Haber Detayı
Hafriyat grubu’nun kurucularındandı! Mustafa Pancar hayatını kaybetti
Çağdaş Türk resminde “Hafriyat Grubu” olarak bilinen akımın kurucu isimlerinden Mustafa Pancar hayatını kaybetti.
Uluslararası Plastik Derneği Başkanı Denizhan Özer, Pancar’la son görüşmesini şu sözlerle anlattı: “Mustafa Pancar Hafriyat Grubu’nun kurucularındandı ve çok iyi bir sanatçıydı.
İstanbul’dan Londra’ya gitmişti.
Geçen sene Londra’da sanat fuarı sırasında görüşmüştüm.
Ağustosta akciğer kanseri olduğunu, hastalığın dördüncü evresine geldiğini öğrendi. 6 ay içinde orada çok tedavi gördü ama zaten yapacak bir şey yoktu.
İki gün önce de kaybettik.
Ben cenazenin yurda getirilmesi ile ilgileniyorum.
Cenazesi tahminimce 15 gün sonra burada olur.
Ruhu şad olsun.” SOKAĞI TUVALE TAŞIDILAR 1996 yılında Mustafa Pancar, Antonio Cosentino ve Hakan Gürsoytrak öncülüğünde kurulan Hafriyat Grubu, Türk plastik sanatlarında yerleşik akademik kurallara ve steril galeri anlayışına alternatif bir oluşum olarak ortaya çıktı.
Kendilerini “metropol gözlemcisi” olarak tanımlayan grup üyeleri, 2009 yılına kadar sürdürdükleri kolektif çalışmalarında İstanbul’un çarpık kentleşmesini, göç dalgalarını ve gündelik yaşamın sıradan detaylarını gerçekçi bir üslupla kayıt altına aldı.
MUSTAFA PANCAR HAKKINDA 1964 yılında İstanbul’da doğan Mustafa Pancar, 1987’de Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü Adnan Çoker Atölyesi’nden mezun oldu.
Sanat hayatına 1994 yılında açtığı ilk kişisel sergisiyle başlayan ressam, kariyeri boyunca “Kuryenin Rüyası”, “Uzaylılar-Halı Savaşları”, “Gölge Dünya” ve “Yolkenarı” gibi serilere imza attı.
Pancar, bireysel üretiminin yanı sıra Antonio Cosentino, Hakan Gürsoytrak ve Murat Akagündüz ile birlikte kurduğu Hafriyat Grubu ile İstanbul’dan Münih’e uzanan pek çok şehirde kolektif sergiler düzenleyerek bağımsız bir sanat alanı yarattı.
Eserlerinde resim, heykel ve enstalasyonu birleştirerek kurgusal anlatılar oluşturan sanatçı, 1990 kuşağının toplumsal gerçekçi tavrını kendi özgün diliyle yorumladı.
Gazete kupürlerinden eski dergilere kadar geniş bir görsel arşivi “alıntı” yöntemiyle tuvallerine taşıyan Pancar, çalışmalarının merkezine her zaman kenti ve gündelik hayatı yerleştirdi.
Okul açılışlarından halk otobüslerine kadar sıradan anları resmeden sanatçı, İstanbul’un geçirdiği kültürel ve mimari dönüşümü sosyolojik bir dikkatle belgeleyen bir üslup benimsedi.