Haber Detayı
UZAKLAŞTIKÇA YAKINLAŞTIRAN DİJİTAL DETOKS - Dopamin bağımlısı zihinler, güçlü uyaran arayışıyla ekranı dah...
DAMLA DELİALİOĞLU/DİLDAR BAYKAN ATALAY - Sosyal medya kullanırken salgılanan dopamine karşı tolerans geliştirmiş bağımlı zihinler, daha güçlü uyarana ihtiyaç duydukları için ekranı kaydırma içgüdüsüne karşı koyamıyor.
DAMLA DELİALİOĞLU/DİLDAR BAYKAN ATALAY - Sosyal medya kullanırken salgılanan dopamine karşı tolerans geliştirmiş bağımlı zihinler, daha güçlü uyarana ihtiyaç duydukları için ekranı kaydırma içgüdüsüne karşı koyamıyor.Anadolu Ajansının (AA) "Uzaklaştıkça yakınlaştıran dijital detoks" başlıklı dosyasının son haberinde AA muhabiri, sosyal medya bağımlılığında dopaminin etkisini inceledi ve etkili dijital detoks için uzman görüşü aldı.Bağımlılık sürecinde önemli rol oynayan temel kimyasal maddelerden dopamin, yiyecek, güven ve barınak bulunduğunda veya keyif verici deneyim yaşandığında beynin belirli sinir yollarından salgılanıyor.Bu tür deneyimler hayatta kalma olasılığını artırdığı için beyin tarafından "ödüllendirici" olarak algılanıp memnuniyet ile haz duygusu oluşturuyor.Kişiselleştirilmiş içerik akışı gibi çeşitli taktiklerle bireyleri platformlara kilitleyen sosyal medya şirketlerinin sundukları algoritmalar da uzun süreli tüketildiğinde beyni etkisi altına alıyor, salgılanan dopaminin etkisiyle zihin adeta kapana sıkışıyor.Ekranlara bağlı yaşam tarzı, birçok psikolojik ve zihinsel yükü beraberinde getirirken zaman algısını da büyük ölçüde köreltiyor.Benzer uyaranlar, dopamin bağışıklığına yol açabilirİyi hissettiren maddeler ve davranışlar, beynin ödül sisteminde dopamin salınımını artırırken buna karşılık beyin, bu kimyasalın iletimini azaltıyor.Benzer uyarıcılara belli aralıklarla maruz kalmak, dopamin düzeylerinde kalıcı düşüşe yol açarken bu da haz ve keyif yetisinin azalmasına neden oluyor.Sosyal medyanın kolay erişilebilir olması ve anında dopamin salgılanmasına yol açması, bağımlılığa giden süreçte en belirleyici etmenlerin arasında yer alıyor.Sosyal medyanın yanı sıra bireyler arası etkileşimin de beyinde dopamin salgılanmasını sağladığını vurgulayan uzmanlar, bu durumun etkileşim isteğini körüklediğini belirtiyor.Öte yandan, sosyal etkileşimin ekran aracılığıyla daha kolay hale gelmesi, bireyleri aşırı ekran kullanımına karşı savunmasız bırakıyor.Sosyal medya, bağımlılık yapıcı 3 temel özelliğe sahipStanford Tıp Fakültesi Psikiyatri ve Davranış Bilimleri Bölümü'nden Profesör Anna Lembke, AA muhabirine yazılı açıklamasında, dopaminin etkilerini ve etkili dijital detoks için yapılması gerekenleri anlattı.Bir maddenin bağımlılık yapmasını sağlayan üç temel özelliğin bulunduğuna işaret eden Lembke, bunların kolay erişilebilirlik, güçlü ödül etkisi yaratması ve arada sırada yenilik sunması olduğunu dile getirdi.Lembke, sosyal medyanın bu üç özelliği de taşıdığına dikkati çekerek, "Sonsuz sayıda dijital içeriğe zahmetsizce ulaşmamızı sağlar.
Algoritmalar, deneyimi her bireye özel hale getirerek bunu daha çekici kılar.
Sınırsız kaydırma özelliği ise sıkılmamızı önleyecek kadar belirsizlik ve yenilik sunar.
Tüm bu özellikler bir araya geldiğinde aslında istemesek bile tıklamaya ve ekranı kaydırmaya devam ederiz." değerlendirmesinde bulundu.Yalnızca iradeye güvenilmemeliKeyif veren uyaranlara tekrar tekrar maruz kalındığında bunlara karşı bir tür "tolerans durumunun" geliştiğine işaret eden Lembke, "Bu, aynı dozun artık eskisi kadar etkili olmaması anlamına gelir.
Zamanla aynı etkiyi elde edebilmek için daha fazla miktara ya da daha güçlü bir uyarana ihtiyaç duyarız.
Beynin bu sürece uyum sağlamasına ise nöroadaptasyon denir." ifadelerini kullandı.Lembke, sosyal medyaya karşı mesafe koymak için yalnızca "iradeye" güvenilmemesi gerektiğinin altını çizerek, bireylerin kendilerini sınırlayan stratejiler geliştirmesinin de önemine işaret etti.Bu stratejilerin farklı şekillerde olabileceğini vurgulayan Lembke, genellikle "mekan, zaman ve anlam" başlıkları altında toplandıklarını anlattı.Lembke, uygulamaları silerek ve telefonu yatak odasından çıkararak dijital ortamla araya fiziksel engeller konulması gerektiğine dikkati çekti.Sosyal medyayı günün belirli saatlerinde kullanmayı planlamak ve bunun dışına çıkmamak gerektiğini belirten Lembke, "Tercihen günde en fazla iki saatle sınırlamak gerekir.
Bu süre zaten üst sınır sayılır." ifadesini kullandı.Lembke, bu platformları bireyin kendi değerleriyle uyumlu şekilde kullanmasının önemine işaret ederek, kullanım amacının net biçimde tanımlanması gerektiğini vurguladı."Dijital uyuşturucularla dolu koskoca bir evren"Lembke, sosyal medyayı dengeli kullanmaya geçmeden önce bu ortamlardan tamamen uzak durulan "4 haftalık dijital detoks" sürecinin önerildiğini anlattı.Akıllı telefonları "dijital uyuşturucularla dolu koskoca bir evrene erişimi sağlayan araç" olarak nitelendiren Lembke, "Bağımlılık yaratan alışkanlıklarla meşgulken zaman duygumuzu büyük ölçüde kaybederiz.
Bu da onların cazibesinin bir parçasıdır.
Kaçarız, kendimizi uyuştururuz ve zamanı ya da zamanın nasıl akıp gittiğini eskisi gibi fark etmeyiz." görüşünü paylaştı.