Haber Detayı

‘Oy veremeyecek kadar küçük ekmek getirecek kadar büyük’
Melike güler kadan aydinlik.com.tr
02/02/2026 00:00 (1 saat önce)

‘Oy veremeyecek kadar küçük ekmek getirecek kadar büyük’

‘Oy veremeyecek kadar küçük ekmek getirecek kadar büyük’

Konumuz çocuk işçiliği.

Tekrar da olsa yazmaktan çekinmediğim konulardan biri.

Önce dünya tablosuna bakalım.

ILO ve UNICEF’in 2025 Haziran’da yayımladığı “Çocuk İşçiliği: 2024 Küresel Tahminler, Eğilimler ve İlerleme Yolu” başlıklı raporun tahminlerine göre, 2024 yılında yaklaşık 138 milyon çocuk işçi bulunuyor.

Bunların yaklaşık 54 milyonu tehlikeli işlerde çalışıyor.

Son veriler, 2020’den bu yana 22 milyondan fazla çocuğun çocuk işçiliğinden el çektirildiğini gösterse de dünya 2025 yılına kadar çocuk işçiliğini ortadan kaldırma hedefine ulaşamadı.

Çocuk işçiliğini ortadan kaldırma hedefine ulaşmak için ilerleme hızının 11 kat artması gerekiyor. *** Türkiye’de ise tablo şöyle: Maalesef Bakanlık verileri gerçeği yansıtmıyor.

Resmi verilere her yıl ortalama 13-14 çocuk işçi ölümü yansırken, İSİG Meclisi’nin ulusal basın ve çocuk işçi yakınlarından tespit ettiği veriler içler acısı.

Buna göre, 2025 yılında en az 94 çocuk işçi hayatını kaybetti. 2024’teki çocuk işçi ölüm sayısı 71 idi.

Son 13 yılda çalışırken kaybettiğimiz çocuklarımızın sayısı ise 836… *** 2025’te MESEM’lerde çalışırken ölen 6 öğrenci/işçi tespit edildi. 2023 Eylül ayından itibaren tespit edilebilen MESEM çocuk işçi ölümü ise 18!

Tam da bu nedenle, Türkiye’de çocuk işçi ölümlerini, MESEM gerçeğinden bağımsız düşünmek imkânsız.

Mevzuata göre 15 yaşın altında çalışan herkes ‘çocuk işçi’ statüsündedir ve çalıştırılmaları kesinlikle yasaktır.

Ancak MESEM uygulamalarıyla bu yasağın fiilen delindiğini ve yaş sınırının ortadan kalktığını görüyoruz.

Ne yazık ki bugünkü mesleki eğitim yapısı, bir eğitim modeli olmaktan çıkıp yoksulluğun yeniden üretildiği bir döngüye dönüşmüş durumda.

Eğitim-İş’in Eylül 2025 tarihli raporu da bu çöküşü verilerle doğruluyor.

TÜİK ve MEB verilerine dayanan rapora göre; bir çocuğun eğitimde geçirmesi beklenen süreyi ifade eden Muhtemel Eğitim Süresi (MES), 2022’de 18,2 yıl iken 2024’te 17,2 yıla kadar geriledi.

Daha da vahimi, zorunlu eğitim için hesaplanan sürenin 2024 itibarıyla 11,9 yıla düşmesi.

Bu veri, kâğıt üzerinde ‘zorunlu’ olan 12 yıllık eğitimin bile fiiliyatta tamamlanamadığını ve çocukların okuldan koparıldığını açıkça belgeliyor. *** Tüm dünyada, gelişmekte olan ülkelerin bugün ve yarınlarında en önemli sorunlarından biri, çocukların erken yaşta çalışma yaşamına girmesi.

Tam da bu nedenle bugün Türkiye’de çocuk işçiliği, üretim planlaması ve ekonomik boyutlarıyla da çözülmesi gereken toplumsal bir meseledir.

Öyle ki, hayatı boyunca çocuk işçiliği için mücadele veren Prof.

Dr.

Prof.

Dr.

Gürhan Fişek, çocuk işçiliğini “ülkenin geleceğine konulmuş bir ipotek olarak” niteler.

Bu vesileyle Sayın Fişek’in 1996 yılında TTB Sürekli Tıp Eğitimi Dergisi’nde yayımladığı makalesinden bir alıntıyı da sizlerle paylaşmak isterim: “Oy veremeyecek kadar küçük, ekmek parası getirecek kadar büyük.

Günümüzde ‘özverinin’ en büyüğünü çocuklar yapıyor.

Çocukluğunu işyerinin kapısında bırakıp küçük dev adımlarla üretimin taa içine kadar giriyor.

Artık işlikte o bir büyüktür.”

İlgili Sitenin Haberleri