Tehditkar cümleler kurdular.

Sandılar ki dünkü düzen var.

Artık dünkü düzen yok.

Ya şartsız, müzakeresiz silahlarınızı bırakırsınız ya da boynunuza devletin ilmiği ve balyozu kafanıza geçer" ifadelerini kullandı."Kazandıkları belediyelerde ilk iş olarak Türk bayrakları indirildi"Türk bayrağına yapılan saldırının Türk milletine, vatana ve cumhuriyete düşmanlığın ifadesi olduğunu söyleyen Destici, "Yıllar boyunca Türkiye'yi parçalamak için kurdurulup beslenmiş hain ve kahpe terör örgütünün işlediği cinayetlerinin yanı sıra, bazen doğrudan, bazen uzantıları aracılığıyla milletimizi ve değerlerimizi hedef alan hakaretlerine maruz kaldık.

Kurdurdukları sözde partilerin kongrelerinde, toplantılarında Türk bayrakları yerlere atıldı.

Kazandıkları belediyelerde ilk iş olarak gönderden, duvarlardan Türk bayrakları indirildi.

Bazı partiler diyor ki kayyum atamasına son verilsin.

Ne olacak, adamlarda en ufak bir değişiklik var mı?

Tüm Anadolu'yu geziyoruz.

Orada vatandaşa, yöneticilere soruyoruz. ‘Bu hainlerde en ufak bir geri adım var mı?' diyoruz. ‘Yok' diyorlar.

Yine aynısını yapacaklar.

Siyasi bölücülük tüm hızıyla maalesef devam ediyor.

Sözde partilerin temsilcileri, katıldıkları toplantılarda her dönemde ve buldukları her fırsatta İstiklal Marşımıza saygısızlık yaptılar.

TBMM kürsüsünden defalarca milletimize, devletimize, tarihimize, inançlarımıza ve değerlerimize hakaret ettiler" dedi."O saç örgüsü, Bozkurt'un yelesidir, çakalın, sırtlanın oyuncağı olamaz"Bugün sadece sınırlara değil, Türk tarihi ve töresine saldırıldığını vurgulayan Destici, "Sınırın ötesindeki YPG'li çapulcular ile Meclis'teki kravatlı uzantıları, ağız birliği etmişçesine yeni bir propaganda başlatmışlar.

Neymiş? 'Saç örgüsü' üzerinden kendilerine bir efsane uydurmaya çalışıyorlar.

Buradan o kültür fukaralarına, o tarih yoksunlarına sesleniyorum.

Siz kim, Türk'ün kadim töresi kim?

Siz kim, binlerce yıllık devlet geleneğinin sembollerini ağzınıza almak kim?

O, sizin propaganda malzemesi yapmaya çalıştığınız saç örgüsü; dağdaki teröristin süsü değil, Mete Han'ın, Tomris Han'ın rüzgarda savrulan yelesidir.

O örgü Sultan Alparslan'ın Malazgirt ovasına girerken miğferinin altına gizlediği, kefen niyetine ördüğü saçlarıdır.

O örgü Göktürk hakanlarının, Selçuklu yiğitlerinin, 'Ölürsem saçım mezarımda kefenim olsun' diyen Türkmen beylerinin şeref nişanesidir.

Türk'ün 'börk'ünü taklit ettiniz, yutmadık.

Türk'ün bayramı, Ergenekon'dan çıkış günü olan Nevruz'u çalmaya kalktınız, 'bizimdir' dediniz, o kirli ellerinizle ateşimizi kirletmeye çalıştınız, çaldırmadık.

Şimdi de binlerce yıllık savaşçı geleneğimize, atalarımızın saç örgüsüne mi göz diktiniz?

O saç örgüsü, Bozkurt'un yelesidir, çakalın, sırtlanın oyuncağı olamaz" dedi."Evlilikleri ve çocuk sahibi olmayı desteklemeliyiz"Verilere göre dünya üzerinde ‘nüfusunu kaybetme tehlikesi' yaşayan ilk 5 ülke arasında Türkiye'nin de yer aldığını belirten Destici, "Evlilikler azalıyor, doğum oranları düşüyor, aile kurumunu ayakta tutmakta zorluklar yaşıyoruz.

Bu konuyla ilgili yakın dönemde milletimizi ve devletten siyasete, sivil toplum kuruluşlarından basına, karar alma noktasında olanları bilgilendirdik, uyarılarda bulunduk, teklifler sunduk.

Evlilikleri ve çocuk sahibi olmayı desteklemeliyiz.

Evlenen çiftlere faizsiz kredi kullandırılmalı, evlenen çiftlerin ev ve araç sahibi olmaları için vergi ve faiz indirimleri sağlanmalıdır. 3 çocuk sahibi olan aileler için ayrı ve özel bir destekleme programı hayata geçirilmelidir.

Kadınlarımıza yönelen şiddet konusunda sert ve radikal adımlar atılmalıdır.

Daha doğrusu şiddetin her türlüsüne karşı daha fazla caydırıcı tedbirler ve hukuki düzenlemeler yapılmalıdır.

Sokak çeteleri diye bir şey ortada bırakılmamalı, kökleri kazınmalı, yeni Ahmetler ve Atlaslar kaybedilmemelidir" şeklinde konuştu. 

İlgili Sitenin Haberleri