Haber Detayı
‘Türk Telekom’da taşeron kabul edilemez’
Türkiye Haber-İş Sendikası, telekomünikasyon altyapısının taşeron firmalara devredilmesinin ‘bilgi güvenliği, veri mahremiyeti ve kritik altyapı güvenliği açısından ciddi ve kabul edilemez riskler taşıdığı’ uyarısında bulundu.
Türk Telekom’da bakım-onarım başta olmak üzere asıl işlerin taşerona devredilmesini öngören BONAR (ARTES) projesi, kamuoyunda yükselen tepkiler ve sendikal uyarılar sonrası ertelendi. 1 Şubat’ta yürürlüğe girmesi planlanan taşeron devir sözleşmesinin 1 Mart’a ötelenmesi, kurumda taşeronlaşma, düşük ücretli istihdam, iş güvencesi ve özelleştirme tartışmalarını yeniden alevlendirirken; sendika sürece karşı eylem ve hukuki mücadele mesajı verdi.
Kurumda yaklaşık 8 bin 500 kapsam içi personel bulunurken, bunların 7 bin 100’ü TÜRK-İŞ’e bağlı Türkiye Haber-İş Sendikası üyesi.
Taşeronlaşma hazırlıkları kapsamında, tekniker olarak çalışan yaklaşık 6 bin personele “teşvik” adı altında işten ayrılma teklifleri sunulduğu iddia edildi. 31 Ocak’a kadar ayrılanlara kıdem tazminatına ek 6 maaş, 27 Şubat’a kadar ayrılanlara ise 5 maaş önerildi.
Mevcut durumda ortalama net maaşı 60 bin lira olan teknikerler için yeni sözleşmelerde ücretlerin asgari ücretin 1,6 katı seviyesinde belirleneceği aktarıldı.
Bu durum, kadrolu istihdamın tasfiye edilerek düşük ücretli taşeron çalışmanın yaygınlaştırılacağı eleştirilerini güçlendirdi.
CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz, Türk Telekom’un abone tesisi, arıza ıslahı ve bakım-onarım hizmetlerinin İş Kaya Holding ve Akçadağ Holding’e devredilmek istendiğini iddia etti.
Yavuzyılmaz’a göre bu devir, şirkete yaklaşık 6 milyar 426 milyon lira ek maliyet yaratacak; abone başına aylık maliyet 75 TL’den 160 TL’ye çıkacak.
Adı geçen şirketler geçmişte kamu ihaleleri ve özelleştirmelerle gündeme gelirken, Akçadağ Grubu Çayırhan Termik Santrali ve çeşitli madenlerin işletmesini üstlenmiş, İş Kaya Holding’in Çeşme’deki arsa takası girişimi ise kamu zararı gerekçesiyle iptal edilmişti.
İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi (DMM), Türk Telekom’un hizmetlerinin özel şirketlere devredileceği ve bu süreçte kamu zararı oluşacağı yönündeki iddiaların “dezenformasyon” olduğunu savundu. ‘STRATEJİK ÖNEME SAHİP BİR ALAN’ Türkiye Haber-İş Sendikası, Türk Telekom A.Ş.’de uygulanması planlanan BONAR (ARTES) sistemi ve teşvik uygulamalarına ilişkin açıklama yaptı.
Sendika, söz konusu uygulamaların çalışanların kazanılmış haklarını, iş güvencesini ve kamu güvenliğini tehdit ettiğini vurguladı.
Ankara’da düzenlenen Genişletilmiş Başkanlar Kurulu Toplantısı sonrası yayımlanan açıklamada, telekomünikasyon sektörünün taşıdığı kritik role dikkat çekilerek, “Ülkemizin haberleşme altyapısını oluşturan telekomünikasyon sektörü; ulusal güvenlik, kamu düzeni, afet ve kriz yönetimi ile acil haberleşme hizmetleri bakımından stratejik öneme sahip bir alandır.
Bu alanda yürütülen faaliyetlerin, hukuka ve kamu yararına uygun şekilde sürdürülmesi hem devletimizin güvenliği hem de çalışanların haklarının korunması açısından büyük önem taşımaktadır.” denildi.
Türk Telekom işyerlerinde özellikle bakım-onarım faaliyetlerinin taşeron firmalara devredilmesine yönelik hazırlıkların sahada ciddi huzursuzluk yarattığı belirtilen bildiride şu ifadeler kullanıldı: “Türk Telekomünikasyon A.Ş.’ye ait işyerlerinin tamamında veya bir kısmında, özellikle bakım-onarım faaliyetlerinde görev yapan üyelerimizin yürüttüğü işlerin taşeron firmalar aracılığıyla gördürülmesine yönelik hazırlıklar yapılmaktadır.
Bu durum sahada ciddi bir huzursuzluğa ve belirsizliğe yol açmıştır ve açmaya devam etmektedir.
Mevcut mevzuat, yerleşik yargı içtihatları ve toplu iş ilişkileri ilkeleri uyarınca asıl işin alt işveren eliyle gördürülmesi kabul edilemez bir yaklaşımdır. “Türk Telekom A.Ş’nin kurumsal hafızasını zayıflatma ve ortadan kaldırma riski taşıyan BONAR (ARTES) ve Teşvik uygulamalarına ilişkin olarak, sendikamız tarafından işverene toplu iş sözleşmesinden doğan hak ve yetkilerimiz çerçevesinde ayrıntılı bilgi ve açıklama talep eden yazılar iletilmiştir.
