Haber Detayı
Nabi Avcı, "Peyam-ı Garb" söyleşisinde Dostoyevski'yi anlattı Açıklaması
Eski Kültür ve Turizm Bakanı Prof. Dr. Nabi Avcı, Zeytinburnu Kültür Sanat'ta gerçekleştirilen etkinlikte Dostoyevski'nin eserlerinden yola çıkarak Türk ve Rus aydınlarının Batı karşısındaki tutumlarını tartıştı. Avcı, Türkiye'nin Avrupa Birliği ile ilişkileri hakkında da önemli değerlendirmelerde bulundu.
Eski Kültür ve Turizm Bakanı Prof.
Dr.
Nabi Avcı, Zeytinburnu Kültür Sanat'ın düzenlediği "Peyam-ı Garb" etkinlik serisine konuk oldu.Zeytinburnu Belediyesince Zeytinburnu Kültür Sanat Merkezi'nde, Aykut Ertuğrul'un yönetiminde gerçekleştirilen etkinlikte, Rus edebiyatçı Fyodor Dostoyevski'nin eserlerinden yola çıkılarak Türk ve Rus aydınlarının Batı karşısındaki tutumları masaya yatırıldı.Nabi Avcı, Dostoyevski'yi gençlik yıllarında okumaya başladığını ve eserlerinde kendinden ve Türkiye'den çok şey bulduğunu anlatarak, "Rusya dışında Dostoyevski'yi bu kadar severek, benimseyerek, bazen de kızarak ama bir arkadaşına, dostuna, komşusuna, sevdiğine kızar gibi kızarak okuyan başka bir millet yoktur zannediyorum." dedi.Lise yıllarında okuduğu "Beyaz Geceler" kitabını hatırlatan Avcı, "Eskişehir'de kışın Porsuk Çayı'nın kenarından geçerken kendimi sanki Neva Nehri'nin etrafında dolaşıyormuşum gibi hissettiğimi hatırlıyorum.
O kadar bizimdi." ifadesini kullandı.Söyleşide, Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerine dair 1991 yılında kaleme aldığı "Avrupa ve Biz: Sağcılar, Solcular ve Liberaller..." başlıklı yazısına da değinen Avcı, yazıdan bazı bölümleri de katılımcılarla paylaşarak Türkiye'de Batılılaşma tartışmalarının Rusya ile benzerlik gösterdiğini kaydetti."Önce kendi adaptasyon kabiliyetlerini sorgulamalılar"Prof.
Dr.
Nabi Avcı, 2000'li yıllarda dönemin Almanya Başbakanı Angela Merkel'in bir danışmanıyla yaşadığı diyaloğa ilişkin, "Merkel'in danışmanı bana, 'Avrupa Birliği üyeliği için kültür müktesebatınızın Avrupai yönlerini öne çıkarmanız lazım' minvalinde nasihatlerde bulundu.
Ben de kendisine Almanya'da yaşayan 3 milyon Türk olduğunu hatırlatarak, 'Kaç Türk yazarını tanıyorsunuz?
Hangi Türk filmini izlediniz?' diye sordum.
Sayamadı.
Biz Alman yazarlarını, sinemasını biliriz ama onlar içlerindeki Türkleri bile tanımıyor.
Önce kendi adaptasyon kabiliyetlerini sorgulamalılar." değerlendirmesinde bulundu.Türkiye'nin AB sürecine bakış açısının "Bizi alırlar mı?" endişesinden uzak olması gerektiğini belirten Avcı, "Soru, 'Avrupa Birliği bizi alır mı?' değil, 'Biz Avrupa Birliği'ne girmeli miyiz, hangi koşullarda girmeliyiz?' olmalı.
Kararı biz veririz." görüşünü paylaştı.Söyleşiye katılanlara Nurcan Özkaplan Yurdakul'un "Dostoyevski ve Biz: Batılılaşma Karşısında Osmanlı, Türk ve Rus Aydın Davranışı" kitabı hediye edildi.