Haber Detayı

'Finansmana erişim zor, kalifiye eleman yok, vergi ve kredide yeni erteleme şart!'
şehir ekonomigazetesi.com
06/02/2026 07:41 (3 saat önce)

'Finansmana erişim zor, kalifiye eleman yok, vergi ve kredide yeni erteleme şart!'

6 Şubat depremlerinin yıl dönümünde değerlendirmelerde bulunan bölge iş insanları; finansmana erişimin güçlüğünden kalifiye eleman sıkıntısına, arsa maliyetlerinin yüksekliğinden vergi ve kredi ödemelerine kadar birçok soruna çözüm bulunmasını istiyor.

VEYSEL AĞDAR - ALİ ESKALEN - MAHİR SOLMAZ - NİHAT DÜZGÜN - ERAY ŞEN Kahramanmaraş merkezli 11 ili etkileyen 6 Şubat 2023 depremlerinin barınma, beslenme, eğitim, sosyal, psikolojik ve ticari alanlarda açtığı yaralar hala sarılmaya çalışılıyor.

Üzerinden üç yıl geçti, birçok sorunun çözümü için önemli adımlar atıldı.

Bölge iş dünyası da ticaret ve sanayi hayatının eski dinamizmine kavuşması için çabalarını sürdürüyor.

Her kentin sorunu hemen hemen aynı… Bölge iş insanları; finansmana erişimin güçlüğünden kalifiye eleman sıkıntısına, arsa maliyetlerinin yüksekliğinden vergi ve kredi ödemelerine kadar birçok soruna çözüm bulunmasını talep ediyorlar.

KAHRAMANMARAŞ Buluntu: Sanayi yeniden üretim refleksi kazandı ancak toparlanma homojen değil ■ Kahramanmaraş Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mustafa Buluntu, 6 Şubat depremlerinin ardından kentte sanayi ve ticaret hayatının büyük darbe aldığını, ancak geçen üç yıllık süreçte üretim ve ihracatta yeniden toparlanma eğilimi yakalandığını söyledi.

Depremin hemen ardından Kahramanmaraş’ta sanayi ve ticaretin alışılmış işleyişinin aniden durduğunu belirten Buluntu, “Özellikle KOBİ’ler açısından üretimi yeniden başlatmak yalnızca makineleri çalıştırmak değil, personeli şehirde tutmak, hammaddeye erişmek ve finansman bulmak demek.

Tesis hasarları, enerji ve su kesintileri, barınma sorunları, iş gücü kaybı ve tedarik zincirindeki kopuşların en temel sorunlar olarak öne çıktı” diye konuştu.

Gelinen noktada sanayinin yeniden üretim refleksi kazandığını kaydeden Buluntu, şunları söyledi, “Fabrikaların büyük bölümü faaliyete geçti, ticaret ve ihracat kanalları yeniden işler hale geldi.

Ancak toparlanma sektörlere ve işletme ölçeklerine göre farklı hızlarda ilerlemekte.

OSB’lerde kapasite kullanım oranlarının kademeli olarak artıyor.

Ancak tüm sektörlerde deprem öncesi seviyelere eş zamanlı dönüş sağlanamadı.” İhracatta geri dönüş sinyali  İhracat rakamlarının toparlanma sürecini net biçimde ortaya koyduğunu belirten Buluntu, 2022 yılında 1 milyar 464 milyon dolar olan ihracatın 2024’te 1 milyar 128 milyon dolara gerilediğini, 2025 yılı itibarıyla ise 1 milyar 278 milyon dolara yükseldiğini aktardı.

Buluntu, bu artışın Kahramanmaraş sanayisinin dış pazarlardaki rekabet gücünü yeniden kazanmaya başladığını gösterdiğini söyledi.

İstihdamda sayısal toparlanmaya rağmen nitelikli iş gücü kaybının devam ettiğini vurgulayan Buluntu, ustabaşı, teknik personel, mühendis ve dış ticaret çalışanı gibi kritik pozisyonlarda ciddi eksiklikler yaşandığını ifade etti.

Kentte yaklaşık 206 bin kayıtlı istihdam bulunduğunu belirten Buluntu, bunun yaklaşık yüzde 30’unun yeniden inşa ve TOKİ projelerinde çalışan geçici iş gücünden oluştuğunu, bu durumun sanayi açısından verimlilik ve süreklilik sorunlarına yol açtığını kaydetti.

Finansman, en büyük sorun  Deprem sonrası sağlanan kredi, vergi ertelemeleri ve teşviklerin ilk aşamada önemli katkı sunduğunu belirten Buluntu, işletmelerin asıl ihtiyacının uzun vadeli ve sürdürülebilir finansman imkânları olduğunu söyledi.

