Haber Detayı
“Köpek Davası” Beyoğlu’nda: Sanatın gücüyle hayvan hakları mücadelesi
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Beyoğlu Sineması’nda önceki akşam gösterilen “Köpek Davası” filmi, izleyicileri derin bir sessizlik ve hüzünle baş başa bıraktı. Beyoğlu Kent Konseyi Hayvan Hakları Çalışma Grubu’nun davetiyle gerçekleşen gösterim, yalnızca bir mağduriyet hikayesi sunmakla kalmadı; insan merkezci bakışın ve hukuki yapının hayvanları birey olarak görmeyen sistemini sorgulattı. Film, “üzülüp geçme” duygusunun ötesinde, “Ben bu sistemin neresindeyim?” sorusunu izleyicinin vicdanına bıraktı.
Çalışma Grubu, Cumhuriyet’e yaptığı açıklamada, hayvanların birey olarak kabul edilmemesinin yalnızca hukuksal değil, toplumsal bir sorun olduğuna dikkat çekti.
İstanbul Barosu Hayvan Hakları Merkezi, akademisyenler ve siyasi partilerin ilgili birimleriyle birlikte hayvan haklarının yasal çerçevede yeniden ele alınması için ortak bir çalışma planlandığı duyuruldu. ‘SANAT BAŞKA BİR CANLININ GÖZÜNDEN DÜNYAYA BAKABİLMEYİ SAĞLIYOR’ Sanat ve sinemanın hayvan hakları mücadelesindeki rolüne değinen çalışma grubu üyeleri, “Sanat başka bir canlının gözünden dünyaya bakabilmeyi sağlıyor.
Öğrendiğimiz dünyanın aslında çok farklı olabileceğini göstererek zihinleri açıyor” sözleriyle sanatın dönüştürücü gücünü vurguladı.
DENETİM VE YAPTIRIM EKSİKLİĞİ Türkiye’de hayvan hakları konusunda en acil sorunun, 5199 sayılı kanunda yapılan düzenlemeler ve mevcut yasaların uygulanmaması olduğuna dikkat çeken grup üyeleri, denetim ve yaptırım eksikliğinin şiddeti cezasız bıraktığı, bu nedenle yasanın “katliam yasası” olarak anılmasının tesadüf olmadığını ifade etti.
Yerel yönetimlerin asli sorumluluğuna da işaret eden üyeler, belediyelerin kısırlaştırma, aşılama, tedavi ve sahiplendirme hizmetlerinde ölçüt bulunmadığını, bu nedenle bir endeks oluşturulması gerektiğini belirtti.
Ayrıca gönüllülerin yasa sonrası dışarıda bırakılmasının büyük bir eksiklik olduğu, Kent Konseyleri aracılığıyla daha kapsamlı ve işlevsel bir statü oluşturulabileceği dile getirildi. ‘ÇOCUKLARA KÜÇÜK YAŞTA MERHAMET KÜLTÜRÜ KAZANDIRILMALI’ Toplumda hayvanlara yönelik şiddet ve duyarsızlığın politik kutuplaşma, eğitim eksikliği ve empati yoksunluğundan beslendiğini söyleyen üyeler, “Hayvanlara yapılan şiddet çoğu zaman önemsiz görülüyor; oysa bu, toplumsal şiddetin en erken ve en görünür göstergelerinden biri” diyerek uyarıda bulundu.
Eğitim sisteminde hayvan sevgisinin etik ve yaşam hakkı perspektifiyle öğretilmesi gerektiğini vurgulayan hayvanseverler, çocuklara küçük yaşlardan itibaren sorumluluk ve merhamet kültürünün kazandırılmasının uzun vadede toplumsal dönüşüm sağlayacağını belirtti. ‘KÜÇÜMSEYİCİ DİL ŞİDDETİ YENİDEN ÜRETİYOR’ Medyanın sorumluluğuna da değinen hayvan hakkı savunucuları, türcü dilin ve küçümseyici ifadelerin şiddeti yeniden ürettiğini, doğru dilin yerleşmesinin toplum ve karar vericilerde farkındalığı artıracağını ifade etti.
Çalışma Grubu, önümüzdeki dönemde engelli hayvanlar için özel bakım alanları, gönüllü ağlarının güçlendirilmesi ve sanatla temas eden projelerle hayvan hakları mücadelesini daha geniş kitlelere ulaştırmayı hedeflediklerini açıkladı.