Haber Detayı

Dünyada her yıl 20 milyon, Türkiye'de ise 240 bin kişi kanser tanısı alıyor
Türkiye cumhuriyet.com.tr
04/02/2026 13:45 (4 saat önce)

Dünyada her yıl 20 milyon, Türkiye'de ise 240 bin kişi kanser tanısı alıyor

Türk Tıbbi Onkoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Nuri Karadurmuş, Dünyada 20 milyon, ülkemizde ise 240 bin insan her yıl kanser tanısı alıyor. Her 5 ölümden birisinin sebebi kanser. dedi.

Türk Tıbbi Onkoloji Derneğince, 4 Şubat Kanser Günü dolayısıyla düzenlenen basın toplantısında, Türkiye ve dünyada kanser tedavisindeki gelişmeler paylaşıldı.

Dernek Başkanı Prof.

Dr.

Nuri Karadurmuş, kanserin önemli bir halk sağlığı sorunu olduğunu belirterek, tedavide erken tanının önemine vurgu yaptı.

Kanserin görülmesinde büyük oranda​​​​​​​ genellikle çevre, yaşam ve fiziksel faktörlerin etkili olduğunu dile getiren Karadurmuş, 1950 ve 2000'li yılların arasında bir insanoğlunun kansere bağlı 5 yıllık sağ kalım oranı yüzde 59'lardaydı. 2026'da artık şunu biliyoruz, yüzde 70'e ulaştı.

Kanserde tedbirimiz ve çözümlerimiz var. ifadelerini kullandı.

Prof.

Dr.

Karadurmuş, kanser tedavisinde kemoterapinin önemine işaret ederek, şöyle konuştu: Kemoterapi çok kritik sonuçlara yardımcı oluyor.

Tek başına ya da akıllı ilaçlarla birlikte.

Akıllı ilaçlar 22 kanser türünde kullanılıyor.

Saç dökmüyor, yorgunluk dahi yapmıyor.

En önemlisi de ev ortamında yaşam kalitesini bozmadan hastalarımız alabiliyor.

İmmünoterapiler de bugün 7 kanser türünde ülkemizde geri ödeme alan ve hemen hemen tüm kanser türlerinde umut ışığı olan önemli ajanlar.

Kendi vücut hücrelerimizdeki koruyucu lenfositlerimizi devreye geçirdiğimiz ajanlar.

Pozitif bilimin desteklediği kanıtladığı ajanlarla artık tüm kanser türlerinde 5 yıllık dönemde genel sağ kalım oranları yüzde 70'e çıktı.

Karadurmuş, tıbbi onkoloji uzmanı olmayanların, kenevir, yüksek doz C vitamini ya da fitoterapinin kanseri tedavi edebileceği yönünde bilgiler vermesinin halkı yanlış yönlendirilmesine neden olduğunu da aktardı.

Bu tür uygulamaların kanseri tedavi edici ajanlar olmadığını vurgulayan Karadurmuş, Kenevir ağrı kesici olarak etkili olabilir, fitoterapi, bitkisel destekler birtakım yardımla hastaların dinçliğinde kısmi bir destek olabilir ama 'kanseri tedavi edeceğiz' kemoterapiye, akıllı ilaca hiç gerek yok derseniz yanlış yapmış olursunuz.

Tedaviyi öteleyerek erken evredeki bir hastayı tıbbi onkoloji uzmanına gecikmiş olarak umutlarını azaltmış olarak çıkarsınız.

Halkımızdan istediğimiz, pozitif bilime inanın, erken tanıyı kaçırmayın ve sağlığınızı ertelemeyin. değerlendirmesinde bulundu.

SİGARA TÜM KANSERLERİN YÜZDE 30'UNDAN SORUMLU Dernek yönetim kurulu üyesi Prof.

Dr.

Mehmet Ali Nahit Şendur ise kanser tedavisinde erken tanının önemini vurgulayarak, Her dört kadın kanserinden biri meme kanseri.

Erken tanı için de kontrollerimizi mutlaka yaptıralım. dedi.

Tüm kanserlerin yüzde 30 ile 50'sinin çevresel faktörler ve önlenebilir nedenlerden kaynaklandığını belirten Şendur, Sigara tüm kanserlerin yüzde 30'undan sorumlu.

Sadece akciğer kanseri ülkemizde 40 binden fazla kişinin maalesef tanısında rol oynayan bir hastalık.

Bunun dışında da baş, boyun, kolon ve rahim kanseri gibi birçok kanser türünde sigaranın önemli rol oynadığını söyleyebiliriz.

Obezite ve hareketsiz yaşamın da sigara gibi kanser için benzer bir risk olduğunu söyleyebiliriz. diye konuştu.

KADINLARDA AKCİĞER KANSERİNDE ARTIŞ VAR Doç.

Dr.

Deniz Can Güven de kanserin önemli bir sağlık sorunu olduğunu ancak tarama testleriyle birçok kanser türünde hastaların daha erken tanı alabildiğini söyledi.

Türkiye'nin tütün ve obezite ile mücadele konusunda başarılı çalışmalar yürüttüğüne işaret eden Güven, kanserle mücadele sağ kalım oranlarının arttığına dikkati çekti.

Türkiye'de erkeklerde en sık akciğer kanserinin görülmeye devam ettiğini ifade eden Güven, Tütün kontrolü konusunda hala ciddi aksiyonlar alınması gerekiyor.

Prostat ve kalın bağırsak kanserleri de erkeklerde en sık görülmeye devam ediyor.

Bu konuda da kolonoskopi taramalarının artması gerekiyor.

Kadınlarda akciğer kanserinde ise artış var buna dikkat etmek gerekiyor.

Rahim ağzı kanseri konusunda ise taramaları ve HPV aşısını gündemimize almamız gerekiyor. dedi.

BİLİMSEL OLMAYAN YÖNTEMLER TEDAVİYİ GECİKTİRİYOR Prof.

Dr.

Gökçen İnanç İmamoğlu ise bilimsel olmayan yöntemlerin hastaların tedavilerinin gecikmesine neden olduğu vurgulayarak, şu uyarıları yaptı: Kanser tedavisinin başarısı, hastanın yaş, cinsiyet, yaşam ve beslenme koşulları hastalığın türü ve evresine göre değişmektedir.

Bunları göz önünde bulundurarak kişiye özel tedavi planı yapılırken medyada özellikle reklam amaçlı içerikler hastalara sanki kanserin tek bir tür olduğu ve tüm kanser türlerini içeren mucizevi bir tedavi varmış gibi yansıtılıyor.

Hastalarımızın bunlara itibar etmemesini öneriyoruz.

MRNA AŞILARI GELECEKTE KANSERİN YÖRÜNGESİNİ ÇOK POZİTİF ANLAMDA ETKİLEYECEK Toplantıda ayrıca Dernek Başkanı Prof.

Dr.

Nuri Karadurmuş, kanserle mücadelede mRNA aşıları üzerinden yürütülen çalışmalara da değindi.

Karadurmuş, mRNA aşıları gelecekte kanserin yörüngesini çok pozitif anlamda etkileyecek ve ivmelendirecek bir durum. dedi.

Prof.

Dr.

Mehmet Ali Nahit Şendur ise çalışmaların sonuçlarının pozitif yönde ilerlediğini 2 yıl içerisinde onay sürecine gelebileceğini ifade ederek, 2030'lu yıllardan sonra da mRNA aşısı, kanser tedavisinin değişmez bir parçası haline gelecek. diye konuştu.

İlgili Sitenin Haberleri