Haber Detayı
Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan KAAN mesajı! 'Her an gerçekleştirebiliriz'
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan ve Mısır ziyaretleri sonrası gazetecilerin sorularını cevapladı. Suudi Arabistan'ın KAAN ile ilgilendiği iddialarını cevaplayan Erdoğan, "Suudi Arabistan ile bu konuda ortak yatırım söz konusu. Her an bu ortak yatırımı da gerçekleştirebiliriz." dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan ve Mısır ziyaretleri sonrası aralarında Türkiye Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni İsmail Kapan'ın da olduğu gazetecilerin sorularını cevapladı.
Erdoğan, Suudi Arabistan ile olan ikili ilişkilerden İran-ABD arasındaki gerilime, Gazze meselesinden Terörsüz Türkiye sürecine birçok konuda önemli değerlendirmelerde bulundu.SUUDİ ARABİSTAN'A KAAN SATIŞI OLACAK MI?Suudi Arabistan ile kültürel ve tarihsel boyutları bulunan köklü ilişkilere sahibiz.
Bunu geliştirmek için bu ziyaretimizde de önemli anlaşmalara imzayı attık.
Ülkemizin savunma sanayii alanında aldığı mesafe bütün dünya gibi Suudi Arabistan tarafından da ilgiyle takip ediliyor.
Biz, savunma sanayiinde, öncelikle kendi ihtiyaçlarımızı karşılamaya odaklanmış bulunuyoruz.
Bunun yanında dost ve kardeşlerimizin ihtiyaçlarının temini için de gayret gösteriyoruz.
Suudi Arabistan ile savunma sanayii konusunda önemli iş birliklerine imza atıyoruz ve bunu geliştirmekte de kararlıyız.
KAAN sadece bir savaş uçağı değil, KAAN Türkiye'nin mühendislik kabiliyetinin, bağımsız savunma iradesinin sembolüdür.
KAAN ile ilgili övgü dolu birçok geri dönüş aldık.
Dünyada bu alanda daha fazla söz sahibi oldukça, bu tür iş birliklerimiz de kesinlikle artacaktır.
Kaldı ki Suudi Arabistan ile bu konuda ortak yatırım söz konusu.
Her an bu ortak yatırımı da gerçekleştirebiliriz.ENERJİ ANLAŞMASININ DETAYLARI NELER?Ziyaretimiz esnasında Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığımız ile Suudi Arabistan Enerji Bakanlığı arasında yenilenebilir enerji alanında önemli bir anlaşma imzalandı.
Suudi Arabistan şirketleri Türkiye'de toplam 5 bin megavat gücünde güneş ve rüzgar santralleri inşa edecek.
İlk aşamada Sivas ve Karaman'da 1000’er megavatlık güneş enerjisi santralleri yapılacak.
Yatırımlar, dış finansman ve uluslararası krediler yoluyla hayata geçirilecek.
Bu santrallerden Türkiye'de bugüne kadar görülen en düşük fiyatlardan elektrik alımı yapacağız.
İki güneş enerjisi santrali projesiyle 2,1 milyon hanenin elektrik ihtiyacı karşılanacak. 2027 yılında temelleri atılacak santraller yüzde 50 yerlilik oranına sahip olacak.
Projeler elektrik ekipman ve hizmet sektörlerimize önemli katkı sağlayacak.ABD-İRAN GERİLİMİÖncelikle Amerika ve İran arasındaki gerilimin bölgeyi yeni bir çatışmaya, kaosa sürüklemeden düşürülmesi için elimizden geleni yapıyoruz.
Onun için de biliyorsunuz ABD Başkanı Donald Trump ile görüşmem oldu ve İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile hemen ertesi gün görüştüm.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile de İstanbul'da Dışişleri Bakanımla beraber üçlü bir görüşme yaptık.
İşi sıcak tutuyoruz.
İran'a askeri müdahaleye karşı olduğumuzu net şekilde ortaya koyduk ve bunu muhataplarımıza ilettik.
Şu ana kadar tarafların diplomasiye alan açmak istediğini görüyorum.
Bu olumlu bir gelişme olarak önümüzde duruyor.
Sorunların çözüm yolu çatışmalar değil, uzlaşma zemininde buluşmak ve müzakere etmektir.
