Haber Detayı

Veysel Eroğlu’ndan CHP’li belediyelere eleştiri: Tanker kuyruklarına geri döndüler
Gündem ahaber.com.tr
01/02/2026 09:52 (3 saat önce)

Veysel Eroğlu’ndan CHP’li belediyelere eleştiri: Tanker kuyruklarına geri döndüler

İstanbul'da 1990'lı yıllarda kentin en büyük problemleri arasında yer alan su krizi, Başkan Recep Tayyip Erdoğan'ın belediye başkanlığı döneminde hayata geçirilen projelerle çözüme kavuşturuldu. O dönemde İSKİ Genel Müdürü olarak görev yapan eski Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, vatandaşları yeniden tanker kuyruklarına ve bidonlara mahkum eden CHP'li belediyeleri sert sözlerle eleştirdi. Ankara'nın susuzluk yaşamasının tamamen bir yönetim zafiyeti olduğunu vurgulayan Eroğlu, 'Heykel ve gösterişli ama işlevsiz kuleler yerine Ankara'nın altyapısının eksiksiz şekilde tamamlanması şarttır' ifadelerini kullandı.

İstanbul'da 1990'lı yıllarda kentin en büyük problemleri arasında yer alan su krizi, Başkan Recep Tayyip Erdoğan'ın belediye başkanlığı döneminde hayata geçirilen projelerle çözüme kavuşturuldu.

O dönemde İSKİ Genel Müdürü olarak görev yapan eski Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, vatandaşları yeniden tanker kuyruklarına ve bidonlara mahkum eden CHP'li belediyeleri sert sözlerle eleştirdi.

Ankara'nın susuzluk yaşamasının tamamen bir yönetim zafiyeti olduğunu vurgulayan Eroğlu, 'Heykel ve gösterişli ama işlevsiz kuleler yerine Ankara'nın altyapısının eksiksiz şekilde tamamlanması şarttır' ifadelerini kullandı.

Başkan Recep Tayyip Erdoğan'ın İBB başkanlığı döneminde İSKİ Genel Müdürü olarak görev yapan eski Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, megakentin su sorununu nasıl çözdüklerini Sabah Gazetesi yazarı Tuba Kalçık'a anlattı.

İstanbul'da 90'lı yılların en büyük sorunu su sorunu Cumhurbaşkanımızın belediye başkanlığı döneminde çözüldü.

Siz de o dönem İSKİ Genel Müdürü'ydünüz.

Bu sorunu çözmek için neler yaptığınızı anlatır mısınız?

Sayın Cumhurbaşkanımız, 27 Mart 1994 seçimlerinde belediye başkan adayıydı.

O sırada biz de Sayın Cumhurbaşkanımızla birlikte seçim için hazırlık yapıyorduk.

İstanbul'un ne gibi problemleri var?

Aşağı yukarı ben de dahil olmak üzere İstanbul Teknik Üniversitesi, Yıldız Teknik hocalar grubu olarak biz de Sayın Cumhurbaşkanımıza su meselesi nasıl çözülür, nasıl hallolur, çöp dağları nasıl kalkar, hava kirliliği nasıl giderilir, Haliç nasıl temizlenir gibi hususları yani bunların hepsini anlatmıştık.

Hatta o sırada belediye başkan adayları vardı, bir programda hepsine sordu sunucu, tam Cumhurbaşkanımıza sıra geldiği zaman, 'İstanbul'un en büyük problemi su' dedi.

Cumhurbaşkanımıza, 'Başkan seçilirseniz siz bu meseleyi nasıl çözeceksiniz?' diye sorunca, bizim daha önceden kendisine hazırladığımız çok güzel bir tablo vardı, onu çıkardı ve gösterdi.

Ve neticede herkes dedi ki 'Ya Tayyip Bey hazır, kendisine güveniyor'.

O da dedi ki 'Biz çözeriz, biz hazırız' dedi.

Evet.

Neticede gümbür gümbür seçimi kazandı.

Tabii kazanınca ben Teknik Üniversite'de o zaman profesördüm ve bir anabilim dalı başkanıydım.

Seçildikten birkaç gün sonra beni aradı. 'Veysel Hocam neredesin, niye gelmedin?' dedi.

Ben de 'Sayın başkanım size gelen giden çoktur.

Bir de ben meşgul etmeyeyim diye gelmedim.

Ben şu an üniversitede çalışıyorum.

Yani devlet memuruyuz' dedim. 'Yok yok' dedi, 'acele gel'. dedi.

Neticede ben bir şey var herhalde diye aceleyle gittim.

Bana 'İSKİ'ye ne zaman başlıyorsun?' diye sordu.

Şaşırdım, hiç böyle bir teklif beklemiyordum.

Düşündüm ya İSKİ'ye gelmek çok zor bir şey.

Çünkü İSKİ iflas etmiş.

