Haber Detayı
AKP'li Yayman'dan 6 Şubat'ın 3'üncü yılında 'Hatay' itirafı
AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Yayman, teslim edilen konutlar, demografik değişim ve 30 Kasım itibariyle sona eren mücbir sebep olmak üzere Hatay’da depremin üçüncü yılına ilişkin olarak Hatay’da eksikleri görüyoruz, son depremzede evine girene dek çalışacağız ifadelerini kullandı.
6 Şubat depremlerinin üçüncü yılına günler kala Hatay’da inşaat çalışmaları tüm hızıyla sürüyor.
AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Yayman, tamamlanan konutlardan demografik yapı tartışmalarına, elektrik kesintilerinden mücbir sebep halinin bireysel başvurularla devamına kadar kentin en sıcak başlıklarını değerlendirdi.
Teslim edilen konutlardaki işçilik kusurlarını ve altyapı sorunlarını gördüklerini söyleyen Yayman, “İktidar partisinin milletvekili olarak zaten bu eksikleri görüyoruz ve bu eksiklerin giderilmesi için çalışıyoruz, kabul de ediyoruz.
Çünkü bu kadar kısa sürede Türkiye’nin en büyük şantiyesinin, hatta dünyanın en büyük şantiyesinin burada kurulmuş olması ve cansiperane biçimde çalışılması takdire şayandır.
İktidarıyla muhalefetiyle, seferberlik duygusuyla, ‘sen ben yok, biz varız’ anlayışıyla Hatay’ı ayağa kaldıracağız” ifadelerini kullandı. 11 ili etkileyen 6 Şubat 2023 depremlerinin üçüncü yılına günler kaldı.
Depremlerde en çok etkilenen kentlerin başında gelen Hatay’da binlerce toplu konut ve işyeri inşası sürüyor.
Deprem bölgesinde tamamlanan ev ve iş yeri sayısı 455 bin, Hatay’da ise 180 bin.
Kentte devam eden inşaatlardan kaynaklı elektrik ve altyapı gibi çözüm bekleyen sorunlar var.
AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Yayman, teslim edilen konutlar, demografik değişim ve 30 Kasım itibariyle sona eren mücbir sebep olmak üzere Hatay’da depremin üçüncü yılına ilişkin olarak değerlendirme yaptı. “İKTİDARI, MUHALEFETİYLE HEPİMİZİN KALBİ DEPREM BÖLGESİ İÇİN ATTI” 6 Şubat’ı bir deprem değil, kıyamet olarak nitelendiren Hüseyin Yayman, 11 il ve 14 milyon insanın hayatını etkileyen çok büyük bir yıkım olduğunu ifade etti.
Depremin süresi, etkileme gücü, yaygınlığı, kapsadığı nüfus bakımından dünyanın yerküre üzerindeki en büyük depremi olduğunu kaydeden Yayman, Dolayısıyla burada Türk milleti çok büyük bir dayanışma gösterdi; iktidarıyla muhalefetiyle.
Gündelik siyaset içerisinde biz birbirimiz hakkında (ben dahil olmak üzere) milletvekilleri birbirleri hakkında konuştular.
Bu da tabiatın, demokrasinin tabiatında var.
Ama hepimizin kalbi deprem bölgesi için attı.
Ve dolayısıyla burada yüreğimiz, kalbimiz, ruhumuz deprem bölgesindeydi” diye konuştu. “TESLİM EDİLEN KONUTLARA DAİR EKSİKLERİ GÖRÜYOR, GİDERİLMESİ İÇİN ÇALIŞIYORUZ” Türkiye’nin çok büyük bir iş yaptığını, 11 ili kapsayan deprem bölgesinde önce enkazların altında kalan insanların kurtarılması için seferber olduğunu, daha sonra bu insanların çadırlara yerleşmesi için Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin seferber olduğunu, ardından devam eden süreçte konteynerlerin yapılması konusunda aynı duyarlılık ve duygudaşlığın devam ettiğine dikkati çeken Yayman, şunları kaydetti: 27 Aralık’ta Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan Hatay’a geldi, Sayın Devlet Bahçeli ile beraber.
Ve 455 bininci evin anahtarı teslim edildi.
Hatay’da 180 bin ev yapıldı ve dolayısıyla şehrimizi küllerinden yeniden doğurmaya çalışıyoruz.
Şehri yeniden ayağa kaldırmaya çalışıyoruz.
Burada şunu bir kez daha söylemek isterim; son depremzede evine girene kadar biz çalışmaya devam edeceğiz ve bu konuda çalışmalarımızı sürdüreceğiz.
İktidarıyla muhalefetiyle, dediğim gibi bu konuda bir seferberlik duygusuyla, 'sen ben yok, biz varız' anlayışıyla…Tabii burada birtakım eleştiriler var.
Biz de bunları biliyoruz.
İşte Gülderen’de evler yapıldı, banyoda su akıyor veya doğal gaz gelmedi ya da yoluyla ilgili problem var.
