Haber Detayı
Oscar Adayı Yönetmen Poh Si Teng, CNN Türk'e Konuştu! Gazze'deki Yıkım ABD Olmadan Mümkün Olamaz Kübra Ünlü yazdı...
Gazeteciliğin hızla tüketildiği, sıkıştığı bir dönemde CNNTÜRK sahaya çıkan, sorumluluk alan ve meselenin en can alıcı o zor sorusunu sormaktan geri durmayan röportajlara imza atmaya devam ediyor. İşte o röportajlardan biri, CNN TÜRK Dış Haberler Muhabiri Rabia Asel Atmaca tarafından gerçekleştirildi.
Yalnızca soru sormadı, haberi dinledi, açtı ve derinleştirdi, gazetecilik diliyle röportajda farkını ortaya koydu.
Amerikalı Oscara aday gösterilen ünlü yönetmen Poh Si Teng ile yapılan bu özel söyleşi ise bir belgeselin aktarımından ziyade vicdan, sorumluluk ve insanlık üzerine güçlü bir kayıt niteliğindeydi.ABDLİ BİR YÖNETMENİN VİCDANI: BU YIKIM AMERİKA OLMADAN MÜMKÜN DEĞİLDİBazen bir kamera, bir silahın susturamadığını haykırır.
Bazen sanat, insanın kaçtığı hakikati kolundan tutup gözlerinin içine bakmaya zorlar.
Oscar ödüllü yönetmen Martin Scorsese işte tam da bu noktadan hareketle Sinema bir empati makinesidir der.
Kötülüğün en tehlikeli halinin duyarsızlık olduğunu Hannah Arendt tanımlar.
Belki de tam da bu yüzden, ekranlardan akan görüntülere alıştıkça, çocuk ölümlerini sayılara indirgedikçe, sanat vicdanımızın hala son sığınağı oluyor.İşte tam da bu noktada Sundance Film Festivalinde, Oskara Aday gösterilen ünlü yönetmen Poh Si Teng Amerikalı Doktor ile karşımıza çıkıyor.
Oscara aday gösterilen St.Louis Supermanın yapımcısı, politik belgeselleriyle tannan Amerikadaki polis şiddetini ve sistematik adaletsizliği sinema diliyle anlatan bir isim Poh Si Teng.Ve bu kez kamerasını Gazzeye çeviriyor.
Üstelik CNN TÜRKe verdiği özel röportajında söylediği sözler, alışıldık Hollywood cümlelerinden çok uzak.ABD, İSRAİL ORDUSUNUN BİR NUMARALI DESTEKÇİSİSundance Film Festivalinde Amerikalı Doktoru tanıtan Poh Si Teng, bir Amerikan vatandaşı olarak son derece net bir mesaj veriyor.
Bu filmin dünya çapında izlenmesini istiyorum. Âmâ bir Amerikalı olarak, filmi kendi ülkemize geri getirmek benim için çok önemli.
Çünkü günün sonunda İsrail ordusunun bir numaralı destekçisi Amerika Birleşik Devletleridir.Bu önemli cümle röportajda sadece bir tespit değil, bir vicdan meselesi aslında.Poh Si Teng sözlerini açarken, ABDnin, İsraile sağladığı milyarlarca dolarlık silah desteğinin inkâr edilemez olduğunu söylüyor.
Gazze Şeridinde yaşanan yıkımın, böylesine süper gücün silahlandırması ve desteği olmadan olamayacağını vurguluyor.
Ve ardından şu cümle geliyor, Bir Amerikalı olarak kendimi ahlaki açıdan sorumlu hissediyorum.SÖZDE ATEŞKES VARKEN SEKİZ ÇOCUK HİPOTERMİDEN NASIL ÖLÜR?Poh Si Tengin kendisine sorduğu sorular aslında hepimizin soruları.
Gazzede sözde bir ateşkes yaşanırken, en az sekiz çocuğun hipotermiden hayatını kaybetmesini, tıbbi malzemelerin ve insani yardımın hala engellenmesini sorguluyor ve altını kalın bir çizgi ile çiziyor Tüm bunlar Amerika Birleşik Devletlerinin desteği olmadan mümkün değil olmazdı.Belgeseli izleyecek olanların uyanmasını istiyor.
İzleyicilerin kendi yasama temsilcileriyle iletişime geçmeye mecbur hissetmelerini umut ediyor.