Mücbir sebep halinin sona ermesiyle vergi ve SGK borçlarında teminat şartlarının firmaları zorladığını ifade eden Buluntu, KOSGEB kredi borçlarının silinmesi ya da uzun vadeli yapılandırılmasının toparlanma sürecini hızlandıracağını dile getirerek, “Merkezi hükümetten deprem bölgesine özgü koşulları gözeten, üretimi önceleyen uzun vadeli politikalar bekliyoruz.

Düşük maliyetli ve uzun vadeli finansman destekleri, vergi ve SGK borçlarında yapılandırmayı kolaylaştıran düzenlemeler ile kamu destekli kredi borçlarına yönelik esnek modellerin bölgenin kalıcı toparlanması açısından hayati önem taşıyor” diye konuştu.

HATAY Çinçin: Üretimin önündeki en büyük engeller nitelikli iş gücü ve finansmana erişim ■ Hatay Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Hikmet Çinçin, 6 Şubat depremlerinin üçüncü yılında üretimde toparlanma sürecinin sürdüğünü ancak nitelikli iş gücü kaybı, finansmana erişim sorunu ve altyapı eksikliklerinin hâlâ en büyük engeller olduğunu söyledi. 6 Şubat depremleri Hatay’da yalnızca fiziki değil, aynı zamanda derin bir ekonomik yıkıma yol açtığını vurgulayan Çinçin şunları söyledi: “Valilik verilerine göre kentte 15 bin 599 iş yeri yıkıldı ya da ağır hasar aldı.

Son üç yılda ekonomik hareketlilik önce konteyner çarşılar ve geçici ticaret alanlarıyla başladı, ardından TOKİ tarafından inşa edilen iş yerlerinin teslimiyle yeni bir aşamaya geçti.

Ancak çok sayıda esnafın müşteri portföyünü ve tedarik zincirini kaybetmesi nedeniyle ticaret henüz tam anlamıyla normalleşmedi.” Sanayi eski kapasitesine ulaşamadı  Deprem sonrası en büyük darbeyi imalat sanayi, lojistik ve tarım sektörlerinin aldığını kaydeden Çinçin, “İşletmelerin önemli bölümü üretim hatlarını onarmış olsa da, kalifiye iş gücü eksikliği ve finansman sıkıntıları nedeniyle deprem öncesi kapasite kullanım oranlarına ulaşılamadı.

İhracatta ise Suriye pazarındaki normalleşme ve özellikle inşaat malzemelerine yönelik talep kısmi bir hareketlilik sağladı” dedi.

Hatay ekonomisinin karşı karşıya olduğu en önemli yapısal sorunun nitelikli iş gücü kaybı olduğunu ifade eden Çinçin, “Yetişmiş teknik personelin kentten ayrılması üretim çarklarının eski hızına dönmesini zorlaştırıyor.

Kalıcı geri dönüş için yalnızca konut üretimi yeterli değil, sağlık, eğitim ve ulaşım altyapısının tam kapasiteyle çalışması, istihdama özel desteklerin artırılması ve bölgeye özgü teşvik mekanizmalarının hayata geçirilmesi gerek” Finansmana erişim en büyük engel Depremin ardından sağlanan vergi ertelemeleri ve kredi paketleri ilk dönemde “can suyu” işlevi gördüğünü kaydeden Çinçin, “Ancak Şubat 2026 itibarıyla ertelenen vergi, SGK ve kredi borçları işletmelerin karşısına birikmiş ağır bir yük olarak çıkıyor.

Ticaret hacminin henüz eski seviyelere ulaşmaması nedeniyle birçok işletme yeterli nakit akışına sahip değil.

Öte yandan yüksek faiz ve teminat şartları nedeniyle standart banka kredileri esnaf için erişilebilir olmaktan uzak.

Bu nedenle yalnızca borç ertelemesi yeterli olmayacak.

Geri ödemesiz hibeler ile en az 2-3 yıl anapara ödemesiz, düşük faizli ve uzun vadeli özel kredi paketlerinin devreye alınmalı” diye konuştu.

Lojistik altyapıda kısmi iyileşmeler sağlansa da Antakya Küçük Sanayi Sitesi’nin tam kapasiteyle faaliyete geçememesinin tedarik zincirini olumsuz etkilediğini vurgulayan Çinçin, “Bu durum OSB’lerdeki fabrikaların bakım, onarım ve fason üretim süreçlerini yavaşlatırken maliyetleri artırıyor.

Büyük fabrikalar küçük atölyeler olmadan sürdürülebilir bir yapıya kavuşamaz, küçük sanayi sitelerinin hızla ayağa kaldırılması gerek” dedi.

