Haber Detayı
Türk Tabipleri Birliği, Kobani için İçişleri Bakanlığı ile görüşecek
Türk Tabipleri Birliği (TTB) Kobani'de yaşanan insani ve sağlık krizini yerinde incelemek ve ihtiyaçları belirlemek için bugün İçişleri Bakanlığı yetkilileri ile görüşecek. TTB ve SES, Kobani'ye sağlık hizmeti vermek için Kobani'ye sağlık hizmeti vermek için bekliyor.
Artı Gerçek- Geçici Şam yönetimine bağlı gruplar 600 binden fazla insanın yaşadığı Kobani'yi 16 gündür kuşatmış durumda.
Kentte ilaç temin edilemiyor, bebek maması ve gıdaya erişimde de ciddi sıkıntılar yaşanıyor.
Elektrik ve suyun olmadığı kentte 5 çocuk donarak yaşamını yitirdi.
Urfa'nın Suruç ilçesi ile Kobani kenti arasında bulunan Mürşipınar Sınır Kapısı'nın açılması için de yoğun çabalar sürüyor.
TTB VE SES, SAĞLIK BAKANLIĞI VE URFA VALİLİĞİNE BAŞVURDU Türkiye Tabipler Birliği (TTB) ve Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Kobani'de sağlık hizmeti vermek için Sağlık Bakanlığı ve Urfa Valiliği’ne başvuruda bulundu.
Sağlık örgütleri, Valiliğin halen kendilerine bir dönüş yapmadığını kaydetti.
TTB BUGÜN İÇİŞLERİ BAKANLIĞI İLE GÖRÜŞECEK TTB, abluka altında bulunan Kobani'ye geçmek ve orada bulunan sağlık krizini yerinde incelemek için İçişleri Bakanlığı ile görüşecek.
Bakanlık yetkilileri, TTB’ye bugün saat 15.00’da randevu verdi.
TTB aynı zamanda Sağlık Bakanlığı’ndan da randevu talebinde bulundu.
Ancak bakanlık henüz randevu talebine ilişkin bir geri dönüş yapmadı. 'GAZZE'DEKİ GİBİ HASTANELERE SALDIRILAR YAPILIYOR' Türkiye Tabipler Birliği (TTB) üyesi Doktor Cigerxwin Polat, Rojava ve Şam geçici hükümeti tarafından imzalanan 30 Ocak antlaşmasına değinerek, bu antlaşmanın uygulanıp uygulanmayacağına dair tedirginliğin de sürdüğünü kaydetti.
Yaşam hakkı ihlalleri ile ilgili kaygı verici haberler aldıklarına dikkat çeken Polat, "Cenevre Sözleşmesi'ne aykırı biçimde saldırılar olduğunu biliyoruz.
Bunların gerekçeleri de aynen Gazze'de olduğu gibi hastanelere saldırılar savaş gerekçeleri sunularak yapılıyor.
Ama yaşam koşulları nedeniyle çocukların öldüğünü biliyoruz.
İlaca ulaşımın olmadığını, mevcut tıbbi malzemelerin ve hastanede kullanılan oksijen sistemleri gibi çeşitli malzemelerin de olmadığını biliyoruz" dedi. 'KÜRTLERİN ÖLÜME TERK EDİLMESİ İHTİMALİNE KARŞI ÇIKIYORUZ' Suruç'ta yaşayan Kürtlerin akrabalarının sınırın öbür tarafında olduğunu söyleyen Polat, "Kürtlerin orada abluka altında olması ve ölüme terk edilmesi ihtimaline karşı çıkmak için alanlardayız ve aynı zamanda barışı da savunuyoruz.
Ölümlerin sadece insani boyut dışında savaş nedeniyle de ağır olacağını, bunun geleceğe taşınacak ciddi krizlere yol açacağını düşünüyoruz" diye konuştu. 'SINIR KAPISI İNSANİ YARDIM VE SAĞLIK İHTİYAÇLARINA AÇILMALI' Polat, Kobani'ye geçmek ve yaşanan sağlık krizine müdahale etmek için Urfa Tabip Odası üzerinden Urfa Valiliğe başvuruda bulunduklarını kaydederek,"Mürşitpinar Sınır Kapısı'nın her türlü insani yardım ve sağlık ihtiyaçlarının karşılanması için açılması gerekiyor.
