Haber Detayı

Sürdürülebilir bir sanat modeli: Gate 27
Dünya+ dunya.com
06/02/2026 00:00 (3 saat önce)

Sürdürülebilir bir sanat modeli: Gate 27

Ayvalık ve İstanbul’daki yerleşkeleriyle sanatçı, küratör ve araştırmacılara atölye ve araştırma ortamı sağlayan Gate 27, uluslararası konuk ağırlama oluşumunun ötesinde doğaya saygılı disiplinlerarası bir sanat ekosistemi yaratıyor.

Meltem KERRARmeltemkerrar@gmail.comMelisa Sabancı Tapan ta­rafından 2019’da kuru­lan uluslararası konuk yaratıcı programı Gate 27, geçtiği­miz haftalarda bir rapor yayınladı. 2019–2024 yılları arasında prog­rama katılan konuklar için Gate 27’nin yarattığı sosyal etkiyi an­lamak ve görünür kılmak amacıy­la hazırlanan rapor, Social Value International’ın raporlama me­todolojisi kullanılarak gerçekleş­tirilmiş.

Bu vesileyle Türkiye’de çok sayıda olmayan bu oluşumu tanımak istedik.

Farklı pratikle­rin araştırma ve üretim süreçleri­ni desteklemek ve disiplinlerarası etkileşime zemin yaratmak ama­cıyla kurulan Gate 27, sanatı ve yaratıcı üretimleri bir araştırma yöntemi olarak ele alıyor.

Sanatçı, küratör, araştırmacı ve farklı di­siplinlerden profesyonelleri eko­loji, sürdürülebilirlik, erişilebilir­lik ve yerel yaratıcı ağlar etrafın­da bir diyalog kurmaya davet eden oluşum, konuklarını İstanbul ve Ayvalık’taki yerleşkelerinde ağır­lıyor.

Katılımcılara fikirlerini üre­time dönüştürebilecekleri sakin bir çalışma ortamı ve atölye sağ­lamanın yanında, araştırmalarını derinleştirebilmeleri için çeşitli kaynaklara ve kişilere ulaşmala­rında desteği de veriliyor.

Bu ko­şullarda 4-12 hafta arasında çalı­şan katılımcılar, programda daha önce konuk olmuş sanatçı ve araş­tırmacılardan oluşan geniş ve de­vamlı büyüyen bir iletişim ağının da parçası oluyor ve aynı zamanda uzman isimlerin danışmanlığın­dan da faydalanıyorlar.Ekolojik bakış Gate 27 küresel ekolojik krizi dikkate almasıyla da öne çıkıyor.

Katılımcıları bu bağlamda gelece­ğin yolunu açmaya yardımcı olabi­lecek yaratıcı çözümler üretmeye teşvik eden oluşum, kurum içinde kimyasal olmayan ve biyolojik ola­rak parçalanabilen ürünler kul­lanırken atık üretimini en düşük ölçekte tutmaya çalışıyor ve geri dönüşüm yapıyor.

Yeşil enerji kul­lanan ve yağmur suyu toplayıcıları bulunan oluşum gıda konusunda da yerel ürünleri tercih ediyor.Gate 27 Direktörü Burak Mert Çiloğlugil’e merak ettiklerimizi sorduk.2019 yılından bu yana faali­yet gösteren bu oluşumun ana hedefleri neler?

Bu bağlamda kurumun verdiği hizmet kap­samını anlatır mısınız?

Farklı pratiklerin araştırma ve üretim süreçlerini desteklemek ve disiplinlerarası etkileşime ze­min yaratmak en büyük amacımız.

Sanatçı konuklarımızın ulaşmak­ta güçlük yaşadığı imkânları su­nabilmeyi önemsiyoruz.

Bu kap­samda üniversiteler ile olan işbir­liklerimiz konuklarımıza teorik ve pratik anlamda önemli katkılar sunuyor.

