Haber Detayı
Ameliyat sırasında depreme yakalandılar!
6 Şubat 2023 tarihinde Kahramanmaraş merkezli gerçekleşen 7.7 ve 7.6 büyüklüğündeki sarsıntılar, 11 şehrimizde ağır tahribata yol açmış ve 50 binden fazla vatandaşımızın yaşamını yitirmesine neden olmuştur. "Asrın felaketi" şeklinde nitelendirilen bu süreçte, üniversite hastaneleri ve akademik kurumlar hem tıbbi müdahale hem de sosyal destek açısından kritik roller üstlenmiştir.
Sarsıntıya Ameliyathanede Yakalandılar Bu trajik dönemin en dikkat çeken olaylarından biri, ilk depremde enkaz altından kurtarılan Kenan Karadağ’ın tedavi süreci sırasında yaşandı.
Karadağ’a hastanede müdahale edildiği esnada ikinci büyük deprem meydana geldi.
Tahliye imkanı olmasına rağmen görev yerlerini terk etmeyen hekimler, sarsıntı boyunca hastanın üzerindeki sedyeye sıkıca tutunarak Karadağ’ın yaralanmasını önlediler.
Hastanenin güvenlik kameraları tarafından saniye saniye kaydedilen o anlar, sağlık çalışanlarının kendi canlarını hiçe sayarak hastalarını koruma konusundaki kararlılığını bir kez daha gözler önüne serdi. "Zifiri karanlık bir yerdesin.
İlk şoku atlattıktan sonra eşim, 'ben nefes alamıyorum, ölüyorum.' dedi.
Küçük oğlum da yanımdaydı.
O'nun sesini duydum.
Ben ilk anda ayağımın enkazda kaldığını hissettim.
Oğluma, 'Annen nefes alamıyor, anneni düzelt' dedim.
Sonra eşimin sesi geldi. 'Şükür nefes almaya başladım.' dedi.
Oğlum annesini çıkartıp bana, 'Baba seni de çıkaracağım.'" dedi. "Gözümün önünden beyaz bir perde geçti" O anlarda, "Yolun sonunda olduğumu biliyorum." diye düşündüğünü aktaran Karadağ, "Allah'ım ölümü bana kolaylaştır diye dua ettim.
Bir anda kafam öne düştü, gözlerim kapandı, gözümün önünden beyaz bir perde geçti ve bitti.
Hayatla ilgili hiçbir şeyim kalmadı." dedi.
Bir doktorun ayağını kesmesinin ardından enkazdan çıkarıldığını anlatan Karadağ, sözlerini şöyle sürdürdü: "Acil servisteyken ikinci deprem oluyor.
O esnada üzerime beyaz gömlekli bir doktorun atladığını gösterdiler. 4 ay sonra bunu izledim.
Sedye bir o tarafa gidiyor bir bu tarafa savruluyor.
Herkes panik halinde, can korkusu var.
Daha sonra beyaz önlüklü bir doktor geliyor sedyenin üzerine atlıyor, beni tutuyor.
Ondan sonra aşağıya indiriyorlar ve hayatını kaybetmiş diyorlar… Hastanede 3 ayın sonunda yoğun bakımdan çıktıktan sonra Doktor Okan Hocayla tanıştım. 'Ne aşamalardan geçtiğini bilmiyorsun, sana binde bir bile yaşam ümidi verilmedi ama sen literatüre girecek bir hastasın.
O günkü şartlar altında yapabileceğimizin en iyisini yaptık.'" dedi.
Yoğun bakımda 45 gün kaldığını anlatan Karadağ, "Böbrekler iflas etmiş, solum gitmiş, kaç sefer kalp durmuş ama işte takdir ilahidir.
Enkazdayken diz kapağımın altından kesmişler daha sonra kangren olmuş, yukarlara doğru kesim devam etmiş.
