Haber Detayı

‘Yatırım göçü’ Türkiye için yeni fırsatlar doğurabilir
şirket haberleri dunya.com
05/02/2026 00:00 (3 saat önce)

‘Yatırım göçü’ Türkiye için yeni fırsatlar doğurabilir

EY-Parthenon tarafından yayımlanan “2026 Jeostratejik Görünüm Raporu”, iş dünyasının artık sadece ekonomik verilerle değil, doğrudan jeopolitik satranç hamleleriyle yönetileceği bir yıla işaret ediyor. Küresel belirsizliklerin yatırımları güvenli liman arayışına yönlendireceği, Türkiye’nin ise bu dengeden fırsat yakalayabileceği vurgulanıyor.

Nurdoğan A.

ERGÜNTicaretin kurallarının yeniden yazıldığı dün­yada, küreselleşmenin yerini yerelleşme ve koruma­cılık duvarları alırken, artan je­opolitik belirsizlikler, iş dün­yası üzerindeki etkisini daha da belirginleştiriyor.

Yeni ku­ral ve normlar, kaynaklara eri­şim ve bölgesel güç dengeleri, şirketlerin faaliyet modelleri­ni ve yatırım kararlarını doğ­rudan etkileyecek gibi görü­nüyor. ‘Süper güç’ savaşları, bloklaşmalara sahne olurken, küresel belirsizliklerin bir ‘ya­tırım göçü’ başlatacağı öngö­rülüyor.Türkiye’nin ise esnek yapısı, dinamik nüfusu ve hâlâ cazip olan maliyet avantajıyla bu göçten fırsat yakalayabile­ceği düşünülüyor.

Uluslararası danışmanlık firması EY (Erns­t&Young) çatısı altında faali­yet gösteren EY-Parthenon’un (EYP) açıkladığı “Jeostrate­jik Görünüm 2026” raporunda 2026’da küresel dönüşümü şe­killendirecek 10 jeopolitik ge­lişmeyi açıkladı.Buna göre, 10 kritik jeopolitik gelişme, belir­sizliklerin yanı sıra önemli risk ve fırsatları da barındırıyor.

Jeopolitik dinamikleri strate­jilerine proaktif şekilde enteg­re eden şirketler, 2026’da daya­nıklılıklarını artırarak rekabet avantajı elde edebilir.EY-Parthenon (EYP) Türki­ye Bölüm Başkanı Özge Gür­soy Büyükavşar, “2026 yılında jeopolitik dinamiklerin, üre­tim, ticaret, enerji, iklim poli­tikaları ve teknolojik dönüşüm başta olmak üzere küresel fa­aliyet ortamını yeniden şekil­lendirdiğini göreceğiz.Ülkele­rin değişen rolleri ve öncelik­leri, ticari ilişkilerden enerji ve teknoloji yatırımlarına ka­dar pek çok alanda yeni denge arayışlarını beraberinde geti­recek.

Jeopolitik manzarada­ki bu dönüşümle birlikte jeo­politik içgörüleri iş kararları­na, stratejilerine ve kurumsal yönetişime proaktif biçimde entegre eden şirketler, bu de­ğişimi daha iyi yöneterek da­yanıklılıklarını güçlendirebi­lir, zorlu ve belirsiz bir ortam­da faaliyetlerini sürdürülebilir kılabilir” diye konuştu.Pozisyonu, ABD’nin yaklaşımı belirliyorRapora göre, 2026 yılında je­opolitik belirsizlikler devam ederken, bu görünümü şekil­lendiren çok sayıda itici güç öne çıkıyor.

Özellikle ABD’nin küresel faaliyet ortamını ye­niden tanımlamadaki rolü, yıl boyunca belirleyici olacak.Çin, Avrupa Birliği ve diğer ül­keler, ABD’nin yeni yaklaşımı­na göre pozisyon alırken, ken­di stratejik önceliklerini de eş zamanlı olarak şekillendirme­yi sürdürecek.

Jeopolitik geliş­meler, 2026’da küresel ekono­miyi yeniden şekillendirmeye devam ederken, yıl içinde je­opolitik ortamı tanımlayacak üç ana tema ortaya çıkıyor.İlk olarak, iş yapma biçimlerine ilişkin yeni kural ve normların ortaya çıkması ve mevcut ku­ralların bir kısmının geçerlili­ğini yitirmesi bekleniyor.

İkin­ci olarak, kaynak yetersizliği risklerinin daha da belirginleş­mesi tahmin ediliyor.