Ancak işveren, yazılı olarak iletilen ayrıntılı bilgi taleplerine cevap vermemiştir.
İşverenin sessiz kalması, yalnızca bir idari eksiklik değil; toplu iş hukukunun ihlali niteliğindedir.
Bu durum; şeffaflık ilkesinin ihlali ve çalışanların geleceğini doğrudan etkileyen uygulamalarda belirsizlik yaratılması anlamına gelmektedir.” ‘BİLGİ GÜVENLİĞİ VE VERİ MAHREMİYETİ RİSKİ’ Sendika, telekomünikasyon altyapısının taşeron firmalar eliyle yürütülmesinin ulusal güvenlik açısından riskler taşıdığına dikkat çekerek şunları söyledi: “Telekomünikasyon altyapısının; kurumsal aidiyeti sınırlı, denetim mekanizmaları parçalı ve güvenlik soruşturmaları daha dar kapsamlı taşeron yapılar üzerinden yürütülmesi, bilgi güvenliği, veri mahremiyeti ve kritik altyapı güvenliği açısından ciddi ve kabul edilemez riskler barındırmaktadır.
Bu hususlar yalnızca çalışma hayatını değil; kamu düzenini, devlet güvenliğini, kişisel verilerin gizliliğini ve bu kapsamda illegal kayıtlar ile tehdit ve şantaj risklerini de doğrudan ilgilendirmektedir. ‘İŞ GÜVENCESİ SOYUT VAATLERLE SAĞLANMAZ’ “ARTES projesi kapsamında bazı taşeron firmalar tarafından, herhangi bir ihale sözleşmesine, bağlayıcı hukuki temele ve somut mali kaynağa dayanmayan çeşitli teklifler sunulduğuna dair söylentiler bulunmaktadır.
Bu tekliflerin, mevcut çalışma ilişkisinin sona erdirilmesi karşılığında farklı işverenlere yönlendirme ve ‘ömür boyu iş güvencesi’ algısı yaratmayı amaçladığı anlaşılmaktadır.
Oysa iş güvencesi, soyut vaatlerle değil ancak kanun ve toplu iş sözleşmeleriyle sağlanabilir.
Maddi ve hukuki karşılığı bulunmayan bu tür yönlendirmeler, üyelerimizin kazanılmış haklarını riske atmakta olup sendikamız tarafından kabul edilemez bulunmaktadır.” ‘Eylem planı hazır’ Sendika, sürece karşı eylem planı hazırlandığını da şöyle duyurdu: “Üyelerimizin hak ve güvencelerini zedeleyebilecek söz konusu girişimlere karşı Başkanlar Kurulumuzca mutabakat altına alınmış bir eylem planı hazırlanmıştır.
Gerekli görüldüğünde, eylem planımız kapsamında hukuki ve sendikal tüm girişimler kararlılıkla hayata geçirilecektir.” Vatan Partisi: Bu politikalardan vazgeçin Vatan Partisi Merkez Yürütme Kurulu Üyesi ve İşçi-Sendika Bürosu Başkanı Hüseyin Karanlık, konuya ilişkin şunları söyledi: “Haber-İş’in açıklamaları son derece yerindedir.
Haberleşme, Türkiye açısından stratejik öneme sahip alanlardan biridir.
Bu alandaki kurumların özelleştirilmesi ya da taşerona devredilmesi yalnızca ekonomik bir mesele değil; ülkenin geleceği ve güvenliği bakımından da hayati önemdedir.
Mart ayına ertelenmesi çözüm değildir, bu uygulamanın tamamen ortadan kaldırılması gerekir.
Sadece Türk Telekom değil; son günlerde kamuoyunun gündemine gelen Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK), OYAK’a ait Divriği yer altı demir madeni işletmesi, Elektrik Üretim A.Ş., Aliağa Doğalgaz Santrali ve BOTAŞ gibi, Türkiye’nin hem ekonomik hem de güvenlik açısından kritik ve stratejik kurumlarının özelleştirilmesi belirli bir program dâhilinde yürütülmektedir.
Bu asla kabul edilemez.
Hiçbir ekonomik gerekçe bunu haklı çıkaramaz. “Hükümet bu yolda ısrar ederse, kendi varlığını ve geleceğini de tehlikeye atar.
Türkiye’nin bölgesel konumu itibarıyla güvenlik ve bağımsızlık sorunlarının olağanüstü yoğunlaştığı bir dönemde, hiçbir hükümet güvenlikle doğrudan ilişkili bu kurumların gözden çıkarılmasına yeltenemez.
Bunun önüne geçmek kamuoyunun da görevidir.
Türkiye’nin dış borçlanması için uluslararası finans çevreleri tarafından dayatılan neoliberal özelleştirme politikalarının artık sonuna gelinmiştir.
Neoliberalizm hem dünyada hem de Türkiye’de bitmiştir.
Geçmişten kalan bu uygulamaların hiçbir geçerliliği yoktur.
Hükümet derhal bu politikalardan vazgeçmelidir.
Vatan Partisi bu sürecin sıkı takipçisidir.
Bu bir güvenlik ve gelecek meselesidir; buna izin vermeyeceğiz.”