Haber Detayı

DEİK Başkanı Nail Olpak: Anlaşma imzalanırken taraf olamıyoruz ama sonuçlarından bizzat etkileniyoruz
Güncel haberler.com
30/01/2026 14:39 (2 saat önce)

DEİK Başkanı Nail Olpak: Anlaşma imzalanırken taraf olamıyoruz ama sonuçlarından bizzat etkileniyoruz

AB: Diyalogdan Aksiyona AB Liderlerine Açık Mektup Basın Buluşması programında konuşan DEİK Başkanı Nail Olpak, "Anlaşma imzalanırken biz masada taraf olamıyoruz ama anlaşmanın sonuçlarından bizzat etkilenen konumdayız. AB'nin STA imzaladığı ülke sayısı 85 oluyor.

TÜRKİYE-AB: Diyalogdan Aksiyona AB Liderlerine Açık Mektup Basın Buluşması programında konuşan DEİK Başkanı Nail Olpak, "Anlaşma imzalanırken biz masada taraf olamıyoruz ama anlaşmanın sonuçlarından bizzat etkilenen konumdayız.

AB'nin STA imzaladığı ülke sayısı 85 oluyor.

Bu ciddi bir şekilde bizim üzerinde düşünmemiz gereken konulardan.

Bizim en önemli fonksiyonlarımızdan birisi, siyasetçilerin siyaseten söylemek istemedikleri ya da zorlandıkları alanlarda iş dünyası olarak daha aktif olmaya çalışmak.

Birçok AB ülkesi anlattıklarımız konusunda bizimle hemfikir.

Ama zannederim veya biz öyle anlıyoruz, bizim de onları destekleyici argümanları net bir şekilde sadece bugünkü toplantı ya da ilanımızla da kalmayacağız.

Biz Avrupa'nın farklı noktalarında o kapıları aşındırmaya, 2-3 ay önce yaptığımız Brüksel toplantısı dahil olmak üzere devam edeceğiz" dedi.

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Türkiye-Avrupa İş Konseyleri, Avrupa Birliği (AB) liderlerine "Türkiye'nin AB üyeliğinin önünün açılması, Gümrük Birliği'nin güncellenmesi ve işbirliğinin güçlendirilmesi" çağrılarının yer aldığı mektup gönderdi.

DEİK Türkiye-Avrupa İş Konseyleri tarafından hazırlanan ve Türk iş dünyasının taleplerinin bulunduğu mektup, 26 AB üyesi ülkenin iş konseyi başkanının imzasıyla AB liderlerine gönderildi.

Yarın Financial Times'ta da yayımlanacak mektuba ve sürece ilişkin İstanbul'da "Türkiye-AB: Diyalogdan Aksiyona AB Liderlerine Açık Mektup Basın Buluşması" başlıklı toplantı düzenlendi.

Toplantıya DEİK Başkanı Nail Olpak, DEİK Türkiye-Avrupa İş Konseyleri Koordinatör Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ ve DEİK/ Avrupa İş Konseyleri Koordinatör Başkan Yardımcısı Ali Kibar katıldı.'ÖNGÖRÜLEMEZLİĞİN OLDUĞU BİR SÜREÇ YAŞIYORUZ'DEİK Başkanı Nail Olpak, "Avrupa'yla aramızda bir entegrasyon süreci var.

Siyasi sebepleriyle bloke olmuş, herkesin birbirini 'Sen onu yerine getirmiyorsun' diyerek geriye bıraktığı bir süreç var ama kabul etmeliyiz ki yakın bir ilişki içerisinde de olduğumuzu görmek lazım.

Dolayısıyla bugünkü toplantının gündemi sadece bir Gümrük Birliği'nin güncellenmesi konusu değil.

Önemli mi Gümrük Birliği'nin güncellenmesi?

Elbette önemli.

Vazgeçtik, önemsizdir, böyle bir şeyden bahsetmiyoruz.

Bir de Gümrük Birliği hadisenin sadece ticari rakamlardan ibaret olmadığını da anlamamız lazım.

Maalesef iş dünyasının hiç hoşlanmadığı bir süreci yaşıyoruz.

Nedir hiç hoşlanmadığı süreç diye bahsettiğimiz?

Belirsizlik, öngörülemezlik.

Öngörülemezliğin olduğu bir süreç yaşıyoruz ve ne kadar devam edeceğini de öngöremiyoruz.