Gazze meselesinde de bizim çokça girişimimiz oldu.
Aynı şeyi burası için de talep ediyoruz.
Bağımsız bir sağlık grubu olarak gitmek de dahil olmak üzere valiliğe bu konularda da başvuruda bulunduk" dedi.
SES, KOBANİ'DE SAĞLIK HİZMETİ VERMEK İÇİN URFA VALİLİĞİNE BAŞVURDU SES Urfa Şubesi Eşbaşkanı Ferhat Demir, saldırıların pek çok alanda ihlale neden olduğunu belirterek, diyaliz, ameliyathane ve yeni doğan bakım merkezlerinde ciddi problemlerin yaşandığını ve bunun artan nüfus nedeniyle gün geçtikçe de artabileceğini ifade etti.
Demir, Urfa Valiliği’ne şube olarak başvuruda bulunduklarını belirterek, "Bizler; burada bulunan sağlık çalışanları olarak orada gözlemler yapmak istiyoruz.
Gözlemler çerçevesinde ihtiyaçları belirleyip gerekirse raporlama yaparak, gerekli görüldüğünde gidip orada hizmet vermek istiyoruz.
Ancak henüz olumlu ya da olumsuz herhangi bir geri dönüş olmadı.
Bir an önce kapının açılması ve hem emek boyutuyla hem de ilaç tedariki boyutuyla yardımların ulaştırılmasını talep ediyoruz" ifadelerini kullandı. 'KAPILARIN AÇILMAMASI İNSANLIK DRAMINI ARTIRIYOR' Demir, pek çok defa hastanelerin bombalandığını, ilaç tedarikinin aksatıldığını ve yolların da bombalandığını belirterek, "Bunlar yaşa ve yaşat prensibine aykırı durumlar.
Her ne kadar uluslararası hukuk bunu yazılı olarak çizmiş olsa da bunun Suriye'de uygulanmadığını gördük.
Sadece sağlık bakımından da ele almamak lazım.
İdari makamlar, bir an önce sınır kapılarını açmalı.
Zaman kaybedilmeden yapılmalı.
Çünkü zaman geçtikçe insanların temel ihtiyaçlarını giderme noktasında ciddi sorunlara yol açıyor.
İçme suyu, elektriğe dair problemler var.
Bu kapıların açılmaması zaten Suriye’de çöken alt yapıyı daha geriye götürüyor ve yaşanan insanlık dramının da artmasına neden oluyor" dedi. 'HALKIN ÖFKESİ BİRİKİYOR' SES Şube Yöneticisi Psikolog Salih Tekinalp ise saldırılar sonrasında birey ve toplumda ciddi bir kırılganlık, tükenmişlik ve çaresizlik durumunun ortaya çıktığını söyledi.
Bu halin son tahlilde öfkeye dönüşeceğini belirten Tekinalp, şunları söyledi: "Dünyanın neresinde ve konu ne olursa olsun final öfkeyi getirir.
Bu bilimsel bir veridir.
Bireyin dışında gelişen ve müdahale edemediği bir şey olduğunda ciddi bir rahatsızlığa neden olur.
Örneğin Şengal Katliamı esnasındaki aynı duyguları gördük.
Olay farklı, coğrafya farklı ancak insanlarda yarattığı etki aynı.
Çaresizlik, finalde ise öfke.
Öfke, gücü olanların müdahil olmamasından ortaya çıkıyor.
Öfke bunlara karşı kanalize oluyor.
Toplumların da bir psikolojisi, genetik hafızası vardır.
Dolasıyla bu halkın öfkesi birikiyor.
Yanı başında soydaşı, akrabası katliama uğruyor.
Daha önceki deneyimlerden DAİŞ ve türevleri örgütlerin ne yaptığını biliyorlar.
Bu öfke giderilmez ve nefes alamazsa bu sosyal bir patlamaya neden olur.
İdareciler, siyasetçiler ve stratejistler kağıt üzerinde bir strateji belirlerken bunlara dikkat etmek zorundadır.
İnsanlar duygusaldır, öyle bir yerde öyle bir patlar ki o çizilen sınırlara da uymaz." (Mezopotamya Ajansı)