Süreç canlıdır ve kopmuş değildir.
Zemin diyaloga ve diplomasiye hala açıktır.
Alt düzeyde yapılacak görüşmelerde mesafe alınmasının ardından liderler seviyesinde müzakerenin de faydalı olacağını düşünüyorum.
Askeri gerilim bu kadar artmışken müzakere masasının bir şekilde kurulacak olması da önemlidir.
Umarız sorunlar diyalog yoluyla çözülür ve bölgemizde yeni bir çatışma baş göstermez.
Biz gerek lider diplomasisi gerek diğer düzeylerde yapılan görüşmeler yoluyla, müzakere zeminini kuvvetlendirmek için çalışacağız.
Bu zemin ne kadar genişler, başka ülkeler de devreye girer mi göreceğiz.Her şeyden önce biz bölgemizde yeni bir savaş istemiyoruz.
Bunu en net şekilde her zaman dile getirdim, dile getiriyorum.
Suudi Arabistan da tabii ki bu bölgedeki çatışmalardan etkileniyor.
Onlar da bölgemizde huzurun, barışın ve sağduyunun hakim olmasını istiyor.
Hassasiyetlerimiz genel manada örtüşüyor.
Herkes biliyor ki; bölgemizde tam anlamıyla tesis edilecek huzur, barış ve istikrar hepimize kazandırır.
Çatışmaların, kanın, gözyaşının hakim olduğu bir coğrafyada ise kesinlikle herkes kaybeder.
Bu nedenle hepimizin barışın tarafında yer alması, en akılcı seçenektir.
Bölge ülkelerinin son yıllarda yaşanan çatışmalı süreçlerden, bunu net bir şekilde gördüğünü ve bizim duruşumuzu desteklediklerini de düşünüyorum.
Artık, etrafımızı saran ateş çemberinden sıyrılmanın, yanan ateşleri söndürmenin, vakti çoktan gelmiştir.
Sağduyu burada ortak paydadır.
Bu meseleye sadece askeri pencereden bakmak, bölgeyi felakete götürür.
Ateşi daha fazla harlamanın kimseye faydası olmaz.
Bölgemiz kana, gözyaşına, savaşlara doymuştur.
Artık, barışı ve huzuru konuşmayı, iş birliklerini artırmayı istiyoruz.
Sorunlar her zaman olur; anlaşmazlıklar uluslararası ilişkilerin bir parçasıdır.
Ancak diplomasi de bunun için vardır.
Biz de barışçıl diplomasiyi güçlendirmek zorundayız.
Bu, hem ülkemizin hem bölgemizin çıkarları için hayati önemdedir.GAZZE MESELESİTürkiye, Gazze barış planının olması gerektiği gibi işletilmesi ve Gazze'de huzurun, istikrarın yeniden tesis edilmesi için etkin bir rol oynayacaktır.
Biz, Gazze'de Filistinli kardeşlerimizin hak ettikleri onurlu bir geleceğe ve kalıcı bir barışa ulaşmasını istiyoruz.
Barışı, kağıt üzerinde değil, sahada tesis etmekten yanayız.
Gazze'de yaşanan zulümlere, soykırıma varan uygulamalara, açlığın silah olarak kullanılmasına karşı olmak için, Müslüman olmak gerekmez.
Bizim duruşumuz, öncelikle insanlığın temel değerlerini muhafazadır.
Tabii ki bu tutumumuzda Filistinli kardeşlerimizle tarihsel ve kültürel bağlarımız da etkilidir.
Ancak bunu körü körüne bir karşıtlık olarak göstermeye çalışmak, meselenin özünü saptırmak olur.
Gazze'deki zulmün bir benzerini bir başka coğrafyada Müslümanlar yapsaydı, biz onların da karşısında bugünkü gibi dimdik dururduk.
Biz yıllardır ‘Mazlumun diline, dinine, inancına, derisinin rengine bakmayız’ demiyor muyuz?
İşte bu, bizim klas duruşumuzdur.
Ateşkes, insani yardım ve sivillerin korunması için atılacak adımların bir an önce hayata geçirilmesi gerekiyor.
