Haber Detayı

‘Cinsiyetçi dil’i evinize sokmayın
Cumhuriyet pazar cumhuriyet.com.tr
01/02/2026 11:47 (3 saat önce)

‘Cinsiyetçi dil’i evinize sokmayın

Çocukların karakterini kalıplara hapseden aslan oğlum veya hanım kızım gibi cinsiyetçi övgüler yerine çabayı ve insanı merkeze alan bir dil kurmak mümkün mü? Küçük yaştan itibaren evde kullanılan sözcüklerin, çocukların özgüveninden toplumsal rollerine kadar nasıl bir gelecek inşa ettiğini ve bu dönüşümün pratik yollarını keşfedin.

Ömür Kurt Günlük konuşmalarımıza yerleşmiş nice cinsiyetçi deyim, farkında bile olmadığımız toplumsal bir kaos ortamı yaratıyor.

Öyle ki cinsiyetçi dil kullanımından vazgeçersek pek çok toplumsal sorunun da önüne geçmiş oluruz.

Nitekim cinsiyetçi dil şiddeti körüklüyor, bir cinsiyeti aşağılarken ötekini yüceltiyor.

Örneğin eril bir dil olan “Adam ol!”, “Adam gibi konuş!”, “Adam gibi davran!”, “Adamakıllı!” gibi deyimler erkekliği kutsarken “Karı gibi gülme!”, “Şuna bak kız gibi!”, “Karı kılıklı!” gibi sözcükler kadını aşağılıyor.

Oysa “Adam ol!” yerine “İnsan ol!”, “Adam gibi davran!” yerine “İnsan gibi davran!”, “Adamakıllı!” yerine “Aklıselim” demek yeterlidir.

Aynı şekilde “Sözünün eri ol!” veya “Erkek sözü ver!” denir örneğin.

Kadınlar dürüst değil mi yani?

Ne demektir “sözünün eri” veya “erkek sözü”?

Sözünde durmayan nice nice “erkek” var bu dünyada!

Bu sözler yerine “Söz ver, dürüst ol!” demek yeterlidir.

Dürüstlüğün cinsiyeti olmaz.

ÇOCUKLARLA GÜNLÜK KONUŞMALARINIZA DİKKAT “Aslan oğlum benim!”, “Adam bu adam!”, “Erkeğin dibi!” gibi sözlerle oğlan çocukları göklere çıkarılırken kız çocuklarına “Prensesim benim!”, “Hanım hanımcık kızım!” gibi sözcükler layık görülüyor, çocukların karakterine müdahale ediliyor.

Çocukların dış görünüşüne vurgu yapılıyor, başka çocuklarla kıyaslanıyor.

Oysa yapılması gereken çocukların çabasına, başarma azmine vurgu yapmaktır, çocukları yüreklendirmektir.

İçi boş övgülerle çocukların koltukları şişirilirken çocuk aileden kopup da topluma karıştığında, aynı övgüleri görmediğinde büyük hayal kırıklığı yaşıyor.

SÖZCÜKLER, DAVRANIŞLARIMIZI BELİRLER “Kızlık soyadı” yerine “ilk soyadı” denilmeli. “kız istemek, kız vermek, kız almak” gibi sözler dilden çıkarılmalı.

Hele hele “kız kaçırmak” diye korkunç bir deyim daha var ki çağ dışıdır.

Nedense “erkek polis”, “erkek gazeteci”, “erkek siyasetçi” denmez ama “kadın polis, “kadın sürücü”, “kadın siyasetçi” gibi ayrımcı konuşmalar yapılır.

Mesleklerin de cinsiyeti yoktur.

Hepsi, “insan” işidir.

Dil her şeyin kaynağıdır.

Öyle ki günümüzde cinayetler bile dil ile meşrulaştırılıyor: “Kız kısmı geç saatte mini etekle dışarıda olur mu?” Bu cümle onun öldürülmesini veya tecavüze uğramasını “meşru” kılıyor.

Kimse “Erkek kısmının o saatte dışarıda ne işi varmış?” diye sormuyor.

Oysa gökyüzü herkesin, kent herkesin, toprak herkesin.

Özgürce dolaşmak, yaşamak, yürümek herkesin hakkı!