Altyapıdaki kesintiler üretimi aksatıyor  Sanayi tesislerinde yaşanan elektrik kesintileri, su basıncı yetersizliği ve internet altyapısındaki sorunlar üretimde ani duruşlara yol açıyor.

Enerji, su ve iletişim altyapısının afetlere dayanıklı ve kesintisiz hizmet verecek şekilde modernize edilmesi gerekiyor.

Ayrıca KDV iadelerindeki gecikmeler sanayicinin nakit akışını zorlamakta, süreçleri hızlandıracak bir “İhtisas Vergi Dairesi” kurulmalı”.

Hatay esnafının hâlâ konteyner çarşılarda faaliyet gösterdiğini hatırlatan Çinçin, “Basit Usulden Gerçek Usule” geçişin en az 2027’ye kadar ertelenmesini talep etti.

Birikmiş borçlar için ise esnek taksitlendirme ve yapılandırma isteyen Çinçin, ayrıca kalifiye personel kaybını önlemek amacıyla 6111 ve 27103 sayılı sigorta prim teşviklerinin yeniden devreye alınması, sigorta prim yükünün hafifletilmesi ve bölgeye özel indirimli vergi oranlarının uygulanmasının ticari hayata nefes aldıracağının altını çizdi.

Enerji maliyetlerinin üretim üzerindeki baskısına dikkat çeken ve deprem bölgesine özel indirim ve destek mekanizmalarının devreye alınması gerektiğini kaydeden Çinçin, Hatay’ın stratejik bir lojistik merkez olduğunu, yolların iyileştirilmesi ve gümrük kapılarının 24 saat esasına göre daha etkin çalıştırılmasıyla ticaretin hız kazanacağını belirtti.

MALATYA Sadıkoğlu: 4 bin işletme hala konteynerde faaliyet gösteriyor ■ Malatya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Oğuzhan Ata Sadıkoğlu, 6 Şubat depremlerinin üzerinden 3 yıl geçmesine rağmen kentin hâlâ toparlanma sürecinde olduğunu söyledi.

Asrın felaketinde Malatya’da 35 bin 680 binanın ağır hasar aldığını, 27 bin 500 iş yerinin kullanılamaz hale geldiğini ifade eden Sadıkoğlu, teslim edilen iş yerlerinde faaliyete geçiş oranının düşük olduğunu, yaklaşık 4 bin işletmenin hâlâ konteynerlerde faaliyet gösterdiğini söyledi.

Sadıkoğlu, mücbir sebep süresinin bitmesiyle başlayan vergi ve kredi ödemelerinin KOBİ’leri zorladığını dile getirdi.

Nitelikli göç geri dönmedi  TÜİK verilerine göre, deprem sonrası 103 bin kişinin Malatya’dan ayrıldığını belirten Sadıkoğlu, gidenlerin büyük kısmının nitelikli personel olduğunu, OSB ve ticari alanlarda ciddi personel açığı bulunduğunu, özellikle beyaz ve mavi yakalı çalışan ihtiyacının sürdüğünü kaydetti.

Deprem öncesi 42 bin kişinin çalıştığı Malatya OSB’de istihdamın 30 bine gerilediğini, fabrika sayısının 403’ten 377’ye düştüğünü aktaran Sadıkoğlu, yüksek arsa fiyatları nedeniyle yeni yatırımcının çevre illeri tercih ettiğini söyledi.

Deprem öncesi dönüm fiyatı 200 bin TL iken bugün 2 milyon 500 bin TL’ye yükseltilmiş durumda diyen Sadıkoğlu, Elazığ’da dönüm 300 bin TL, Adıyaman’da 600 bin TL, Kahramanmaraş’ta 750 bin TL.

Hal böyle olunca yeni yatırımcı Malatya’yı değil, civar illeri tercih ediyor.

Reel sektörün en büyük ihtiyacının finansman olduğunu söyleyen Sadıkoğlu, yüzde 45-50 seviyelerindeki faiz oranlarıyla ayakta kalmanın zor olduğunu belirterek, düşük faizli ve özellikle KOSGEB üzerinden sağlanacak sıfır faizli kredilerin işletmelere can suyu olacağını ifade etti. 6.

Bölge teşvikleri uzatılmalı  OSB istihdamının yüzde 52’sini oluşturan tekstil sektöründe çalışan sayısının 21 binden 15 bine gerilediğini belirten Sadıkoğlu, artan maliyetler nedeniyle firmaların rekabet gücünü kaybettiğini ve çok sayıda fabrikanın kapandığını ifade etti.

