Haber Detayı

Erdoğan'dan İran mesajı: Yeni savaş istemiyoruz
Gündem hurriyet.com.tr
06/02/2026 07:02 (3 saat önce)

Erdoğan'dan İran mesajı: Yeni savaş istemiyoruz

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan “Amerika ve İran geriliminin bölgeyi yeni bir çatışmaya, kaosa sürüklemeden düşürülmesi için elimizden geleni yapıyoruz. Hepimizin barışın tarafında yer alması, en akılcı seçenektir” dedi. Erdoğan Mısır dönüşü uçakta gazetecilerin sorularını yanıtlarken özetle şunları söyledi:

İŞİ SICAK TUTUYORUZ“(İran-ABD gerginliğinin başlamasından sonra İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve ABD Başkanı Donald Trump ile görüşmeleri) Öncelikle Amerika ve İran arasındaki gerilimin bölgeyi yeni bir çatışmaya, kaosa sürüklemeden düşürülmesi için elimizden geleni yapıyoruz.

Onun için de biliyorsunuz ABD Başkanı Donald Trump ile görüşmem oldu ve İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile hemen ertesi gün görüştüm.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile de İstanbul’da Dışişleri Bakanımla beraber üçlü bir görüşme yaptık.

İşi sıcak tutuyoruz.

İran’a askeri müdahaleye karşı olduğumuzu net şekilde ortaya koyduk ve bunu muhataplarımıza ilettik.

Şu ana kadar tarafların diplomasiye alan açmak istediğini görüyorum.

Askeri gerilim bu kadar artmışken müzakere masasının bir şekilde kurulacak olması da önemlidir.

Umarız sorunlar diyalog yoluyla çözülür ve bölgemizde yeni bir çatışma baş göstermez.ATEŞ ÇEMBERİNDEN SIYRILMANIN VAKTİ ÇOKTAN GELMİŞTİR(Körfez ülkelerinin İran’a yaklaşımları biraz daha Amerikan yanlısı gibiydi daha önceki yıllarda.

Şimdi Türkiye’nin politikalarına yakın gibi duruyorlar) Her şeyden önce biz bölgemizde yeni bir savaş istemiyoruz.

Suudi Arabistan da tabii ki bu bölgedeki çatışmalardan etkileniyor.

Onlar da bölgemizde huzurun, barışın ve sağduyunun hâkim olmasını istiyor.

Hassasiyetlerimiz genel manada örtüşüyor.

Herkes biliyor ki; bölgemizde tam anlamıyla tesis edilecek huzur, barış ve istikrar hepimize kazandırır.

Çatışmaların, kanın, gözyaşının hâkim olduğu bir coğrafyada ise kesinlikle herkes kaybeder.

Bu nedenle hepimizin barışın tarafında yer alması, en akılcı seçenektir.

Bölge ülkelerinin son yıllarda yaşanan çatışmalı süreçlerden, bunu net bir şekilde gördüğünü ve bizim duruşumuzu desteklediklerini de düşünüyorum.

Artık, etrafımızı saran ateş çemberinden sıyrılmanın, yanan ateşleri söndürmenin, vakti çoktan gelmiştir.

Sağduyu burada ortak paydadır.

Bu meseleye sadece askeri pencereden bakmak, bölgeyi felakete götürür.

Ateşi daha fazla harlamanın kimseye faydası olmaz.

Bölgemiz kana, gözyaşına, savaşlara doymuştur.(Türkiye, Gazze barış planının uygulanmasında nasıl bir rol üstlenecek) Türkiye, Gazze barış planının olması gerektiği gibi işletilmesi ve Gazze’de huzurun, istikrarın yeniden tesis edilmesi için etkin bir rol oynayacaktır.

Biz, Gazze’de Filistinli kardeşlerimizin hak ettikleri onurlu bir geleceğe ve kalıcı bir barışa ulaşmasını istiyoruz.

Barışı, kağıt üzerinde değil, sahada tesis etmekten yanayız.

Gazze’de yaşanan zulümlere, soykırıma varan uygulamalara, açlığın silah olarak kullanılmasına karşı olmak için, Müslüman olmak gerekmez.

Bizim duruşumuz, öncelikle insanlığın temel değerlerini muhafazadır.

Ateşkes, insani yardım ve sivillerin korunması için atılacak adımların bir an önce hayata geçirilmesi gerekiyor.

Türkiye bunları sağlamak için büyük bir çaba gösteriyor.(Gazze meselesinde çözüm için arayışlarda Mısır’ın yaklaşımları Türkiye’nin görüşleriyle örtüşüyor mu?) Mısır, Gazze’deki zulmün etkilerini en yakından hisseden ülkelerden biri.

Mısır’ın da Gazze ve Filistin meselesinin daha fazla derinleşmesini istemediğini gördük ve bunu biliyoruz.

Bölgenin yeni bir yangını kaldıracak hali yok.

Bunu Mısır yönetimi de çok iyi görüyor.