TOPLUMSAL CİNSİYET EŞİTLİĞİ ŞART Konuyu Kocaeli Üniversitesi öğretim üyesi Prof.

Dr.

Emel Baştürk’e sordum.

Söyledikleri çarpıcı: “Kadın ve erkek fiziksel özellikler bakımından aynı değildir, doğru.

İki cins arasındaki kas gücü, fiziksel güç aynı değildir, doğru.

Ancak toplumsal cinsiyet eşitliği denen şey fiziksel farklılıklar sebebiyle ‘erkeğin’ kadından üstün olduğu algısı demek değil, eşit hak ve özgürlüklere sahip olmak ve toplumda eşit pozisyonlarda yer alabilmektir.

Dilin en önemli işlevi ataerkil toplumun ürettiği, kadının ikincilleştirildiği, erkeğin her zaman iktidarla ilişkilendirildiği yapıyı yeniden üretmesine aracılık etmesi.

Dil ile toplumun yarattığı kadın erkek rollerinin doğal bir şey olduğunu kabullenmeye başlıyoruz. ‘Kadınlar güçsüzdür, duygusaldır, dırdır eder; erkek ise serttir, gerektiğinde şiddete başvurabilir’ gibi algıları her gün tekrar tekrar pekiştiriyoruz.

Yanlış tam da burada başlıyor.

Çünkü bu durum kadınlar için ne kadar baskı unsuruysa erkekler için de o derece bir baskı unsurudur.

Öte yandan ‘toksik erkeklik’ de söz konusu.

Örneğin hâlâ okul çantasını annesinin hazırladığı, aşırı korumacı bir ebeveyn anlayışıyla şekillenen bir ebeveynlik anlayışı var.

Her istediğini elde etmeye alışmış, erkekliğin bir güç gösterisi olduğunu kabullenmiş bir çocuk anlayışı.

İşte bu yaklaşım gelecekte aşkına karşılık vermeyen bir kadını tehdit edebilecek hatta canını tehlikeye sokabilecek bir tavır geliştirebiliyor.

O kadar reddedilmemiş ki… Sonuç buraya gidiyor ve bu, aileden geliyor.

Bu sebeple dilimize, şiddet davranışlarına gösterdiğimiz tepkiye çok dikkat etmemiz gerekiyor.” EVDE DENEYİN Atık malzemelerden kitap ayracı!

Çocuklara kitapları sevdirmenin yollarından biri de kitaplarla ilgili eşyalardır.

Örneğin kitap çantaları ya da kitap ayraçları, çocukların kitaplarla bağ kurmalarına aracılık eder.

Bu hafta çocuklarınızla ya da torunlarınızla birlikte atık malzemelerden kendi kitap ayraçlarınızı tasarlayın.

HAFTANIN KİTABI “Sesimi Gördün mü?” işaret dilini çocuklara öğretmeyi amaçlayan çok güzel bir kitap.

Çünkü duyamayan ve konuşamayan insanların elleridir, sesleri.

Yayınevi: NovaKids Yazan: Saliha Pehlivan Resimleyen: Duygu Karakaya Yaş: 7+ Sayfa: 40 HAFTANIN ETKİNLİĞİ Bu ‘müze’ mutlaka görülmeli Türkiye’nin ilk sanal gerçeklik müzesi Müzeverse dinozorlar çağından Mısır piramitlerine, dünyanın oluşumundan yaşamın köklerine kadar birçok konuda sanal gerçekçi bir deneyim sunuyor.

Yer: Uniq İstanbul Tarih: Pazartesi hariç her gün açık Saat: 12.00-20.00 Yaş: 7+ İletişim: (0212) 330 07 00 HAFTANIN ŞARKISI Bugün büyük sanatçı Barış Manço’nun ölüm yıldönümü… Çocuklarınızla ve torunlarınızla onun şarkılarını dinleyip müzikle anlatmak istedikleri hakkında sohbet edin.

Örneğin Barış Manço şarkılarında neden bu kadar çok deyim ve atasözü kullanmış olabilir?

İlgili Sitenin Haberleri

Reklamlar Yazarlar cumhuriyet.com.tr
3 saat önce

Reklamlar