Özellikle Sabancı Üni­versitesi’nin güçlü desteği saye­sinde biyomalzeme üzerine çalı­şan konuklarımıza üniversitenin çeşitli laboratuvarlarında deney yapma ve yeni malzeme geliştirme imkanları sunduk.

Bununla birlik­te sanat temelinden gelmeyen ko­nuklarımızı da bir sanatçı ile işbir­liği yapmaya teşvik ederek farklı bakış açılarının günümüz sorun­larına getirebileceği çözüm olası­lıklarına odaklanıyoruz.Yakın zamanda yayınladığı­nız ilk sosyal etki raporunda Social Value International’ın etki ölçüm metodolojisi kul­landınız.

Nasıl bir sonuç çıktı ortaya?

Bu araştırma modeli sayesinde konuklarımızın yaşadıkları de­ğişimleri bir zincir halinde takip edebiliyor ve neden-sonuç ilişkisi kurarak faaliyetlerimizin sonuç­larına dair derin bir iç görü kaza­nabiliyoruz.

İlk sosyal etki raporu­muzun sonuçlarını finansal olma­yan bir bakış açısıyla raporlamayı tercih ettik.

Beş yıl gibi uzun bir süreyi değerlendirirken gelecek sosyal etki raporlamalarımız için güvenilir bir baz oluşturmayı he­defledik.

İlk sosyal etki raporu­muzda konuklarımızın yüzde 97’si projelerinin sanatsal değerin­de artış hissi yaşadıklarını, yüzde 94’ü konuk programı katılımla­rı sırasında yeni üretim teknikle­ri denediklerini ve mesleki olarak daha donanımlı hissettiklerini ve sonuç olarak sanat üretimine de­vam etmek için özgüven ve cesaret kazandıklarını ifade etti.

Katılım­cıların yüzde 90’ı konuk progra­mı sayesinde sektördeki görünür­lüklerinin arttığını, profesyonel çevrelerden daha fazla takdir gör­düklerini ve yeni üretim teknik­leri denemeye yöneldiklerini be­lirtti.

Yüzde 87’si konuk programı sırasında aldıkları profesyonel da­nışmanlığın çalışmalarını şekil­lendirmede önemli bir rolü oldu­ğunu vurguladı.

Yine aynı oranda konuk program kapsamında sun­duğumuz basın toplantıları, ge­ri bildirim seansları ve özel gös­terimler aracılığıyla sunum tek­niklerini ilerlettiklerini ifade etti.

Yüzde 81’i ise farklı sektörlerle ça­lışma fırsatı yakalayarak disiplin­ler arası çalışma fırsatları yakala­dığını belirtti.

Özetle, Gate 27’nin katılımcılar için yalnızca bir üre­tim mekânı değil; aynı zamanda düşünsel derinleşmeyi, mesleki gelişimi ve özgüveni destekleyen bir alan sunduğunu da gösteriyor.Elbette olumlu etkiler yanında yaşanan olumsuz etkileri de ra­porda şeffaf bir şekilde gösterdik.

Özellikle sanatçıların konuk prog­ramlarına katılmaları, düzenli ge­lirlerinden belirli süreliğine vaz­geçmeleri anlamına geliyor.

Bu da finan­sal güvenlik hissinde düşü­şü beraberin­de getiriyor.

Her ne kadar Ga­te 27’nin ko­nuk programı katılımcıları­nın yüzde 78’i, program kap­samında sundu­ğumuz finansal destekleri finansal gü­venlik hissi yaşamaları için yeterli bulmuş olsa da yüzde 22’lik bir kesim hala yeterli deste­ği göremediğini ifade etti.

Bu geri bildirimi kıymet­li buluyoruz.

Bu sa­yede endüstri ile olan iş birliklerimizde fark­lı modeller geliştirmek.Melisa Sabancı Tapan: Geleceğe yönelik çözümler için bir ekosistem Gate 27, farklı disiplinlerden gelen öncü zihinlerin, geleceğe yönelik çözümler üretmek üzere buluştuğu bir ekosistem.