Çünkü onun için bu film, sadece bir anlat değil, bir çağrı.BİR ANNE OLARAK GAZZEBu belgeselin arkasındaki en güçlü motivasyonu sorulduğunda, Poh Si Teng bizleri yönetmen kimliğinden uzaklaştırıp bir annenin kalbine götürüyor.Dört yaşında bir kızı var.
Ve bu soykırım başladığından beri Onu düşünüyor.10 yıl sonra büyüdüğünde bana Anne, Gazzede soykırım yaşanırken sen ne yaptın?
Diye sorarsa, Hiçbir şey yapmadım mı diyeceğim? diyor.Bu cümle hem röportajın hem de belgeselin kalbi belki de.Poh Sİ Teng, bir ebeveyn olarak, elinden gelen herhangi bir katkıyı sunmak zorunda hissettiğini söylüyor.
Umudu şu: Bir gün kızının dönüp Annem denedi.
Gazzedeki soykırım hakkında bir film yapmaya çalıştı diyebilmesi.ÜÇ DOKTOR, ÜÇ KUŞAK TEK VİCDANAmerikalı Doktor, Gazzeye giren üç Amerikalı hekimin hikayesini anlatıyor.Biri 30larında, biri 40larında, birisi ise 70 yaşında.Üç farklı kuşak.Üç farklı hayat.Ama yanı sorumluluk.Gazzede kuşatma altındaki Nasser Tıp Kompleksinde çalışıyorlar.
Film, ameliyathanenin içini gösteriyor.
Kitlesel yaralanmalarda acil serviste yaşanan kaos gözler önüne seriliyor.
Sadece yıkımı değil.Bu doktorlar sözcü olarak yetiştirilmedi.
Kameraların karşısına çıkmak için yola çıkmadı.
Doğru olanın yanında durmayı seçen hekimler oldular.Ve yönetmenin umudu şu: İzleyiciler, hangi mesleğe sahip olurlarsa olsunlar, Filistinde yaşananlar karşısında bir şey yapabileceklerini fark etsinler.SİNEMA DEĞİŞTİRİR Mİ, YOKSA TANIKLIK MI EDERGazzeyi tanımlarken Poh Si Teng, sinemanın zamana direnen bir anlatı kurmasını önemsiyor.
Filmlerinin yıllar sonra bile etkisini korumasını istiyor.Ama bir çelişkiyleElbette isterdim ki bu film 5-10 yıl sonra güncelliğini yitirsin. Âmâ Filistinde yaşananlara baktığımızda, sadece Gazzede değil, Batı Şeriada da bunun daha uzun yıllar süreceğini görüyoruzVe ekliyor:Bunun sürmesine izin vermeyelim.
Gelin durduralım.
Benim bildiğim yol film yapmakEMPATİ İÇİN ANNE OLMAK GEREKMİYORRöportajın belki de en vurucu cümlelerinden biri burada geliyor.Poh Si Teng , CNN TÜRK Dış Haberler Muhabiri Rabia Asel Atmacanın yönelttiği soruda konuyu açmak için ben anne değilim, yüzde 100 anlayamayabilirim cümlesi üzerine;Anne olmaya gerek yok, aklı başında sağduyulu herhangi bir insan; Çocukların bombalarla parçalandığını, bebeklerin hipotermiden öldüğünü gördüğünde bunun yanlış olduğunu kabul eder diyor.Sosyal medyada sürekli maruz kalınan görüntülerin duyarsızlaştırdığına dikkat çekiyor.
Ve filmin amacını şöyle özetliyor: Görüntülerin ötesine geçmek, oradaki insanlarla gerçekten tanışmak olduğunu dile getiriyor.Bu önemli röportajdan geriye bir tek soru kalıyor,BİZ NE YAPABİLİRİZ?Poh Si Teng, bir insan olarak, bir anne olarak çocuğuna vereceği cevabı şimdiden düşünüp eyleme geçiyor.
Sanatının gücünü eline alarak, rahatsız eden soruları susturmamakla, Hiçbir şey yapmadım dememek için, en azından bakmayı, görmeyi ve unutmayı reddetmek üzere eylemini gerçekleştiriyor.Bu yüzden CNNTÜRK ekranında yayınlanan ve Rabia Asel Atmacanın sahadaki duyarlılığıyla şekillenen bu özel röportaj, yalnızca bir kültür- sanat haberi değil; geleceğe bırakılmış güçlü bir gazetecilik tanıklığıdır.
Soruların cesaretiyle, cevapların ağırlığını taşıyabilen bu söyleşi; bugünü anlamak isteyenler için olduğu kadar, yarın neden sustunuz? diye soracaklar içinde kayda geçirilmiş bir hafıza niteliğini taşıyor.