Üretemiyor, su veremiyor.

O dönemde iflas etmiş durumdaydı.

Skandallarla anılır olmuştu.

Ergin Göknel olayı...

Cumhurbaşkanımıza 'Sayın başkanım ben bir yıllığına gelir, su meselesini çözer, üniversitede çalışmalarıma dönerim' dedim.

İstanbul'da 80 yıldır su kesintisi var, ben bir yılda bu sorunu çözeceğime inanıyordum. 5 Mayıs 1994 günü İSKİ'de göreve başladım.

İstanbul'un başta içme suyu meselesi olmak üzere, atık suların arıtılması, Haliç'in temizlenmesi, çevre problemlerinin giderilmesi için kolları sıvadık ve çalışmalarımıza başladık.

Önce baktım ki İstanbul'da % 65 oranında su kaybı var.

Su yok ama olan su dağıtım şebekesinde kayboluyor.

Çünkü şebeke, sistem çökmüş, elek olmuş.

İçme suyu dağıtan borular var, onlar elek gibi olmuş.

Neticede ben şu anda bir baraj yapamam, dolayısıyla ne yapayım?

Kaybı azaltayım.

Osmanlı döneminden kalmış borular.

Hiç kimse de değiştirmemiş.

Dolayısıyla önce bu eski boruları değiştirdik.

TEMEL ATMA HİKÂYESİ Size ilginç bir şey de anlatmak isterim.

Cumhurbaşkanımıza, 'Sayın Başbakanım, SHP '7 Dereden 7 Tepeye Su' diye yazdı.

Ama bir barajın bile daha yüzde beşini bile bitirmemişler.

Baraj inşaatı halen temel safhasında.

Biz burada yeniden temel atalım dedim.

Kendisi de bana 'Basın gelmez' dedi.

O zamanki durumu biliyorsunuz.

Basın hep menfi.

Ben dedim ki 'Valimizi çağıralım.

Çünkü Sayın Başkanım, bunlar iki gün sonra biz yaptık derler'. 'Tamam ama vali de gelmeyebilir' dedi.

Rahmetli Hayri Kozakçıoğlu ile dostluğum vardı ve ben bizzat arayarak kendisini davet ettim.

Vali de geldi ve Düzdere barajının temelini attık.

Hayri Kozakçıoğlu, Recep Tayyip Erdoğan ve ben.

İlk barajda 21 Temmuz 1994 tarihinde temel atıp 7 adet Istranca Barajı'nı bitirip sularını İstanbula akıttık.

Baraj havzalarını koruduk.

KASAYA SAHİP ÇIKTIK İçme suyu tasfiye tesislerindeki bakımsızlık sebebiyle bu tesislere giren su, tesis çıkışında daha da kirleniyordu.

Dolayısıyla onların hepsini çok kısa zamanda düzene soktuk.

İSKİ'nin kasasına sahip çıktık.

Aboneleri, müşteri olarak gördük.

Herkesi kucakladık.

Neticede İstanbul da bize inandı.

Birinci adımda bunu yaptık.

İkinci adımda Ömerli Barajı'nda su vardı ama boru hatları eski olduğu için yeteri kadar suyu getiremiyordu.

Dolayısıyla oraya devleti beklemeden müdahale ettik.

Bazıları şimdi DSİ'yi suçluyor, Ankara'da.

Ama biz o yıllarda belediye olarak kendimiz yapmıştık.

ÖMERLİ'DEN SU GETİRDİK İlk defa Türkiye'de İSKİ Genel Müdürlüğü olarak içinden otomobili geçen 2 metre 20 santim çapındaki boruyla biz Ömerli'den Çamlıca'ya su getirdik.

Ayrıca özellikle Ömerli'den Pendik tarafına oradan da bir hat çektik.

Dolayısıyla Ömerli suyunu getirerek su kesintilerini kaldırdık.

Ömerli Barajı suyunu dev borularla getirdik.

Ve 8 ayda bunları yaptık.

Söz verdiğim gibi bir yıl içinde İstanbul'un su sorununu çözmüş olduk.

Başkan Erdoğan, Başbakanlığı döneminde, Melen'den gelen suyun Avrupa yakasına aktarılmasını sağlayan Boğaz Geçiş Tüneli'nde incelemelerde bulunmuştu.

SÖZÜMÜZÜ TUTTUK 1 Ocak 1995 saat 08.59'da İstanbul'da su kesintilerine son vereceğiz dedik ve Allah'a şükür sözümüzü tutarak bu tarihten itibaren İstanbul'da su kesintisi yaşatmadık. 1994'ten itibaren; şehrin acil su ihtiyacını karşılamak için planlar yapılmıştır.

