Haber Detayı

6 Şubat Depremlerinin Üçüncü Yılı... Hataysmmmo Başkanı Marufoğlu'ndan "Mücbir Sebep" Çağrısı: "Bu Şehir İ...
Güncel haberler.com
03/02/2026 09:42 (1 gün önce)

6 Şubat Depremlerinin Üçüncü Yılı... Hataysmmmo Başkanı Marufoğlu'ndan "Mücbir Sebep" Çağrısı: "Bu Şehir İ...

Hatay Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası (HATAYSMMMO) Başkanı Jale Marufoğlu, Van depremleri sonrasında 6 yıla yakın bir süre mücbir sebep ilan edildiğini hatırlatarak, "Mücbir sebebin uzatılması gerektiğini beyan ettik çünkü bu şehir için normalleşme henüz gerçekleşmedi. Bunu biz söylemiyoruz. Buranın yerel yöneticileri, kanun koyucuları, herkes diyor ki 'bu şehrin normalleşmesi için bir yıla daha ihtiyaç var'. Bu yılın sonuna kadar izin istediler" dedi.

Haber: Burcu Özkaya GÜNAYDIN - Kamera: Akın KÜÇÜKKURT(HATAY) - Hatay Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası (HATAYSMMMO) Başkanı Jale Marufoğlu, Van depremleri sonrasında 6 yıla yakın bir süre mücbir sebep ilan edildiğini hatırlatarak, "Mücbir sebebin uzatılması gerektiğini beyan ettik çünkü bu şehir için normalleşme henüz gerçekleşmedi.

Bunu biz söylemiyoruz.

Buranın yerel yöneticileri, kanun koyucuları, herkes diyor ki 'bu şehrin normalleşmesi için bir yıla daha ihtiyaç var'.

Bu yılın sonuna kadar izin istediler" dedi.6 Şubat depremlerinin üzerinden 3 yıl geçti.

Hatay Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası (HATAYSMMMO) Başkanı Jale Marufoğlu, ANKA Haber Ajansı'nın sorularını yanıtladı.Depremlerde en büyük yıkımın Hatay'da yaşandığını belirten Marufoğlu, "Özellikle merkez ilçemiz Antakya, Defne, Kırıkhan, Samandağ, Hassa ilçelerimiz yerle bir oldu.

Ekonomi evet çok önemli ama biz sadece ekonomimizi değil; tüm kültürümüzü, evlerimizi, dostlarımızı, komşularımızı yitirdik.

Üzerinden de üç sene geçti.

Bu üç yıl içerisinde ne yaşandı?

Bizler burada ayakta durmaya çalıştık; evlerimizi toparlamaya, kendi ruh halimizi toparlamaya çalıştık ama ekonomi ile ilgili de doğru adımlarla başlanıldı.

Burada ticaret canlanmadan hayatın dönmeyeceği kararı verildiği için, bildiğiniz üzere prefabrik çarşılar yapıldı ve bugün de burada gördüğünüz gibi bizlere, mali müşavirlere de prefabrik ofisler yapıldı.

Bu ofislerimiz içerisinde dört tane mali müşavir bir arada çalışmak zorunda bırakıldı.

Ama bu imkanlarla biz iş üretmeye çalıştık" diye konuştu.Marufoğlu, mücbir sebep sürecine dair şöyle konuştu: "Devlet bir mücbir sebep ilan etti; etmek durumundaydı çünkü burası zaten mücbir bir haldeydi.

İnsanların elektriği, suyu, ikameti olmadan bir yerde zaten mücbir bir durum vardı.

Bu anlamda her üç ayda bir mücbir sebebin uzatılması için büyük mücadeleler verdik.

Hem biz hem akademik meslek odaları, esnaf odaları, ticaret odaları sürekli buradaki sıkıntıları dile getirdik ve hayatın gerçekliğini anlatmaya çalıştık.

Tüm veriler aslında AFAD'da, Çevre ve Şehircilik'te vardı.

İnsanların durumu belliydi.

İşverenlere de çalışacakları yerleri valilik vermişti.

