Haber Detayı

Hû…
Ezgi aşık internethaber.com
01/02/2026 23:53 (2 saat önce)

Hû…

Berat gecesi…

Berat gecesi… Sadece affın dağıtıldığı bir gece değil; kulun kendi varlığını tarttığı bir mizan vaktidir.

Bu gece gök kapıları açılmadan önce, kalbin kapısı açılır.

Berat, kaderi zorlamak değil; kendi yönünü düzeltme gecesidir.

Çünkü kader, kalbin istikametiyle okunur.

Cerrahî yolunun inceliğinde öğretilen sır da budur: Aşk, insanı eksiltmez; fazlalıklarını soyar.

Nefsin gürültüsünü azaltır, ruhun sesini duyurur.

Kul, kendi “ben”inden sıyrıldıkça Hak’ka yaklaşır.

Berat gecesi bu yüzden tövbe gecesi olmaktan öte, idrak gecesidir.

İnsan neyi taşıyamadığını, neyin yük olduğunu anlar.

Bırakmayı öğrenir.

Muzaffer Ozak Hazretleri’nin sohbetlerinde hissedilen o şefkatli irfan, Berat gecesinin özünü anlatır gibidir: Kul kusurunu görür ama umudunu kaybetmez.

Çünkü rahmet, kul kapıya yönelmeden önce yola çıkmıştır.

Cerrahî dergâhının kapısından giren, mükemmellik aramaz.

Orada aranan tek şey hâl’dir.

Bilmek değil, yanmak… Konuşmak değil, erimek… İddia değil, teslimiyet… Belki bu yüzden gönlünde bu yola sevda var.

Çünkü bu yol, insanı büyütmez; derinleştirir.

Kalbi genişletir.

İnsanı kendinden alıp Hak’ka bırakır.

Berat gecesi işte bu teslimiyetin adıdır. “Beni affet” demekten çok, “Beni benden kurtar” diyebilme cesareti… Bu gece dua ederken kelimeler eksik olabilir.

Ama hâl tam ise, söz gerekmez.

Aşıkların diliyle… Hû…

İlgili Sitenin Haberleri