Malatya’nın ihracat sıralamasında 33’üncülükten 39’unculuğa gerilediğini, 2025 ihracatının yüzde 21,3 düşüşle 334,9 milyon dolar olduğunu açıklayan Sadıkoğlu, 6.

Bölge teşviklerinin süresinin en az 3 yıl uzatılmasını talep etti.

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından hazırlanan Sanayi Alanları Master Planını Türkiye’nin sanayi geleceği açısından önemli bir adım olarak gördüklerini vurgulayan Sadıkoğlu, “Samsun-Mersin hattında yer alan 13 ilde, toplam 59 bin hektarlık 16 yeni sanayi yatırım alanı oluşturulması ve bu alan içerisinde Malatya’nın olmaması bizleri üzmüştür.

Doğu Anadolu’nun üretim ve istihdam potansiyelinin en yüksek olduğu ilin Malatya olduğu unutulmamalıdır.

Plan kapsamında yer alan illerde sanayi bölgelerinin demiryolları ve limanlara bağlanması, çalışanlar için lojmanlar ve çocukları için sanayi ve teknoloji kolejleri gibi sosyal imkânların sağlanması öngörülmektedir.

Bu imkânlardan Malatya’nın mahrum bırakılması, depremin yaralarını daha da derinleştirecektir.

Daha hızlı ayağa kalkabilmemiz için şehrimizin de sanayi koridoruna dahil edilmesini en üst seviyede talep ediyoruz” diye konuştu.

GAZİANTEP Yıldırım: Kentimiz, bölge ekonomisinin taşıyıcı kolonlarından biri haline geldi ■ Gaziantep Ticaret Odası Başkanı Mehmet Tuncay Yıldırım, 6 Şubat depremlerinin üçüncü yılı dolayısıyla yaptığı değerlendirmede, afetin yalnızca fiziki yıkıma değil, üretim, istihdam ve lojistik zincirine de Cumhuriyet tarihinin en ağır ekonomik şoklarından birine yol açtığını söyledi.

Deprem sonrası süreçte en temel önceliğin üretimin durmaması, ihracat bağlantılarının korunması ve işletmelerin ayakta kalması olduğunu belirten Yıldırım, Gaziantep’in sanayi altyapısının hızlı toparlanması sayesinde bölge ekonomisinin taşıyıcı kolonlarından biri haline geldiğini ifade etti.

Gaziantep’in yalnızca kendi üretimini değil, çevre illerin ticari sürekliliğini de desteklediğini vurguladı. 2024’te güçlü büyüme  Yıldırım, 2023 yılında depremlerin doğrudan etkisiyle Gaziantep ekonomisinin yüzde 1,4 daraldığını, ancak 2024’te TÜİK verilerine göre reel olarak yüzde 8,2 büyüme kaydettiğini, bu artışta baz etkisinin payı bulunsa da, Türkiye ortalaması olan yüzde 3,3’ün oldukça üzerinde gerçekleşen büyümenin, şehrin hızlı toparlanma ve üretime dönüş kapasitesini ortaya koyduğunu söyledi.

Afet risklerinin artık yatırım kararlarının, sanayi alanı planlamalarının ve finansal stratejilerin ayrılmaz bir parçası haline geldiğine dikkat çeken ve kalıcı başarının kısa vadeli desteklerle değil, afet risklerini gözeten, üretim ve istihdamı güçlendiren uzun vadeli kalkınma politikalarıyla mümkün olacağını vurgulayan Yıldırım, “6 Şubat depremleri bir gerçeği net biçimde göstermiştir: Ekonomik dayanıklılık artık bir tercih değil, zorunluluktur” dedi.

Ünverdi: Acılar bir daha yaşanmasın diye tedbirleri önceden almalıyız  ■ Gaziantep Sanayi Odası (GSO) Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Ünverdi de, 6 Şubat depremlerinin üçüncü yıl dönümü dolayısıyla yayımladığı mesajda, yaşanan büyük felaketin acısının ilk günkü gibi taze olduğunu belirterek, benzer acıların tekrar yaşanmaması için gerekli tedbirlerin önceden alınması gerektiğini vurguladı.

Depremde 50 binden fazla vatandaşın hayatını kaybettiğini hatırlatan Ünverdi, GSO olarak hem sorunların çözümü hem de hayata geçirilen projelerle sürecin atlatılması için aktif rol üstlendiklerini söyledi.

Reel sektörün desteğe ihtiyaç duyduğu bir dönemde Cumhurbaşkanı tarafından açıklanan imalat sanayine yönelik 100 milyar TL’lik finansman paketinin üretim ve istihdamın sürdürülebilirliğine katkı sağlayacağına inandıklarını belirten Ünverdi, mesajını “Afetin ne zaman geleceğini bilemeyiz.

