Haber Detayı
Dervişoğlu: Türkiye’nin bir güvenlik koridoru oluşturması gerekiyor
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Suriye Hükümeti ile SDG arasındaki anlaşmaya ilişkin " Uzunca bir zamandan beri ifade ediyorum: Türkiye’nin orada kendi güvenliğini sağlamak için kendi kontrolünde bir güvenlik koridoru oluşturması gerekiyor" dedi.
Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'nu İYİ Parti Genel Merkezi'nde ziyaret etti.
Görüşme sonrası ortak basın açıklaması yapıldı.
Dervişoğlu, şunları söyledi:- "Saadet Partisi bizim için çok önemli bir parti.
Türk siyasi hayatının gelenekleri olan önemli siyasi kolonlarından bir tanesi.
Dolayısıyla Saadet Partisi aynı zamanda millî görüşün millî duruşa dönüştüğü bir yer.
Bu yönüyle zaten kendisiyle çok yakın ve sıcak ilişkiler içerisindeyiz.
Bundan sonra daha da sık olacak bu görüşmeler. 50 yılı aşkın siyasi tecrübesiyle Türk siyasi hayatında güçlü bir özgül ağırlığın temsilcisi durumundadır Saadet Partisi.
İfade ettiğim gibi Türk siyasetinin en sağlam kolonlarından biridir."TERÖR ÖRGÜTLERİNDEN ARINMIŞ BİR SURİYE HAYALİMİZİ MÜŞTEREKEN PAYLAŞTIK"- Sayın Genel Başkan’la Türkiye’nin önemli meselelerini konuştuk.
Ekonomiyi konuştuk.
Emekliyi konuştuk.
Dulu, yetimi konuştuk.
Onlara reva görülen aylıkları konuştuk.
Toprağa düşürdüğü terin karşılığını alamayan çiftçiyi konuştuk.
Hayal kuramayan gençlerimizi konuştuk.
Bunların müsebbiplerinin kimler olduğunu ve sorunların çözümü için neler yapılması gerektiğini de karşılıklı olarak müzakere ettik.- Kendimizi siftah yapamayan esnafın, şalterini indirmek durumunda bırakılan sanayicilerin zor durumdan çıkarılması için doğru adımların atılmasına katkı sağlayabilecek bir dayanak noktası olarak gördüğümüzü ifade edebilirim.
Ayrıca dış politikayı konuştuk.
Suriye’de ve İran’da olup bitenleri, Suriye’nin toprak bütünlüğünün önemine işaret eden karşılıklı görüş alışverişlerimiz oldu.- Terör örgütlerinden arınmış bir Suriye hayalimizi müştereken paylaştık.
Ayrıca İran’da yaşanan gelişmelerle ilgili görüşlerimizi birbirimizle ifade ettik.
İran’ın kendi geleceğini tayin eden bir ülke olma vasfını sürdürmesi gerektiğini ve Birleşmiş Milletler’in uluslararası kurumları gerekirse devreye sokmak konusundaki beklentimizi ifade ettik ve İran’ın kendi egemenlik haklarını yine kendisinin muhafaza etmesi gerektiği hususunda da hemfikir olduk."UYARIMI TEKRARLIYORUM"- Açılım süreci ve ona bağlı komisyon çalışmaları üzerinde, biliyorsunuz biz o komisyona gerekçelerini defalarca açıkladığım şekilde katılmıyoruz.
Terör örgütünün ve onun siyasi uzantılarının süreçten arındırılması noktasında benim bir hâkim görüşüm var.
Millî hassasiyet alanlarının provokasyon yapılmaya elverişli alanlara dönüştürülmemesi hususunda da uyarımı bu vesileyle tekrarlıyorum.- Provokatif yaklaşımlardan ve kışkırtmalardan uzak durulması gerektiğini, bundan yararlanmaya çalışan Türkiye düşmanı çevrelerin olumsuzluklardan istifade etmeye yönelik bazı adımları atmak noktasında bakarak gördüğüm şeyi söylüyorum.
