Haber Detayı
Kredi kartında limit kısıtına tepki büyüyor
BDDK’nın kredi kartlarına yönelik kısıtlama hamlesi kamuoyunda yoğun tartışmalara yol açarken, eğitimden sağlığa, perakendeden turizme birçok sektörde endişeleri artırdı. İş dünyası temsilcileri, kararın piyasada hem vatandaş hem de işletmeler açısından ödeme zorluklarını artıracağına dikkat çekerken, kayıt dışılığı da büyüteceğine işaret ediyor.
MERVE YİĞİTCAN Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (BDDK) kredi kartı limitlerine yönelik aldığı kısıtlama kararı piyasada şok etkisi yaratırken, iş dünyası temsilcileri limit kısıtlamalarının eğitimden sağlığa, beyaz eşyadan mobilya ve turizme kadar çeşitli sektörleri olumsuz etkileyeceğini belirtiyor.
Aynı zamanda kararın kayıt dışını da artırabileceğine dikkat çeken sektör temsilcilerin kararın yeniden gözden geçirilmesini talep ediyor.
BDDK, geçtiğimiz cuma gecesi açıkladığı kararda kart hamillerinin, tüm bankalardaki toplam kart limitlerinin 400 bin TL’nin üzerinde olması halinde, son bir yıl içerisindeki en yüksek harcamanın yapıldığı hesap kesim tarihindeki kullanılmayan kart limitlerinin, bankalarca kısmi bir oranda azaltılacağını açıkladı.
Kararda limitlerin bankalarca 15 Şubat’a kadar indirileceği belirtildi.
Kamuoyundan gelen tepkiler üzerine ikinci bir açıklama daha yapan BDDK, kararın finansal istikrarın güçlendirilmesini sağlamak için bir paket halinde Hazine ve Maliye Bakanlığı ve TCMB koordinasyonunda alındığını belirtirken, temelde tüketicinin korunması, alt gelir gruplarının desteklenmesi, yasa dışı bahisle mücadele ve uluslararası düzenlemelere uyum adına bu kararın alındığını bildirdi. "Kararlarda sektörel ayrışma olmalı" Taşel: Özel okullara kayıtlarda sıkıntı yaratacak BDDK kararı sonrası kamuoyunda öne çıkan en önemli itiraz noktası eğitim konusunda oldu.
Bu noktada görüşlerini paylaşan Tüm Özel Öğretim Kurumları Derneği (TÖDER) Başkanı İbrahim Taşel, alınan kararın ilk bakışta limit-gelir uyumsuzluğuna müdahale etme yönüyle bakıldığında doğru bir karar gibi göründüğünü, ancak özellikle eğitim ve sağlık gibi sektörlerde yüksek oranlı ödemelerin olduğu hesaba katıldığında etkisinin olumsuz olabileceğini söyledi.
Şu anda taksit ve banka kampanyalarının da etkisiyle özel okul ödemelerinde kredi kartının payının yüzde 70’ler seviyesinde olduğunu aktaran Taşel, “Şimdi yine taksit ve kampanyalar olsa da limitler dolu olacağı için vatandaşlar sıkıntı yaşayabilir.
Yüksek enflasyon nedeniyle özel okul kayıtlarında bir düşüş söz konusu, bu uygulama daha da olumsuz etkileyebilir” dedi.
Kararın sektörel bazda değerlendirilerek düzenlenmesinde fayda olacağına işaret eden, “Bu kararlar alınırken toptancı bir bakış açısıyla yaklaşmamak gerekiyor.
Ancak sektörel bir ayrışma olmayacaksa da eğitim ve sağlık konusunda bankalarca ek hesap açılabilmesini doğru buluyorum” diye konuştu.
Şu anda okulların yeni kayıt döneminde olduğunu hatırlatan Taşel, “En azından yeni kayıt dönemi sonrasına kadar bunun ertelenmesi doğru olabilir” diye konuştu.
Bahat: Sağlıkta kredi kartı kullanımı yüzde 80 Özel Hastaneler ve Sağlık Kuruluşları Derneği (OHSAD) Başkanı Reşat Bahat, kararın sağlık sektörünü çok etkileyeceğini vurgularken, sektörde geçmişte yüzde 10-15’lerde olan kredi kartı kullanımının şu anda yüzde 80’ler civarında olduğunun altını çizdi.
Bunun gerekçelerinden biri olarak da en yüksek banknotun 200 TL olmasını gösteren Bahat, “Böyle olunca 100 bin, 200 bin, 300 bin liralık işlem için bir vatandaşın kredi kartıyla ödemeyecekse çantayla para getirmesi gerekiyor ki bu da çok mümkün değil.
Bu karar bizim elimizi kolumuzu bağlıyor” dedi.
Yanı sıra kararın kayıt dışılıkla mücadelede de ciddi sorunlar yaratabileceğine dikkat çeken Bahat, “Çünkü kurumlar kredi kartıyla ödemelerde otomatik olarak zaten fatura kesiyorlar.
Diğer türlü çantayla gelen paraya istediği kadar fatura kesebilir.
Bu işini düzgün yapan sektörleri sıkıntıya sokacak.
Ama kayıt dışına kaçmak isteyen kurumların da işini kolaylaştıracak” diye konuştu.
Güleç: Haksız rekabetin önünü açabilir Mobilya Dernekleri Federasyonu (MOSFED) Başkanı Ahmet Güleç, bu kararın ilk etapta tüketici tarafında tasarrufları artırmaya yönelik bir politika gibi göründüğünü, bu politikanın da anlaşılabilir olacağını söylerken, bununla beraber kayıt içindeki paranın kısılmasının ise bir fayda sağlamayacağına işaret etti.
Güleç, “Kredi kartlarında limitlerin kısılması demek satışların kayıt dışına doğru büyümesi anlamına geliyor.
