Haber Detayı
Zonguldaklı Madenciler, 6 Şubat Depremlerinin Ardından Kurtardıkları Ailelerle Kalıcı Bağlar Kurdu
Kahramanmaraş merkezli ve 11 ili etkileyen 7,7 ve 7,6 büyüklüğündeki depremlerin ardından Zonguldak'tan afet bölgesine giden Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) madencileri, enkaz altındaki zorlu çalışmalarıyla olduğu kadar kurtardıkları ailelerle kurdukları insani bağlarla da öne çıktı.
Haber: Ersen Berk Çelik / Kamera: Dursun Alkaya(ZONGULDAK) - Kahramanmaraş merkezli ve 11 ili etkileyen 7,7 ve 7,6 büyüklüğündeki depremlerin ardından Zonguldak'tan afet bölgesine giden Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) madencileri, enkaz altındaki zorlu çalışmalarıyla olduğu kadar kurtardıkları ailelerle kurdukları insani bağlarla da öne çıktı.Dünyanın en tehlikeli meslekleri arasında yer alan madencilikte görev yapan işçiler, yer altında edindikleri teknik deneyim, dayanıklılık ve kriz anlarında doğru karar alma becerilerini afet sahasına taşıdı.
Göçük altında ilerleme, dar alanlarda güvenli hareket etme ve karanlık ortamlarda çalışma alışkanlığı, enkaz altındaki müdahalelerde etkili rol oynadı.Depremin ardından herhangi bir talimat beklemeden kısa sürede organize olan madenciler, zorlu kış şartları ve ulaşım güçlüklerine rağmen ulaştığı afet bölgesinde riskin en yüksek olduğu noktalarda görev aldı ve çok sayıda vatandaşa canlı ulaştı.Enkaz altındaki çalışmalar, madenciler için zamanla görev tanımının ötesine geçerek insani bir sorumluluğa dönüştü.
Kurtarılan ailelerle ilk temasla başlayan iletişim, afet sonrasında da devam ederek kalıcı bir gönül bağına evrildi."Bizim kültürümüzde umutsuzluğa yer yoktur"Arama kurtarma çalışmalarına katılan madencilerden Şevket Bükrücü, deprem haberini sabah saatlerinde aldıklarını ve olayın boyutunu ilk anda tam olarak kavrayamadıklarını belirtti.Depremin büyüklüğü anlaşıldıkça madencilik kültüründen gelen refleksle harekete geçtiklerini anlatan Bükrücü, "Yanımızda bir arkadaşımıza bir şey olsa canımızı hiçe sayarak kurtarmaya gideriz.
Yer altına girdiğimizde de enkaza girdiğimizde de hayatımızı ortaya koyuyoruz.
Bizim umutsuzluk diye bir şansımız yok, canlı olduğu tespit edilen yerlere yöneldik" ifadelerini kullandı.İlk girdikleri enkazda gördüğü manzaranın kendisini derinden etkilediğini dile getiren Bükrücü, duygularını kontrol ederek çalışmalarını sürdürdüklerini ve tek amaçlarının bir can daha kurtarabilmek olduğunu söyledi."Zaman kavramı tamamen kaybolmuştu"Madencilerden Yakup Muzaffer ise afet bölgesine ulaştıklarında zaman kavramının tamamen ortadan kalktığını belirterek, tek hedeflerinin enkaz altında kalan vatandaşları canlı kurtarmak olduğunu ifade etti.Bazen 10–12 saat, bazen de 24 saat aralıksız çalıştıklarını anlatan Muzaffer, "Madencilikte kullandığımız 'domuzdamı' tahkimat sistemini enkazlarda uyguladık.
Bu sayede hem kendimizi koruduk hem de daha güvenli ilerleyerek vatandaşlarımıza ulaştık" dedi.Kurtarılan her vatandaşın kendileri için büyük bir umut olduğunu belirten Muzzafer, cenazelerine ulaşılan vatandaşların ise en azından ailelerine teslim edilebilmesinin önemli olduğunu kaydetti."Tek düşüncemiz bir can daha kurtarabilmekti"Madenci Tarık Akın da depremin ilk saatlerinde yaşanan belirsizliğe dikkati çekerek, felaketin büyüklüğünün zamanla ortaya çıktığını söyledi.Gördükleri manzaraların tarif edilemeyecek kadar ağır olduğunu belirten Akın, "Bazı anlarda teknik bilgi tamamen geri planda kalıyor.
Sadece 'Bu insanı nasıl kurtarırım' düşüncesiyle hareket ediyorsun.
İçimizde hep bir umut vardı, belki bir kişi daha vardır diye düşündük" ifadelerini kullandı.Özellikle Hatay'a ilk giriş anını unutamadığını dile getiren Akın, yaşanan çaresizlik hissinin hafızalarından silinmeyeceğini belirtti."Enkazdan çıkardıklarımız artık ailemiz oldu"Madenci Cemal Yalçın ise kurtarma çalışmalarının kendileri için hayat boyu unutulmayacak anılar bıraktığını söyledi.Hatay'ın Kırıkhan ilçesinde ilk resmi ekip olarak enkaza ulaştıklarını aktaran Yalçın, "Valizlerimizi bile bırakmadan çalışmalara başladık.
