Haber Detayı

Dünya barut fıçısına döndü! 1914 ruhu geri mi dönüyor? İşte üçüncü dünya savaşı senaryoları…
Dünya ahaber.com.tr
01/02/2026 03:47 (5 saat önce)

Dünya barut fıçısına döndü! 1914 ruhu geri mi dönüyor? İşte üçüncü dünya savaşı senaryoları…

Tarih tekerrür mü ediyor? 1914 yılında Saraybosna'da patlayan o tek kurşun, dünyaya geri dönülemez bir yıkıma sürüklenmiş, imparatorlukları haritadan silmişti. Bugün küresel güçlerin restleşmeleri, nükleer modernizasyon köyleri ve siber savaş tehditleri, insanlığı bir kez daha derinin altına getirdi. Batı ile Doğu arasındaki peri hatları gerilerken, bölgesel krizlerin küresel bir felakete dönüşme riski her geçen gün artıyor. Peki, modern dünyanın Saraybosna'sı sınırlı olacak mı? Türkiye, bu ateş aralığının ortasında nasıl bir denge politikası yürütüyor? İşte küresel sistemin iflası ve Ankara'nın 'iç cephe' hamlesinin perde arkası.

Tarih tekerrür mü ediyor? 1914 yılında Saraybosna'da patlayan o tek kurşun, dünyaya geri dönülemez bir yıkıma sürüklenmiş, imparatorlukları haritadan silmişti.

Bugün küresel güçlerin restleşmeleri, nükleer modernizasyon köyleri ve siber savaş tehditleri, insanlığı bir kez daha derinin altına getirdi.

Batı ile Doğu arasındaki peri hatları gerilerken, bölgesel krizlerin küresel bir felakete dönüşme riski her geçen gün artıyor.

Peki, modern dünyanın Saraybosna'sı sınırlı olacak mı?

Türkiye, bu ateş aralığının ortasında nasıl bir denge politikası yürütüyor?

İşte küresel sistemin iflası ve Ankara'nın 'iç cephe' hamlesinin perde arkası.

Küresel güçler arasındaki restleşmeler, nükleer silahlanma yarışı ve siber savaş tehditleri, dünyayı Birinci Dünya Savaşı öncesindeki kırılgan döneme benzer bir sürece sürüklüyor. 1914'te Saraybosna'da atılan tek kurşunun tetiklediği zincirleme felaket hatırlanırken, bugün bölgesel krizlerin küresel bir savaşa dönüşme ihtimali giderek güçleniyor.

Bu kritik tabloda Türkiye ise artan gerilimler arasında denge siyaseti ve 'iç cephe' vurgusuyla öne çıkıyor.

SARAYBOSNA'DAKİ O KURŞUN VE ZİNCİRLEME REAKSİYON 1914 öncesi dünya, günümüzdeki gibi büyük güçlerin amansız rekabete sahne oluyordu.

Kimsenin savaş istediğini açıkça söylese de herkes gizliden gizliye silahlanıyordu.

Balkanlar patlamaya hazır bir barut fıçısıyken, Saraybosna'da atılan o meşhur kurşunla ateşlendi.

O dönemde Winston Churchill, 'Eminim ki bugün, artık kaderimizin efendisiyiz.

Davamıza inancımız ve yenilmez bir irade gücümüz olduğu sürece, kurtuluş bizden esirgenmeyecektir.' sözleriyle sürekli kararlılığını ifade etmişti.

Ancak yakılan o ateş, dünyadaki insanın hayatı karartarak tüm dünyayı bir harabeye çevirdi.

KÜRESEL BLOKLAŞMA VE NÜKLEER TEHDİT DİLİ Bugünkü tablo, 1914'ün o karanlık günlerini biçimlendirerek anımsatıyor.

Dünya yeniden keskin bloklara ayrılmış durumda.

Bir yanda NATO-ABD olayı, diğer yanda ise Rusya ve Çin ittifakının gerilimi tırmandırıyor.

ABD Başkanı Donald Trump, 'Rusya anlaşmayı ihlal etti.

Zaten yıllardır ihlal ediyordu.