Bu da hem enflasyona bir katkı sağlamıyor hem de haksız rekabetin önünü açıyor.
Özellikle biz mobilyacılar da bunun bilincindeyiz.
Türkiye’deki enflasyon ortamı ve satın alma gücünü de düşündüğümüzde, bu limitlere müdahale istenilen neticeyi sağlamayabilir” ifadelerini kullandı.
Eresin: 3-4 kişilik ailelerde tatil kararını ‘yeterli limit’ belirliyor Kararı değerlendiren Türkiye Otelciler Birliği (TÜROB) Başkanı Müberra Eresin, özellikle iç turizmde fiyat odaklı satışların belirleyici bir unsur olduğunu söylerken, tüketicilerin ağırlıklı olarak taksit imkanı sunan tur paketlerini ve konaklama tesislerini tercih ettiğini kaydetti.
Türkiye’de turizm harcamalarında kredi kartı kullanımının da oldukça yaygın olduğuna işaret eden Eresin, “Özellikle 3–4 kişilik aileler söz konusu olduğunda, kredi kartı limitlerinin yeterli olması tatil kararını doğrudan etkileyen bir faktör haline geliyor.
Elbette gelirle uyumsuz, aşırı borçlanmaya dayalı harcamalar sorgulanmalıdır.
Ancak kredi kartı limitlerine yönelik genel ve katı kısıtlamalar, tatil talebini daraltarak iç turizmi olumsuz etkileyebilir.
Bu tür uygulamalar, hem tüketicinin harcama davranışını hem de turizm sektöründeki nakit akışını zayıflatma riski taşımaktadır.
Dolayısıyla dengeli ve sektörü gözeten bir yaklaşımın, ekonomik sürdürülebilirlik açısından daha sağlıklı olacağı kanaatindeyim” diye konuştu.
Baran: Piyasa ödeme güçlüğü ile karşı karşıya Düzenlemeye ilişkin ilk tepki Ankara Ticaret Odası (ATO) Başkanı Gürsel Baran’dan geldi.
Sosyal medya hesabından açıklama yapan Baran, BDDK tarafından alınan son kararları dikkatle takip ettiklerini söylerken, enflasyonla mücadele hedefi çerçevesinde atılan her adımı önemsediklerini, mali disiplinin korunmasını da desteklediklerini ekledi.
Ancak kredi kartı limitlerine getirilen bu tür sınırlamaların, reel sektör ve vatandaşların günlük hayatı üzerindeki etkilerinin de bütüncül bir bakış açısıyla değerlendirilmesi gerektiğine inandıklarına işaret eden Baran, bugün gelinen noktada kredi kartlarının sadece tüketim aracı değil, ticaretin, hizmet sektörünün ve hane halkı ödemelerinin önemli bir parçası haline gelmiş durumda olduğunun altını çizdi.
Eğitim ücretleri, özel okul ve üniversite ödemeleri, hastane ve sağlık harcamaları, sigorta primleri, ulaşım, konaklama gibi pek çok giderin kredi kartları aracılığıyla ödendiğine işaret eden Baran, “Kredi kartı limitlerinin daraltılması, vatandaşlarımızı ve işletmelerimizi ödeme güçlüğüyle karşı karşıya bırakacaktır” dedi.
Parasal gelişmelere paralel olarak nakit taşıma imkanlarının da fiilen sınırlanmış durumda olduğunu vurgulayan Baran, “Artan fiyatlar karşısında, yüksek tutarlı ödemelerin nakit olarak yapılması hem güvenlik hem de pratiklik açısından mümkün olmaktan çıktı.
Nakit para kullanımının azalması yönündeki genel eğilim de dikkate alındığında, kredi kartı limitlerinin kısıtlanması ekonomik hayatın işleyişini zorlaştıracaktır.
Bu durumun en önemli yansımalarından biri de ticarette hissedilecektir.
Kredi kartı kullanımının daralması, iç talebi baskılayarak özellikle perakende, hizmet ve KOBİ ölçeğindeki işletmelerin satışlarını ve nakit akışını olumsuz etkileyecektir.
Finansmana erişimde güçlük yaşanan bu süreçte nakit döngüsünün yavaşlaması, zincirleme bir reaksiyonla üretimden istihdama kadar pek çok alanı etkileme potansiyeline sahiptir” ifadelerini kullandı.
Yalçın: Otoda ikinci eli olumsuz etkileyebilir Cardata’nın Genel Müdürü Hüsamettin Yalçın, “Bu çerçevede alınan kararların ikinci el araç pazarında kısa vadede bazı davranış değişikliklerine yol açması mümkün olsa da, sektör genelinde sert bir daralma ya da kalıcı bir pazar küçülmesi beklemiyoruz” dedi.
Özellikle ikinci el araç pazarının yeni araç pazarına kıyasla çok daha hızlı adapte olabilen bir yapıya sahip olduğuna işaret eden Yalçın, “Talep tamamen ortadan kalkmıyor; daha çok segment, fiyat aralığı ve ödeme tercihleri arasında yer değiştiriyor.
Finansmana erişimin görece zorlaştığı dönemlerde, tüketicinin daha ulaşılabilir fiyat seviyelerine yöneldiğini ve ikinci el pazarının bu noktada doğal bir dengeleyici rol üstlendiğini görüyoruz.
Nitekim verilerimiz de, talebin tamamen kaybolmadığını; daha rasyonel, bütçe odaklı ve seçici bir yapıya evrildiğini gösteriyor.
BDDK kararlarının sektörü disipline eden bir etkisi var; ancak bu etkiyi ‘pazar daralması’ olarak değil, ‘pazarın yeniden dengelenmesi’ olarak okumak daha doğru olacaktır” ifadelerini kullandı.