Bu nedenle tedbirlerimizi önceden almalı, kaybettiğimiz canlarımızı rahmetle anarak geleceğe daha güçlü hazırlanmalıyız” sözleriyle tamamladı.

ADANA Kıvanç: Kent olarak barınmadan lojistiğe kadar pek çok alanda destek sağladık ■ Adana Sanayi Odası Başkanı Zeki Kıvanç, depremlerin acısının aradan geçen zamana rağmen ilk günkü tazeliğini koruduğunu vurguladı.

Başkan Kıvanç, “Yüreklerimizde derin izler bırakan, acısını bir ömür boyu taşıyacağımız 6 Şubat depremlerinin üzerinden üç yıl geçti.

Geniş bir coğrafyayı etkileyen ve şehirlerimizi derinden sarsan bu büyük felaket, yalnızca on binlerce insanımızı hayattan koparmakla kalmamış; aynı zamanda sosyal ve ekonomik anlamda da ağır sonuçlar doğurmuştur.

Adana, fiziksel yıkımı sınırlı ölçüde yaşamış olsa da bölgesel etkileri tüm boyutlarıyla hissetmiş ve önemli sorumluluklar üstlenmiştir” dedi.

Depremin ardından Adana’nın kritik bir rol üstlendiğini belirten Kıvanç, “Felaketin hemen ardından Adana, önemli bir lojistik merkez haline gelmiştir.

Sanayicilerimiz ve iş insanlarımız büyük bir dayanışma örneği sergileyerek tesislerini depremzedelerimize açmış; barınmadan lojistiğe kadar pek çok alanda destek sağlamıştır.

Kentimiz, yardımların bölgeye ulaştırılmasında kilit bir görev üstlenmiştir” diye konuştu.

Dayanışma ve birlik vurgusu yapan Kıvanç, mesajını şu sözlerle tamamladı: “Bu büyük felaket, millet olarak zor zamanlarda nasıl kenetlendiğimizi bir kez daha göstermiştir.

Devletimizin öncülüğünde; iş dünyası, sivil toplum kuruluşları ve tüm paydaşlarımızla birlikte yaraları sarmaya, mağduriyetleri gidermeye ve geleceği daha sağlam temeller üzerine inşa etmeye kararlılıkla devam ediyoruz.” ADIYAMAN Torunoğlu: KOSGEB ödemeleri ertelenmeli ■ Deprem sonrası inşaat sektöründe yoğun bir dönem geçirdiklerini belirten Adıyaman Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mehmet Torunoğlu, üretim tarafında ise halen ciddi aksamaların yaşandığını söyledi.

Depremin ardından nitelikli ve kalifiye personelin başka şehirlere yöneldiğini vurgulayan Torunoğlu, firmaların üretim kapasitelerinin ve yarattıkları istihdamın hâlâ deprem öncesi seviyelere ulaşamadığını kaydetti.

Kamu tarafından mücbir sebep halinin uzatılmasının bölge sanayicisi ve esnafı için önemli bir nefes olduğunu ifade eden Torunoğlu, buna rağmen ciddi bir finansman ihtiyacının sürdüğünü dile getirdi.

Adıyaman bölgesinde yeni bir teşvik paketinin acilen devreye alınması gerektiğini vurgulayan Torunoğlu, “özellikle emek yoğun sektörlerde binlerce hemşehrimiz çalışıyor.

İnşaat ve tekstil sektörünün zayıfl aması halinde bölgede ciddi bir işsizlik dalgası başlayabilir” dedi.

KOSGEB’in deprem sürecinde devreye aldığı destek paketlerinde geri ödeme takviminin yaklaşmaya başladığını hatırlatan Torunoğlu, “Ancak işletmelerimiz henüz normal ekonomik düzene dönebilmiş değil.

Bu nedenle söz konusu ödemelerin ertelenmesi büyük önem taşıyor” ifadelerini kullandı.

DİYARBAKIR Mehmet Kaya: Kısmi iyileşme ve toparlanma var ama ekonomi hâlâ kırılgan ■ Depremin merkezinde yer almamalarına karşın hem fiziki hem de ekonomik anlamda ciddi sonuçlarla karşı karşıya kaldıklarını söyleyen Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası (DTSO) Başkanı Mehmet Kaya, kentin ekonomik yapısının hâlâ tam anlamıyla toparlanamadığını kaydetti.

Kaya, sanayi ve ticarette kısmi bir iyileşme yaşandığını ancak göstergelerin henüz deprem öncesi seviyelere  ulaşmadığını vurguladı.