Ben iktidar partisinin milletvekili olarak zaten bu eksikleri görüyoruz ve bu eksiklerin giderilmesi için çalışıyoruz, kabul de ediyoruz.
Çünkü bu kadar kısa sürede Türkiye’nin en büyük şantiyesinin, hatta dünyanın en büyük şantiyesinin burada kurulmuş olması ve cansiperane biçimde çalışılması çok takdire şayandır.
İşçisinden demir bağlama ustasına, mühendisinden mimarına, Murat Kurum Bakanımızdan Cumhurbaşkanımıza kadar emeği geçen herkese sonsuz teşekkür ediyoruz.
Burada birtakım ruhuyla çalışıldı ve bu noktaya gelindi.
Bundan sonra bu yapılan evlere insanların yerleşmesi çok önemli.
Çünkü biz bunu önemsiyoruz.
Şunu kabul ediyorum: Ev yapıldı ama insanlar yerleşmedi.
Doğru, yerleşmedi.
Çünkü anahtar teslim edilmesine rağmen o evle ilgili, diyelim ki boyasıyla, penceresiyle, mutfak dolabıyla ya da doğal gazıyla ilgili eksikler olabilir.
Ama şöyle bakmak gerekiyor; ya hiç ev olmasaydı, o zaman neyi konuşacaktık?
Biz en azından 'ev yapılmadı' diye konuşmuyoruz.
Neyi konuşuyoruz, ev yapıldı ama işçiliğinde birtakım sorunlar var.
Peki bu 455 bin evin ne kadarında sorun var?
Yüzde 2’sinde, yüzde 3’ünde problem var.
Gerçekten çözülmesi gereken bir problemdir; az olması, problemin önemsiz olduğu anlamına gelmiyor.
Dolayısıyla biz burada Allah’ın izniyle bu çalışmalarımıza devam edeceğiz ve şehrimizin ayağa kalkması için hep beraber çalışacağız; tarihine, kimliğine, kültürüne, gastronomisine uygun olarak Hatay’ı yeniden ayağa kaldıracağız.” “SON DEPREMZEDE DE EVİNE GEÇENE KADAR BU ÇALIŞMALARI SÜRDÜRECEĞİZ” 6 Şubat depremlerinin üçüncü yılına günler kaldı.
Hatay’ın bu depremde en büyük acıyı yaşayan şehirlerden bir tanesi olduğunu, 50 bin vefatın 25 bininin Hatay’da olduğunun altını çizen Yayman, Ben de ağabeyimi, ablamı, yengemi, eniştemi, dayımın eşi, dayımın çocukları dahil olmak üzere çekirdek ailemden 11 yakınımı kaybettim.
Dolayısıyla mesele bizim kendi meselemiz değil; mesele Türk milletinin meselesi.
Bizim çok sevdiğimiz Hataylıların bir sözü vardır.
Mustafa Kemal Atatürk’ün söylediği gibi ‘Hatay benim şahsi meselemdir’.
Artık Hatay, 85 milyonun şahsi meselesi olmuştur.
Ve bu konuda Allah izin verdiği müddetçe çalışmalarımıza devam edeceğiz.
Son depremzede de evine geçene kadar bu çalışmaları sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı. “ELEKTRİK KESİNTİLERİ DOĞALGAZIN YAYGINLAŞMASINA DEK TÜM SORUNLAR ÇÖZÜLECEK” Geçtiğimiz günlerde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı’nın Hatay’da bir dizi ziyaretleri olduğunu, Hatay’daki elektrik kesintileri dahil olmak üzere abonelik, tarımsal sulama, kaçak elektrik konusu dahil vatandaşların şikâyet ettiği her konuyu uzun uzadıya konuştuklarını aktaran Yayman, yapılan görüşmelerde kurum müdürleri, STK başkanları da olduğunu ve Hatay’ın tüm bileşenleriyle elektrik kesintilerinden doğalgazın yaygınlaşmasına, Samandağ ve Arsuz’a doğalgazın gelmesine kadar bu konuları değerlendirdiklerine dikkati çekti. “HATAY DEPREMİ BİR JEOLOJİK DEPREMDİR DEMOGRAFİK DEPREME DÖNÜŞMEMESİNİ ÇOK ÖNEMSİYORUZ” Hatay farklı din, inanç ve kimlik çeşitliliği ve farklılıklarıyla hoşgörü içinde bir arada yaşamasıyla öne çıkan bir kent.
Kentte deprem sonrası demografik değişim en çok tartışılan konulardan.
Hatay depreminin bir jeolojik deprem olduğunu demografik depreme dönüşmemesini çok önemsediklerine dikkati çeken Yayman, şunları söyledi: Hatay depremi bir jeolojik depremdir demografik depreme dönüşmemesini çok önemsiyoruz.