Üçüncü başlıkta ise, bölgesel dinamik­lerin, 2026 yılında jeostratejik görünümü belirgin şekilde et­kileyeceği öngörülüyor.Raporda, 2026 yılında jeo­politik ortamı şekillendirecek 10 kritik gelişme “yeni kurallar ve normlar”, “kısıtlı kaynak­lar nedeniyle oluşan jeopoli­tik görünüm” ve “bölgesel di­namikler” olarak 3 tema altın­da ele alınıyor.

Yeni kurallar ve normlarda; hükümetler, eko­nomik güvenliği güçlendirmek amacıyla sanayi teşvikleri, ti­caret kısıtlamaları, yerel ya­tırım zorunlulukları ve şirket sahipliklerine yönelik düzen­lemeleri sıkılaştıracak.Güm­rük vergileri, tarife belirsizlik­leri, ihracat kontrolleri ve yerel regülasyonlar, şirketleri teda­rik zincirlerini ve ticaret mo­dellerini yeniden kurgulamaya yöneltecek.

Yapay zekâ gide­rek ulusal güvenliğin ve kritik altyapının ayrılmaz bir parça­sı haline gelecek.

Ülkeler kendi yapay zekâ altyapılarını geliş­tirmeye ve ulusal güvenliğini korumaya yönelecek.Küresel finansta sınırlar yeniden şekillenecekKısıtlı kaynaklar nedeniyle oluşan jeopolitik görünüme ba­kıldığında ise, dünya genelin­de su kıtlığı riski ve buna yö­nelik baskı artarken, diğer ta­raftan yarı iletken üretimi ve veri merkezlerinin soğutulma­sı gibi alanlarda su talebi daha da artacak.

Dijital teknoloji­ler, yüksek kapasiteli piller ve savunma sistemleri için kri­tik minerallere erişimde reka­bet ise, yeni üretim ve ticaret modellerinin ortaya çıkması­na neden olacak.

Jeopolitik re­kabet ve sermaye tahsisinin giderek siyasallaşması, küre­sel finans sistemin sınırlarını yeniden şekillendirecek.Ku­zey Amerika’da politika belir­sizliğinin devam ettiğine işa­re edilen rapora göre, Kuzey Amerika’daki faaliyet ortamı, ABD-Meksika-Kanada (USM­CA) ticaret anlaşmasının göz­den geçirilmesi ve buna bağlı olarak bölgesel tedarik zincir­lerinde yaşanan yeniden yapı­lanma süreci nedeniyle dalga­lı seyrini sürdürecek.

Asya-Pa­sifik’te ise ekonomik güvenlik öne çıkıyor.

Hükümetler, artan çok kutupluluk ortamında böl­gesel ekonomik entegrasyon ile ulusal güvenlik arasında den­ge kurarak ekonomik güvenliğe daha fazla önem verecek.Orta Doğu’da dengeler ye­niden şekilleniyor.

Orta Do­ğu’daki bölgesel ve küresel ak­törlerin, bölgedeki stratejik konumlarını yeniden dengele­meye yönelik aksiyon alması durumunda ekonomik rekabet artacak.

Bölgesel dinamiklere giren ülkelerden biri de Suri­ye oldu.

Avrupa ise bir dönüm noktasında.

Değişen küresel dengeler ve iç siyasi ayrışma­lar, Avrupa’nın ulusal güvenli­ğini ve ekonomik rekabet gü­cünü baskı altına alacak.Jeopolitik gelişmeler hangi sektörleri etkileyecek?-Tüketici ürünleri ve sağlık sektörleri: Belirsizlikler ve tedarik zinciri süreçlerinin dönü­şümü, maliyetler ve tüke­tici harcamaları üzerinde baskı yaratabilir-Finansal hizmetler sektörü: Yerelleşme ve bölgeselleşme hız kazanırken farklılaşan regülasyonlar ve artan siber riskler uyum ihtiyacını artıracak-Kamu ve altyapı sektörü: Altyapı yatırımları ve projeler, enerji, savunma ve siber güvenlik alanlarına odaklanacak.

Kaynak kısıtları, zaman planlarını ve maliyetleri zorlayarak uluslararası iş birliklerini gündeme getirecek.-Sanayi ve enerji sektörü: Tedarik zinciri ve fiyatlama üzerinde belirsizlikler etkili olacak.

Devlet müdahaleleri, yatırım ve inovasyon stratejilerini yeniden şekillendirebilir.-Özel sermaye fonları: Sınır ötesi yatırımlarda fiyatlama ve risk değerlendirmesi zorlaşabilir.

Jeopolitik dönüşüm, yeni yatırım yaklaşımları için fırsatlar da sunabilir.-Teknoloji, medya ve telekomünikasyon: Yapay zekâ ve siber güvenliğe ilişkin jeopolitik gelişmeler, pazar yapılarında düzenleyici ve uyum gerekliliklerindeki karmaşıklığı derinleştirebilir.

İlgili Sitenin Haberleri