Faizin yüksek olması bizi rahatsız eder, enflasyonun yüksek olması, iş gücü, bunların hepsi rahatsız eder mutlaka ama en çok rahatsız eden konu da öngörülemezliktir.

Şimdi bu sürecin içerisinde bakıldığında Avrupa özelinde ne yaşıyoruz?

Gümrük Birliği'nden geldik, sıkıntıları konuşuyoruz.

Güncellemeyi, dijitalleşmenin bugün geldiği noktada kamu alımlarından tarıma kadar bir süreçlerin içerisinde bir güncelleme ihtiyacımız var.

Ama devamında da başka konular gündeme geldi.

Karbon düzenlemesi.

Baktığınızda yeni bir duvar.

Çelikle ilgili kotalarda resmen bir şey ifade edilmedi ama ciddi şekilde azaltma süreçleri gündemde.

Demek ki bunların bütününü biz değerlendirmek durumundayız.

Made in Europe var, en güncel konularımızdan birisi.

Avrupalı dostlarımızla görüştüğümüzde aslında Asya-Pasifik'e yönelik diyorlar.

Ülke ismi söylemeyelim, Çin demiyorlar da Asya-Pasifik veya söyleniyor.

Ama içerisine bakıldığında endişe ettiğimiz şekilde gerçekleşmez, Türkiye'nin o çemberin dışında kalıp yeni bir duvarın önümüze çıkması gibi bir risk var" dedi.'BİZ AVRUPA'NIN FARKLI NOKTALARINDA O KAPILARI AŞINDIRMAYA DEVAM EDECEĞİZ'DEİK Başkanı Nail Olpak, "Anlaşma imzalanırken biz masada taraf olamıyoruz ama anlaşmanın sonuçlarından bizzat etkilenen konumdayız.

Bununla AB'nin STA imzaladığı ülke sayısı 85 oluyor.

Bu ciddi bir şekilde bizim üzerinde düşünmemiz gereken konulardan.

Bu evrilmenin içerisinde zannederim bizim en önemli fonksiyonlarımızdan birisi, siyasetçilerin siyaseten söylemek istemedikleri ya da zorlandıkları alanlarda iş dünyası olarak daha aktif olmaya çalışmak.

Birçok AB ülkesi anlattıklarımız konusunda bizimle hemfikir.

Ama zannederim veya biz öyle anlıyoruz, bizim de onları destekleyici argümanları net bir şekilde sadece bugünkü toplantı ya da ilanımızla da kalmayacağız.

Biz Avrupa'nın farklı noktalarında o kapıları aşındırmaya, 2-3 ay önce yaptığımız Brüksel toplantısı dahil olmak üzere devam edeceğiz.

Onlar adına bir şeylerin söylenmesini de kolaylaştırmaya gayret etmeliyiz.

Çünkü gelinen noktada da AB'nin ve Avrupa'nın bize ihtiyaç kısmını Mehmet Ali Bey orayı söyledi, tekrarlamayacağım ama kendi içimizde gerçekten ihtiyacımız var.

Niye var?

Şimdi Amerika'nın havalarda uçuşan gümrük vergileri sürecinden aslında biz de nasibimizi aldık.

Bizi AB ile aynı kefeye koyarak yüzde 15 yaptı. 'Devamında inşallah olmaz.

Şu İran çekişmesiyle ilgili 'İran'la ticareti olanları ben 25'e koyacağım' dedi.

Kararı yayınlamadı ama yayınlarsa ne olacak diye düşünmeye başlıyorum.

Rusya ile olan yaptırımlar sebebiyle ticaretim gerilerken, bizim Türk Devletleri Teşkilatı olan ticaretimiz de yaptırımların dolaylı etkisiyle gitmeye başladı.

O zaman bizim daha proaktif olmaya çok daha ihtiyacımız olduğu bir dönem.

Demek ki süreci daha proaktif şekilde götürmek durumundayız.

Yapmaya çalıştığımız hem görev tanımımızdan hem de sürecin bizi getirdiği noktadan o globalleşmeden glokolleşmeye geldik mi, hepsini yaşadık; şimdi gittikçe korumacı, kendi sınırları içerisine adeta gitmeyi hedefleyen garip bir dünya düzeninin içerisinde yol bulmaya çalışıyoruz.

Birlikte bulacağız, beraber olacağız.

Sizlerin network'ü geniş, bizimki geniş.

