Haber Detayı

Teori dergisi tartışması: Cemil Meriç kimin aydını
Kültür - sanat odatv.com
03/02/2026 16:17 (3 saat önce)

Teori dergisi tartışması: Cemil Meriç kimin aydını

Teori dergisinin Şubat 2026 sayısı, Cemil Meriç üzerine farklı görüşleri karşı karşıya getirdi. Soner Yalçın Meriç’in "unutulan sosyalist yönüne" dikkat çekerken, Doğu Perinçek'in yazısı başta olmak üzere dergideki yazılar Meriç’i Cumhuriyet ve Kemalizm karşıtı “yeni sağ” bir figür olarak tanımladı.

Aylık dergi Teori, Şubat-2026 sayısında, Türk edebiyatında önemli bir yeri olan yazar, çevirmen ve mütefekkir Cemil Meriç'i işledi.Bu konudaki karşıt görüşlere yer verildi.

Dergide, gazeteci Soner Yalçın'ın, 2025 yılında Kırmızı Kedi Yayınevi'nden çıkardığı "Solcular-Sessizliğe Söz Düşenler" isimli kitabında yer alan Cemil Meriç bölümü, makale olarak yer aldı.Dergide yer alan yazıda, Soner Yalçın, Cemil Meriç’in "unutulan" sosyalist kimliğini, sağa "kaptırılmasını" ve yalnızlığını ele aldı.SONER YALÇIN NE YAZDIOsmanlı’da ilk felsefe dergisini çıkaran, Nietzsche ve Büchner çevirileri yapan, materyalist ve anarşist kimliğiyle öne çıkan aydın Baha Tevfik’in cenazesine yalnızca dört kişinin katıldığını, tabutunu taşımaları için hamal tutulduğunu hatırlatan Yalçın, bu özelliğiyle Cemil Meriç'i, Baha Tevfik'e benzetti.Yazıda, Cemil Meriç’in kamuoyunda sıkça “sağ” bir figür gibi anılmasına karşın, düşünsel çizgisinin önemli bir bölümünde sosyalizme yakın durduğu vurgulandı.

Dönemin başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Meriç’e yönelik “yeri doldurulamaz bir yazar” sözleri, Milli Eğitim Bakanlığı’nın Meriç’in adını okullara vermesi ve AKP’li belediyelerin kültür merkezleri açması örnek gösterilirken, bu süreçte Meriç’in sosyalist yönünün görmezden gelindiği savunuldu. “SOSYALİST DEVLET KURMA” İDDİASIYLA İDAM TALEBİYLE YARGILANDIMetinde, Meriç’in yaşamındaki kırılma noktalarından biri olarak 1954’te yaşadığı kaza ve ardından görme yetisini kaybetmesi öne çıkarıldı.

Körlüğe rağmen üretimini sürdürdüğü belirtilen Meriç’in, çevirilerle ve makalelerle yazın hayatına devam ettiği; eşinin ve öğrencilerinin okuma desteğiyle çalışmalarını yürüttüğü aktarıldı.Yazıda ayrıca Meriç’in gençlik yıllarında Karl Marks ve Friedrich Engels okuduğu, sosyalist çevrelerle temas kurduğu, Hatay’da “sosyalist devlet kurma” iddiasıyla idam talebiyle yargılandığı ancak beraat ettiği anlatıldı.

Bu dönemin ardından Meriç’in hem sol hem sağ çevrelerle ilişkiler kurduğu; kendisini belirli bir ideolojik kalıba hapsetmeden Doğu-Batı tartışması üzerinden özgün bir hat kurduğu ifade edildi.Cemil Meriç'in,1967 yılında çıkardığı "Saint-Simon İlk Sosyolog, İlk Sosyalist" kitabını çıkardığını, bunu, "Sosyalizm ve Sosyoloji Tarihinde Pierre Joseph Proudhon" isimli kitabın takip ettiğini belirten Yalçın, şöyle yazdı:"Ne yazık ki bu kitapları Türk solu tartışmadı bile, yok saydı.

Görülmemek, fark edilmemek Cemil Meriç’i kırdı, öfkelendirdi.

Sadece birkaç yakın dostu vardı solcu.

