Haber Detayı

Avrupa kurumları: İsrail’in hukuki sorumluluğu örtülebilir! ‘TRUMP’IN BARIŞ KURULU MEŞRU DEĞİL’
Avrupa aydinlik.com.tr
01/02/2026 18:15 (3 saat önce)

Avrupa kurumları: İsrail’in hukuki sorumluluğu örtülebilir! ‘TRUMP’IN BARIŞ KURULU MEŞRU DEĞİL’

Avrupa Birliği ülkeleri, ABD öncülüğündeki ‘Filistin Barış Kurulu’ girişimini Birleşmiş Milletler’in devre dışı bırakılması, hukuki meşruiyet ve temsiliyet eksikliği nedeniyle kabul etmedi. Avrupa Konseyi Başkanı Antonio Costa, AB’nin Trump’ın projesine şüpheyle yaklaştığını vurguladı.

ABD’nin öncülüğünde gündeme getirilen ve “Filistin–İsrail çatışmasına” çözüm üretmeyi amaçladığı iddia edilen “Barış Kurulu” (Board of Peace) girişimi, Avrupa başkentlerinde sorgulanıyor.

Washington yönetimi tarafından “yeni ve esnek bir diplomatik platform” olarak tanımlanan yapı, Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkeler tarafından ise büyük ölçüde temkinle karşılandı.

Almanya, Fransa, İspanya ve İskandinav ülkeleri başta olmak üzere birçok Avrupa devleti, barış hedefini desteklediklerini vurgulamakla birlikte, girişimin mevcut haliyle uluslararası hukuk, Birleşmiş Milletler (BM) sistemi ve iki devletli çözüm ilkesiyle uyumlu olmadığı görüşünde birleşti. ‘İSRAİL’İN HUKUKİ SORUMLULUĞU GİZLENEBİLİR’ Avrupa basınındaki analizlerde öne çıkan vurgu “Barış Kurulu” girişiminin yalnızca çatışmaları sona erdirmeyi amaçlayan bir diplomasi aracı olmaktan çok, mevcut güç dengelerini ve aktörlerin çıkarlarını yeniden yapılandırmaya dönük yeni bir araç oluşturmak yönünde oldu.

Avrupa Dış İlişkiler Konseyi (ECFR) bu yeni yapı “Barış ile çok az, yeni bir süreç temelli küresel düzeni dayatmakla daha çok ilgili” olarak nitelendirildi ve Trump’ın yaklaşımının uluslararası hukuk ve BM’nin çok taraflı rolünü zayıflatma riski taşıdığı ifade edildi.

Bu eleştirel bakış, özellikle Barış Kurulu’nun BM Güvenlik Konseyi ve uluslararası hukukun çerçevesini ikame edebilecek şekilde örgütlenmesinin Filistin’de yaşanan insani trajedileri ve hukuki sorumlulukları görünmez kılabileceği endişesini açıkça dile getirdi.

GİRİŞİMİN ÇERÇEVESİNE AVRUPA TEPKİLİ Barış Kurulu, ABD yönetimi tarafından BM dışındaki aktörlerin de dahil olduğu, daha hızlı karar alabilen ve sahada “sonuç üretmeye odaklı” bir yapı olarak sunuluyor.

Ancak Avrupa’da yapılan ilk değerlendirmelerde bu yaklaşımın, BM merkezli çok taraflı diplomasi geleneğini zayıflatabileceği endişesi öne çıktı.

Özellikle AB kurumları, Filistin meselesinde onlarca yıldır geçerli olan uluslararası kararlar ve hukuki çerçevenin göz ardı edilmesi riskine dikkat çekti.

ALMANYA: ‘BARIŞA EVET, BU YAPIYA HAYIR’ Almanya, Barış Kurulu’na yönelik en açık ve net eleştirileri dile getiren ülkeler arasında yer aldı.

Almanya Başbakanın Friedrich Merz “Barış Kurulu’nun şu anki şekliyle yapısını anayasal nedenlerle kabul edemeyiz” açıklamasını yaptı.

Berlin yönetimi, girişimin hedeflerini prensipte desteklediğini ancak mevcut taslağın anayasal, hukuki ve diplomatik açıdan sorunlu olduğunu açıkladı.

Alman hükümetine göre kurulun karar alma mekanizmaları, uluslararası sorumluluklar doğurabilecek nitelikte olmasına rağmen yeterli demokratik ve hukuki denetime tabi değil.

Ayrıca Almanya, Filistin tarafının temsiliyetinin belirsizliğine ve ABD’nin belirleyici ağırlığına özellikle dikkat çekiyor.