İlk saatlerde 7-8 kişiyi canlı çıkardık.
Kurtardığımız insanlar artık bizim ailemiz oldu.
Benim kız evladım yoktu ama Hatay'da artık birçok kız evladım var" dedi.Yalçın, deprem sonrası kurtardıkları ailelerle bağlarını hiç koparmadıklarını, karşılıklı ziyaretlerin ve telefon görüşmelerinin devam ettiğini sözlerine ekledi.Hatay'ın Kırıkhan ilçesinde enkazdan sağ çıkarılan İlhan Hamal ile madenciler arasında WhatsApp üzerinden yapılan görüntülü görüşmelerde duygusal anlar yaşandı.
Hamal, madencilerin beyaz baretlerini gördüklerinde kendilerini güvende hissettiklerini belirterek, bir bareti hatıra olarak evlerinde saklamak istediklerini dile getirdi."Madenciler arama kurtarmada hayati görev üstlendi"Genel Maden İşçileri Sendikası (GMİS) Genel Başkan Yardımcısı İsa Mutlu, Kahramanmaraş merkezli depremler sonrası yürütülen arama kurtarma çalışmalarına ilişkin yaptığı açıklamada, deprem sürecinin hem fiziki hem de psikolojik açıdan son derece ağır geçtiğini belirterek, maden işçilerinin bu süreçte hayati görevler üstlendiğini vurguladı.Depremin yaşandığı sabah alınan ilk haberle birlikte TTK çalışanları ve yöneticileriyle hızlı bir koordinasyon sağladıklarını ifade eden Mutlu, afetin büyüklüğünün daha önce yaşanan depremlerden çok daha yıkıcı olduğunu, bu nedenle hiç vakit kaybetmeden iş yerlerine geçtiklerini ve organizasyon çalışmalarını başlattıklarını aktardı.Maden işçilerinin sabahın erken saatlerinden itibaren gönüllü harekete geçtiğini belirten Mutlu, şunları söyledi: "Arkadaşlarımız 'Ne yapabiliriz, bize düşen görev nedir?' diyerek iş yerlerine koştu.
Çantasını kapan, kazmasını küreğini alan yardıma hazırdı.
Bu duyarlılık sayesinde çok kısa sürede güçlü bir organizasyon kuruldu.
Devlet yetkilileri de sürece eş zamanlı dahil oldu.
Ulaşım şartları ilk etapta son derece zordu, yollar kapalı ve hava koşulları elverişsizdi.
Buna rağmen ekipler otobüslerle yola çıktı, ilerleyen süreçte hava ve kara yolu imkanlarının devreye girmesiyle sevkiyat hızlandı.
Deprem 11 ili kapsadığı için işler gerçekten çok zorlaştı.
Türkiye'nin her yerinden maden işçileri gelip enkazlarda çalıştı.
Özellikle göçük altında yaşam belirtisi alınan yerlerde, madencilerin yer altındaki deneyimi sayesinde çok hızlı ve etkili şekilde müdahale edebildik.
Madencilikte kullandığımız, 'domuzdamı' dediğimiz tahkimat sistemleri enkazda gerçekten çok işe yaradı.
Bu sayede hem daha güvenli çalıştık hem de insanlara daha hızlı ulaşabildik.
Deprem bölgesine giderken gördüklerimiz kolay kolay unutulacak gibi değildi.
Türkiye'nin dört bir yanından insanlar yardım etmek için yollara çıkmıştı.
O dayanışmayı görmek bizi çok etkiledi.
Bu süreçte Türk milletinin ne kadar vicdanlı ve yardımlaşmacı olduğunu bir kez daha gördük.""Gönül bağı acıları bir nebze olsun hafifletiyor" Çalışmalar sırasında madencilerin hem ağır fiziki koşullarla hem de derin psikolojik travmalarla mücadele ettiğini ifade eden Mutlu, özellikle canlı kurtarma umudunun kalmadığı anlarda bile enkaz başında bekleyen ailelerin yaşadığı acının ekipleri derinden etkilediğini söyledi.
Mutlu, bu büyük felaketin ardından maden işçisine bakış açısının değiştiğini belirterek, "Artık madenci sadece kömür çıkaran bir emekçi olarak değil, ülkesinin en zor anında sahaya inen, can kurtaran bir insan olarak görülüyor" dedi.Mutlu, yer altında çalışmanın kazandırdığı deneyimin afet anlarında ne kadar hayati olduğunun bir kez daha ortaya çıktığını vurguladı.Deprem sonrası Zonguldak'a gelen depremzede ailelerle bağını koparmayan madencilerin olduğunu da aktaran Mutlu, kurtarılan çocuklarla ve ailelerle bayramlarda dahi görüşmelerin sürdüğünü, bu gönül bağının acıları bir nebze olsun hafiflettiğini söyledi.Açıklamasının sonunda devlet yetkililerine teşekkür eden Mutlu, böylesine büyük bir afette eksiklerin olmasının kaçınılmaz olduğunu ancak devletin tüm imkanlarıyla yaraları sarmaya çalıştığını ifade etti.
Mutlu, "Rabbim bu acıları bir daha yaşatmasın.
Hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet, yaralılarımıza şifa diliyorum.
Milletimizin başı sağ olsun" dedi.