Haber Detayı
‘Günümüzün popu arabeskin torunu’
Türkiye’nin zengin bir halk kültürüne sahip olduğunu vurgulayan müzisyen Koray Üsgülen, ‘90’lı yıllardaki pop müzik ise 1980 sonrası yılların bunalımı ile dolgu malzemesi haline gelmiş ‘arabesk’ müziğin evladı gibi adeta. Bugün de o geleneğin torunu devam ediyor.’ dedi.
Kökeni çok eski çağlara uzanan müzik hem yarattığı tarzlarla hem de sahip olduğu eserlerle büyük bir birikime ulaştı.
Her ne kadar halk arasında solistler öne çıkmış olsa da müzisyenler sanatın bel kemiğini oluşturuyor.
Müzisyenler yalnızca enstrüman icra etmeyip yeni biçimlerin, yeni tarzların oluşmasına da ön ayak oluyor.
Bu söyleşimizde birçok sanatçıya org ve piyanosuyla eşlik eden Koray Üsgülen ile kendi hayatını ve Türkiye’de müzik sektörünün gelişimini konuştuk. - Sizi biraz tanıyabilir miyiz?
Müziğe 10 yaşında başladım.
Babam rahmetli Oktay Üsgülen’in müzikle uğraşması, evde enstrüman, plak, kaset gibi materyallerin olması etkili elbette. 24 senedir profesyonel olarak icra etmekteyim.
Müzisyen Koray Üsgülen, Türkiye'de müzik konusu üzerine Buğra Kihtir'in sorularını yanıtladı İNTERNET SAYESİNDE KÜRESEL ÇAPTA MÜZİSYEN YETİŞMEYE BAŞLADI - Siz farklı tarzlarda müzik yapan bir müzisyensiniz.
Türkiye’de müziğin gelişimini biraz anlatır mısınız?
Kısaca anlatmak gerekirse, Türkiye tarihsel ve coğrafi konumu gereği farklı kültürlerin etkisinde olan kadim bir ülke.
Zengin bir halk kültürüne sahip olmasının yanı sıra sistematik olarak önce Tanzimat ve ağırlıklı olarak laik Cumhuriyet Devrimimiz süresince gelişen ve yaygınlaşan, kimi çevrelerin “Batılılaşma” olarak okuduğu, gelişmiş sanayi toplumlarının kültür, sanat deneyimlerini de kabul etmiş, izlemiştir.
Müzik özelinde, kayıt teknolojisinin gelişmesi ve yaygınlaşması, özellikle günümüzde internet ortamı Türkiye’yi küresel çapta müzisyen yetiştirebilen, üretebilen, ulaştırabilen bir pozisyona getirmiştir. - Gün geçtikçe Türkiye’de caz müzik sizce gelişiyor mu?
Caz, esasen ABD’ de gelişmekte olduğu yılları takiben, lokal olarak başta İstanbul ve daha sonra sınırlı da olsa Ankara’ da yer yer seslendirilen bir müzik.
Hatta o dönemlerde ABD’li ünlü caz müzisyenlerinin ziyaretleri var.
Geçmişten bugüne, her geçen gün ilgiyle izlenen, takip edilen, müzisyen, performans, kayıt sayısının arttığı bir müzik türü.
Caz, bugün Dünya’da içinde doğaçlama barındıran müzik türlerini de kapsıyor. - 90’lar dönemi geçtikten sonra pop müzik bugün hangi noktada?
Popüler müzik özelinde, çocukluğumu ve ilk gençlik yıllarımı içine alan 90’lar konusunda “nostaljik” bir hassasiyete sahip değilim. 1960-70 dönemlerinde yapılan işleri daha çok sever, ciddiye alırım.
Türkiye’de 90’lı yıllardaki pop müzik, 1980 sonrası yılların bunalımı ile dolgu malzemesi haline gelmiş “arabesk” müziğin evladı gibi adeta.
Bugün o geleneğin torunu devam ediyor. - Dinleyicilerin müzik tercihlerine nasıl bakıyorsunuz?
Müzik icracısı ve dinleyicisi olmak arasında ciddi farklar vardır.
Profesyonel bir müzisyen içeriğe analitik yaklaşır, duygu durumunu da katar.
Sade bir dinleyici için çoğunlukla durum duygulardan ibarettir.
Duygular tercihleri yönetir, dolayısıyla kolay anlaşılan, akılda kalan müzik ya da “müziğimsi” içerikler öne çıkar ve hızlı tüketilir.
Türkiye’de Klasik Türk Müziği ya da TSM dediğimiz müziğin bugün sınırlı dinleyicisi, tüketicisi olması buna en iyi örnektir, çünkü sabır ister.
Caz da böyledir. - Anadolu’da müzik sizce gerçekten türkülerden ibaret mi?
Müzik gerçekten evrensel midir?
Anadolu’da müzik ağırlıklı olarak “türkü” dediğimiz, yine içinde ayrılabilen formlarda görülür.
İstanbul merkezli yapılan sistematik müzikten ayrılır.
Müziğin evrenselliği meselesi bir tartışma konusudur.
Bir dil gibi, bölgelere, kültürlere göre farklı kabul görebileceği kanısındayım.
CAZ’IN ÖZGÜR YAPISINI SEVİYORUM - En çok ne tarz müzik çalmayı seversiniz?
Caz müziğin özgür yapısını seviyorum, aslında bir davranış biçimi.
Kendi üslubunuzu oluşturabileceğiniz, estetik her tür müziğe sıcak bakıyorum. - Kendi kayıtlarınız var mı ya da önümüzdeki dönemde hedefleriniz nelerdir?
Kendi adıma düzenlediğim bir kayıt yok, müzisyen arkadaşlarıma ait yer aldığım kayıtlar var.
Sahneyi daha çok seviyorum, aynı tempoda devam etmeyi hedefliyorum. - Müzik yapmasaydınız ne yapmak isterdiniz?
Kendimi bildim bileli müzikle uğraşıyorum.
Müzisyen olmasam medya alanında yine kültür, sanat yazarı olarak çalışmayı isterdim.
Söyleşiniz için teşekkür ediyorum.