İçme suyu arıtma tesislerinin kapasitesi, günlük 1 milyon m3'den 3.6 milyon m3'e yükseltilmiştir. 9 adet baraj ve regülatör, 5 adet yeni içme suyu arıtma tesisi, 5 adet içme suyu arıtma tesisi yenileme ve kapasite artırımı, 61 adet dev su haznesi, 79 adet terfi merkezi, 791 km içme suyu isale hattı, 7.122 km içme suyu şebeke borusu döşenmiştir.

ANKARA'NIN SUSUZ KALMASI BİR YÖNETİM HATASI Ankara'nın susuz kalmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ankara'nın susuz kalması tamamen yönetim hatasıdır.

ASKİ 611 milyon m3 su iletmiş ancak faturalanan yani musluklara ulaşan miktar 371 milyon m3 idi.

Kayıp kaçak oranı % 40.

Kayıpları azaltmak için 7 yılda ciddi bir çalışma yapılmadı.

İçme suyu şebekesi katlara ayrılmadı.

Şebekede basıncın 30 ila 80 metre su sütunu olması lazım.

Düşük kotlara su geliyor, yüksek kotlara su çıkmıyor.

Kesintiyi yanlış yapıyorlar.

İlk su verişte kirli ve çamurlu su akıyor.

Kesikköprü Barajı suyunun alınmayacağı ifade edildi.

Mecbur kalınca su iletmekten gecikildiği anlaşıldı, üstüne üstlük yanlış işletme sebebiyle borular patladı.

Kısa zamanda tamiratlar ve ilave hatlar yapılamadı. 2025 Haziran ayında Çamlıdere Barajı'nın taban sularının yüzer terfi merkeziyle alınmaya başlanması gerekirdi, gecikildi.

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı, Gerede'den su gelmiyor diyor.

Hayır, Gerede'den su geliyor ama bu sene biraz az geldi.

Zaten Başkan konuşma yaparken arkasındaki grafik de Gerede'den su geldiğini gösteriyor.

Kimse DSİ'yi suçlamasın.

Bakın İstanbul'da 1994'ten itibaren bütün barajları, arıkma tesislerini İSKİ olarak özkaynakla biz yaptık.

İçme suyu şebekesini tamamen İSKİ olarak biz yaptık.

Ankara Büyükşehir Belediyesi'nin su kaynaklarının en iyi işletilmesi için optimizasyon programlarının hazırlanması şart.

ASKİ gelirlerinin büyükşehir belediyesini fonlamasının önlenmesi, festival, heykel ve saçma kuleler yerine Ankara'nın altyapısının tamamlanması elzemdir.

İçme suyu tesisleri, kanalizasyon ve atık su arıtma, yağmur suyu hatları ve dere ıslahları öncelikli olarak yatırım programına alınmalıdır.

Bunlar yapılırsa Ankara halkı lüzumsuz bina altına su deposu yapmaktan kurtulur.

ASKİ'nin kendi görevi icabı yapacağı yatırım, Ankaralıların bina altlarına imal ettirecekleri toplam depo maliyetinin çok altında olacaktır.

Türkiye'de herhangi bir yerde su akmıyorsa belediyelerinde yönetim problemi vardır.

Su kesintisi olan belediye ciddi altyapı çalışmalarıyla ve iyi bir su yönetimi ile vatandaşlarımıza susuzluk çektirmez.

Türkiye'nin su sorunu yok.

Beceriksiz yöneticiler var.

NİNEYLE BİRLİKTE AĞLADIK Darlık Barajı yapıldığı dönemde mutlak koruma alanında bir köy vardı.

Yıkıma gideceğimiz zaman orada bir nine gördük.

Cumhurbaşkanımıza 'Ben bu dere kenarında, eşim ile nişanlıyken el ele tutuşurduk, burada gezerdik' diyerek ağladı.

Nine 90 yaşında falandı.

Nine ağlayınca, Tayyip Beyefendi de ben de ağlamaya başladık.

Tayyip Beyefendi 'Biz burada yıkım yapamayız' dedi.

Neticede yıkım yapmadan ayrıldık.

İMAMOĞLU 1 LİTRE SU GETİRMEDİ İmamoğlu döneminde İstanbul'un suyuna dair hiçbir şey yapılmadı.

İstanbul'a bir litre su getirmedi.

Yaptığını iddia eden varsa buyursun. 7 tane derenin suyunu Erdoğan getirdi.

Ve bu bir destandır.

İmamoğlu bir çivi bile çakmadı.

İstanbul'da 2040'a kadar su sıkıntısı olmayacak diye 1995 yılında ilan etmiştik, hâlâ da bu sözün arkasındayım.

Ehil ve liyakatli yönetimlerle bu gerçekleşir.

Cumhurbaşkanımızın başbakanlığı döneminde Yeşilçay ve Melen suları da İstanbul'a akıtıldı.

Hatta İstanbul Boğazı'nın altından dev bir tünel açarak Melen suyunu Avrupa yakasına da ilettik.

İlgili Sitenin Haberleri