Eski başkan Obama'nın neden müzakere etmediğini veya anlaşmadan çekilmediğini bilmiyorum.' söyleyerek Washington'un sert tavrını ortaya koydu.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise bu suçlamalara, 'Amerika Birleşik Devletleri çeşitli bahanelerle silahsızlanma konusundaki önerilerimizi reddetti.

Amerika Birleşik Devletleri Avrupa'ya konuşlandırdığı füzelerle de anlaşmayı doğrudan ihlal etti.

Bu konuya ilişkin Amerika Birleşik Devletleri ile daha fazla müzakere gelişimi yapılmasına gerek yok' ifadeleriyle karşılık verdi.

ÜÇÜNCÜ DÜNYA SAVAŞI HİÇ OLMADIĞI KADAR YAKIN Günümüzde savaş sadece cephede değil; hipersonik füzeler, siber saldırılar ve nükleer güç gösterileriyle yürütülüyor.

ABD Başkanı Donald Trump, 'Üçüncü Dünya Savaşı'na çok çok yaklaştık ve bizi oraya götürüyor.

Kim Jong-Un ve Çin Devlet Başkanı Şi, Putin... ona saygı duymuyorlar.' diyerek tehlikenin boyutuna dikkat çekti.

Ukrayna'dan Gazze'ye, Tayvan Boğazı'ndan Kızıldeniz'e kadar uzanan kriz olaylarına küresel bir patlamaya yol açabilirsiniz.

Rus lider Putin, 'Hiçbir ironi veya şaka yapmadan konuşuyorum.

Çok fazla çatışma potansiyeli var.

Üçüncü Dünya Savaşı ihtimalinden dolayı endişe duyuyorum.' değerlendirmesinde bulundu.

Birinci Dünya Savaşı'ndan ders alınmadı, bedeli İkinci Dünya Savaşı oldu.

Bugün dünya birebir 1914'ü yaşamıyor olabilir ama tarih şunu söylüyor: Büyük savaşlar kimse istemediği anda çıkıyor. 1914'te uyarılar dikkate alınmadı.

Bugün yaşanan kaos aynı riski yeniden hatırlatıyor.

Türkiye ise geçmişin bedelini bilen bir ülke olarak krizlere sürüklenmeden denge ve akıl siyasetini tercih ediyor.

Çünkü tarih gösteriyor ki; hukukun üstünlüğünün yerini üstünlerin hukuku aldığında, bedeli sadece hedef alınan ülkeler değil, bütün dünya ödüyor.

TÜRKİYE'NİN DENGE SİYASETİ VE İÇ CEPHE HAMLESİ Küresel sistemin oluşumu bu dönemde Türkiye, bir akılla hareket ederek hem masada hem de sahada gücünü koruyor.

Başkan Recep Tayyip Erdoğan, 'İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra galipler eliyle kurulan düzen, işlerliği ile birlikte itibarını da yitirmiştir.

Evrensel değerler rafa kalkmış, yönetim mekanizmaları iflas etmiş, meşruiyetini kural ve ilkelerden alan uluslararası sistem tamamıyla felce uğramıştır.

Küresel barış ve güvenlik yerini bitmek bilmeyen savaş ve istikrarsızlık girdabına bırakmıştır.' diyerek uluslararası sistemin çöküşünü ilan etti.

Türkiye, 1914'te yaşanan acı tecrübelerden ders çıkararak bugün 'çözümün parçası olma' iradesini sergiliyor.

Başkan Erdoğan, 'Bölgemizdeki tüm sıkıntılarda ülkemizin tavrı daima sorunun değil, çözümün parçası olmaktan yanadır.' sözleriyle Ankara'nın barışçıl ama kararlılığını özetledi.

Dış politikada bu denge korunurken, hücrelerinde 'milli birlik' vurgusuyla iç cephe tahkim ediliyor.

MHP Lideri Devlet Bahçeli, 'Kaotik dünyaya karşı milli ve manevi cephemizin tahkimatı başlıca vazifemizdir.

Sarsılmaya çalışılan iç cephemizdir.

Buna izin veremeyiz, vermeyeceğiz.

Dağıtılmak istenen sapa sağlam birliğimiz ve dirliğimizdir.

Buna göz yumamayız.' diyerek Türkiye'nin dış fırtınalara karşı sağlıklı çelikten bir irade sergileneceğinin altını çizdi.

İlgili Sitenin Haberleri