Anlatacağız, dinleyeceğiz" ifadelerini kullandı.'AB'DE BİZİ DESTEKLEMEDİĞİNİ SÖYLEYEN YOK'DEİK Başkanı Nail Olpak, "Belki özeleştiri yapılacaksa bu sürece kim ne kadar hazırlıklı oldu, biz dahil olmak üzere öyle bakmak lazım.

Bunu vurgulamak istiyorum ve riskin orada olduğu konusunda hemfikirim.

Şimdi elbette bir taraftan ihtiyaç bir taraftan rekabet var.

Tamamlayıcılık ne ölçüde ve ihtiyaç ne ölçüde, buna bakmak lazım.

AB ile olan ilişkilerde birebir görüşmelerle siz de ifade ettiniz, bakanlar, başbakanlar yani görevim gereği ben de hepsiyle, büyükelçilerle yaptığımız görüşmede, 2-3 ülkeyi hariç tutalım AB'de, bizi bu konuda desteklemediğini söyleyen yok" diye konuştu.'DÜNYANIN YENİ BİR AVRUPA'YA İHTİYACI VAR'DEİK Türkiye-Avrupa İş Konseyleri Koordinatör Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ, "AB ile Avrupa Birliği arasındaki ilişki yalnızca diplomatik bir başlık değil, Türkiye'nin Avrupa Birliği üyesi olması.

Dünyanın yeni bir Avrupa'ya ihtiyacı var.

Bu yeni Avrupa'yı birlikte inşa edelim.

Bu her iki taraf için de bir küresel rekabet gücü gerekliliği.

Türk iş dünyası açısından ise halihazırda ait olduğumuz ekonomik coğrafya söz konusu.

Türkiye-Avrupa İş Konseyleri olarak AB liderlerine, Avrupa'yı yönetenlere bir mektup hazırladık ve gönderdik.

Mektubumuz yarın Financial Times'ta açık mektup olarak yayımlanacak ve başta Avrupa olmak üzere geniş kitlelere ulaşacak.

Bu mektupla, iş dünyasının Türkiye'nin tam üyeliğine verdiği desteği, ortak projelerdeki potansiyeli ve somut iş birliği alanlarını açık bir şekilde ortaya koyuyoruz" dedi.'BUGÜN TÜRKİYE AB'NİN 5'İNCİ BÜYÜK TİCARET ORTAĞI'DEİK Türkiye-Avrupa İş Konseyleri Koordinatör Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ, "Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki ilişki yalnızca diplomatik bir başlık değildir; bu ilişki aynı zamanda ekonomik entegrasyon, ortak üretim ve karşılıklı bağımlılık demektir.

Bugün Avrupa Birliği, Türkiye'nin en büyük ticaret ortağı; Türkiye ise AB'nin 5'inci büyük ticaret ortağı.

Yatırımlar, turizm, finansal hareketler ve sermaye akımları gibi tüm göstergeler, Avrupa'nın Türkiye açısından ne kadar merkezi bir yerde durduğunu açıkça gösteriyor.

Ancak Türkiye açısından Avrupa yalnızca bir coğrafya değil.

Avrupa ortak değerler demek.

Ekonomik entegrasyon demek, ilerleme demek.

Çünkü küresel güç dengeleri hızla değişiyor.

Avrupa, ABD ve Çin merkezli askeri, finansal ve teknolojik güç dengelerinde son yıllarda zayıflayan konumunu tekrardan güçlendirmek için atılımlar içinde.

Jeopolitika artık yalnızca diplomasiyi değil, doğrudan iş dünyasını etkiliyor.

Yapay zeka ve ileri teknolojiler ekonomileri baştan aşağı yeniden şekillendiriyor.

Böyle bir ortamda Avrupa'nın stratejik bütünlüğünü güçlendirmesi ve yakın çevresiyle daha derin bir entegrasyona yönelmesi artık bir tercih değil, açık bir zorunluluk haline geldi.

Tam da bu noktada Türkiye, Avrupa'nın karşı karşıya olduğu küresel meydan okumalar için vazgeçilmez bir ortak olarak öne çıkıyor.

Arz güvenliğinin jeopolitik güce dönüştüğü bir dünyada Türkiye, kritik hammaddeler ve bunların ileri üretim aşamaları için Avrupa'nın en gerçekçi ve en yakın tedarik ortağını temsil ediyor.

Tüm bu tabloya rağmen bugün eksik olan AB'deki siyasi irade ve stratejik vizyon eksikliği, belirsizlik güven üretmiyor.

