Haber Detayı
Yankı Bağcıoğlu'ndan 'Ege' uyarısı: 'Stratejik bir zorunluluk'
CHP Genel Başkan Yardımcısı Yankı Bağcıoğlu, Kardak krizinin 30. yılı dolayısıyla yaptığı açıklamada, Bugün, Ege Denizi’ndeki milli hak ve menfaatlerimizi önceleyen, caydırıcılığı esas alan, diplomasi öncelikli aktif bir duruşun sürdürülmesi stratejik bir zorunluluktur. Buna rağmen, son dönemde gerek gayri askerî statüdeki adalar gerekse egemenliği anlaşmalarla devredilmemiş ada, adacık ve kayalıklar konusunda Türkiye’nin girişimleri süreklilik, görünürlük ve etkinlik bakımından yetersiz kalmaktadır ifadelerini kullandı.
CHP Milli Savunma Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Bağcıoğlu, Kardak krizinin 30. yılı dolayısıyla yazılı açıklama yaptı.
Bağcıoğlu, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: 1996 yılında, münhasıran Türk egemenliğinde bulunan Kardak Kayalıklarına yönelik, Yunanistan tarafından gerçekleştirilen girişimlere karşı, Türkiye’nin ortaya koyduğu tutum, diplomasi ile askerî gücün eşgüdüm içinde ve kararlılıkla kullanılmasının, milli hak ve menfaatlerin korunmasında ne denli belirleyici olduğunu açık biçimde göstermiştir.
Kardak Krizi, yalnızca anlık bir egemenlik ihlali değil, Ege Denizi’nde egemenliği uluslararası anlaşmalarla Yunanistan’a devredilmemiş ada, adacık ve kayalıklar meselesinin sistematik biçimde gündeme taşındığı bir kırılma noktası olmuştur.
Bu süreçte Türk Silahlı Kuvvetleri, nihai safhası 30 Ocak 1996 gecesi olan, deniz harp tarihine örnek teşkil edecek bir harekâtı, büyük bir başarıyla icra etmiştir.
Dönemin kısıtlı imkanlarına rağmen,donanmamızın desteğinde özellikle Sualtı Taarruz (SAT) timlerinin sergilediği profesyonellik, kararlılık ve caydırıcılık, krizin tırmanmasını önlerken Türkiye’nin egemenlik iradesini sahada açık biçimde ortaya koymuştur.
Kardak’ta tek kurşun atılmadan icra edilen bu faaliyetler, askerî gücün yalnızca çatışma aracı değil, aynı zamanda etkili bir diplomasi unsuru olduğunu da teyit etmiştir.
Bugün, Ege Denizi’ndeki milli hak ve menfaatlerimizi önceleyen, caydırıcılığı esas alan, diplomasi öncelikli aktif bir duruşun sürdürülmesi stratejik bir zorunluluktur.
Buna rağmen, son dönemde gerek gayri askerî statüdeki adalar gerekse egemenliği anlaşmalarla devredilmemiş ada, adacık ve kayalıklar konusunda Türkiye’nin girişimleri süreklilik, görünürlük ve etkinlik bakımından yetersiz kalmaktadır.
Bu vesileyle, Kardak Krizi sürecinde görev alan Türk Silahlı Kuvvetleri’nin tüm unsurlarına ve özellikle Deniz Kuvvetleri Sualtı Taarruz (SAT) timlerine takdir ve minnetlerimi iletiyor, ebediyete intikal edenlere Allah’tan rahmet diliyorum.