Haber Detayı
Kolektif batı çöktü
KOLEKTİF BATI ÇÖKTÜ ABD, NATO ve Avrupa Birliği üyeleriyle ortaklığı simgeleyen 'Kolektif Batı' ifadesi tamamen çöktü… ABD ile Avrupa arasındaki savaş ticaret, savunma, enerji ve jeopolitik çıkarlar üzerinden yapılıyor. Washington, küresel liderliğini korumak adına Avrupa'yı daha fazla kendi güvenlik…
KOLEKTİF BATI ÇÖKTÜ ABD, NATO ve Avrupa Birliği üyeleriyle ortaklığı simgeleyen 'Kolektif Batı' ifadesi tamamen çöktü...
ABD ile Avrupa arasındaki savaş ticaret, savunma, enerji ve jeopolitik çıkarlar üzerinden yapılıyor.
Washington, küresel liderliğini korumak adına Avrupa'yı daha fazla kendi güvenlik şemsiyesi altına çekmek isterken; Avrupa ise bu bağımlılığın ekonomik ve siyasi bedelini her geçen gün daha ağır ödüyor.
NATO üzerinden dayatılan savunma harcamaları, ABD merkezli silah lobileri ve enerji politikaları, özellikle Almanya ve Fransa gibi ülkelerde ciddi rahatsızlık yaratıyor.
Avrupa, Washington'un jeopolitik reflekslerinin faturasını ödeyen taraf olmak istemiyor.
Tam da bu noktada Çin faktörü devreye giriyor.
Avrupa, özellikle son yıllarda Çin ile ilişkilerini yalnızca ticari değil, stratejik bir denge unsuru olarak ele almaya başladı.
Brexit sonrası küresel sahnede yeniden konum arayan Londra, ABD'ye mutlak bağımlı bir çizgi yerine Çin ile kontrollü ama derinleşen bir ilişki kurma yolunu seçiyor.
Finans, teknoloji ve altyapı yatırımları üzerinden ilerleyen bu yakınlaşma, ABD'nin hoşnutsuzluğunu da beraberinde getiriyor.
İngiltere'nin bu hamlesi, Avrupa kıtasında da yankı buluyor.
Fransa 'stratejik özerklik' kavramını daha yüksek sesle dile getirirken, Almanya Çin pazarından vazgeçmenin ekonomik intihar olacağını açıkça kabul ediyor.
İtalya, İspanya ve Orta Avrupa ülkeleri ise Çin yatırımlarını bir tehditten çok fırsat olarak görüyor.
Tüm bu gelişmeler yeni dünya düzeninin, tek merkezli değil; çok kutuplu, esnek ve çıkar odaklı olacağını kanıtlıyor.
Avrupa ise ABD ile Çin arasında sıkışmış bir coğrafya olmaktan çıkıp, kendi yolunu çizme arayışında.
Bu yeni düzende ittifaklar kalıcı değil, çıkarlar ise belirleyici.
Dün 'stratejik rakip' denilen aktörler, bugün masaya oturabiliyor.
Batı içindeki çatlaklar derinleşirken, Doğu ile kurulan yeni ilişkiler küresel dengeleri yeniden şekillendiriyor.
Eski dünya düzeni dağılırken, yenisi henüz tam olarak inşa edilmedi.
Ancak her ne kadar en güçlü ülke konumu sürse de artık ABD dünyanın tek patronu değil.
Avrupa bunu fark etti, Çin bunu kullandı, İngiltere ise bu yeni oyunda kendine alan açmaya çalışıyor.
Yeni düzenin kazananları, ideolojik körlükten sıyrılıp çok yönlü düşünebilenler olacak.
Burada da bir ülke öne çıkıyor.
O da Türkiye...
Avrupa Birliği'nin önemli isimleri ise şöyle söylüyor: 'Türkiye'nin yer almadığı hiçbir düzenin etkinliği olamaz.
Ankara, yeni gücün merkezi olacak.' 'İRAN'A SALDIR' PLANI!
Donald Trump'ın İran'a yönelik askeri bir hamleyi ertelemesi, Washington'un görünmeyen koridorlarında başka bir süreci tetiklemiş olabilir mi?
Çünkü bu kez devreye sokulan hamle, alışıldık diplomatik baskılardan ya da askerî tehditlerden çok daha sert: belgeler.
Dün servis edilen Epstein dosyaları, sıradan bir adli arşiv paylaşımının çok ötesinde okunuyor.
Sapık Jeffrey Epstein ile bağlantılı olduğu öne sürülen 3,5 milyon sayfa belge, 180 bin fotoğraf ve 2 bin video, ABD Adalet Bakanlığı kaynaklı bir yayınla kamuoyuna açıldı.
Zamanlama ise dikkat çekici.
Washington kulislerinde bu sızıntı, Trump'ın İran operasyonunu başlatması için yapılan 'son ihtar' olarak yorumlanıyor.
Milyarder iş insanları Elon Musk ve Bill Gates'in en mahrem bağlantıları, Bush ailesinin yıllara yayılan tartışmalı faaliyetleri ve siyaset– sermaye–istihbarat üçgenindeki birçok dosya aynı anda dolaşıma sokuldu.
Bu da meseleyi bir ahlak ya da hukuk tartışmasının ötesine taşıyıp doğrudan bir güç mücadelesine dönüştürüyor.
Trump'ın başkanlığı boyunca izlediği çizgi biliniyor: Sert söylem, yüksek tansiyon, ama çoğu zaman ertelenen askerî hamleler.
İran konusunda da benzer bir tablo ortaya çıkınca, Washington'daki 'şahin' kanatlar ve çıkar grupları için sabır taşının çatladığı konuşuluyor.
Çünkü büyük bir savaş sadece jeopolitik değil; küresel finans açısından da devasa bir 'yeniden dağıtım' anlamına geliyor.
Şimdi gözler Trump'ta.
İran'a yönelik askerî hamle gecikmeye devam edecek mi, yoksa bu dosya bombardımanı Beyaz Saray'ın kararını mı hızlandıracak?
GÖZLÜK STRATEJİSİ Afrika'dan atılan Fransa, yeni bir güç arayışına girdi.
Avrupa'da da etkinliği azalan Fransa Cumhurbaşkanı Macron, yeni bir strateji ile yola çıktı.
Davos'taki o pilot gözlüğü, biraz da Fransa'nın kendini hâlâ küresel oyunun 'as pilotu' olarak görme arzusunu yansıtıyordu.
Almanya ekonomik türbülansla meşgulken, İngiltere Brexit sonrası rotasını ararken, Macron 'kokpitte ben varım' demek istiyordu.
Ama siyasette şov ile gerçek güç arasındaki fark ince bir çizgidir.
Top Gun gözlüğü karizmatik olabilir; fakat küresel ekonomi sert rüzgârlarla dolu.
Yüksekten uçanlar, düşüşü de göze alır.
Macron gözlük çıkışıyla kendi ülkesinde imaj tazelese de Fransa için küresel denklemde düşüş hala sürüyor.
PARANTEZ Altın 2025 yılında yüzde 64, gümüş ise yüzde 150'nin üzerinde arttı.
Ancak perşembe gecesi bankalar veya büyük yatırımcılar tarafından operasyon gerçekleşti.
Wall Street'e göre 45 dakikada 7 trilyon dolar buhar oldu.