Depremde 2 bini aşkın esnafın işyerinin yıkıldığını hatırlatan Kaya, Organize Sanayi Bölgesi’nde üretimin tamamen durmadığını ancak tedarik zincirindeki aksamalar, nitelikli iş gücü kaybı ve finansmana erişim sorunlarının sanayiciyi ciddi biçimde zorladığını ifade etti.

Bu süreçte küçük esnafın ise daha ağır bir tabloyla karşı karşıya kaldığını belirten Kaya, çarşı merkezlerinde uzun süreli kapanmalar yaşandığını ve birçok işletmenin faaliyetini sonlandırmak zorunda kaldığını dile getirdi.

Tekstil yatırımlarını dışarı kaptırdık  Deprem sonrası dönemde alım gücündeki düşüş, göç ve barınma krizinin iç piyasayı daralttığını kaydeden Kaya, şunları söyledi: “Özellikle perakende ve hizmet sektöründe ciddi ciro kayıpları yaşandı.

Artan kira ve maliyetlerin toparlanma sürecini zorlaştırdı.

Kapasite kullanım oranlarında artış gözlemlense de bunun hâlâ deprem öncesi seviyelerin altında.

İstihdamda özellikle küçük ve orta ölçekli işletmelerde daralma var.” Son iki yılda kısmi bir toparlanma görülse de istihdam açısından tablonun daha kırılgan olduğunu kaydeden Kaya, “Deprem sonrası dönemde birçok işletme küçülmeye gitti, kayıtlı istihdamda düşüş yaşandı.

Özellikle küçük ve orta ölçekli işletmeler, artan maliyetler nedeniyle yeni istihdam yaratmakta zorlandı.

Yüksek enerji ve hammadde maliyetleri ile finansmana erişim sorunları, bölgeye özgü teşviklerin yetersizliği ve uygulanmakta olan döviz kuru politikası firmaları yurt dışına yöneltti.

Tekstil sektöründe üretimin Mısır, Bangladeş ve Fas gibi ülkelere kaymasının bölge açısından ciddi bir risk oluşturuyor.

Bu durumun özellikle kadın ve genç istihdamını tehdit etmekte” dedi. 104 firma merkezini taşıdı  Diyarbakır’ın ihracatının 2023’te 231 milyon dolar, 2024’te 242,8 milyon dolar ve 2025’te 275,6 milyon dolar olarak gerçekleştiğini belirten Kaya, artışa rağmen potansiyelin gerisinde kaldığını, lojistik maliyetler ve finansmana erişim sorunlarının ihracatçı firmaların önündeki en büyük engeller olmaya devam ettiğini ifade etti.

Deprem sonrası en temel sorunlardan birinin finansmana erişim olduğunu kaydeden Kaya, teminat şartları ve yüksek faiz oranlarının özellikle KOBİ’leri zorladığını söyledi. 2025 yılında 104 firmanın merkezini Batı illerine taşıdığını açıklayan Kaya, bunun bölge ekonomisi açısından dikkat çekici bir gelişme olduğunu belirtti.

Mevcut teşvik sistemi yetersiz  Lojistik altyapının güçlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Kaya, lojistik merkezinin tamamlanması, lisanslı depoculuğun hayata geçirilmesi, küçük sanayi sitelerinin modernize edilmesi ve hızlı tren ile otoyol projelerinin hızlandırılmasının önemine dikkat çekti.

Karacadağ’da planlanan GES Endüstri Bölgesi’nin de enerji maliyetlerini düşürerek üretime katkı sağlayacağını ifade etti.

Mevcut yatırım teşvik sisteminin bölgesel eşitsizlikleri azaltmada yetersiz kaldığını savunan Kaya, Diyarbakır ve bölge illerini önceleyen, uzun vadeli ve yapısal bir kalkınma modeline ihtiyaç olduğunu söyledi.

Merkezi idare ve yerel yönetimlerin eşgüdüm içinde çalışması gerektiğini belirten Kaya, üretim, istihdam ve ihracatı merkeze alan kurumsal bir ekonomik koordinasyon mekanizmasının hayata geçirilmesi çağrısında bulundu.

KİLİS Celkanlı: Yatırım ortamını iyileştirecek düzenlemelerin yapılması gerekiyor Kilis Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Hacı Mustafa Celkanlı, afetin Kilis ili üzerindeki ekonomik ve sosyal etkilerini değerlendirirken "Fiziksel yıkımın görece sınırlı kalmasına karşın, Kilis; komşu illerde yaşanan büyük hasarın dolaylı etkilerinden, nüfus hareketlerinden ve ticaret ağlarındaki kopuşlardan ciddi biçimde etkilenmiştir.

Sanayi, ticaret ve istihdam başta olmak üzere kent ekonomisi, bu süreçte önemli bir dönüşüm yaşamıştır" dedi.