Bunlardan biri de 1971’de Nurhak Dağları’ndan öldürülen Sinan Cemgil’in anne-babası Nazife-Adnan Cemgil’di...

Adnan Cemgil, yeni kurulan Türkiye İşçi Partisi’ne katılmasını teklif etti. 'Girmem, çünkü benim yerim kütüphane.

Ben ışık arayan, aydınlanmak, aydınlatmak isteyen bir insanım.

Politikanın kurtarıcılığına inanmıyorum.Yaşadığı toprakların kültürüne sahip çıkan, Batı’nın tabularını yıkmayı uğraş edinen Cemil Meriç’i solun efendileri kabul etmedi ve onu, “altın tepsi” içinde “öteki mahalleye” sundular.

Güya, Pınar, Köprü, Gerçek gibi muhafazakâr dergilerde yazmasına muhaliftiler!

Asıl kızdıkları, Türk aydınına yönelik halktan koptuğu tespitleriydi.' (...)(...) Sonuçta, soldan gitmeye mecbur edildi Cemil Meriç: 'Sol diyalogdan kaçıyor, küskün: Ötüken’in bastığı kitap okunmazmış.

Peki, siz basın.

Cevap yok.

Bu çemberi kırmak mümkün değil.

Sol, sağın gösterdiği dostluğu göstermiyor.

İhanet etmişiz, neye ve kime?' (...)(...) Cemil Meriç, eserlerinde İbn Haldun’a sıkça atıf yaptı.

Onu, 'Medeniyetlerin kanunlarını yazan düşünür' diye takdir etti.

Solcular, İbn Haldun’u 1970’ler ortasında Mukkadime eseriyle tanıdı.

Çevirisini TKP’li Sevim Belli yaptı.

Marksist yayınevi Onur çıkardı!

Öte yandan eseri 1990’lar başında Milli Eğitim Bakanlığı 'Şark-İslam Klasikleri' dizisinden yayınlandı.

Sol ve sağ aynı kitabı okumasına rağmen eseri yorumlamaları bugün bile tamamen farklı!"O, BU ÜLKENİN, DÜŞÜN UFKUNU AÇMAK İSTEYEN, VİCDANIYDI"Yazıda, Meriç’in “sosyalizm” kavramını sınıfsal adalet ve emeğin hakkını alması üzerinden tanımladığı; tarikatlar ve cemaatler dahil farklı toplumsal damarlarla ilgili değerlendirmeler yaptığı; Marksizm ile yerli düşünce arasındaki gerilimleri tartıştığı örnekleriyle sıralandı.

Yazının sonunda, Meriç’in çeşitli çevrelerce farklı şekillerde etiketlense de “bu ülkenin düşün ufkunu açmak isteyen vicdanı” olarak görüldüğü belirtildi.Yazı, özellikle sol çevrelerin Meriç’i uzun süre ihmal ettiğini ileri sürerek, Meriç’in fikri mirasına yönelik “gecikmiş bir yüzleşme” çağrısıyla tamamlandı.***SONER YALÇIN'A YANIT: CEMİL MERİÇ, SOSYALİZMİ "VATAN HAİNLİĞİ" OLARAK GÖRÜYORDUAttila Hakan Ganimgil ise dergide yayınlanan "Cemil Meriç'i Anlamak" başlıklı yazısında, Soner Yalçın'ın, "Sol Cemil Meriç'i anlamadı" tezine yanıt verdi.Yazıda, bu yaklaşımın Cemil Meriç’i sol düşünceyle bağdaştırma çabasından çok, solun ideolojik kimliğini Cemil Meriç üzerinden tartışmalı hâle getirmeyi amaçladığı ileri sürüldü.Ganimgil, Cemil Meriç’in ideolojik serüvenini kendi beyanları ve eserlerinden yapılan alıntılarla ele aldı.

Meriç’in gençlik döneminde milliyetçilik ve kısa süreli sosyalizmle temas kurduğu, ancak ilerleyen yıllarda sosyalizme sert biçimde karşı çıktığı vurgulandı.