FRANSA’DAN ‘ÇOK TARAFLILIK’ VURGUSU Fransa ise daha ihtiyatlı ve diplomatik bir dil kullandı.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un mesajı Avrupa’nın BM ve uluslararası hukuku esas alması gerektiği yönünde oldu.

Paris, Gazze’de kalıcı ateşkes, insani yardımların artırılması ve siyasi çözüm arayışlarının desteklenmesi gerektiğini vurgularken, Barış Kurulu’nun BM’nin yerine geçen yeni bir yapı olarak tasarlanmasına karşı çıkıyor.

Fransız Dışişleri kaynaklarına göre, barış girişimleri ancak BM kararlarıyla uyumlu, çok taraflı ve tarafların eşit biçimde temsil edildiği bir zeminde kalıcı sonuç üretebilir.

İSPANYA VE GÜNEY AVRUPA: ULUSLARARASI HUKUK KIRMIZI ÇİZGİ İspanya hükümeti, Barış Kurulu’na katılmayacağını açıkça ilan eden ülkelerden biri oldu.

İspanya Başbakan Pedro Sanchez “İspanya, çok taraflılığa, uluslararası hukuka ve Birleşmiş Milletler sistemine bağlılığımız nedeniyle Trump’ın Barış Kurulu’na katılmayacak” şeklinde net bir açıklama yaptı.

Madrid yönetimi, girişimin uluslararası hukuka açık referanslar içermediğini ve Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkını yeterince güvence altına almadığını savunuyor.

Benzer görüşler Portekiz ve Yunanistan gibi Güney Avrupa ülkelerinde de dile getiriliyor.

Bu ülkeler, barış söyleminin hukuki meşruiyetle desteklenmediği sürece siyasi sonuç doğurmayacağı görüşünde.

İSKANDINAV ÜLKELERİ: KURULUN YETKİLERİ BELİRSİZ İsveç, Norveç ve Danimarka gibi ülkeler, Barış Kurulu’na dair açıklamalarında özellikle temsiliyet konusuna odaklandı.

Bu ülkeler, Filistin tarafının sürece hangi aktörler aracılığıyla ve hangi yetkilerle dahil olacağının netleşmediğini, bunun da barış girişimini zayıflattığını savunuyor.

İskandinav diplomasi geleneğinde merkezi öneme sahip olan insan hakları ve uluslararası hukuk vurgusu, bu dosyada da belirleyici oldu.

ORTA AVRUPA’DAN KOŞULLU DESTEK Avrupa içinde az sayıda ülke ise Barış Kurulu’na daha olumlu yaklaştı.

Macaristan, Arnavutluk, Bulgaristan ve Kosova ABD ile stratejik ilişkileri gerekçe göstererek girişimi “denenebilir” bir adım olarak gördüklerini ifade ettiler.

Bu ülkeler, mevcut barış mekanizmalarının başarısızlığına işaret ederek yeni platformların tamamen reddedilmemesi gerektiğini savundu.

Ancak bu destek çoğunlukla koşullu ve sınırlı düzeyde ifade edildi.

BARIŞ MI, GÜÇ SİYASETİ Mİ?

Avrupalı analizlerde öne çıkan temel soru şu: Barış Kurulu, gerçekten tarafsız bir arabuluculuk mekanizması mı, yoksa ABD’nin Orta Doğu’daki siyasi etkisini yeniden tahkim etmeyi amaçlayan bir araç mı?

Birçok uzman, kurulun yapısının “güç yoğunlaşmasına” yol açtığını ve bu haliyle uluslararası meşruiyet üretmekte zorlanacağını belirtiyor.

Analistlere göre, hızlı karar alma iddiası, hukuki bağlayıcılığın ve taraflar arası güvenin yerine geçemiyor.

AB’NİN ORTAK ÇİZGİSİ: BM VE İKİ DEVLETLİ ÇÖZÜM Tüm farklı tonlara rağmen AB ülkelerini birleştiren ortak payda Filistin meselesinde BM çerçevesi, uluslararası hukuk ve iki devletli çözümün vazgeçilmezliği oldu.

Avrupa, barış sürecinin bu ilkelerden koparılması halinde kalıcı değil, geçici ve kırılgan sonuçlar üretileceği görüşünde.

Bu nedenle Trump’ın Barış Kurulu’na “Amaç doğru olabilir, ancak yöntem yanlış” mesajı verdiler.

Filistin tarafının eşit temsiline dayanan ve çok taraflı bir yapı olmadan Avrupa’nın desteği mümkün görünmüyor.

İlgili Sitenin Haberleri