Haber Detayı
Bilimkurgu edebiyatında yeni dalga akımı
Bilimkurgu edebiyatında yeni dalga akımı
Bilimkurgu pek çok alt türe ev sahipliği yapan bir edebiyat türüdür.
Dönem dönem yeni ve devrimsel temalar bu türün içinde ortaya çıkmış, var olmuş ve zamanla yok olmuştur.
Teknolojinin gelişmesi kimi türlerin artık bilimkurgu sınırları içine dahil edilmemesine neden olmuştur.
Geleceğe ulaşmanın kaçınılmaz sonu olarak adlandıracağımız bu durum, yeni geleceklerin hayal edilmesiyle sürekli bir devinim halini almıştır. “Bilimkurguda Yeni Dalga Akımı” da yine bu ölçütte değerlendirilebilecek temalardan biri olarak öne çıkar.
BİLİMKURGUDA YENİ DALGA AKIMININ ORTAYA ÇIKIŞI 1960’lı yıllardan itibaren bilimkurguda yeni bir kimlik arayışı ortaya çıkar.
Deneysel bir yazın türü, çeşitli yazarların katkı vermesi ve büyümesiyle birlikte “bilimkurguda yeni dalga akımı” olarak adlandırılır.
Yeni oluşmaya başlayan bu türü kısaca bilimkurguda artık normalleşen pek çok temanın yerine deneysel kurguların öne çıkmaya başlaması olarak tanımlayabiliriz.
Londra’da, Micheal Moorcock’un çıkardığı “New Worlds” adlı dergide başlayan yeni dalga bilimkurgu giderek daha fazla yazarın katılmasıyla birlikte bir anda milyonlarca okura ulaşan yeni ve deneysel bir bilimkurgu yazın türünü ortaya çıkarmıştır.
Bilimkurguya yeni bakış açıları getiren “Yeni Dalga” akımındaki eserler hard sci-fi olarak adlandırılan temaya uzaktır.
Uzay yolculuklarının, gezegenlerin ve teknolojik aygıtların yerini daha çok sosyolojik unsurların aldığı ve bilimkurgunun yalnızca bir araç olarak kullanıldığı öykü ve romanlar artış göstermiş ve bu durum da çeşitli tartışmaları beraberinde getirmiştir.
BİLİMKURGU EDEBİYATINDA YENİ DALGACI YAZARLAR Moorcock’un dergisinde öne çıkan yazarlar arasında J.G.
Ballard, Brian W.
Aldiss ve John Brunner gibi isimler vardır.
İngiltere’de yaşayan Samuel R.
Delany, Thomas M.
Disch gibi Amerikalı bilimkurgu yazarlarının da destek vermesiyle hareket daha da büyümüştür.
İngiltere’de doğan ve birkaç yıl sonrasında ABD’ye de sıçrayan yeni dalga akımında kısa süre sonra karşımıza çıkan yazarlar arasında Ursula K.
Le Guin, William S.
Burroughs, Robert Silverberg, Philip K.
Dick ve Harlan Ellison gibi büyük isimler vardır.
Bu durumu, geleneksel bilimkurgudan ayrılma ve türe ihanet olarak algılayan kişilerin sayısı da az değildir.
Yeni dalgaya ek olarak Isaac Asimov, Arthur C.
Clarke, Robert A.
Heinlein gibi yazarların başını çektiği geleneksel bilimkurgu yazını da eş zamanlı olarak devam eder.
Fakat bir süre sonra geri planda kaldığı söylenebilir.
Psikoloji, felsefe, toplumbilim, politika gibi daha çok sosyal bilimler ağırlıklı olarak ilerleyen yeni dalga akımı alternatif toplumları, tarihi ve yönetim şekillerini de inceler.
Bilimkurguda yeni dalga akımının en önemli temsilcilerinden biri olan İngiliz yazar James Graham Ballard, “asıl yabancı gezegen dünyamızdır” der ve geçmişin bugünü anlamak için gelecekten daha iyi bir anahtar olduğu fikrini savunur.
Ballard’ın dış uzaya açılmak yerine insanın içine dönmesi gerektiğini söylemesi bilimkurguda yeni dalga akımının ana temalarından biri olarak öne çıkar.