Deprem sonrası ilk dönemde Kilis’te sanayi üretimi ve ticari faaliyetlerde belirgin bir duraksama yaşandığını belirten Celkanlı şunları söyledi: "Özellikle küçük ve orta ölçekli işletmeler, tedarik zincirlerindeki kopukluklar, finansmana erişimde yaşanan güçlükler ve belirsizlik ortamı nedeniyle kapasite kullanım oranlarını düşürmek zorunda kalmıştır.

Organize Sanayi Bölgesi’nde faaliyet gösteren işletmelerin bir kısmı üretime ara verirken, ayakta kalabilen firmalar ise sınırlı kapasiteyle çalışmayı tercih etmiştir.

Bu durum, kent genelinde üretim hacminin ve ticaret hacminin daralmasına yol açmıştır.

İstihdam cephesinde de benzer bir tablo ortaya çıkmıştır.

Ancak son üç yılda kente geri dönüş başlamıştır.

İhracat açısından bakıldığında, Kilis’in özellikle gıda, tekstil ve plastik gibi sektörlerde sınırlı da olsa toparlanma eğilimine girdiği görülmektedir.

Ancak bu toparlanma, maliyet artışları, döviz kuru dalgalanmaları ve lojistik sorunlar nedeniyle istenen hızda gerçekleşememiştir.

Deprem sonrası dönemde bazı ihracatçı firmalar pazar kaybı yaşamış, yeni pazarlara açılma konusunda temkinli davranmak zorunda kalmıştır.

Kamu destekleri önemli Kamu tarafından sağlanan kredi destekleri, vergi ertelemeleri ve çeşitli teşviklerin, işletmelere nefes aldırdığını kaydeden Celkanlı şöyle devam etti: Ancak özellikle küçük işletmeler için bu desteklerin yeterli olmadığı yönünde yaygın bir kanaat bulunmaktadır.

Krediye erişim koşullarının ağır olması, teminat sorunları ve yüksek faiz oranları, finansmana erişimi zorlaştırmıştır.

Bu durum, yatırımların ertelenmesine ve işletmelerin büyüme planlarını askıya almasına neden olmuştur.

Tedarik zinciri ve lojistik altyapısı, depremden en fazla etkilenen alanlardan biri olmuştur.

Kilis’in çevre illerle olan ticari bağlantılarında yaşanan aksaklıklar, ham madde temininde ve ürün sevkiyatında gecikmelere yol açmıştır.

Son üç yılda bu sorunların bir kısmı giderilmiş olsa da, lojistik altyapının daha dirençli hâle getirilmesi gerektiği açıktır.

Özellikle karayolu bağlantılarının güçlendirilmesi, depolama alanlarının artırılması ve sınır ticaretinin daha etkin hâle getirilmesi önem taşımaktadır.

Bölge sanayisinin kalıcı olarak güçlenmesi ve gelecekte benzer krizlere karşı daha dirençli hâle gelmesi için yapısal adımların atılması gerekmektedir.

Bu kapsamda, Kilis’te sektör çeşitliliğinin artırılması, katma değeri yüksek üretime yönelinmesi ve mesleki eğitim altyapısının güçlendirilmesi öncelikli konular arasında yer almalıdır.

Üniversite- sanayi iş birliğinin geliştirilmesi, genç ve nitelikli iş gücünün kentte tutulmasına katkı sağlayacaktır.

Merkezi hükümetten beklentiler arasında, uzun vadeli ve düşük maliyetli finansman imkânlarının artırılması, teşviklerin süreklilik kazanması ve yatırım ortamını iyileştirecek düzenlemelerin yapılması öne çıkmaktadır.

Yerel yönetimlerden ise sanayi alanlarının altyapısının güçlendirilmesi, sosyal yaşam alanlarının artırılması ve kentin cazibesini yükseltecek projelerin hayata geçirilmesi beklenmektedir.*** Sonuç olarak, Kilis ili deprem sonrası üç yıllık süreçte önemli zorluklar yaşamış olsa da, toparlanma potansiyelini korumaktadır.

Doğru politikalar, etkin destek mekanizmaları ve yerel aktörlerin iş birliğiyle Kilis ekonomisinin daha güçlü ve dirençli bir yapıya kavuşması mümkündür.