Hala da o söylediğimiz mağdur insanlar, valiliğin verdiği iş yerlerinde, konteynerlarda, prefabrik iş yerlerinde faaliyetlerini devam ettirmeye çalışıyorlar.

Mücbir sebep, geçen sene büyük mükellefler için 30 Kasım 2024 tarihinde bitirildi; 2,5 milyon cironun üzerindekiler için.

Daha küçük esnafa da bir yıl daha uzatıldı.

Ama bu uzatmalarda dediğim gibi bizler bürokrasinin içerisine sıkıştırıldık.

Bakanlıklar arasında gidip geldik: Maliye Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı, mevzuatlar… Hepsinin içerisinde biz kendimizi ısrarla anlatmaya çalıştık."Buraya gelen memurlara pozitif ayrımcılık yapılmasını talep etmiştik"Biz en baştan şunu söylemiştik: Bu bölge, madem ki dünyanın en büyük afetini yaşadı, bu bölgeye uygun yasa ve yönetmeliklerin, buranın gerçekliğine uygun yasa ve yönetmeliklerin çıkarılması gerekiyordu ki daha rahat edilsin.

Çünkü idare de çok zorlandı.

Bugün buradaki kamu kurumları dahil hepsi prefabriklerde.

Vergi dairesi çok kısıtlı personeliyle bir prefabrik iş yerinde bizlere hizmet etmeye çalışıyor.

Bizim talebimiz şuydu: Sadece esnafa değil, burada yaşayan herkese, buraya gelen memurlara da pozitif ayrımcılık yapılmasını talep etmiştik.

Ama ne yazık ki Türkiye'nin herhangi bir yerinde çalışan memur gibi buradaki memurlarımız da aynı maaşla çalışmak zorunda kaldı.

Bugün birçok müdürümüz dahi konteynerlarda ikamet ediyor.

Prefabrik yerlerdeyiz; bizler de böyle prefabrik iş yerlerindeyiz."Van'da 6 yıla yakın mücbir sebep ilan edilmişti"Evet, mücbir sebebi bitirdiler.

Sebebi şu idi: Hatay'da demir-çelik sektörü var denildi.

Buradan çok ciddi bir vergi alınabilir, çok ciddi kayıplar var denildi.

Bunu da kabul ettik.

Depremin ilk günlerinde tüm ilçeler vardı ama biz dedik ki burası normalleşmedi.

Beş ilçeyi ayırın.

Bu beş ilçe içerisindeki küçük esnaf… Zaten büyük esnafları bir yıl öncesinden çıkarttınız.

Van'da altı yıla yakın bir süre mücbir sebep ilan edilmişti.

Bizde asrın felaketinin yaşandığı bir ilde bu süre iki yılda sınırlandı.

Küçük esnaf için de üçüncü yıl gelmeden sona erdirildi.

Evet, büyük esnafı çıkarttınız, şimdi küçük esnaf vardı.

Biz bunun da daha uzatılması gerektiğini beyan ettik çünkü bu şehir için normalleşme henüz gerçekleşmedi.

Bunu biz söylemiyoruz.

Buranın yerel yöneticileri, kanun koyucuları, herkes diyor ki 'bu şehrin normalleşmesi için bir yıla daha ihtiyaç var.' Bu yılın sonuna kadar bizden izin istediler.""Esnaf bu yükün altından kalkamaz"Evlerin henüz teslim edilmediğini belirten Marufoğlu, şu ifadeleri kullandı: "Zaten siz de şehrin durumunu gördünüz.

Evler henüz teslim edilmedi.

Tek bir iş yeri bile kalıcı olarak işverenlere teslim edilmiş durumda değil.

İnsanlar prefabriklerde çalışıyorlar, emek harcıyorlar, bu şehri terk etmemek için bu zorluklar içerisinde iş üretmeye çalışıyorlar.

Ama baktığınız zaman bize ne yapıldı?

Hiçbir şey.

Vergisel anlamda erteleme dışında herhangi bir şey yapılmadı.

Erteleme; vergi borçlarımızı biriktirdiler ve şimdi bizden onların ödenmesini istiyorlar.

Esnaf henüz normalleşmediği için bu borcu ödeyecek durumda değil.