Yazıya göre Meriç, sosyalizmi “vatan hainliği” olarak niteleyen ifadeler kullandı ve sol hareketi açık biçimde hedef aldı.Yazıda, Cemil Meriç’in Cumhuriyet devrimi, Atatürk ve Dil Devrimi hakkındaki değerlendirmelerine geniş yer verildi.

Meriç’in bu konularda ağır eleştiriler ve hakaret içeren ifadeler kullandığı, Kemalist devrimi ve laikliği hedef alan bir söylem geliştirdiği savunuldu.

Bu çerçevede, Meriç’in düşüncelerinin Cumhuriyet karşıtı bir çizgiye oturduğu iddia edildi.Yazıda ayrıca Meriç’in Said Nursi ve Nurculuk hakkındaki övgü dolu sözleri hatırlatılarak, bu yaklaşımın laiklik karşıtı bir ideolojik zemine işaret ettiği ileri sürüldü.

Meriç’in 12 Eylül 1980 darbesi sonrasında oluşan siyasi atmosferde, Türk-İslam sentezi ve “dönek devşirme” olarak tanımlanan süreçlerde işlevsel bir figür hâline geldiği öne sürüldü.Son bölümde, Cemil Meriç’in “büyük mütefekkir” olarak sunulmasının bir “ambalaj” olduğu savunularak, geride bıraktığı düşünsel mirasın sosyalizme, Atatürk’e ve Türk Devrimi’ne karşıtlık üzerinden şekillendiği iddia edildi.

Yazı, “Sol Cemil Meriç’i anlamadı” tezinin gerçeği yansıtmadığını ve Meriç’in karşı-devrimci kimliğini gizlemeye yönelik bir çaba olduğunu ileri sürerek sona erdi.***DOĞU PERİNÇEK: "CEMİL MERİÇ DEVRİM DÜŞMANIDIR, TARAFIMIZ NETTİR"Doğu Perinçek, Teori dergisinde yayımlanan yazısında, Cemil Meriç tartışmasında “tarafsız olunamayacağını” savunarak, açık biçimde cephe aldıklarını ilan etti.

Perinçek, Prof.

Dr.

Atakan Hatipoğlu ve Hakan Ganimgil’in aynı sayıda yer alan yazılarının, “Cemil Meriç gerçeğini tüm kanıtlarıyla ortaya koyduğunu” belirtti.Yazıda Cemil Meriç’in, Türk Devrimi’ne ve Kemalist Devrim’e düşman olduğu ileri sürülürken; Halkçılık ilkesini aşağılayan, Dil ve Harf Devrimi’ni “vandalizm” olarak niteleyen ve Atatürk’e yönelik hakaret içeren ifadeler kullanan bir düşünür profili çizildi.

Perinçek, Meriç’in sosyalizmi “vatan hainliği” olarak gördüğünü, sosyalistleri “yok edilmesi gereken” unsurlar şeklinde tanımladığını hatırlattı.Cemil Meriç’in Said Nursi’ye duyduğu hayranlığa da değinen Perinçek, bu yaklaşımın laiklik ve Cumhuriyet karşıtı bir çizgiye işaret ettiğini savundu.

Meriç’in “Batı karşıtı” söyleminin ise gerçekte emperyalizme değil, Türk Devrimi’ne yöneldiğini ileri sürdü.Yazıda Perinçek, Cemil Meriç’in Türkiye’nin düşün ve teori hayatına özgün bir katkı sunmadığı öne sürülerek, onu “büyük mütefekkir” olarak tanımlayan çevrelere “somut bir entelektüel katkı göstermeleri” çağrısı yaptı.

Perinçek, Cemil Meriç’in Türk düşünce tarihinde merkezi bir yeri bulunmadığını savundu.ULUSAL KANAL'DA CEMİL MERİÇ'İ ÖVENLERSon bölümde, Soner Yalçın’ın “Sol Cemil Meriç’i anlamadı” tezine ve bazı Ulusal Kanal programlarında dile getirilen Meriç’e yönelik övgülere de sert tepki gösteren Perinçek, bu tutumların “solda devşirme üretme” çabalarına hizmet ettiğini iddia etti.