Türkiye bunları sağlamak için büyük bir çaba gösteriyor.MISIR’IN YAKLAŞIMLARI TÜRKİYE’NİN GÖRÜŞLERİYLE ÖRTÜŞÜYOR MU?Mısır, Gazze’deki zulmün etkilerini en yakından hisseden ülkelerden biri.
Mısır’ın da Gazze ve Filistin meselesinin daha fazla derinleşmesini istemediğini gördük ve bunu biliyoruz.
Bölgenin yeni bir yangını kaldıracak hali yok.
Bunu Mısır yönetimi de çok iyi görüyor.
İsrail’in bölgede yıllardır oluşturduğu sistematik istikrarsızlık, Mısır’ı da süreç içerisinde yıprattı.
Bu çatışmaların sona ermesini, Filistin’in huzura kavuşmasını bizim kadar Mısır da istiyor.
Özellikle açlığın silah olarak kullanılmasına ve Filistinlilerin topraklarından sürülmesine yüksek sesle karşı çıktılar ve bunu sürdürüyorlar.
Mısır’ın bulunduğu yer kritik.
Hem coğrafi konumu, hem tarihi sorumluluğu itibarıyla Gazze’nin kaderinde önemli bir aktör.
Bu nedenlerle Gazze’de ve bütün Filistin’de istikrarın sağlanması, Mısır’ın da çıkarınadır.
Gazze’ye Refah’tan insani yardımların girişi ve yardımların organizasyonu için ortaya koydukları gayret takdire şayandır.
Hep birlikte Gazze’de huzurun yeniden hakim olmasını ve Gazze’nin yeniden inşa edilmesini sağlayacağımıza inanıyorum.
İsrail’in bitmek bilmeyen saldırıları ve ateşkes ihlalleri kesinlikle kabul edilemez.
Uluslararası toplumu İsrail’e ateşkese tam uyum için baskı yapmaya çağırıyoruz.
Filistinli kardeşlerimizin hak ettikleri mutlu günlere kavuşması için gece gündüz çalışmaya, mazlumların sesi olmaya devam ediyoruz.HUZURLU BİR SURİYE'DEN YANAYIZSuriye'nin kuzeyinde istikrarın ve huzurun tesisi, bizi doğrudan ilgilendiriyor.
Komşumuzun tek devlet, tek ordu, tek Suriye anlayışı ile bütünleşmesi bizim en büyük arzumuzdur. “SDG” denilen yapının imzaladığı anlaşmalara uyması, Suriye'deki barış iklimini güçlendirecek ve kalıcı istikrarı kolaylaştıracaktır.
Kimse, çatışmaları körüklemeyi, gerilimi tırmandırmayı, zamana oynamayı aklının ucundan bile geçirmemeli.
Yanlış hesap bugüne kadar hem Şam'dan hem de Ankara'dan dönmüştür.
Kuşkusuz yine dönecektir.
Biz, tüm renkleriyle bir, bütün, güçlü, huzurlu bir Suriye'den yanayız.
Suriye'nin yanındayız.
Kürt, Arap, Türkmen, Nusayri demeden herkesi muhabbetle kucaklıyoruz.
Suriye halkı bizim dostumuz ve kardeşimizdir.
Bizim sorunumuz terörledir.
Ayrılıkçı emellerine ulaşmak için terörü bir yol ve yöntem olarak kullananlarladır.
Suriye'nin kuzeyindeki sorunun çözülmesiyle “Terörsüz Türkiye” sürecinin yükü de hafiflemiş oldu.
Meclis'teki komisyon, ortak raporunu tekemmül ettirmek üzere.
Temennimiz rapora, uzlaşının ve sürece dinamizm kazandıracak bir bakış açısının damga vurmasıdır. “Terörsüz Türkiye” hedefimiz, attığımız adımlarla terörsüz bölgeye doğru gidiyor ve inşallah her iki hedefe de suhuletle ulaşacağız.ANKARA'DAKİ SU MESELESİÖncelikle su medeniyetin, üretimin, enerjinin, kısaca yaşamın kaynağıdır.
Su yönetimi konusu da tecrübe ve vizyon ister.
Biz, su kaynaklarının korunması, insanımıza temiz, sağlıklı su ulaştırmanın gayreti içinde olduk.
Yıllar yılı “Su akar Türk bakar” dediler.