Biz şunu talep etmiştik: Bir yıl vergi alınmasın.

Bizim için 2023 yılı yok hükmündedir.

Devlet için de yok hükmünde olmalıydı.

Deprem bölgesinde her şeyini yitirmiş insanlardan bu vergi alınmayabilirdi.

Ama bize yapılan tek ayrıcalık, inanın ki sadece ve sadece vergilerin ötelenmesi oldu.Şubat ayında —bakın bu çok ciddi bir şeydir— enkazın altında olduğumuz ayda insanların beyannamelerinden alınan 194 liralık damga vergisi dahil şimdi taksitler halinde tahsil edilecek.

Bu kabul edilir bir şey değil.

Bu bile kabul edilecek bir durum değil.

Bizler İstanbul'da, rezidanslarda, en güzel iş yerlerinde faaliyet gösteren işverenlerle aynı oranda vergiye tabi tutulduk.

Aynı oranda sigorta primleri ödedik.

Aynı oranda elektriği ödedik.

Ne talep ettik?

KDV indirimi talep ettik.

Ne talep ettik?

Buraya SGK teşviki talep ettik.

Çünkü biz burada zor şartlarda yaşıyoruz.

Biz burayı tekrar canlandırmak için mücadele ediyoruz ve işçi çalıştırabileceksek devletten teşvik bekliyoruz.

Ne yazık ki hiçbir teşvik yapılmadı.

KOSGEB tarafından sınırlı sayıda insana krediler verildi.

Şimdi onların ödemesi başlayacak.

Şimdi ne oldu?

Mücbir sebep bitti.

Taksitlendirmeler başlayacak.

Taksitlendirme yapıldığı zaman ne olacak?

İnsanlardan teminat isteniyor.

Konteynerda faaliyet gösteren, evi hala teslim edilmemiş —evet, kağıt üzerinde teslim olmuş ama hala evine bile geçememiş— insanlardan teminat verilmesi isteniyor, rasyolara bakılması isteniyor ve ona göre bir taksitlendirme yapılacak.

Esnaf bu yükün altından kalkamaz."Bu bölge hala normalleşmiş değil"Bugün size bir örnek vereyim: Diş hekimlerine, veterinerlere yani sağlık kuruluşlarına bir harç getirildi.

Şimdi bu harç Türkiye'nin tüm illerinde uygulanırken deprem bölgesinde de sanki insanlar normal muayenehanelerdeymiş gibi yıllık 40 bin lira isteniyor.

Buna bile bir ayrıcalık yapılmadı.

Diş hekimleri hala konteynerlardaydı.

Bunlar normal iş yerleri değil.

Burada bile bir ayrıcalık yapılmadı.

Genç girişimci istisnası alelacele bitirildi.

Tüm Türkiye'de bitirilse bile deprem bölgesinde bitirilemez.

İnsanlar, gençler burada iş kurmak istiyor.

Onların teşvik edilmesi lazım.

Yani anlayacağınız, bu bölge hala normalleşmiş değil.

Bu esnaf ayağa kalkmış değil.

Bizim daha zamana ihtiyacımız var, daha çok desteğe ihtiyacımız var.Mali müşavirlerin durumunu siz de görüyorsunuz.

Mali müşavirler iki güne bir kesilen elektrikle, internetle beyanname yetiştirmeye çalışıyorlar.

Altyapı sorunu var bu şehrin.

Bu ciddi bir sorun.

Günlerce elektrik kesiliyor, internet kesiliyor.

Biz inkar etmiyoruz; burada inşaatlar yapılıyor, şehir bir şantiye halinde.

Şehir şu an yaşanacak bir durumda değil.

Burası bir şantiye ve şantiyede elektrik kesilir, internet kesilir.

Biz buna sabrediyorsak devlet de bize sabır gösterecek.

Biraz bizi rahatlatacak yasalar çıkaracak.

Yani masa başından değil, buranın gerçekliğine uygun yönetmelikler çıkarılacak.

Biz talep etmeden bunlar bizlere sunulacak.