Şöyle yazdı Perinçek:"Kendi hezeyanları ortada iken, Cemil Meriç’in Sol tarafından “anlaşılmayan” bir karakteri, bir mezhep ve meşrebi var mıdır?Soner Yalçın kardeşim, geçenlerde yayımlanan kitabında, “Solun Cemil Meriç’i anlamadığını” yazıyor.Partimizin üyesi Ekrem Ataer ve Ece Ataer arkadaşlarım, Ulusal Kanal’da yayımlanan programda, “Cemil Meriç’e hayran” olduklarını belirtiyorlar.

Dahası, Cemil Meriç “Avrasya’nın büyük mütefekkiri” imiş.Asya Çağının Öncülerinden Atatürk’e “dejenere soysuz” diye söven Cemil Meriç, “Avrasya’nın büyük mütefekkiri” oluyor.

Cemil Meriç’in mertebesini göklere yüceltme gayretleri, düşünsel ve konumsal mertebeleri aşağı çekiyor!Biz, Cemil Meriç pazarlamacılığını, Cemil Meriç üzerinden Solda devşirme üretme planlarına hizmeti, hiçbir arkadaşımıza ve hiçbir dostumuza ve hiçbir devrimci aydınımıza yakıştırmıyoruz.

Cemil Meriç mevziisinde Devrimci aydın için bir iftihar, bir övünç yok!

Arkadaşlarımızın gurur ve onurunu korumak da bir arkadaşlık görevidir.Ulusal Kanal’ın bir kimliği var.

Ulusal Kanal, o kimlikle açık ara Türkiye birincisidir ve Dünya birinciliğine ilerleyen doruktadır.

Devrimci ve emekçi kimliği, dokunulamayan kimliktir."***CEMİL MERİÇ'İN YENİ OSMANLICILIĞIProf.

Dr.

Atakan Hatipoğlu imzalı yazıda ise Cemil Meriç’in son yıllarda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş gibi isimler tarafından anma konuşmalarında sıkça anıldığı hatırlatıldı.

Özellikle Meriç’in “vatanlarını yaşanmaz bulanlar…” sözüne yapılan göndermelerin, güncel tartışmalarda “aydın yabancılaşması” üzerinden kullanıldığına dikkat çekildi.Hatipoğlu, Cemil Meriç’in düşüncelerinin “derli toplu bir sistem” halinde değil, eserlerine dağılmış aforizmalar ve kısa değerlendirmeler biçiminde yer aldığını belirtirken, bu dağınık yapı içinde Meriç’in bazı temel temaları ısrarla savunduğunu öne sürdü.

Hatipoğlu'na göre Meriç, Batılılaşma/çağdaşlaşma fikrine sert eleştiriler yöneltiyor, Osmanlı düzenini idealize eden bir çerçeve kuruyor, Cumhuriyet devrimi ve özellikle harf/dil devrimi konusunda keskin karşı çıkışlar dile getiriyor.Hatipoğlu, Meriç’in Said Nursi ve Nurculuğa yaklaşımını da bu çerçevede önemli bir yer tuttuğu vurguladı.

Meriç’in Nurculuğu “milletin meşru müdafaası” gibi konumlandırdığı ve laiklik üzerinden kurulan modernleşme hattına karşı, dini-manevi referansları öne çıkaran bir çizgiye yakın durduğu iddia edildi."SOL DÜŞÜNÜR" DEĞİL, "YENİ SAĞ"Yazı, Meriç’in bir dönem Marksist çevrelerle temas kurduğunu kabul etmekle birlikte, onun sosyalizmi “program” değil daha çok “eleştiri yöntemi” olarak gördüğünü; sınıf, ekonomi-politik ve tarihsel materyalizm gibi eksenlerde sistematik bir çözümleme kurmadığını savunuyor.

Bu nedenle yazı, Meriç’i “sol düşünür” olarak konumlandırmanın yerine, onu yeni-Osmanlıcı ve Türk-İslam sentezine yakın, “yeni sağ” bir düşünsel hatta yerleştiriyor.Hatipoğlu, Meriç’in düşüncelerinin tutarsızlıklar içerdiğini, kültüralist/özcü bir bakışla ilerlediğini ve modernleşme tarihine karşı “karşı-devrimci” bir okuma geliştirdiğini ekledi.Odatv.com

İlgili Sitenin Haberleri