Haber Detayı

Gençlik örgütlerinden '6 Şubat' açıklaması: ‘Bütün sorumlular hesap verene kadar buradayız’
Türkiye cumhuriyet.com.tr
06/02/2026 15:19 (1 saat önce)

Gençlik örgütlerinden '6 Şubat' açıklaması: ‘Bütün sorumlular hesap verene kadar buradayız’

6 Şubat depremlerinin 3. yıl dönümü nedeniyle İstanbul Üniversitesi'nin Beyazıt kapısı önünde buluşan gençlik temsilcileri, Enkaz altında kalan canları çıkartmak ve yaraları sarabilmek için yoksullukla yüzleşen milyonlar varını yoğunu ortaya koyarken rant ve talan uğruna binleri ölüme sürüklemiş olanların ilk refleksi IBAN üzerinden para toplamak ve çadır satmak oldu açıklamasını yaptı.

Gençlik örgütleri 6 Şubat depremlerinin 3. yıl dönümü nedeniyle Beyazıt Meydanı'nda bir açıklama yaptı.

Unutmak Yok, Affetmek Yok; 6 Şubatın Hesabını Gençlik Soracak! başlıklı açıklamada, 2023 6 Şubat sabahı saat 4.17’de hayatlarımızı sarsan o anın ardından tamı tamına 3 yıl geçti.

Sistem bütün pisliğini kusarak bize gerçek yüzünü bir kere daha gösterdi.

Maraş, Antep, Adıyaman, Hatay, Urfa, Malatya, Kilis, Adana, Osmaniye, Diyarbakır, Elazığ’da sayısız maddi, manevi kayıplara neden olan deprem yüz binlerin hayatını derinden sarstı denildi.

NE SORUMLULAR HESAP VERDİ NE DE...

Depremin üzerinden 3 yıl geçmesine rağmen sorumluların hesap vermediğinin vurgulandığı açıklamada, şu görüşler dile getirildi: Kayıtlara göre 53 bin 537 insanın katledildiği, 107 bin 213 kişinin yaralandığı Murat Kurum’un belirttiği üzere ise 130 bin kişinin katledildiği bu tarihte ve sonrasında bizi bu noktaya sürükleyen ihmal zincirine yakından tanık olduk.

Depremin üzerinden tam olarak 3 yıl geçti fakat ne sorumlular hesap verdi ne de yenilerinin yaşanmasının önüne geçecek politikalar uygulandı.

Dört bir yanında deprem riski taşıyan bu topraklarda yaşayan insanlar olarak endişelerimizin ne derece karşılıksız olduğunu, hayatlarımızın ne derece değersiz olduğunu bir kere daha gördük.

İKTİDAR, KIZILAY ARACILIĞIYLA KAN SATARAK KİMDEN TARAF OLDUĞUNU BİR KERE DAHA GÖSTERDİ 99 Marmara, 2011 Van ve 2020 İzmir depreminde ve irili ufaklı birçok depremde gördüğümüz şey deprem bölgesi olduğu bilinmesine rağmen, uzmanlar tarafından tehlikeler sürekli biçimde dillendirilmesine rağmen deneyimlerimizden hiçbir ders çıkarılmadığı olmuştur.

Milyonlarca insan hiçbir güvencenin olmadığı yaşam alanlarına mahkum edilmişken biz bu yaşananların birer 'doğal afet' değil sınıfsal ve siyasal katliam olduğunu çok iyi biliyoruz.

Bu yıkıma karşı elimizde olan tek şey süregelen enflasyon ve yoksulluğa rağmen kendi dayanışmamız ve örgütlülüğümüz oldu.

Enkaz altında kalan canları çıkartmak ve yaraları sarabilmek için yoksullukla yüzleşen milyonlar varını yoğunu ortaya koyarken rant ve talan uğruna binleri ölüme sürüklemiş olanların ilk refleksi IBAN üzerinden para toplamak ve çadır satmak oldu.

Yetmedi iktidar, kan tekeli Kızılay aracılığıyla kan satarak bizlere kimden taraf olduğunu bir kere daha gösterdi!

Yüksek deprem vergileri hiç verilmemiş gibi durumdan istifade korkunç kayıplarıyla boğuşan halkın ceplerinin boşaltılmaya çalışıldı Bu korkunç kıyımın gerçekleşmesinin en büyük sebeplerinden biri olan belediye ihaleleri, devlet tarafından hiçbir şekilde sorgulanmadı ve yıkılan evlerimizin enkazları üzerine inşaa edilen TOKİ’ler herhangi bir doğal afet olmaksızın insan eliyle yıkılabilecek durumda inşaa edildi çünkü hayatlarımız 3-5 kişinin cebini doldurmasından daha değersizdi.

TAPULU ARAZİLER ACELE KAMULAŞTIRMA YOLUYLA TALAN EDİLDİ Üzerinden geçen 3 yılda ise cezasızlık politikalarının yanı sıra yaşam alanlarımız, yıkılmamış bile olsa fırsattan istifade rezerv alanı ilan edildi.

Tapulu araziler düşük bedellerle 'uzlaşma' baskısıyla acele kamulaştırma yoluyla talan edildi.

Bölgenin çok kültürlü yapısı devletin bilinçli müdahaleleriyle bozulmaya çalışıldı.

Bu fiilen yerinden etmeler ve yeniden inşaa sürecinin geciktirilmesi hatta kimi bölgelerin kendi kaderine terk edilmiş olması demografik yapıya birebir müdahale ve coğrafyanın tarihsel ve toplumsal dokusunun bozulmasının hedeflenmesi anlamına gelmektedir.

Kamu yararı adı altında itirazlar hiç sayıldı ve yüzbinler mağdur edildi.

Denetime ne derece ihtiyacımız olduğu pratikte ortadayken depremden sonra hayata geçirilen her bir politika denetimsizliğin önünü açtı.

Yapılan hiçbir tercih halktan yana olmadı.

Tekrar buradan sesleniyoruz; Gitmeyeceğiz.

Yaşam alanlarımızı, kültürümüzü ve hafızamızı terk etmeyeceğiz.

BÜTÜN SORUMLULAR HESAP VERENE KADAR BURADA OLACAĞIZ Silahlanmaya ve askeri operasyonlara ayrılan bütçenin de eleştirildiği açıklama, Marmara depremi hala güncel bir tehdit olarak baş ucumuzdayken sistem bize neler sunacağını aslında 3 yıldır göstermektedir.

Bizi geleceğimizle birlikte enkaz altında bırakacağını açıkça söylemiştir.

Denetimsizlik, rantçılık ve yerinden etme politikaları bize göstermektedir ki dün mezar satanlar yarın için yaşanacak katliamın zeminini hazırlamaktadırlar.

Sistem bizi dört bir yandan çeşitli araçlarıyla sarmışken biliyoruz ki geleceksizliğe, savaşlara, yoksulluğa ve sömürüye karşı elimizde örgütlülüğümüzden başka kurtuluş yolu yoktur.

Bizler birkaç günah keçisinin değil büyüğünden küçüğüne bütün sorumlular hesap verene kadar burada olacağız.

Bir grup burjuva asalağın ölü bedenlerimiz üzerine inşaa ettiği varlıklarına karşı mücadelemizi büyüteceğiz.

Depremde kaybettiklerimizi mücadelelerini sürdürerek yaşatacak insanca bir yaşam için kâr, sömürü ve talan düzenine karşı mücadeleyi yükselteceğiz sözleriyle sona erdi.

İlgili Sitenin Haberleri