Talebimiz budur.""Bakanlıklar arasında, bürokrasi arasında sıkışıyoruz"Marufoğlu, mücbir sebebe dair, şunları kaydetti: "Hiçbir gerekçe gösterilmedi. 'Bu ülkenin vergiye ihtiyacı var' denildi.

Son güne kadar 'evet, uzatılabilir' müjdesini bekledik.

Çünkü şartlarımız bunu zorunlu kılıyordu.

Bu bir lütuf değildi.

Israrla söylüyorum: Bu bölge için mücbir sebep bir lütuf değildir, bir zorunluluktur.

Vergilerin ertelenmesi bir lütuf değildir; muafiyet getirilmelidir.

Hala öyle bir şansımız var.

Şimdi mücbirden çıkan küçük esnafın 17 Şubat'ta geçici vergi beyannameleri verilecek.

Sadece bir yasal düzenlemenin eksikliğinden kaynaklı olarak 2025 yılının vergisinin tamamını bu esnaf 17 Şubat'ta ödemek zorunda.

Bunu ödeyemez.

Bunu anlatmak için sayısız yazışma yapıyoruz.

Bakanlıklar arasında, bürokrasi arasında sıkışıyoruz.

Gelir İdaresi, Maliye Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı… Herkes 'Bizim elimizde değil, yasa var' diyor.

Oysa yasaları yapanlar değiştirebilir.

Biz halkız ve mağdur bir halkız.O yüzden buraya uygun yasa ve yönetmelikler en acil şekilde çıkarılmalıdır.

Depremin üçüncü yılında gördüğünüz gibi şehir ayakta değil.

Ayağa kalktı denemez.

Bizler yine de bu şehri seven, bu şehre katkı sunan insanlar olarak tüm gücümüzle mücadele etmeye devam edeceğiz.

Tüm bu zorluklara rağmen bu şehri terk etmeyeceğiz.

Bu şehirde kalacağız ve bu şehrin ekonomisini iyileştirmek için elimizden geleni yapacağız.

Ama bu kişilerin gücüyle olacak bir şey değil.

Yasaların, yasa koyucuların desteğine ihtiyacımız var.

En kısa zamanda bu bölgeye gerçekten bölgenin şartlarına uygun teşviklerin getirilmesi ve gerçeği görerek yasaların çıkarılması gerekiyor.

Üç yıl geçti, deprem bitti denemez.

Biz asrın felaketini yaşadık.

Bu deprem, üç yılla değil belki de yıllar sürecek acıları beraberinde getirecek.

O yüzden buraya daha çok desteğe, daha çok yardıma ihtiyacımız var.

Sigorta teşviklerinin, vergi indirimlerinin, genç girişimci desteklerinin mutlaka bölgede uygulanması gerekmektedir.

Mali müşavirlerimiz de bu şehrin ekonomisine katkı sunmak için çok büyük çabalar sarf ediyor.

Ancak teknik imkansızlıklar yüzünden çok zor günler geçirdiler."Depremde 30 meslektaşının hayatını kaybettiğini hatırlatan Marufoğlu, "Belgelerimizi bile alamadık.

Mükellef ölmüş, meslek mensubu ölmüş; belgelere ulaşılamadı.

Mali müşavir öldü, mükellef öldü.

Evraklar ortada kaldı.

Varisler ne yapacağını şaşırdı.

Üç yıl geçti ama bizim için bir asır gibi.

Bu süre içerisinde ancak kendimizi toparlamaya çalıştık.

Beyannamelerimizi vermeye geldiğimizde şantiyelerde çalışan kepçeler yüzünden elektrik kesintileri üç güne yayılabiliyor.

Elektrik gittiğinde internet de gidiyor.

Ama bizden beyan ve bildirimlerin zamanında verilmesi isteniyor.

Bugün hiçbir uzatma yapılmadı, hiçbir ayrıcalık yapılmadı.

Bizler artık her şey normalmiş gibi beyanlarımızı, bildirimlerimizi vermek zorunda bırakılıyoruz.

Ama gördüğünüz gibi hala bu şartlarda çalışmaya devam ediyoruz" dedi.

İlgili Sitenin Haberleri