Haber Detayı

'Sosyal çürüme’ kitap oldu... Cumhuriyet bir ‘bellek yitimi’ olarak hedefte
Gündem ulusal.com.tr
01/02/2026 02:41 (9 saat önce)

'Sosyal çürüme’ kitap oldu... Cumhuriyet bir ‘bellek yitimi’ olarak hedefte

Sokak röportajında “sosyal çürüme” sözleriyle gündeme gelen Zeliha Bürtek’in söyleşi kitabı çıktı. Kitaptaki Cumhuriyet ve dil devrimi değerlendirmeleri tartışma yarattı.

2023 yılında bir sokak röportajında "sosyal çürüme" konusundaki görüşlerini paylaşan Zeliha Bürtek’in bu sözleri sosyal medyada yayılmıştı: “Dünya tarihi iktisadi olarak her zaman toparlandı.

Bir sürü krizler görüldü.

Ekonomi her zaman toparlanır, kapital kendini yok etmez ama sosyal çürümeyi de düzeltemezsiniz.

Şu an Türkiye’de sosyal çürüme var.

Bunun düzelmesi çok zor.

Dönüşü olmayan yerdeyiz.” Zeliha Bürtek’in Gülşen İşeri ile yaptığı söyleşilerden oluşan "Sosyal Çürüme" adlı kitabı, toplumsal bozulmanın nedenleri üzerine bir tartışma başlattı.

Aydınlık Gazetesinden Gözen Esmer, Dr.

Zeliha Bürtek’in “Sosyal Çürüme” adlı söyleşi kitabındaki görüşlerini mercek altına aldı Yazıda dikkat çekilen ilk başlık, Bürtek’in Türkiye’de artan işsizlik ve gelir adaletsizliği gibi meselelerin üzerinden atlayarak yozlaşmayı sadece kültürel alana hapsetmesi oldu.

EKONOMİK GERÇEKLERİ GİZLEYEN ‘KÜLTÜREL’ PERDE Türkiye’de artan işsizlik, gelir adaletsizliği gibi temel meselelerin üzerinden atlayan Bürtek, toplumsal yozlaşmayı sadece kültürel alana hapsediyor: “Parasızlık da değil aslında sorunumuz, ülkede para hâlâ var.

Türkiye’ye markalar, şirketler gelmeye devam ediyor.

Para her zaman yerini buluyor.” Ekonomik sorunların yol açtığı güvensizliği ve belirsizliği görmezden gelen Bürtek, meseleyi sadece yanlış bilince ve kolaycılığa indirgiyor.

Bürtek, kitabında “Siz emek ve zaman dediniz ya, emek harcamadan ve sabretmeden kazanmak istiyor insanlar...

Bunların temelinde hep eleştirdiğimiz, hepimizin içine işlemiş bir kolaycılık var.” ifadelerini kullanıyor.

Bürtek’in toplumsal çürümeyi üretim ilişkilerinden kopararak faturayı doğrudan halka kestiği belirtilen yazıda, yazarın toplumu "topyekûn bir ahlaki çöküş" içinde tanımlayan ifadelerine yer verildi. ‘BİZ YALANCI BİR TOPLUMUZ’ Toplumsal çürümeyi ekonomik altyapıdan ve üretim ilişkilerinden koparan Bürtek, faturayı halka keserek toplumu topyekûn bir ahlaki çöküş içinde tanımlıyor: “Biz yalancı bir toplumuz.

Hepimiz.

Çünkü, sadece bir ya da iki parçada doğru durabiliyoruz, bütünsel bir doğruluk içinde barınamıyoruz.” Yazıda yer verilen bir diğer kritik nokta ise Bürtek’in Cumhuriyet devrimlerini hedef alan sözleri oldu.

CUMHURİYET BİR ‘BELLEK YİTİMİ’ OLARAK HEDEFTE Kitapta Bürtek’in sosyal çürüme tespitinin altından Cumhuriyet devrimlerine yönelik Batıcı çevrelerin yıllardır dile getirdiği argümanlara dayanan bir bakış açısı karşımıza çıkıyor.

Çürümeyi günümüzde yaşanan eşitsizliklerde ve emperyalizmin saldırılarında değil, Cumhuriyet’in aydınlanma hamlelerinde arayan Bürtek, “Kayıplar ve yitirilenler arasında kalmış bir millet var.

Belleğini yitirmemiş, bellek yitimine -yetim ve kimsesiz hissettirilmekte- maruz bırakılmış bir millet var.

Cumhuriyet belleği yok etti denilebilir” diyor.

HEDEFİNDE DİL DEVRİMİ DE VAR Bürtek’in hedef tahtasına oturttuğu en önemli başlıklardan biri de Harf ve Dil Devrimi.

Bir aydınlanma hamlesi olan bu devrimi kültürel bir kopuş ve yozlaşma nedeni olarak sunan yazar, “Keşke bu zengin Osmanlı Türkçesi, Arapça-Farsça karışımının devamı olsaydı diye düşünüyorum.” görüşünü açıklıyor.

Dil Devrimiyle sadeleşen Türkçenin ülkeyi temsil etmediğini öne süren Bürtek, “Dikkat ederseniz bir devrim yapılıyor, başka bir ülke doğuyor ve o ülkenin doğan dili, kendisini dünya siyasetinde, dünya ekonomisinde temsil edecek dil olamıyor; en önemlisi bu.

Bizim temsilimiz, bu doğan ülkenin temsili olamıyor.” fikrini öne sürüyor.

Bürtek’in, Osmanlı İmparatorluğu’na yönelik değerlendirmesi de ele alındı.

Bürtek Cumhuriyet aydınlanmasını eleştirirken Osmanlı dönemine dair “yakıp yıkmayan”, “karışmayan” bir imparatorluk güzellemesi yapmaktan da geri durmuyor.

Kitapta Bürtek, “Osmanlı gittiği hiçbir yeri yakıp yıkmamış...

Osmanlı sadece yayılmış.

Kültürünü götürmüyor, dilini götürmüyor...

Gayrimüslimlerin yaşamlarına hiç karışmamış.” sözlerini kullanıyor.

İlgili Sitenin Haberleri