Yaratıcılığın, sürdürülebilirliğin ve inovasyonun yalnızca geçici kavramlar değil, kültürel dönüşümün temeli olduğu bir dünya hayal ediyoruz.

Kitlesel etkilerdense küçük başlayan, fikir ve ilham yoluyla büyüyüp gelişen anlamlı ve köklü bir değişimin peşindeyiz.

Gate 27 sürekli gelişen, yeni koşullara adapte olan ve bu sayede güncel sorunlara çözüm üretmek için çalışan bir yapı.

Bu doğrultuda konuklarımıza sunduğumuz araştırma ve üretim imkanlarını geliştirmeyi, bu sayede kariyerlerine olumlu katkı yapmayı, kendilerine sunduğumuz konuk programı imkânlarını genişleterek daha konforlu bir konuk süreci geçirmelerini ve olabildiğince yaratıcı düşün-ceye kanalize olmaları için alan açmayı hedefliyoruz.SANATIN 'ARTI'SIYılmaz Zenger’in eserleri sanatseverlerle buluşuyorDisiplinler arasında dolaşan üretimleriyle tanınan Yılmaz Zenger’in eserleri, kapsamlı bir kataloglama ve konservasyon sürecinin ardından Memorial Göztepe Hastanesi’nde süresiz olarak sanatseverlerle buluşuyor.Zenger’in dağılma ve kaybolma ihtimaliyle karşı karşıya kalan 286 eserlik koleksiyonu, Memorial Sağlık Grubu tarafından koruma altına alınarak tekrar sanatseverlere sunuldu.Küratör Pelin Derviş’in hazırladığı sergide yer alan eserler, sekiz ay süren kataloglama, bakım, temizlik ve restorasyon sürecinin ardından güncel kültür-sanat ortamına yeniden kazandırılmış oldu.

Herkese açık olarak kurgulanan ve hastanenin farklı bölümlerine yerleştirilen eserlerden oluşan seçki, sanat ile gündelik yaşam arasındaki sınırları kaldırarak mekânın içinde yaşayan bir anlayışla sunuldu.1933–2018 yılları arasında yaşayan Zenger, mimarlıktan endüstriyel tasarıma, fotoğraftan sinemaya, modadan sanata uzanan geniş bir alanda üretim yaptı.

Kompozit malzemeyi heykel ve mobilyalarında kullanan ilk isimler arasında yer aldı.

Zenger’in pratiği bugün hâlâ çağdaş tasarım, kent, teknoloji ve malzeme araştırmaları açısından önemli bir referans noktası olarak görülüyor.

Yılmaz Zenger’in üretimlerinin önemli bir bölümünden oluşan sergi, Memorial Göztepe Hastanesi’nde herkese açık ve kalıcı olarak gösterilecekAKM’de sevgililer günü heyecanı Jonaska Ensemble ile başlayacakİstanbul Atatürk Kültür Merkezi (AKM), 7 Şubat tarihinde dünyaca ünlü Janoska Ensemble’ın sınırları aşan "Janoska Style" yorumuyla Sevgililer Günü coşkusuna ev sahipliği yapacak.

Topluluk, büyük ses getiren albümleri “Vivaldi: The Four Seasons – Janoska Style” ile klasik müziğin en tanınmış eserlerinden biri olan Vivaldi’nin Dört Mevsim’ini özgün yorumlarıyla sahneye taşıyacak.

Klasik, caz ve çigan müziğini harmanladıkları kendilerine özgü “Janoska Stili” ile tanınan topluluk, doğaçlamaya dayalı sanatsal yaklaşımlarıyla dikkat çekiyor.

Daha önce Deutsche Grammophon etiketiyle yayımlanan albümleriyle altın plak kazanan Janoska Ensemble, bu kez barok müziğin zamana meydan okuyan başyapıtlarından Dört Mevsim’i yeniden yorumlayacak.Vivaldi Seasons "In Janoska Style" Janoska Ensemble Sevgililer Günü Konseri; 07 Şubat saat 21:00’de Türk Telekom Opera Salonu’nda.

İlgili Sitenin Haberleri