Haber Detayı

Game Of Thrones yıldızı başrolde... Masumiyetin üzerine düşen gölge... Sistemin kendi soygunsa, asıl hırsız kim... Modern dünyanın gri alanları
Elçin demiröz odatv.com
01/02/2026 15:05 (3 saat önce)

Game Of Thrones yıldızı başrolde... Masumiyetin üzerine düşen gölge... Sistemin kendi soygunsa, asıl hırsız kim... Modern dünyanın gri alanları

Elçin Demiröz yazdı...

Silahlar kadar rakamların da konuştuğu bir çağda suç, bildiğimiz suç mu?

Yoksa daha steril, beyaz yakalı ve sistematik bir forma bürünerek kendini örtbas edebilir mi?Amazon Prime'ın 6 bölümlük yeni suç ve gerilim dizisi Steal, daha ilk dakikadan itibaren bu soruyu izleyicinin kucağına bırakıyor.

Klasik bir aksiyon vaadiyle yola çıkmak yerine bizi, cam binaların içindeki sessiz çöküşe ortak ediyor.

Daha da önemlisi, genç kuşağın umutsuzluğunu bir silah gibi çıkarıp masanın üzerine bırakması… Peki o silahı ilk kim eline alacak?

Kimin elinde patlayacak?

Ve asıl soru, bu çatışmadan kimler sağ çıkacak?Yaratıcı koltuğunda Sotiris Nikias’ın oturduğu; yönetmenliğini Sam Miller ve Hettie Macdonald’ın paylaştığı yapımın başrolünde sürpriz bir isim var: Sophie Turner.

Daha 14 yaşındayken Game of Thrones’da Sansa Stark rolüyle karşımıza çıkan Turner'a bu dizide Archie Madekwe ve Jacob Fortune-Lloyd eşlik ediyor.BEYAZ YAKALI DİSTOPYASteal’in merkezinde emeklilik fonları yöneten büyük bir finans şirketinde sıradan bir çalışan olan Zara Dunne (Sophie Turner) var.

Zara’nın hayatı, geleceğe dair pek de umut vadetmeyen bir “istikrar” sarmalının içinde dönüp duruyor.

Ta ki bir gün, çalıştığı binaya giren silahlı bir grubun herkesi rehin almasıyla başlayan o kırılma anına kadar…Binlerce insanın geçmişi ve hatta geleceği, kafalara dayanmış namluların ucunda duruyor.

Zara ve çalışma arkadaşı Luke (Archie Madekwe) bir anda bu büyük soygunun bir parçası haline geliyorlar.

Ancak işin asıl çarpıcı tarafı, olayın ardından yapılan incelemelerde ortaya çıkıyor.

Bu ölçekte bir soygun, ancak sistemin içinde olan birileri tarafından planlanabilir.

Böylece tüm rehineler bir anda olayın şüphelisi oluyor.

Tabii ki bu noktada Zara ve Luke başı çekiyor ve ilk bölüm bu tansiyon içinde tek nefeste bitiyor.

Dizinin ilerleyen bölümlerinde ise masumiyetin üzerine düşen gölgeler ön planda.

Bu noktada devreye giren dedektif Rhys Covaci (Jacob Fortune-Lloyd) sezgileri ve zaaflarıyla davanın pusulası oluyor.

MI6 da dahil olmak üzere herkesin peşinde olduğu Zara, Covaci’nin radarına girerek hikayeyi bambaşka bir boyuta taşıyor.Dizi tam da bu noktada klasik soygun anlatılarından bilinçli bir kopuş yaşıyor.

Patlayan bir kasa, canı burnunda bir kovalamaca ya da son anda havalanan helikopter sahnesi üzerinden izleyiciye şov yapmaktan uzak.

Çünkü modern çağın soygunu dijital, steril ve neredeyse görünmez iplere sahip ve izini çok güzel kaybettirebiliyor.

Steal bunu bir eksiklik gibi değil, hikayenin kalbine yerleştirilen bir gerçeklik olarak kullanmış.

Asıl gerilim paranın nasıl çalındığından çok, çalınırken insanların hangi ahlaki eşikleri aştığında saklı.

Zara’nın konumlandırılışı da bu yüzden son derece zekice...

Dizi onu ne tam bir kurtarıcıya dönüştürüyor, ne de açık bir suç ortağına.

İyilikle şüphe arasındaki o ince çizgide salınan bir karakter var karşımızda.

Modern dünyanın gri alanlarını çok iyi temsil eden bir figür.

Hangi sona yakışacağını ise son ana kadar başarıyla saklayan bir gizem…Aslında diziyi izlemeye başladığımız andan itibaren kendimizi bir suç örgütü yerine, sistemik bu suçun içinde buluyoruz.

Çünkü Steal’in dünyasında suç, karanlık sokaklarda veya izbe binalarda filizlenmiyor.

Tam tersine onlarca katlı plazalarda, bol ışıklı ve klimalı ofislerde, takım elbiseli, iyi eğitimli insanların yetkileri altında gerçekleşiyor.

Üstelik bu insanların suçu örtbas etmedeki ustalıkları, suçu işlemedeki maharetlerinden çok daha yüksek.

Böyle olunca da kovalamaca, ekranın olduğu kadar izleyicinin de zihinin tozunu attırmaktan çekinmiyor.ASIL HIRSIZ KİMVe bütün bu sistem eleştirisinin ortasında Sophia Turner’ın performansı ayrı bir katman ekliyor hikayeye.

Turner, çok genç yaştan itibaren dünyanın gözü önünde büyümüş bir oyuncu.

Bu yüzden Zara’nın yorgunluğu Turner’ın olgunluğundan besleniyor.

Zara, sanki yıllardır bir şeyleri değiştirmeye çalışan bir kuşağın omuzlarındaki ağır yükü sembolize ediyor.

Ne klasik bir kurban, ne de kahraman bir suç ortağı.

O, sistemin içindeki sıkışmışlığın ta kendisi.

Umudunu kaybetmiş ama hala hayattan vazgeçememiş bir gençlik ateşi taşıyor.

Zaman zaman yüzünde, Sansa Stark'tan aşina olduğumuz o çaresiz gururun izlerini görmek mümkün.

Bu kez taht oyunlarının değil, dijital bir finanal savaşın tam ortasında.

Ama bu sefer Stark kızı olmanın aksine, kendi hayatıyla ilgili inisiyatifi geç de olsa eline alabiliyor.Steal’in gücü de tam olarak burada.

Bir tarafta umutsuz bir genç nesli, sistem adına kullanan takım elbiseli bir zorbalık; diğer tarafta ise hızlı yoldan zengin olma arzusuna yenilmeyi çok fazla sorgulamayan, idealleri flu bir genç kuşağın çatışması…Ve dizi bu noktada soygun dizilerinin son yıllardaki en büyük tekeli La Casa de Papel'e de göz kırpmadan geçmiyor ve aynı soruyu soruyor :Zaten sistemin kendi bir soygunsa, asıl hırsız kim?Odatv.com

İlgili Sitenin Haberleri