Haber Detayı

Afet zamanlarında bilgi güvenliği: 6 Şubat depremleri sürecinde dezenformasyon gerçeği
Gündem hurriyet.com.tr
05/02/2026 10:38 (2 saat önce)

Afet zamanlarında bilgi güvenliği: 6 Şubat depremleri sürecinde dezenformasyon gerçeği

6 Şubat 2023’te meydana gelen ve Türkiye’yi derinden etkileyen Kahramanmaraş merkezli depremler, yalnızca yol açtığı büyük yıkım ve can kayıplarıyla değil, aynı zamanda dijital mecralarda hızla yayılan dezenformasyon dalgasıyla da dikkat çekmiştir. Afetin ilk saatlerinden itibaren sosyal medya başta olmak üzere çeşitli iletişim kanallarında dolaşıma sokulan yalan ve yanıltıcı içerikler, kriz yönetimini zorlaştıran ve toplumsal dayanıklılığı hedef alan ciddi bir sorun alanı olarak öne çıkmıştır.

Doğal afetler, bilgiye olan ihtiyacın en üst düzeye çıktığı olağanüstü dönemlerdir.

Arama-kurtarma ve yardım faaliyetlerinin eş zamanlı olarak yürütüldüğü bu süreçlerde doğru bilgiye hızlı erişim hayati önem taşırken, yanlış ve çarpıtılmış bilgiler yalnızca bireylerin algılarını değil, sahadaki faaliyetleri de doğrudan etkileyebilmektedir.

Dijital platformların hız, etkileşim ve görünürlük odaklı yapısı, doğruluğu teyit edilmemiş içeriklerin çok kısa sürede geniş kitlelere ulaşmasına zemin hazırlamıştır.DEZENFORMASYONUN DİNAMİĞİ VE YAYILMA BİÇİMİ Özellikle afet dönemlerinde ortaya çıkan “infodemi” ortamı, bilgi kirliliğini daha da derinleştirmekte; kullanıcıların karşılaştıkları içerikleri sorgulamadan paylaşmaları bu süreci beslemektedir.

Araştırmalar, yanlış bilginin doğru bilgiye kıyasla daha hızlı yayıldığını ve daha geniş kitlelere ulaştığını ortaya koymaktadır.Bu süreçte yalnızca anonim sosyal medya hesapları değil, kimi zaman kamuoyunda görünürlüğü olan aktörlerin de doğrulanmamış bilgileri paylaşması, dezenformasyonun meşrulaşmasına ve normalleşmesine neden olabilmektedir.

Yanlış olduğu bilinen ya da doğruluğu teyit edilmemiş bilgilerin, ideolojik tutumlar veya etkileşim kaygısıyla dolaşıma sokulması, dezenformasyonun gönüllü taşıyıcılarını çoğaltmaktadır.

ORGANİZE SÖYLEMLER VE HEDEFLENEN ALGILAR Deprem sonrasında üretilen yalan haberler incelendiğinde, bu içeriklerin büyük bölümünün belli temalar etrafında organize edildiği görülmektedir.

İletişim Başkanlığı bünyesinde faaliyet gösteren Dezenformasyonla Mücadele Merkezi (DMM), afet süreci boyunca yayımladığı bültenlerle bu faaliyetleri sistematik biçimde ortaya koymuştur.

Söz konusu dönemde, yalnızca ilk haftalarda yüzü aşkın yalan haber tespit edilmiş; süreç genelinde ise 200’e yakın dezenformasyon iddiası, somut veriler ve resmî bilgilerle çürütülmüştür.Bu dezenformasyonların temel hedefleri arasında; vatandaşların korku ve endişelerini istismar etmek, afetin gerçek boyutuna ilişkin doğru bilgiye erişimi engellemek, devlete ve resmî kurumlara yönelik güvensizlik oluşturmak ve toplumda kaos hissini artırmak yer almıştır.

Yanlış bilgiler yoluyla, arama-kurtarma ve yardım faaliyetlerinin yetersiz olduğu algısı oluşturulmaya çalışılmış; bu yolla toplumsal direnç ve dayanışma duygusunun zayıflatılması amaçlanmıştır.Dezenformasyon kampanyalarının önemli bir bölümünde, sahada aktif rol üstlenen kamu kurumları hedef alınmıştır.

Bu kurumların afet yönetiminde yetersiz kaldığı ya da kasıtlı olarak bazı faaliyetleri engellediği yönündeki iddialar, geniş kitlelere ulaştırılarak kamuoyunda güvensizlik hissi oluşturulmaya çalışılmıştır.

Oysa bu iddialar, sahadaki uygulamalarla ve resmî kayıtlarla açık biçimde çelişmektedir.Bu tür yalan içerikler, yalnızca bilgi kirliliği yaratmakla kalmamakta; aynı zamanda yardım süreçlerine olan güveni sarsarak, vatandaşların doğru yönlendirilmesini de zorlaştırmaktadır.

Afet dönemlerinde güven duygusunun zedelenmesi, kriz yönetiminin etkinliğini doğrudan etkileyen kritik bir risk unsurudur.DUYGULAR ÜZERİNDEN MANİPÜLASYON VE KUTUPLAŞTIRMADeprem sürecinde dolaşıma sokulan dezenformasyonun bir diğer boyutu ise duygusal manipülasyona dayalı içeriklerdir.

Özellikle çocuklar, engelliler ve kadınlar üzerinden kurgulanan yalan haberler, toplumda yoğun bir öfke ve endişe duygusu üretmeyi hedeflemiştir.

Bu tür içerikler, afetin yarattığı travmatik ortamdan beslenerek bireylerin sağduyulu değerlendirme yapmasını zorlaştırmış; tepkisel ve kutuplaştırıcı tutumların güçlenmesine neden olmuştur.Bazı siyasi ve ideolojik söylemlerle birleşen bu dezenformasyon faaliyetleri, toplumsal fay hatları oluşturup derinleştirmeyi ve afet döneminde ihtiyaç duyulan birlik ve dayanışma iklimini zayıflatmayı amaçlamıştır.DEZENFORMASYONLA MÜCADELEDE KURUMSAL VE BİREYSEL SORUMLULUK 6 Şubat depremleri süreci, dezenformasyonla mücadelenin afet yönetiminin ayrılmaz bir parçası olduğunu açık biçimde ortaya koymuştur.

İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi’nin hızlı ve sistematik müdahaleleri, yanlış bilgilerin etkisini sınırlamada önemli bir rol oynamıştır.

Ancak bu mücadelenin yalnızca kurumsal çabalarla sınırlı kalamayacağı da açıktır.Dijital mecralarda her bir kullanıcı, paylaştığı bilginin doğruluğundan sorumludur.

Özellikle afet gibi olağanüstü dönemlerde, kaynağı belirsiz iddialara temkinli yaklaşılması, resmî açıklamaların esas alınması ve yanlış bilginin dolaşımına katkı sunulmaması büyük önem taşımaktadır.Sonuç olarak, 6 Şubat depremleri sırasında dijital mecralarda yayılan yüzlerce dezenformasyon örneği, bilgi güvenliğinin toplumsal dayanıklılığın temel unsurlarından biri haline geldiğini göstermiştir.

Yaklaşık 200 yalanın gerçekleriyle ortaya konulması, bu alandaki mücadelenin ne denli kritik olduğunu gözler önüne sererken; gelecekte yaşanabilecek afet ve krizlerde dezenformasyonla mücadelenin daha da merkezi bir rol üstleneceğini açık biçimde ortaya koymaktadır.

İlgili Sitenin Haberleri