Haber Detayı

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum: Terörsüz Türkiye hedefinin eşiğindeyiz
Gündem aydinlik.com.tr
01/02/2026 12:35 (3 saat önce)

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum: Terörsüz Türkiye hedefinin eşiğindeyiz

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, 1 Ekim 2024 tarihinde başlayan "Terörsüz Türkiye" projesinin 16 aylık bilançosunu ve Kürt meselesinin geleceğine dair vizyonunu paylaştı. 2025 yılında yaşanan tarihi eşiklerin ardından gelinen noktayı "hedefe erişmenin eşiği" olarak tanımladı.

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum, "Terörsüz Türkiye" hedefiyle yürütülen sürecin 16 aylık karnesini AA Analiz platformunda yayımlanan yazısıyla kamuoyuna sundu. 1 Ekim 2024’te TBMM’de atılan ilk adımlardan bugüne kadar geçen sürede elde edilen somut çıktıları kronolojik olarak sıralayan Uçum, sürecin artık "tamamlanma aşamasına" ulaştığını belirtti.

Yazısında sadece güvenlik politikalarına değil, toplumsal bütünleşme ve anayasal güvencelere de geniş yer ayırdı. 16 AYLIK YOL HARİTASINDA KRİTİK EŞİK Uçum, 2024 yılının son çeyreğinde başlayan inisiyatifin 2025 yılı boyunca PKK'nın fesih ilanı ve silah yakma merasimleri gibi sembolik ve stratejik hamlelerle beslendiğini vurguladı.

Sürecin demokratik bir zemine oturtulması için TBMM bünyesinde kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun çalışmalarına dikkat çeken Uçum, yakın zamanda Meclis Başkanlığına sunulması beklenen raporun "geçiş süreci hukukunu" başlatacağını ifade etti. "Geçiş süreci kanununun TBMM’de kabul edilip Cumhurbaşkanımız tarafından yayımlanmasından sonra pratik olarak geçiş sürecinin iş ve işlemleri devreye girer.

Böylece Terörsüz Türkiye’ye geçiş süreci tamamlanma aşamasına ulaşmış olur." DEM PARTİ ÖCALAN'A BAŞKALDIRIYOR, YENİLENMESİ GÜNDEME GELEBİLİR "DEM temsil alanlarının son dönem pratikleri, Öcalan’ın iradesine başkaldırı olarak görülebilir ve kendi seçmeninin iradesini tanımamak şeklinde değerlendirilebilir.

Hele Türk bayrağına yönelik saldırıda DEM’in doğrudan veya dolaylı rolünün olduğu izlenimi, DEM için hayati önemde bir sorundur çünkü bayrak düşmanlığı devlet düşmanlığıdır.

Devlete hem düşmanlık yapıp hem de devletle işbirliği yapmak, ayrıca tüm Türkiye’ye hitap eden meşru ve legal bir siyasi aktör olmak mümkün değildir.

Oysa DEM’in kendini yenileme, Türkiye partisi olma iddiasını pratikte hayata geçirme imkanları, geçmişe göre çok daha fazla arttı.

Bugün DEM, Türkiye partisi olma iddiasını sözde değil pratikte gerçekleştirecek tarihi bir fırsata sahiptir.

Bu fırsatı heba etmemek gerekir.

DEM’in Türkiye partisi olma fırsatını kullanması, Öcalan’ın barış ve demokratik toplum perspektifine de uygun ve doğru politika olur.

Aksi halde DEM’in de yenilenmesi gibi bir konu kaçınılmaz olarak gündeme gelir." ETNİK DEĞİL HUKUKİ BAĞ: YENİ ANAYASA SİNYALİ "Türk milleti, "etnik ulusçuluğa" dayanmaz.

Türk milleti, içeriği cumhuriyet vatandaşlığı olan ve hukuki bağ olarak tanımlanan Türk vatandaşlığı sebebiyle "yurttaş/vatandaş ulusçuluğuna" dayanır.

Uygulamada etnik temelli sorunların yaşanmış olması, bunların çözümü için iki ayrı ulus kabulünü gerektirmez.

Zaten etnik sorunları bilinçli kullanan ve bu temelde yeni sorunlar üreten emperyalist politikalar, Türkiye’nin bölünmesi için dış Kürt sorununun esası olan bu iki uluslu projeyi planlamıştır.

Bu proje bugün tamamen tasfiye yoluna girmiştir. (...) Yeni anayasada Türk vatandaşlığının etnik kökene ve dini aidiyete bağlı olmaksızın Türkiye Cumhuriyeti'ne hukuken bağlı olmaktan doğduğu daha vurgulu ifade edilebilir.

Her Türk vatandaşının Türk milletinin eşit mensubu olduğu konusunda açık hüküm konabilir.

Böylece bu konudaki yersiz etnisite ve inanç tartışmalarına son verilebilir."  SURİYE, IRAK VE İRAN İÇİN TARİHİ FIRSAT "Suriye açısından Kürtler geleceklerini kazandılar, devletleriyle bütünleşme yoluna girdiler.

Suriye tarihi boyunca Kürtlerin kabul edilmeyen vatandaşlık hakkı, yerel iradelere imkan tanınması ve dil özgürlüğü konusunda yapılanlar, bütünleşme süreci bakımından tarihi adımlar oldu.

Suriye’nin birliği ve bütünlüğüne yönelik süreçte büyük ölçüde ilerlemeler sağlandığı ve bu süreçte Suriye Kürtlerinin kurucu unsurlardan biri olacağı iyice netleşti.

Irak açısından Kürtler, bölgesel yönetimin merkezle uyumunu sağlaması, güçlendirmesi ve Irak’ın birliğinin ayrılmaz parçası olmasıyla geleceklerini tam güvence altına alabilir.

Bu konuda önümüzdeki dönem yeni gelişmeler olacağı beklenebilir.

İran açısından ise Kürtler, İran’ın birliğine sahip çıkarak, İran'ın siyonist ve emperyalist saldırganlığa karşı mücadelesinde bir bütün olarak yer alarak geleceklerini kazanma yoluna girebilirler."

İlgili Sitenin Haberleri