Haber Detayı
Tarladan denize mikroplastik akıyor
Tarımda kullanılan plastik kaplı gübrelerin, okyanuslardaki mikroplastik kirliliğinin ‘gizli’ kaynağı olduğu ortaya çıktı. Buna göre, tarlalardan denize drenajla taşınan plastiklerin yüzde 28’i sahillere geri vuruyor. Plajlar, mikroplastikler için görünmez bir ‘çökme noktası’na dönüşüyor.
Başak Nur GÖKÇAMbasaknur.gokcam@dunya.comTarımda verimlilik amacıyla yaygın şekilde kullanılan polimer kaplı gübreler (PCF), bu kez çevresel etkileriyle gündemde.
Tokyo Büyükşehir Üniversitesi’nden bilim insanlarının yürüttüğü kapsamlı çalışma, bu gübrelerin üzerindeki plastik kaplamaların, okyanuslardaki mikroplastik kirliliğinin önemli fakat bugüne kadar büyük ölçüde göz ardı edilen bir kaynağı olduğunu ortaya koydu.
Araştırma, mikroplastiklerin denize ulaşma yollarına dair yerleşik kabulleri de sorgulatıyor.Çalışmanın en çarpıcı bulgularından biri, plastiklerin büyük bölümünün nehirler aracılığıyla değil, tarım arazilerinden denize doğrudan drenaj yoluyla taşınması.
Geleneksel yaklaşımlar, tarımsal kaynaklı plastik kirliliğinin çoğunlukla nehir sistemleri üzerinden denizlere ulaştığını varsayıyordu.
Ancak yeni veriler, sahil ekosistemleri için çok daha kritik ve doğrudan bir risk hattına işaret ediyor.Plajlar: Görünmeyen çökme noktaları Araştırmacılar, Japonya genelinde 17 farklı kıyı şeridinde, 147 ayrı noktada yaptıkları ölçümlerde, PCF kalıntılarının dağılımını inceledi.
Nehir ağızlarına yakın bölgelerde bulunan gübre plastiği miktarı, çevrede kullanılan toplam PCF’nin yalnızca yaklaşık yüzde 0,2’sine karşılık geliyor.
Buna karşın, tarım arazilerinin drenaj kanallarıyla doğrudan denize bağlandığı bölgelerde bu oran dramatik biçimde artıyor: Plastik kaplı gübrelerin yüzde 28’e kadarı sahillere geri vuruyor.
Bu tablo, plajların yalnızca pasif kirlenme alanları olmadığını, aynı zamanda mikroplastikler için geçici depolama ve dağıtım noktaları işlevi gördüğünü ortaya koyuyor.
Dalgalar ve gelgit hareketleri, plastik parçacıkları kısa süreliğine kıyıda tutuyor; ardından önemli bir kısmı yeniden denize taşınıyor.
Bu döngü, bilim dünyasında sıkça tartışılan ‘kayıp plastik’ olgusuna da yeni bir açıklama getiriyor.Bilim insanları, okyanuslara giren plastiklerin yaklaşık yüzde 90’ının yüzeyde artık görünür olmadığını tahmin ediyor.
Bu kaybın bir bölümünün deniz tabanına çöken atıklardan, bir bölümünün ise bu tür çevresel çökme alanlarında geçici olarak hapsolup sonra yeniden dağılmasından kaynaklandığı düşünülüyor.Tarımdan sofraya uzanan görünmez risk Polimer kaplı gübreler, besin maddelerinin kontrollü ve yavaş salımını sağlayarak tarımsal verimliliği artırıyor.
Bu özellikleri nedeniyle Japonya ve Çin’de özellikle pirinç tarımında, ABD ve Avrupa’da ise mısır ve buğday üretiminde yaygın biçimde kullanılıyor.
Ancak bu teknolojik avantajın çevresel bedeli giderek daha görünür hale geliyor.Önceki araştırmalar, Japonya’daki bazı plajlarda bulunan plastik atıkların yüzde 50 ila yüzde 90’ının doğrudan bu gübre kaplamalarından kaynaklandığını ortaya koymuştu.
Yeni çalışma ise bu plastiklerin yalnızca kaynağını değil, taşınım dinamiklerini de detaylı biçimde ortaya koyarak, sorunun yapısal boyutuna dikkat çekiyor.Canlı yaşamı için ciddi risk Bu mikroplastikler yalnızca deniz canlıları için değil, gıda zinciri yoluyla insan sağlığı için de ciddi bir risk oluşturuyor.
Balıklar, kabuklular ve planktonlar tarafından yutulan plastik parçacıklar, ekosistem içinde biyolojik birikime neden oluyor.
Bu durum, plastik kirliliğini yalnızca çevresel değil, aynı zamanda kamusal sağlık sorunu haline getiriyor.Plastik neden geri dönmüyor?
Plajlardan toplanan mikroplastiklerin fiziksel yapısındaki değişimler dikkat çekiyor.
Parçacıkların önemli bir bölümünde kızarıklık, kahverengileşme ve yüzeysel bozulmalar tespit edildi.
Enerji Dağılımlı X-ışını Spektroskopisi (EDX) analizleri, plastik yüzeylerinde demir ve alüminyum oksit birikimleri olduğunu gösterdi.
Bu mineral kaplamalar, plastik parçacıkların ağırlığını artırarak, dalgalarla yeniden kıyıya vurma ihtimallerini azaltıyor.