Haber Detayı

Bakırhan'dan Bahçeli yorumu: 'Türk milliyetçiliğinin kurucu partisinin lideri ezber bozuyor'
Politika artigercek.com
05/02/2026 15:27 (3 saat önce)

Bakırhan'dan Bahçeli yorumu: 'Türk milliyetçiliğinin kurucu partisinin lideri ezber bozuyor'

DEM Parti Eş Genel Başkanı Bakırhan, Bahçeli’nin Öcalan ile ilgili sözlerini 'cesur bir çıkış' olarak değerlendirdi; 'Türk milliyetçiliğinin kurucu partisinin lideri ilk defa ezber bozan bir yaklaşımla bakıyor.' Bakırhan bu perspektifi hayata geçirme sorumluluğunun da iktidarda olduğunu söyledi.

Artı Gerçek - DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin “Anadolu huzura, Öcalan umuda, Ahmet’ler makama, Demirtaş yuvasına dönünceye kadar kararımız nettir” sözlerini 'cesur bir çıkış' olarak değerlendirdi ve iktidarın sorumluluğuna işaret etti. 'DEVLET BEY HAKLI' Nefes gazetesinden Memduh Bayraktaroğlu’nun sorularını yanıtlayan Bakırhan, Bahçeli'nin çıkışını şöyle değerlendirdi: “Ekim 2024’ten beri MHP’nin çıkışları oldukça cesur.

Yedi kilitli kafesin içinde hapsolmuş hukuka, özgürlük ve demokrasiye hasret bu toplumun her bir ferdi artık huzura kavuşmak istiyor.

Anadolu ve Mezopotamya huzura kavuşmak istiyor.

Devlet bey haklı; biz onları anlamakta bazen zorluk çekebiliriz.

Onlar da bizi anlamakta zorluk çekiyor.

Birbirimizi anlayarak inşallah bu işi çözeceğiz.

Elbette düşüp kalkacağız, elbette bazı yol kazaları yaşanabilir.

Sonuçta yüz yıllık virajları keskin olan bir yolculuktan bahsediyoruz. 'TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİNİN KURUCU PARTİSİ EZBER BOZUYOR' İçinde inkar ve şiddetin olduğu bir asırdan bahsediyoruz.

Son yıllarda giderek artan bir ayrışma ve çatışma halinden söz ediyoruz.

Türk milliyetçiliğinin kurucu partisinin lideri ilk defa ezber bozan bir yaklaşımla bakıyor.

Bunun kıymeti ve önemi kelimelerle tarif edilemez.

Öcalan’ın 40 yıldır arayıp bulamadığı bir muhatap var karşısında.

Bu muhataplık Sayın Erdoğan’ın iradesi ve Sayın Bahçeli’nin ezber bozan yaklaşımlarıyla kuruluyor.

Sayın Bahçeli buzları, duvarları kırdı.

O badireli yolun önünü açtı. 'HAYATA GEÇİRMEK İKTİDARIN SORUMLULUĞUNDA' Şimdi bu yolu tüm Türkiye için gerekli olan hukuk, adalet ve demokrasiyle döşeme zamanı.

Biz de diyoruz ki ‘coğrafyamız barışa, hukuk rayına, sandık iradesine, siyasi tutuklular özgürlüğe ve bu halk hak ettiği bahara kavuşuncaya kadar bizim de sözümüz nettir ve arkasındayız.’ Sayın Bahçeli’nin ‘dediğimizin arkasındayız’ cümlesini önemsiyoruz.

Bu perspektifi artık hayata geçirmek iktidarın sorumluluğundadır.” Sözlerinin devamında Abdullah Öcalan’ın “süreci yürütecek en yetkili kişi“ olduğunu belirten Bakırhan, “O nedenle kendisine müzakereleri bizzat yönetebileceği özgür yaşam ve özgür çalışma koşulları/imkanları verilmelidir” dedi. 'TALEBİMİZ GÜÇLÜ YEREL DEMOKRASİ' Bakırhan, nasıl bir yönetim modeli istediklerine ilişkin soruya ise şöyle yanıt verdi: “21.

Yüzyıldaki küresel ve ulusal düzenin aksine dünyada ve Türkiye’de yeni bir merkez-yerel ilişkisine ihtiyaç var.

Bu ihtiyaç sadece Kürtlerin yaşadığı kentler için değil tüm Türkiye için ve belki de en çok İstanbul gibi metropoller için gereklidir.

Merkez ile yerel arasında yeni bir formülasyon hem merkezin yıpranmışlığına çözüm bulur hem de yerelin nefes almasını sağlar.

Türkiye’yi bölmek değil demokrasiyi büyütmek istiyoruz. ‘Özerk bölge‘ tartışması da yok.

Talebimiz güçlü yerel demokrasi, eşit yurttaşlık ve ortak vatan içinde hukukun güvencesiyle birlikte yaşamdır.” ANAYASA'DA VATANDAŞLIK TANIMI Anayasa’da vatandaşlık tanımının nasıl yapılması gerektiğine ilişkin Bakırhan, DEM Parti’nin yaklaşımını şöyle dile getirdi: “Türklük kavramının etnik değil, Kürtleri ve diğer halkları kapsayan kültürel-tarihsel bir içerikte olduğu iddiası sosyo-psikolojiye ve bilimsel ölçütlere aykırıdır.

Bu konuda yanlış anlaşılıyoruz.

Biz vatandaşlık tanımında ‘Türk’ün yanına Kürt’ü koyalım ve devam edelim’ demiyoruz.

TBMM Komisyon Raporumuzda da bu konu var.

Oradaki önerimiz de 'Anayasal vatandaşlık tanımının etnik vurguya girmeden kapsayıcı bir şekilde gözden geçirilmesi ve barış odaklı düzenlemelerin yapılabileceği' üzerinedir.

Biz ‘herhangi bir etnik kimlik vurgusu olmasın, herkesi kapsayan Türkiye yurttaşlığı vurgusu olsun’ diyoruz.

Etnik anlamda nötr bir vatandaşlık tanımıyla herkes kendisini bu ülkenin anayasasına, birlikte yaşamına, ortak değerlerine daha fazla ait hisseder.” 'TÜRKÇE'NİN RESMİ DİL OLMASI İLE İLGİLİ SORUNUMUZ YOK' Anadilde eğitim konusuna da değinen Bakırhan, bu konudaki taleplerin “ırkçılık“ olarak nitelendirilmesine karşı çıktı ve şunları söyledi: “Kürt halkının haklarını savunmak ‘ırkçılık’ değil eşit yurttaşlık mücadelesidir.

Irkçılık, hakları gasp edip kimliği inkâr etmektir.

Kürtçe anadil eğitim hakkı kimseye üstünlük değil ayrımcılığın bitmesi, devletin tüm dillerine eşit mesafede durmasıdır.

Öncelikle aracılığınızla bir şeyi net ifade edeyim.

Türkçe resmi dildir, Türkçeyi kendi dilimiz olarak görüyoruz, bu asla bir tartışma konusu değil.

Türkiye’nin resmi ve ortak dilinin Türkçe olmasıyla ilgili hiçbir sorunumuz yok.

Ama bu ülkenin vatandaşı olan Kürtlerin de anadilinde eğitim hakkı analarının ak sütü gibi helaldir.

Kürtçe, Lazca, Çerkesce ve diğer dillerin öğrenilmesi kimse için tehdit değildir ve anadilde eğitim istemek de ırkçılık değildir.” (POLİTİKA SERVİSİ)

İlgili Sitenin Haberleri