Bir takım kaynağı belli olan yerlerden yapılmış kışkırtmaların yaşama geçirilmesini muhtemel kılabilecek adımların şahidi oluyoruz.- Dolayısıyla milletimi de bu vesileyle uyarmış olayım.
Provokasyonlar ve kışkırtmalar mutlak surette milletimizin sağduyu göğsünde itidalle karşılanmalıdır.
Onların alanlarına fayda temin edebilecek, onların istifade edecekleri alanların açılmasına vesile olabilecek söylemden, eylemden azami ölçüde uzak durmanın gerekli olduğu hususunu da paylaştık."Dervişoğlu, Suriye Hükümeti ile SDG arasında varılan anlaşmaya ilişkin bir soru üzerine şunları söyledi:- "Suriye konusunda biliyorsunuz bizim beklentilerimizin dışında Amerika Birleşik Devletleri’nin ve İsrail’in beklentilerinin ne olduğunu nazarı itibara almak lazım ve yaşanan bu gelişmelerin kimlerin beklentisini karşıladığını doğru değerlendirmek lazım.
Bugün orada alınmış olan kararların, hükümeti temsilen konuyla ilgili açıklama yapan Sayın Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın söyledikleriyle çeliştiğini görüyoruz.- Biz bölgenin terör örgütlerinden tamamen arındırılmasından yanayız.
Uzunca bir zamandan beri ifade ediyorum: Türkiye’nin orada kendi güvenliğini sağlamak için kendi kontrolünde bir güvenlik koridoru oluşturması gerekiyor.
Bu işte Rakka, Tabka, Haseke ve Sincar’a kadar uzanan bir bölgeyi ifade eder söylediklerim.
Ayrıca orada bizim toprağımız var.- Süleyman Şah Türbesi’nin de yeniden eski yerine taşınması noktasında Türkiye’nin ısrarcı davranmasından yanayım.
Suriye’nin sathi olarak açıklamasını gördüm.
Üzerinde elbette ki arkadaşlarımız ve uzman kişilerle birlikte değerlendirmede bulunuyoruz.
Kimliksiz kişilerin kimliklendirilmesine dair yapılacak birtakım işler ve atılacak adımların Türkiye için ne kadar kıymetli olduğunu da bu vesileyle anlamış olduğumuzu ifade etmek istiyorum."MÜMKÜN DEĞİL"- Bölge hassas bir bölge.
Suriye, Irak, İran ve Türkiye’yi de içine alan önemli bir coğrafya.
Ayrıca son derece yüksek bir stratejik öneme haiz.
Ayrıca jeopolitik durumu itibarıyla da bölge üzerinde yeni enerji yolları, yeni ticaret yolları, Gazze’de olup bitenler, yaşananlar, daha önce bölgede bugün yapılması istenen Lübnanlaştırma eyleminin demosunun yapıldığı Lübnan, Beyrut bunların tamamını son derece sıhhatli bir biçimde değerlendirmek lazım.- Ama burnumuzun dibinde terör örgütlerinden müteşekkil silahlı güçler bulunmasını kabullenebilmemiz mümkün değildir.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin, Suriye’nin toprak bütünlüğünü dikkate alarak bunlara karşı gerekli tedbirleri geliştirmesi gerekliliğine inanıyorum."Müsavat Dervişoğlu, siyasette "üçüncü yol arayışlarına" ilişkin bir soruyu şöyle yanıtladı:- "'Üçüncü yol' dediğiniz, ben o kavramı hiç kullanmıyorum.
Herkes o kavramı kullanıyor. 'Üçüncü yol' dediğiniz zaman birinci ve ikinci yolları tescil etmiş oluyorsunuz.
Şimdi gazeteciye sorulmaz ama 'birinci yol hangisi', 'ikinci yol hangisi' diye şayet sorsam, sınıflandırmakta ve sıfatlandırmakta zorlanırsınız.- Bizim Saadet Partisi ile ortak inanç silsilemizin içerisinde bir ülke tasavvurumuz var.