İsrail’in bölgede yıllardır oluşturduğu sistematik istikrarsızlık, Mısır’ı da süreç içerisinde yıprattı.

Bu çatışmaların sona ermesini, Filistin’in huzura kavuşmasını bizim kadar Mısır da istiyor.

Mısır’ın bulunduğu yer kritik.

Hem coğrafi konumu, hem tarihi sorumluluğu itibarıyla Gazze’nin kaderinde önemli bir aktör.

Bu nedenlerle Gazze’de ve bütün Filistin’de istikrarın sağlanması, Mısır’ın da çıkarınadır.

Gazze’ye Refah’tan insani yardımların girişi ve yardımların organizasyonu için ortaya koydukları gayret takdire şayandır.YANLIŞ HESAP HEM ŞAM’DAN HEM ANKARA’DAN DÖNMÜŞTÜR(Suriye’deki son gelişmeler, Türkiye’deki ‘Terörsüz Türkiye’ projesinde yeni bir ivmelenmeyi getirebilir mi?

Bu anlamda Meclis’e bir çağrınız olur mu?) Suriye’nin kuzeyinde istikrarın ve huzurun tesisi, bizi doğrudan ilgilendiriyor.

Komşumuzun tek devlet, tek ordu, tek Suriye anlayışı ile bütünleşmesi bizim en büyük arzumuzdur. “SDG” denilen yapının imzaladığı anlaşmalara uyması, Suriye’deki barış iklimini güçlendirecek ve kalıcı istikrarı kolaylaştıracaktır.

Kimse çatışmaları körüklemeyi, gerilimi tırmandırmayı, zamana oynamayı aklının ucundan bile geçirmemeli.

Yanlış hesap bugüne kadar hem Şam’dan hem de Ankara’dan dönmüştür.

Kuşkusuz yine dönecektir.

Biz, tüm renkleriyle bir, bütün, güçlü, huzurlu bir Suriye’den yanayız.

Suriye’nin yanındayız.

Kürt, Arap, Türkmen, Nusayri demeden herkesi muhabbetle kucaklıyoruz.

Suriye halkı bizim dostumuz ve kardeşimizdir.

Bizim sorunumuz terörledir.

Ayrılıkçı emellerine ulaşmak için terörü bir yol ve yöntem olarak kullananlarladır.

Suriye’nin kuzeyindeki sorunun çözülmesiyle “Terörsüz Türkiye” sürecinin yükü de hafiflemiş oldu.

Meclis’teki komisyon, ortak raporunu tekemmül ettirmek üzere.

Temennimiz rapora, uzlaşının ve sürece dinamizm kazandıracak bir bakış açısının damga vurmasıDEPREM TURİSTLERİ HAREKETLENMİŞ“(6 Şubat depremlerinin üçüncü yılı ve muhalefetin eleştirileri) Anlaşılan asrın felaketinin yıl dönümü yaklaşıyor diye, deprem turistleri yine hareketlenmiş vaziyette.

Gittikleri, gezdikleri yerlerde yapılanları görmezden gelmekse, en büyük maharetleri.

Alemi kör, milleti sersem sanan bir muhalefet anlayışıyla karşı karşıyayız.

Onlara kalsa, milletimiz hala açıktaydı.

Onlara kalsa, deprem bölgesindeki insanlarımız yuvalarına kavuşmamıştı.

Onlara kalsa, deprem bölgesinde derin bir insanlık dramı yaşanıyor olacaktı.

Neyse ki milletimiz, yaklaşan siyasi tehlikeyi gördü ve onları kenarda tuttu.

Muhalefet ilk günden itibaren “yapamazlar, bitiremezler, enkazın altında kalırlar” diyerek yaşanan felaketten rant devşirmeye kalkıştı.

Yönettikleri bazı büyükşehirlerde deprem gibi büyük bir felaket yaşanmamışken, milleti bir yudum suya, temel belediyecilik hizmetlerine muhtaç edenler, yolsuzluklara, türlü çeşit hırsızlıklara kol kanat gerenler 11 ili dört başı mamur bir şekilde yeniden inşa eden bir iktidara laf söyleyebiliyor. 455 BİN KONUT KÜÇÜK BİR ÜLKE KURMAK DEMEK“455 bin konut demek, sıradan bir şey değil, küçük bir ülke kurmak demektir.

Bunu dünyada bizim dışımızda bu kadar kısa sürede başarabilecek ikinci bir devlet yok.

Bizim yaptıklarımız gün gibi ortadadır.

Bunca yıl, eser ve hizmet ürettik ve onlarla konuştuk.

Muhalefetten farkımız budur.

Yıllardır milletimize, ülkemizdeki muhalefet sorununu anlatamıyoruz.

Alışkınız bunlara.

Çünkü gerçeği göremez, hakikati söyleyemez, doğruyu duyamazlar.

İnşallah Osmaniye’de bir kez daha milletimizle kucaklaşacak, onlara verdiğimiz sözleri tutmuş olmanın rahatlığıyla hasbihal edeceğiz.”

İlgili Sitenin Haberleri