E ne oldu?
Biz tam aksini yaptık.
Ben, belediye başkanlığından geliyorum.
Istranca Dağları’ndan biz suyu İstanbul'a getirdik.
Belediyeyi kimden devralmıştık?
O zaman malum CHP zihniyetinden devralmıştık.
Istranca dağlarından 180 kilometre öteden suyu, biz İstanbul'a getirdiğimiz zaman, hepsi şok olmuştu.
Biz, onunla da kalmadık.
Aynı şekilde yine hattı Boğaz'dan, Boğaz'ın altından Anadolu yakasına geçirmek suretiyle Sakarya nehrinin suyunu da bir taraftan İstanbul'a getirdik.
Devamlı takviyeler yaptık.
Hep su kaynaklarının korunması ve insanımıza temiz sağlıklı su ulaştırmanın gayreti içinde olduk.
Şimdi CHP'li belediyeler, ellerindeki suyu millete ulaştıramıyor.
Geceleri bakıyorsun benim vatandaşım elinde bidonlarla gidiyor, tankerlerin kuyruğunda su bekliyor.
Aramızdaki fark bu.
Biz su zengini bir ülke değiliz.
Bu nedenle sizin de söylediğiniz gibi su stresi, hatta sıkıntısı yaşayan bir ülkeyiz.
Öncelikle tasarrufu önemsiyoruz ve milletimizi su tasarrufuna teşvik için sürekli projeler geliştiriyoruz.
Peki ne yapmamız lazım?
Belediyelerimizin su temini ile ilgili yaptığı çalışma dışında bizim bir diğer kaynağımız Devlet Su İşleri'dir.
Devlet Su İşleri de bu noktada harıl harıl çalışıyor.
Çünkü biz, belediyelerin su temininin dışında ayrıca Devlet Su İşleri'nin de su teminiyle inşallah bu işi yoluna koyacağız.CHP'Lİ BELEDİYELERİN YOLSUZLUK SORUŞTURMASIÖncelikle su medeniyetin, üretimin, enerjinin, kısaca yaşamın kaynağıdır.
Su yönetimi konusu da tecrübe ve vizyon ister.
Biz, su kaynaklarının korunması, insanımıza temiz, sağlıklı su ulaştırmanın gayreti içinde olduk.
Yıllar yılı “Su akar Türk bakar” dediler.
E ne oldu?
Biz tam aksini yaptık.
Ben, belediye başkanlığından geliyorum.
Istranca Dağları’ndan biz suyu İstanbul'a getirdik.
Belediyeyi kimden devralmıştık?
O zaman malum CHP zihniyetinden devralmıştık.
Istranca dağlarından 180 kilometre öteden suyu, biz İstanbul'a getirdiğimiz zaman, hepsi şok olmuştu.
Biz, onunla da kalmadık.
Aynı şekilde yine hattı Boğaz'dan, Boğaz'ın altından Anadolu yakasına geçirmek suretiyle Sakarya nehrinin suyunu da bir taraftan İstanbul'a getirdik.
Devamlı takviyeler yaptık.
Hep su kaynaklarının korunması ve insanımıza temiz sağlıklı su ulaştırmanın gayreti içinde olduk.
Şimdi CHP'li belediyeler, ellerindeki suyu millete ulaştıramıyor.
Geceleri bakıyorsun benim vatandaşım elinde bidonlarla gidiyor, tankerlerin kuyruğunda su bekliyor.
Aramızdaki fark bu.
Biz su zengini bir ülke değiliz.
Bu nedenle sizin de söylediğiniz gibi su stresi, hatta sıkıntısı yaşayan bir ülkeyiz.
Öncelikle tasarrufu önemsiyoruz ve milletimizi su tasarrufuna teşvik için sürekli projeler geliştiriyoruz.
Peki ne yapmamız lazım?
Belediyelerimizin su temini ile ilgili yaptığı çalışma dışında bizim bir diğer kaynağımız Devlet Su İşleri'dir.
Devlet Su İşleri de bu noktada harıl harıl çalışıyor.
Çünkü biz, belediyelerin su temininin dışında ayrıca Devlet Su İşleri'nin de su teminiyle inşallah bu işi yoluna koyacağız.