Olmamış en son doktorlar, ‘Küçük de olsa bir ümit var, biz bunu kalçadan kesersek belki kangreni durdurabiliriz.’ demiş ve bacağım kalçadan kesilmiş." diye konuştu. "O halde bırakmamız hastanın ölmesi demekti" Enkazdan çıkarıldıktan sonra Kenan Karadağ'a ilk müdahaleyi yapan İnönü Üniversitesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç.
Dr.
Okan Aslantürk, ilk deprem olduktan sonra ekip olarak hastaneye geldiklerini söyledi.
Aslantürk, bir bacağı ampute olan bir hastayı (Kenan Karadağ) değerlendirdikleri sırada ikinci depreme yakalandıklarını aktaran Aslantürk, o günü şöyle aktardı: "Deprem sırasında doğal olarak hastayı bırakıp çıkmadık, onu tuttuk.
Deprem durduktan sonra hastayı ameliyathaneye alıp işimize devam ettik.
Onu takip etmek gerekiyordu, o halde bırakmamız ölmesi demekti.
İlk anda bıraksaydık sedyeden düşecekti.
Tutmak zorunda hissettim. 'Onu nasıl yaparız, bunu yaparız' gibi bir şey değil...
Aslında ailem de hastanedeydi, benim odamda bekliyorlardı, o an onları düşünemiyorsunuz.
O anlık bir şey… Çünkü hastanın sedyesinin bir tarafı açık, düşerse sıkıntı yaşarız diye hastanın başından ayrılamadık." Bu süreçte 2 ay süreyle hastanede kaldıklarını anlatan Aslantürk, ekip arkadaşıyla beraber hastanedeki odalarında kanepede yattıklarını söyledi.
Aslantürk, hastanenin kendilerine ev olduğunu söyledi. "Neredeyse sedyeden düşecekti" İnönü Üniversitesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç.
Dr.
Emre Ergen de ikinci depremden sonra kimsenin hastaneye girmek istemediğini; büyük bir korku ve panik olduğunu aktardı.
Ergen, şunları kaydetti: "Şunu fark ettim; çalışabilmeleri için orada herkesi motive etmem gerekiyor çünkü bekleyen hastalar var, çalışan bir kurum var.
Onların motivasyonu için çok uğraşmıştım.
Birkaç deprem şokunu atlattıktan sonra herkes motive oldu zaten.
Çalışmaya devam ettik.
Çok kötü günlerdi.
İlk depremde enkazda kalıp bacağı ampute edilmiş bir hastamız vardı.
Genel durumu da çok kötüydü.
Bir an önce onu ameliyathaneye indirmeye çalışıyorduk.
O sırada ikinci deprem oldu.
Okan hoca onu tuttu.
Neredeyse sedyeden düşecekti çünkü ciddi sallanıyordu.
Okan hoca üstüne kapaklandı düşmesin diye.
Başka bir sağlık memuru arkadaş daha vardı.
Herkes kaçıştı, canını kurtarmaya çalışıyordu.
Kendimizi düşünmek o sırada çok aklımıza gelmedi.
Bir de binaya çok güveniyoruz, binaya bir şey olmayacağının farkındaydım." "Üniversite hastanelerimizin ve hocalarımızın fedakarlığı takdire şayan" Yükseköğretim Kurulu Başkanı Erol Özvar, 6 Şubat depremlerinde hayatını kaybedenlere bir kez daha rahmet dileyerek, "Allah ülkemizi ve milletimizi her türlü afetten muhafaza eylesin." dedi.
Üniversitelerin ve üniversite hastanelerinin, afetin en ağır koşullarında dahi hizmete bir an bile ara vermediğini, bilimsel birikimlerini, sağlık kapasitelerini ve insan kaynağını toplumun yararına seferber ettiğini vurgulayan Özvar, yükseköğretim kurumlarının gerek depremzedeler için fiziki imkan oluşturulmasıyla gerekse akademisyeninden öğrencisine kadar her paydaşı ile gönüllü faaliyetler yürütmesiyle önemli bir rol üstlendiğini kaydetti.