Özellikle Polateli Şahinbey Organize Sanayi Bölgesi'nin altyapı çalışmalarının tamamlanması halinde Kilis'te sanayi yatırımlarının ivme kazanacağı ve 100.000 kişiye istihdam sağlayacağı düşünülmektedir.*** İlimize 6 kilometre mesafede bulunan ve Ortadoğu'ya açılan en büyük kapı olan Öncüpınar Gümrük Kapısı ile ihalesi yapılan Amanos Tüneli Projesinin hayata geçirilmesi halinde 85 kilometre mesafeden İskenderun Körfezine ulaşacak olan Kilis bir liman şehri olacak, Orta Doğu Ülkelerine ve tüm Doğu Akdeniz ve GAP Bölgesi illerinin bağlantısını sağlayan bir merkez haline gelecektir.

OSMANİYE Aksoy: Firmalarımız özellikle ara eleman ve tecrübeli işçi bulmakta zorlanıyor Depremde sanayi bölgelerinde ciddi fiziki hasar oluşmamasının üretimde büyük bir düşüşün önüne geçtiğini kaydeden Osmaniye Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Devrim Murat Aksoy, depremde yaşamını yitiren kalifiye personel nedeniyle üretimde dönemsel aksamalar yaşandığını söyledi.

Ticaret alanında ise yıkılan iş yerlerinin yeniden inşa süreci büyük ölçüde tamamlandığını vurgulayan Aksoy, “Depremden dolayı iş gücünde önemli kırılmalar oldu; birçok kişi barınma, altyapı eksikliği ve güvenli yaşam talebiyle başka şehirlere göç etti.

Bu, üretimde hem nitelikli personel kaybına hem de işletmelerin yeniden açılma sürecinde ister istemez gecikmelere yol açtı.

Kentlere dönüş ne kadar başlasa da firmalarımız özellikle ara eleman ve tecrübeli işçi bulmakta zorlanmaktalar” dedi.

Lojistik etkinlikte sıkıntı var  KOBİ’ler ve işletmelerin finansmana erişimde ciddi engellerle karşılaştığını vurgulayan Aksoy, “Yüksek faiz oranları, sıkı kredi koşulları ve teminat talepleri bunların başında gelmektedir.

Ayrıca küçük esnaf ve işletmeler açısından vergi/SGK borçları, teminat talepleri gibi engeller süreci oldukça zorlaştırmaktadır.

İlimizde depremle birlikte altyapı, üretim ve ekonomik faaliyetler ciddi şekilde etkilendi.

Yollar, işyeri binaları ve üstyapı zarar gördü; birçok bina yıkıldı veya ağır hasar aldı.

Bu durum lojistik ve tedarik zincirinin işleyişini olumsuz şekilde etkilemiştir.

Ancak zamanla bölgedeki yolların önemli bir kısmı onarılarak hem yerel ulaşım hem de bölgesel lojistik faaliyetler yeniden mümkün kılındı.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, deprem sonrası hasar gören yollarda bakım, onarım ve iyileştirme çalışmalarına ağırlık verdi.

Depremden etkilenen yollar, deprem öncesine göre önemli ölçüde onarılsa da bazı bölgelerde lojistik etkinliği tam sağlanamadı.

Özellikle Osmaniye çevresindeki yan yollar, köprüler ve bazı arterlerde taşımacılık hâlâ normal seviyesine dönmedi.

Ancak çalışmalar halen devam eriyor" açıklamasını yaptı.

Yeniden yapılandırma projeleri  Birleşmiş Milletler ve bazı uluslararası kuruluşların, tarımsal ürünler ve gıda zincirine odaklı yeniden yapılandırma projeleri yürüttüğünü, bunun da bölgesel tedarik zincirinin yeniden canlanmasına katkı sağladığını bildiren Aksoy, “İlimizde sanayinin kalıcı biçimde güçlenmesi ve deprem, kriz, tedarik kırılması gibi olumsuzluklar karşısında daha dirençli hale gelmesi için yapısal bir dönüşüm gerekmektedir.

Bu dönüşümün sağlanmasında daha dirençli yapılarla birlikte, katma değer, insan kaynağı gerekmektedir” diye konuştu.

Beklentilerinin Osmaniye’nin sanayi alt yapısının güçlendirilip, ticaret hacminin artırılarak sürdürülebilir bir büyüme sağlanması olduğunu vurgulayan Aksoy, “Bunun için istihdam ve sanayi yatırımları ile OSB’lerin güçlendirilmesi, tarıma dayalı sanayi ve lojistik yatırımlarıyla gençlere iş imkânı yaratılması.

Tarımsal alanda Osmaniye’nin yer fıstığı, zeytin gibi ürünlerinde girdi maliyetlerini düşüren, üreticiyi gerçekten rahatlatan destekler sunulması.

Ayrıca karayolu ve demiryolu bağlantılarının güçlendirilerek ilimizin Doğu Akdeniz’de daha cazip bir merkez haline getirilmesi sağlanmalıdır” diye konuştu.  

İlgili Sitenin Haberleri