Yatırım kararlarını geciktiriyor.

Stratejik fırsatları zayıflatıyor" ifadelerini kullandı.'TÜRKİYE, AVRUPA'NIN GELECEĞİNİN AYRILMAZ BİR PARÇASIDIR'DEİK Türkiye-Avrupa İş Konseyleri Koordinatör Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ, "Bu nedenle Avrupa Birliği yetkililerine çağrımız net: Türkiye, Avrupa'nın geleceğinin ayrılmaz bir parçasıdır.

Ekonomi, teknoloji, güvenlik, enerji ve toplumsal alanlarda somut ilerleme sağlayacak pratik modeller hızla devreye sokulmalı.

Bizler Türkiye-Avrupa iş dünyası temsilcileri olarak bu mesajı Avrupalı muhataplarımıza kararlılıkla iletmeyi sürdüreceğiz. 2026'nın söylemlerin aksiyona dönüştüğü bir yıl olması için odağımızı Türkiye'nin Avrupa entegrasyon sürecine yöneltiyoruz.

Avrupa Birliği'nden beklentimiz çok açık: Stratejik ve vizyoner bir yaklaşım ve gecikmeden harekete geçilmesi.

Yeni nesillerin güvenliği, refahı ve barışı kendiliğinden oluşmayacak.

Bunlar birlikte inşa edilecek.

Türkiye'nin de Avrupa'nın da buna hazır olması gerekiyor" dedi.'AVRUPA'NIN TÜRKİYE'Yİ DIŞLAYARAK EKONOMİK VE STRATEJİK ÖZERKLİK KURABİLECEĞİNE İNANMIYORUZ'DEİK Türkiye-Avrupa İş Konseyleri Koordinatör Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ, "Dünyanın yeni bir Avrupa'ya ihtiyacı var.

Bu yeni Avrupa'yı da birlikte inşa edelim.

Daha farklı söylemem gerekirse, Avrupa'nın Türkiye'ye ihtiyacı var.

Türkiye'nin Avrupa'ya ihtiyacı var.

Dünyanın böyle bir Avrupa'ya ihtiyacı var.

Avrupa'nın Türkiye'yi dışlayarak ekonomik ve stratejik özerklik kurabileceğine inanmıyoruz.

AB'nin ve nüfus sahibi üye ülke liderlerinin Türkiye'yi dışlayarak stratejik körlükten bir an önce kurtulmaları ve Türkiye'nin tam üyeliğinin getireceği yararları görmeleri şarttır.

Bizim şu andaki çalışmamız çok net ve hedef odaklı; Türkiye Avrupa Birliği üyesi olmalıdır ve şu anda vaktidir" diye konuştu.'BİZİMLE BERABER YAZIN BU HİKAYEYİ DİYORUZ'DEİK Türkiye-Avrupa İş Konseyleri Koordinatör Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ, "Şimdi Avrupa'da yeni bir hikaye yazması lazım.

Dünyada biraz daha Avrupa'nın dinlenebilir hale gelmesi için, biraz daha ciddiye alınması için, biraz daha masada Trump'ın önünde değil de yanında veya eşit seviyede oturabilecekleri bir konuma gelmeleri için güçlerini ortaya çıkarmaları lazım.

Avrupa'nın gücü de bence kendi coğrafyasından ve bu hikayeyi yeniden yazmaktan geçiyor.

Biz diyoruz ki burada: 'Bu hikayeyi Türkiyesiz değil, Türkiye ile birlikte yazarsan dünya yeni Avrupa'yı Türkiye ile birlikte yazılmış hikayede görmek istiyor.

Avrupa'nın da kendini bu şekilde konumlandırmaya ihtiyacı var.

Biz Avrupa değerlerine gerçekten kendimiz de ciddi değerler katabiliriz, bunu mix edebiliriz (harmanlayabiliriz).

Buradan birbirimizden çok şey öğrenebiliriz.

Eksiklerimizden, fazlalarımızdan faydalanırız; kendimizi tekrarlamayız, kanalize etmeyiz, aksine entegre ederiz diyoruz.

Onun için 'Bizimle beraber yazın bu hikayeyi' diyoruz.

Bu mektubun gerçekten esas amacı, Avrupa'nın yeniden tarif edildiği dönemde bizim de o masada olup katkıda bulunmamız ve bizim de artık doğal olarak Avrupa Birliği üyesi kabul edilmemiz" ifadelerini kullandı.

İlgili Sitenin Haberleri