Sadece Saadet Partisi ile de değil; birbirine benzer insanların birbirine güç verdiği alanlarda da bütün bunları yüreğimizde hissediyoruz.
O sebeple bizim ortaya çıkaracağımız yolun numarası yok.
Bizim yolumuz Türkiye’nin kurtuluş yolu olacak ve inşallah bu yolun inşasını da müştereken gerçekleştireceğiz.""SIKINTILARIN ÇÖZÜMÜ BÖLGE ÜLKELERİNİN BİR ARAYA GELMESİNDEN GEÇİYOR"Arıkan, görüşmeye ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:- "İYİ Parti’nin 4.
Olağan Kurultayı sonrasında bir hayırlı olsun ziyareti gerçekleştirdik.
Hem ülkemizde yaşanan gelişmeleri hem de bölgemizdeki gelişmeleri geniş bir zaman diliminde değerlendirme imkânı bulduk.
Türkiye Cumhuriyeti tarihine baktığımızda, Cumhuriyet'in ilanından bu tarafa gelişen hadiselere baktığımızda, en badireli, en sıkıntılı dönemlerin içerisinden geçmekteyiz.- Gerek içeride iktidarın 20 yılı aşkın süredir uygulamış olduğu politikaların ortaya çıkarttığı neticelerin onarılması zor hatalara yol açması, gerek bölge ülkelerinde yaşanan hadiselerin hızlı bir şekilde cereyan ederek Türkiye’nin etrafındaki çemberin hızlı bir şekilde daralması, siyasi partiler arasındaki münasebetlerin daha da önem arz ettiği bir durum olarak karşımıza çıkıyor.- Gerek içeride muhalefet partileri olarak Meclis’te yapacağımız çalışmaları değerlendirme imkânı bulduk, gerekse dış politikada iktidarın yapmış olduğu hataları hem değerlendirdik hem de iktidara hangi çağrıları yaptığımızda bu hatalardan döneceklerinin müzakeresini yaptık.
İlerleyen dönemlerde de iki parti arasındaki müzakerelerin devam etmesi noktasında bir mutabakat sağlandığını ifade etmiş olayım."Arıkan, Suriye'deki ateşkes ve siyasette "üçüncü yol" arayışlarına ilişkin soruyu şöyle yanıtladı:- "Suriye’deki ateşkesin sağlanması tabii ki sevindirici ama kısa vadedeki olumlu gibi gözüken gelişmelerin uzun vadede daha büyük sıkıntılara yol açtığını geçmiş dönemlerde gördük.
Gönül isterdi ki oradaki mutabakatın sağlandığının duyurusu Amerika tarafından değil, Türkiye tarafından, bölge ülkeleri tarafından yapılsaydı.
Ama kilometrelerce ötedeki Amerika tarafından bu açıklama yapıldı.- Biz ısrarla şunu söylüyoruz: Bölge ateş çemberi hâline geldi ama bölgedeki bu sıkıntıların çözümü bölge ülkelerinin bir araya gelmesinden geçiyor.
Özellikle İran, Irak, Suriye ve Türkiye masanın etrafına sağlıklı bir şekilde oturup kendi iç huzurlarını sağladıktan sonra çözüm üretmesi daha sağlıklı olan metottur.
Ama İngiltere’nin masada olması, Amerika’nın masada olması, Rusya’nın kısmen, İsrail’in tam olarak masada olması bu kısa vadedeki olumlu kanaatlerimizi uzun vadede kaygıya dönüştürüyor.- İkinci sorunuzla alakalı, önümüzdeki dönemde biraz önce de ifade ettim; İYİ Parti’nin kıymetli yetkilileriyle, Sayın Genel Başkan’la görüşmeler devam edecek.
Ama bugünkü görüşme bir nezaket ziyareti, bir kongre sonrası hayırlı olsun ziyaretiydi.
Önümüzdeki dönem bu görüşmelerde daha somut konular gündeme gelecektir."