O dönemde hatırlarsınız, ‘Buraya Suriyeliler gelecek, Gazzeliler gelecek’ gibi bilgisizlikten kaynaklanan değerlendirmeler oldu.
Biz o zaman da söyledik; bu mümkün değil.
Çünkü Hatay, Hataylılarındır.
Burada 180 bin konut yapıldı ve hak sahiplerinin hepsine bunlar verilecek.
Hâlâ konut açığımız var.
Neden?
Çünkü hak sahibi olanlara evler verildikten sonra kiracı olan, dar gelirli olan, eşinden ayrı olan ve gerçekten çok mağdur vaziyette yaşayan insanlar var.
Bunlara yeni konutların, sosyal konutların yapılması lazım.
Murat Kurum Bakanımız da Hatay’da 13 bin civarında sosyal konut yapacak.
Dolayısıyla şunu bir kez daha söylemek isterim: Meselemiz Hatay’ın yeniden ayağa kalkması, inşası ve ihyasıdır.
Hatay’da hak sahiplerine evler verilecek.
Hatay’da ne Suriyelilere ne Filistinlilere ne Libyalılara ne Iraklılara ne Ürdünlülere ev verilecek.
Çünkü ev verilebilmesi için Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak gerekiyor.
Bu bilgi eksikliğini de sizin aracılığınızla düzeltelim.
Hatay’ın demografisi bizim kırmızı çizgimizdir.
Hatay’da asla bu demografinin değişmesine müsaade etmeyiz.
Alevi’siyle, Sünni’siyle, Hristiyan’ıyla, Ermeni’siyle, Çerkez’iyle, Abaza’sıyla Hatay bir bütündür, bölünemez.
Hatay’ı kimlikler üzerinden kategorize etmek isteyenlere asla müsaade etmeyiz.
Çünkü Hatay’ın mesajı şudur: Hoşgörü, tolerans ve birlikte yaşama pratiği.
Dünyanın da en çok ihtiyaç duyduğu evrensel mesaj Hatay’dadır.
Birbirine tahammül etme, birbirini sevme ve birbirini ötekileştirmeme… Hz.
Hızır Türbesi de bizimdir, Habib-i Neccar Camii de bizimdir.
Hıdır Bey Türbesi de bizimdir, Hıdır Bey’in ağacı da bizimdir, Hz.
Musa ağacı da bizimdir, Vakıflı Köyü de bizimdir.
Beyazıt Bestami Türbesi de bizimdir.
Bu kimlikler Hatay’ı, bizi biz yapan değerlerdir. “MÜCBİR SEBEP GENEL DEĞİL BİREYSEL BAŞVURULARLA DEVAM EDİYOR” Hatay’da depremin üçüncü yılına yaklaşırken başta esnaf olmak üzere kentte yaşayan vatandaşların önemli gündemlerinden biri 30 Kasım itibariyle sona eren mücbir sebep.
Mücbir sebebin olumlu ve olumsuz yönlerinin ele alındığını ve genel olarak değil, bireysel başvurularla devam etmesi noktasında bir karar çıktığını belirten Hüseyin Yayman, şu ifadeleri kullandı: “Esnafımızın işçimizin derdi bizim derdimizdir.
Tüccarımızın, çiftçinin sorunu bizim sorunumuzdur.
Emeklinin sorunu bizim sorunumuzdur.
Hatay’da mücbir sebebin uzatılmasıyla ilgili değerlendirmeler oldu.
Olumlu ve olumsuz yönler ele alındı ve mücbir sebebin genel olarak değil, bireysel başvurularla devam etmesi noktasında bir karar alındı.
Kimsenin mağdur edilmemesi için Cumhurbaşkanı Yardımcımız Sayın Cevdet Yılmaz ve Maliye Bakanımız Sayın Mehmet Şimşek ile bu konular görüşüldü.
Mücbir sebep genel bir düzenleme olarak devam etmedi ama bireysel başvurularla mağduriyet varsa devam etmesi kararlaştırıldı.
Çünkü insanlar yok, iş yapamıyor.
Deprem olmuş, evi yıkılmış, yakınlarını kaybetmiş, yetmemiş iş yerini kaybetmiş.
Bu noktada sözün bittiği yerdeyiz. “HEPİMİZİN TERAPİYE BİRBİRİMİZİ DİNLEMEYE, SARILMAYA İHTİYACI VAR” Dolayısıyla biz de tüm vatandaşlarımızın derdiyle dertlenmeye; evlerin bir an önce yerleşilmesine, sosyal donatı alanlarının tamamlanmasına, yeşil alanların, çocuk parklarının düzenlenmesine ve topyekûn bir iyileşme sürecine ihtiyaç olduğunu düşünüyoruz.
Çünkü 20 metrekarelik bir konteynerde yaşamak çok zor.
Aslında hepimizin bir terapiye, birbirimizi dinlemeye, birbirimize sarılmaya ve birbirimizin sevgisine ihtiyacı var.”