YENİ DALGA BİLİMKURGUNUN KÖKENİ 60’lı ve 70’li yıllara damga vurup günümüzde hala varlığını sürdüren bir tür olsa da, Yeni Dalga bilimkurgu bir anda ortaya çıkmamıştır.
Elbette kökenlerini geçmişte bulmak mümkündür.
Bilimkurgu edebiyatının geçmişinde zaman zaman tekil örneklerine rastlamak mümkün olsa da, bir bütün olarak pek çok yazarın aynı anda bu temaya ağırlık vermesi sonucu tür, ancak bir kimlik kazanabilmiştir.
Doğaya dönük ütopyaların temelinde yatan olgu da elbette biraz “yeni dalga”dır.
Daha da eskiye gittiğimizde belki de Stoa Felsefesi’nde buluruz kendimizi.
Bu da bilimkurgunun ne denli köklü ve insan odaklı bir yazın türü olduğunu açıklayan önemli unsurlardandır.
YENİ DALGA SİNEMASINDAN EDEBİYATA Sinemayla ilgilenenlerin bildiği üzere Fransız Yeni Dalga Akımı sinema tarihinde önemli bir yer kaplar. “Nauvelle Vague” adıyla bilinen Fransız Yeni Dalgası sinemaya yeni bir soluk getirir. 1950’li yılların sonu ve 1960’lı yılların başında Andre Bazin’in önderliğinde başlayan ve sinemaya yeni bir düzen getiren akımın en önemli temsilcileri arasında Jean-Luc Godard ve Agnes Varda gibi isimler vardır.
Bilimkurgu edebiyatı için ilk “yeni dalga” isminin kullanımı ise 1966 yılında olur.
Judith Merril’in “The Magazine of Fantasy & Science Fiction” adlı dergide yazdığı bir makalede karşımıza çıkan terim gün geçtikçe daha fazla kullanılır oldu.
HARLAN ELLİSON ETKİSİ VE “DANGEROUS VİSİONS” Bilimkurgu yazarı Harlan Ellison’ın editörlüğünde hazırlanan ve pek çok yazara ev sahipliği yapan “Dangerous Visions” adlı öykü derlemesi 1967’de yayımlandı.
Bu derleme o güne dek var olan bilimkurgu janrını kökten değiştiren cesur bir yapıya sahipti.
Türe gönül vermiş büyük isimlerin daha farklı öykülerle okurların karşısına çıkması ilgiyle karşılandı ve Ellison kısa süre sonra derlemenin ikincisini yayımladı.
Yeni dalga bilimkurgu için oldukça önemli olan bu derlemeler türün gelişimine ve dönüşümüne yol açtı.
Buna ek olarak, Aldous Huxley, Ray Bradbury, George Orwell, Alfred Bester gibi yazarları da yeni dalganın öncülleri arasında saymak mümkündür.
Ortaya koydukları eserlerin değeri yeni dalganın gelişip serpilmesiyle daha net anlaşılmış ve öncü isimler oldukları ifade edilmiştir.
Feminist bilimkurgunun zirve yaptığı dönemler de yine yeni dalga bilimkurguyu güçlendiren etmenler arasındadır.
Başta Ursula K.
Le Guin olmak üzere, Margaret Atwood, James Tiptree Jr., Joanna Russ, Marge Piercy, Octavia Butler gibi isimlerin romanları yeni dalga bilimkurguyu sınırların ötesine ulaştırmıştır.
SONUÇ 1960’larde değişim geçiren bilimkurgu hem yazar hem de okur bazında artışa sebep olmuştur.
Konular daha fazla çeşitliliğe sahip olurken, konuların ele alınış yöntemlerinde bile değişiklik olmuştur.
Dil ve teknik anlamında da dönüşüm geçiren tür artık çok daha fazla saygınlığa sahip olacaktır.
Eserlerin politik ve edebi yönleri güçlenmiş, heyecan verici bir dönemin kapıları açılmıştır.
Günün sonunda dışlanan ve üvey evlat muamelesi göre bilimkurgu yazını yeniden edebiyat çevrelerince önemsenen bir tür haline gelmiş ve yeni dalga etkisi de daha farklı alanlara sıçrayarak varlığını sürdürmüştür.
Bunlardan biri ise tabii ki müzik dünyasıdır.
Fakat elbette bu farklı bir yazının konusu olabilir.